Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5256 E. 2026/2364 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5256
Karar No
2026/2364
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1574 E., 2024/1603 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırklareli Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/11 E., 2022/14 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ...köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosu ile davalılar adına tapuya kayıtlı eski 1 02... parsel sayılı 5.402,4 m² yüzölçümlü taşınmaz, aynı ada parsel numarasıyla 5.761,62 m² yüzölçümlü olarak; eski 1 09... parsel sayılı 2.458,47 m² yüzölçümündeki taşınmaz ise aynı ada parsel numarasıyla 2.700 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2. Davacı Hazine vekili asıl ve birleşen dosya dava dilekçelerinde; davalılar adına kayıtlı taşınmazların uygulama kadastrosu ile yüzölçümlerinin arttığını, bu artışın davalı 1 02... parsel sayılı taşınmazın komşu orman vasfındaki taşınmazla olan sınırı, ve yine davalı 1 09... parsel sayılı taşınmazın komşu Devletin hüküm ve tasarrufundaki çatak vasfındaki alanla olan sınırının hatalı belirlenmesinden kaynaklandığını ileri sürerek, yapılan uygulama kadastrosunun iptali ile taşınmazların önceki sınır ve yüzölçümüyle tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğine rağmen cevap vermemiş, yargılamada alınan beyanlarında; ölçümlerin Kadastro Müdürlüğü tarafından yapıldığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama neticesinde yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Davacı Hazine vekili tarafından uygulama kadastro tespitine yönelik maliki olduğu 1 02... parselin sınırlandırma hatası yapıldığından bahisle Mahkememize açtığı davada, yukarıda izah edilen deliller toplandıktan sonra mahallinde yapılan keşif, alınan teknik bilirkişi raporu ve bu rapora dayanan mahallinde beyanına başvurulan mahalli ve tespit bilirkişi beyanlarından davacı taşınmazının ilk tesis kadastrosundaki sınırları tespit edilerek bu sınırlar esas alınarak yapılan ölçümde; dava konusu 1 09... parsel sayılı taşınmazın tesis kadastro paftasının güney kısmında bulunan 48, 46... numaralı ölçü değerlerinin zemin ile uyumsuz olduğu, bu nedenle pafta tersimatının da hatalı olduğu, taşınmazın zemin sınırlarının değişmediğinin mahalli bilirkişi ve hava fotoğrafları ile sabit olduğu, uygulama kadastrosunda davalı 1 09... parselde meydana gelen artışın ölçü hatasından kaynaklandığı, yine davalı 1 02... parsel sayılı taşınmazın tesis kadastro paftasının doğu kısmında bulunan 6 50... numaralı ölçü değerlerinin zemin ile uyumsuz olduğu, davacı Hazineye ait orman parseli ile davalı taşınmazın ortak hududunda yer alan 736, 7 13... numaralı ölçü değerlerinin zemin durumu ile uyumlu olduğu, pafta tersimatının da ölçü ve zemin durumu ile uyumlu olduğu, davalı taşınmazın sınırlarının değişmediğinin mahalli bilirkişi ve hava fotoğrafları ile sabit olduğu, uygulama kadastrosunda davalı 1 02... parselde meydana gelen artışın doğu hududundaki ölçü hatasından kaynaklandığı kanaatine varıldığı..." gerekçesiyle uygulama kadastro tespitinin iptaline yönelik asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine, dava konusu taşınmazların uygulama tespiti gibi tescillerine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Dairemizin kaldırma kararından sonra, İlk Derece Mahkemesince kararda belirtilen eksik belgeler dosya arasına getirtilmiş, taşınmaz başında keşif yapılmış, keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişileri davalı parsellerin sınırlarının arazi kadastrosundan beri değişmediğini, sınırda yer alan yolların kadim yol olduğu ve sınırlarının değişmediğini, aynı şekilde orman ile sınır olan kısımların da tel örgü ile çevrili olduğunu ve değişiklik olmadığını beyan ettikleri, dosyaya sunulan 25.11.2021 tarihli bilirkişi kurulu raporunda da dava konusu 1 09... parselin orman ile sınırının bulunmadığı, sınırında yer alan yolun kadim yol olduğu ve güzergah değiştirilmediği, ancak arazi kadastro çalışmalarında ölçü ve sınırlandırma hatası yapıldığı, uygulama kadastro çalışmalarında ise bu hatanın giderildiği, diğer dava konusu 1 02... parselin orman ile sınırın eski pafta ile bire bir aynı alındığı, sınırda değişiklik olmadığı, doğuda geçen yolun kadim yol olduğu ve güzergah değiştirmediği, ancak tesis kadastrosu yapılırken ölçü hatası yapıldığı, bu hatanın yapılan çalışma ile giderildiği ve yapılan kadastro çalışmasında bir hatanın bulunmadığının rapor edildiği anlaşılmış olup, bilirkişi raporunda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, taşınmazların sınırında yer alan ve eskiden beri güzergah değiştirmeyen yolların ilk arazi kadastro çalışmalarında sınırlandırma hatası yapılarak davalılara ait parsellerin hatalı ölçüldüğü, uygulama kadastrosu çalışmalarında ise bu hatanın düzeltildiği, dava konusu 1 09... parselin dava dilekçesinde belirtildiği gibi orman ile sınırının olmadığı, diğer dava konusu 1 02... parselin ise orman ile sınırının birebir aynı alındığı ve orman parseline doğru bir genişleme yapılmadığı" gerekçesiyle davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, ölçü hatasının ayrıntılı olarak açıklanmadığını, meydana gelen azalmanın eski teknoloji ve hesaplama hatasından meydana gelmeyecek kadar fazla olduğunu, Hazineye ait taşınmazın miktarında meydana gelen azalmanın yeterli şekilde açıklanmadığı ve azalma miktarının tecviz sınırının çok üzerinde olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/5256, K. 2026/2364, T. 08.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-5256-e-2026-2364-k-f0992440870d