Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1293 E. 2026/2461 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1293
Karar No
2026/2461
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2085 E., 2024/2996 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziosmanpaşa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/794 E., 2023/88 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ... ... Mahallesi çalışma alanında bulunan eski 1071 parsel sayılı taşınmaz, 766 sayılı Tapulama Kanunu'na göre tapu kayıtları nedeniyle dava dışı 3. kişiler adına 29.08.1970 tarihinde tespit edildikten sonra, eldeki davanın davalıları Hazine vekili ve ... vekili tarafından...Mahkemesinde açılan tespite itiraz davası neticesinde 1982/200 Esas ve 1985/263 Karar sayılı kararıyla orman vasfıyla hükmen tescil edilmiş ve bu karar Yargıtay deracatından geçerek 23.09.1991 tarihinde kesinleşmiş olup, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi gereğince yapılan çalışmalarda bu taşınmaz 1 93... parsel numarasıyla 1.482.989,02 m² yüzölçümlü olarak orman vasfıyla Hazine adına tapuya tescil edilmiş; davacıların murisi ...... 1071 parsel sayılı taşınmazın 5/28800 hissesini, ...'dan 02.09.1991 tarihli ve 2764 yevmiye numaralı resmi senede istinaden, tapu kaydına Hazine tarafından konulan 21.05.1982 tarihli ve 882 yevmiye numaralı ile ihtiyati tedbir şerhli olarak satış suretiyle edinmiştir. 3. Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; ... ... Mahallesinde bulunan eski 1071 parselde kayıtlı 1.482.989,02 m² yüzölçümüne sahip taşınmazdaki 5/28800 hissesini davacıların murisleri ... ...' in 02.09.1991 tarihinde satış suretiyle edindiğini, ancak taşınmazın tapusunun iptal edilerek orman vasfıyla Hazine adına tescil edildiğini, mülkiyet haklarının ihlal edildiğini belirterek, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, davalı üzerine kayıtlı mezkur taşınmazın tapu kaydının iptaline, bu mümkün değilse taşınmazın bedelinin Hazine adına tescil tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine veya taşınmaza uygun başka taşınmaz verilmesine, yargılama masraf ve giderleri ile ücreti vekâletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; çekişmeli taşınmazın orman vasfıyla davalı Hazine adına tescil edildiğini, Defterdarlık Milli Emlak Denetim Bürosu Başkanlığı tarafından hazırlanan inceleme raporunda taşınmazın 14.11.1942 tarihli T.C. Orman Tahdit Komisyon reisliğinin İstanbul Çatalca kazasının ... civarındaki ormanların tahdidine ilişkin çalışmasında ilgili parselin sahipsiz olduğu teyit edilerek ... Devlet Ormanı olarak tahdidinin tamamlandığının belirtildiğini, niteliği orman olan, orman tahdit alanı içerisinde kaldığı belirtilen taşınmazın satış işlemine konu olması ve devredilmesinin mümkün olmadığını, orman sayılan bir yerin zilyetlik yoluyla edinilmesinin, böyle bir yerin özel mülkiyet şeklinde tapuya tescil edilmesinin mümkün olamayacağını, ormanlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi nereye kadar ulaşırsa ulaşsın hukuken değer taşımayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "dava konusu taşınmazın ilk malikinin ... olduğu görülse de davacıların delil olarak ibraz ettikleri 02.09.1991 tarihi ve...yevmiye numaralı resmi senette ... tarafından 5/28800 hissenin davacıların murisi ... ...'e satışının yapıldığı, bu resmi senedin cilt 49, sayfa 98, sıra 5'te kayıtlı olması kaydın zabıt defterinde olduğunu gösterse de tapu kaydında ilk malikin Hazine olması ve ...'nın tapu kaydında malik sıfatının hiç bulunmadığı anlaşılsa da her nasılsa orman vasfındaki taşınmazın resmi senetle davacıların murisi ... ...'e satışının yapılarak özel mülkiyete konu edilmesi somut olayda Devletin tazminat sorumluluğunun doğurduğunu, malikin taşınmazın orman olduğunu bilmesi yani iyi niyetli olup olmaması Devletin sorumluluğuna etkili olmayıp, tapu sicilinin tutulmasından Devlet sorumlu olup Hazineye husumet yöneltilmesi gerekmekte olup davalı ... İdaresinin sorumluluğu bulunmadığını, arazi (tarla) vasfındaki taşınmazın değerinin, 16.06.2022 tarihli bilirkişi raporu esas alınarak değerlendirme tarihindeki mevki ve şartlara göre olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri esas alınmak suretiyle belirlenen değeri üzerinde davanın kabulüne karar verildiği" gerekçesiyle, davalı Hazineye yöneltilen, tapu iptali ve tescil talebinin reddine, terditli talep olan tazminat talebinin kabulüne, 35.800,67 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden tahsili ile davacı ...'e, 26.850,50 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden tahsili ile davacı ...e, 8.950,17 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden tahsili ile davacı ...'e verilmesine, dahili davalı ... İdaresine yöneltilen davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı, davacı ... ve arkadaşları vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmekle Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "dava konusu taşınmazın orman niteliğinde olduğu ve 1991 yılında hükmen tescil edilmiş olması ve 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uygulamasının da iptal edilmiş olmasına göre İlk Derece Mahkemece tapu iptal talebinin reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak terditli tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, dava konusu taşınmazın beyanlar hanesine 1982 yılında taşınmazın Kadastro Mahkemesinde davalı olması sebebiyle ihtiyati tedbir şerhi verilerek satış işlemlerinin sonradan bu şerh ile birlikte gerçekleştirilmiş olduğu, davacıların murisi de 1991 yılında sözkonusu şerhi bilerek ve hukuki neticelerini kabul ederek taşınmazdan pay satın aldığından, Devlet tapu sicil kaydındaki şerhin tesisini sağlayarak kaydın bu hali ile değerlendirilmesi gerektiği hususunu aleniyete intikal ettirdiği, somut olayda davacıların murisi tarafından dava konusu taşınmazın Kadastro Mahkemesinde davalı olduğu ve hukuki vecibeleri kabul edilerek hisse iktisap edildiğinden iyiniyetli olmadıkları ve tazminat haklarının bulunmadığı" gerekçesiyle, istinaf başvurusunun reddine, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı Hazine yönünden davanın esastan reddine, dahili davalı ... İdaresi yönünden davanın pasif husumetten reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; şerh olan bir taşınmazın devrinin yapılmaması gerekirken Tapu Müdürlüğü tarafından yapıldığını, bu yanlış işlemin müsebbibinin sadece davacılar olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, tapuda yapılan yanlış işlemlerden tapunun da mesuliyetinin bulunduğunu, sadece müvekkilleri yönünden mesuliyet yükleyen bu kararı kabul etmediklerini, davacıların mallarından yoksun kalıp tazmin edilmesi sorumluluğunun da devam ettiğini, kararın hakkaniyet esas alınmak suretiyle bozulması gerektiğini ve m² birim bedeline itiraz ettiklerini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davacı ... ve arkadaşlarından alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/1293, K. 2026/2461, T. 13.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-1293-e-2026-2461-k-a577657514c1