Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5257 E. 2026/1895 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/5257
- Karar No
- 2026/1895
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/77 E., 2023/3151 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırklareli Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/50 E., 2021/26 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı birleşen dava dosyasının davacısı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. .... ili .... .... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosu sırasında asıl dava dosyasının davacısı ...'ın paydaşı bulunduğu eski 2659 parsel sayılı 24.200 m² yüzölçümlü taşınmaz, yeni 1 11... parsel numarası ve 22.269,01 m² yüzölçümlü olarak, birleşen dava dosyasının davacısı ...'a adına tapuda kayıtlı 2647 parsel sayılı 32.700 m² yüzölçümlü taşınmaz, yeni 1 11... parsel numarası ve 30.652,79 m² yüzölçümlü olarak, davalılar adına tapuda kayıtlı bulunan eski 2652 parsel sayılı 22.400 m² yüzölçümündeki taşınmaz ise 1 11... parsel numarasıyla ve 24.346,31 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2. Davacı ... ve birleşen dosya davacısı ... vekili dava dilekçelerinde; uygulama kadastrosunda adlarına kayıtlı taşınmazların yüzölçümünün azaldığını, davalılar adına kayıtlı komşu taşınmazın yüzölçümünün ise arttığını belirterek, yapılan uygulama kadastrosunun iptali ile taşınmazların tesisteki yüzölçümüyle tespit ve tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğine rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... dava konusu 1 11... , 34... parsel sayılı taşınmazların tespitinin 1974 yılında tapu kaydına istinaden yapıldığı, davacı ...'a ait 1 11... parselin kuzey, doğu, güney ve batı sınırlarının sabit sınır tipinde olduğu, uygulama kadastrosu yapılırken 24.200 m² olan yüzölçümünün 22.269,01 m²'ye düştüğü, davacı ...'a ait 1 11... parselin kuzey, doğu ve kısmen batı sınırlarının sabit sınır, güney sınırı ve kısmen de batı sınırının geçerli sınır tipinde olduğu, uygulama kadastrosu yapılırken 32.700 m² olan yüzölçümünün 30.652,79 m²'ye düştüğü, davalı ... ve ...'e ait 1 11... parselin kuzey, batı ve güney sabit sınır, doğu sınırının kısmen sabit kısmen de geçerli sınır tipinde olduğu, uygulama kadastrosu yapılırken 22.400 m² olan yüzölçümünün 24.346,31 m²'ye yükseldiği, davacıların dava konusu etmiş olduğu parselde miktar artışının tesis kadastrosundaki tersimat hatasından kaynaklandığı, şöyle ki; hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davalı ... ve ...'e ait 1 11... parsel numaralı taşınmazın tesis kadastro paftası ile ölçüm değerlerinin birbirine uyumlu olmadığı, davalı parselin batı sınırında 107, 108 ile doğu sınırındaki 110, 115 numaralı takometrik noktaların tersimatlarının hatalı olduğu, güney sınırında ise 114 numaralı nokta yerine parsel hattının 115 numaralı noktaya bağlanarak hatalı tersimat yapıldığı, hatalı tersimattan dolayı planimetre ile hesaplanan yüzölçümlerin de gerçeği yansıtmadığı, uygulama kadastrosu ile tersimat hatasının giderilerek yüzölçümlerinin yeniden hesaplandığı, Mahkememizce bilirkişilerden raporlarında uygulama kadastrosu neticesinde düzenlenen paftanın hava fotoğrafı ve ortofotolarda çakıştırılmasının istendiği, bu çakıştırmalarda uygulama kadastrosu neticesinde yeniden düzenlenen paftaların zeminle uyumlu olduğunun gözlemlendiği, davacılara ait parsellerdeki miktar eksilmesinin nedeninin davalılara ait 1 11... parsel sayılı taşınmazın tesis kadastrosu sırasında yapılan tersimat hatasından kaynaklandığının anlaşıldığı, dava konusu taşınmazların tesis