Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2025/14747 E. 2026/5107 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/14747
- Karar No
- 2026/5107
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/1377 E., 2024/1131 K. SUÇ : 6136 sayılı Kanun'a aykırılık İNCELEME KONUSU TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Çorlu 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.12.2024 tarihli kararı ile hükümlü hakkında 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Kanun'un (6136 sayılı Kanun) 15/1. maddesi 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’un (5271 sayılı Kanun) 250/4 maddesi ve aynı Kanun'un 50/1-a, 52. maddeleri uyarınca 9.000,00 TL ve 600,00 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına, ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 21.01.2025 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309/1. maddesi uyarınca, 04.12.2025 tarihli ve 2025/26144 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2025 tarihli ve KYB-2025/146021 Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.12.2025 tarihli ve KYB-2025/146021 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 250/8. maddesinde yer alan, “Cumhuriyet savcısı, şüpheli hakkında seri muhakeme usulünün uygulanmasını yazılı olarak görevli mahkemeden talep eder. Talep yazısında; a) Şüphelinin kimliği ve müdafii, b) Mağdur veya suçtan zarar görenlerin kimliği ile varsa vekili veya kanuni temsilcisi, c) İsnat olunan suç ve ilgili kanun maddeleri, d) İsnat olunan suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi, e) Şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve tutuklama tarihleri ile bunların süreleri, f) İsnat olunan suçu oluşturan olayların özeti, g) Üçüncü fıkrada belirtilen şartların gerçekleştiği, h) Belirlenen yaptırım ile beşinci ve altıncı fıkra uygulanmış ise bunlara ilişkin hususlar ve güvenlik tedbirleri, gösterilir. (Ek cümle:8/7/2021-7331/22 md.) Bu fıkraya aykırı olarak düzenlendiği, belirlenen yaptırımda maddi hata yapıldığı, yaptırım hakkında 231 inci veya Türk Ceza Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddelerinin uygulanmasında objektif koşulların gerçekleşmediği ya da teklif edilen cezanın mahiyetine uygun bir güvenlik tedbiri belirtilmediği anlaşılan talep yazısı, eksikliklerin tamamlanması amacıyla mahkemece Cumhuriyet başsavcılığına iade edilir. Cumhuriyet savcısı tarafından eksiklikler tamamlandıktan ve hatalı noktalar düzeltildikten sonra talep yazısı yeniden düzenlenerek mahkemeye gönderilir." şeklindeki ve Ceza Muhakemesinde Seri Muhakeme Yönetmeliğinin talepnamenin incelenmesi başlıklı 13. maddesinin "Mahkeme, talepnamenin verildiği gün incelemesini derhal yapar, şüpheliyi müdafi huzurunda seri muhakeme usulü ile ilgili olarak dinler ve usulü sonuçlandırır. Şüphelinin seri muhakeme usulü hakkında dinlenmesi SEGBİS veya istinabe yoluyla da yapılabilir. (2) Mahkeme tarafından eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle; a) 12 nci maddeye aykırı olarak düzenlenen, b) Belirlenen yaptırımda maddi hata yapılan, c) Yaptırım hakkında Kanun'un 231 inci veya Türk Ceza Kanununun 50... inci maddelerinin uygulanmasında objektif koşulların gerçekleşmediği anlaşılan, ç) Teklif edilen cezanın mahiyetine uygun bir güvenlik tedbiri belirtilmeyen, Talepnamenin eksikliklerin tamamlanması amacıyla Cumhuriyet başsavcılığına gönderilmesine karar verilir." şeklindeki düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, Dosya kapsamına göre, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 13/3. maddesinde ''Bu Kanun'un 12 nci maddesinin dördüncü fıkrasında sayılanlar dışındaki ateşli silahın bir adet olması ve mutat sayıdaki mermilerinin veya namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak, ateşleme iğnesinden oluşan ana veya balistik önemi haiz parçaların ev veya işyerinde bulundurulması halinde verilecek ceza bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yüz günden beş yüz güne kadar adlî para cezasıdır.'' şeklinde yer alan düzenleme gereğince, Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 19.12.2024 tarihli ve 2024/6623 soruşturma, 2024/6298 esas, 2024/745 sayılı seri muhakeme usulüne tabi talepnamede, şüphelinin alt sınırdan takdir edilen temel cezasının 6136 sayılı Kanun'un 13/3. maddesi gereğince 1 yıl hapis ve 25 gün adli para cezaları olarak belirlenmesini müteakip, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 250/4 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 50/1-a, 52. maddelerinin uygulanması sonucunda neticeten 3.600,00 Türk Lirası ve 600,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasının talep edilmesi gerektiği, 5237 sayılı Kanun'un 52. maddesi gereğince doğrudan hükmedilen gün adli para cezasının belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşılarak günlüğü 50,00 Türk lirası üzerinden hesaplama yapılmasına karşın, aynı gerekçelerle hapisten çevrilerek hükmedilen gün adli para cezasının belirlenmesinde alt sınırdan günlüğü 20,00 Türk lirası üzerinden hesaplama yapılarak hükümde karışıklığa neden olunduğu ve bu durumun sanık aleyhine sonuç doğurduğu cihetiyle, düzenlenen talepnamenin, doğru ceza miktarları yazılarak yeniden düzenlenmesi için 5271 sayılı Kanun'un 250/8. maddesi uyarınca iadesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde talepnamedeki temel ceza uygulaması dikkate alınarak fazla ceza tayin edilmesinde, isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE 1. Olağanüstü kanun yolu olan ve öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozmanın amacı hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararların Yargıtay’ca incelenmesini, buna bağlı olarak da kanunların uygulanmasında ülke sathında birliğe ulaşmak, hâkim veya mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkları toplum ve birey açısından hukuk yararına gidermektir. Olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma müessesesinin konusunu oluşturabilecek kanuna aykırılık halleri, olağan kanun olu olan temyiz nedenlerine göre dar ve kısıtlı tutulduğunda kesin hükmün otoritesi korunmuş olur. 26.10.1932 tarih ve 29/12 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve bu karar esas alınmak suretiyle verilen Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Özel Dairelerin süreklilik arz eden kararlarında belirtildiği üzere, kanun yararına bozma konusu olabilecek kanuna aykırılık halleri, uygulamadaki esaslı yanlışlıklar ile esasa etkili usûl hataları olup, her hukuka aykırılığın kanun yararına bozma konusu olamayacaktır. Ancak önemli hukuka aykırılıkların kanun yararına bozma sebebi olarak kabul edilmesinde hem fayda hem zorunluluk bulunmaktadır. Sadece "hukukun zedelenmesi sonucunu doğuracak nitelikteki hukuka aykırılıklar" kanun yararına bozma sebebi oluşturabilmelidir. Kesinleşmiş bir hükmün otoritesini kanun yararına bozma yoluyla ortadan kaldırmak için çok önemli, esaslı bir hukuka aykırılığa dayanmak gereklidir. Öyle ki, hükmün kurulmasında önemli bir noktayı oluşturan hukuka aykırılığın varlığı; toplumu, kamu vicdanını rahatsız edecek derecede bulunmalıdır. Buradaki gaye, hukuka aykırı hükmün kanun yararına bozma yoluyla ortadan kaldırılarak kamu vicdanının, adına karar verilen milletin adalete olan inancının pekiştirilmesidir. Olağanüstü temyiz olarak da adlandırılan bu denetim yolunun amacı da ismiyle müsemma şekilde kanun yani kamu yararına uygunluktur. Bu bağlamda, sadece o davayı ilgilendiren ve karardaki maddi bir meseleye ilişkin hatanın belirtilmesinde kamu yararının da bulunmadığı açıktır. 2.Bu açıklamalar ışığında; Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 19.12.2024 tarihli seri muhakeme usulü uygulanmasına ilişkin talepnamenin kabulüne ve hükümlünün 6136 sayılı Kanun’un 15/1, 5271 sayılı Kanun’un 250/4 ve 5237 sayılı Kanun'un 50/1-a, 52/2. maddeleri gereğince 9.000,00 TL ve 600,00 TL adlî para cezaları ile cezalandırılmasına dair Çorlu 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/12/2024 tarihli ve 2024/1377 Esas, 2024/1131 Karar sayılı dosya incelendiğinde; Hükümlü hakkında müdafii huzurunda seri muhakeme kabul tutanağı incelendiğinde hapis cezasından çevrilen ve doğrudan tayin edilen gün adlî para cezasının bir gün karşılığının 5237 sayılı Kanun'un 52/2. maddesi gereği 50,00TL olarak belirlendiği, hükümlü ve müdafinin seri muhakeme usulünü kabul ederek imzaladıkları, akabinde tanzim edilen talepnamede hapis cezasından çevrilen gün adli para cezasının (5) numaralı parağrafta maddi hata sonucu 20,00 TL olarak gösterildiği ancak sonuç ceza itibariyle hesaplamanın 50,00 TL dikkate alınarak yapıldığı, yalnızca "50,00 TL" yerine "20,00 TL" olarak yazıldığı bu hususun maddi hata olduğu mahallinde mahkemesince her aşamada düzeltilebileceği, konunun ciddi hukuka aykırılıkların incelenerek ülke sathında uygulama birliğinin sağlanmasını amaçlayan ve olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılamayacağı, kararın infazı sırasında maddi hatanın mahkemesince düzeltilebileceği anlaşılmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.04.2026 tarihinde karar verildi.