kadastrosundaki gerçek durumuna göre pafta tersimatının düzeltilmesinin de yönetmeliğe uygun olduğu, bilirkişi raporunda yapılan değerlendirme ve hesaplamaların Mahkememizce hüküm kurmaya elverişli olduğu, dava konusu parsellerin uygulama kadastro tespitinde sınırlandırma ve hesaplama gibi herhangi bir hataya rastlanılmadığı, yüzölçüm farklılığının tesis kadastrosunda yapılan tersimat hatasından kaynaklandığı, davacıların itirazlarının yerinde olmadığı..." gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine, 1 11... , 34... parsel sayılı taşınmazların uygulama tespiti gibi tescillerine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı birleşen dava dosyasının davacısı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...davacı ...'a ait 1 11... parselin uygulama kadastrosu yapılırken 24.200 m² olan yüzölçümünün 22.269,01 m²'ye düştüğü, davacı ...'a ait 1 11... parselin 32.700 m² olan yüzölçümünün 30.652,79 m²'ye düştüğü, davalılar ........ ve ...'e ait 1 11... parselin ise 22.400 m² olan yüzölçümünün 24.346,31 m²'ye yükseldiği, davacılara ait parsellerde meydana gelen miktar azalışının, davalılara ait parselin tesis kadastrosundaki ölçüm değerlerine göre olması gereken sınırlarının paftasına aktarılırken yapılan tersimat hatasından kaynaklandığı, zira davalılara ait 1 11... parsel numaralı taşınmazın tesis kadastro paftası ile ölçüm değerlerinin birbirine uyumlu olmadığı, davalı parselin batı sınırında 1 07... ile doğu sınırındaki 1 10... numaralı takometrik noktaların tersimatlarının hatalı olduğu, güney sınırında ise 114 numaralı nokta yerine parsel hattının 115 numaralı noktaya bağlanarak hatalı tersimat yapıldığı mütalaa edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince dosyaya kazandırılan 09.08.2021 tarihli bilirkişi raporunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 279. maddesinde aranılan koşullara uygun olarak düzenlendiği, ekindeki krokilerle birlikte denetime elverişli düzenlenen bilirkişi raporlarının hüküm vermek bakımından yeterli olduğu, davacı tarafça da raporun maddi gerçeği yansıtmadığı yönünde kanaat uyandıracak şekilde bir ispat vesikası sunulmadığı, bilirkişi raporu ekindeki krokilere bakıldğında tesis kadastrosundaki ölçü değerleri ile uygulama kadastrosu sonucu oluşan paftanının bire bir örtüştüğü, uygulama kadastrosu neticesinde düzenlenen paftanın hava fotoğrafı ve ortofotolarda çakıştırılmasında da uygulama paftasının zeminle uyumlu olduğu, yine mahalli bilirkişi anlatımlarına göre de taşınmazların zemindeki halihazırdaki sınırlar ile kullanım durumunun hiç değişmediği, uygulama kadastrosu sonucu oluşan paftanın zemindeki kullanım durumuyla da bire bir uyumlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda yapılan yargılamaya, toplanan delillere, dosya içeriğine, hükmün dayandığı kanuni ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle tesis kadastrosunda yapılan tersimat hatasının güncelleme kadastrosunda düzeltilmesinin teknik evraka uygun olduğu saptanmak ve bu durumun hava fotoğrafı ve zemindeki kullanım durumuyla da örtüşüyor olduğu belirlenmek suretiyle karar verildiği..." gerekçesiyle birleşen dava dosyasının davacısı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Birleşen dava dosyasının davacısı ... vekili temyiz dilekçesinde; yapılan uygulama kadastrosu ile müvekkilinin metrekare kaybı yaşadığını, bu kaybın haksız ve hukuka aykırı olduğunu ve bu hususun İlk Derece Mahkemesince dikkate alınmadığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup birleşen dava dosyasının davacısı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.