Yargıtay · 8. Ceza Dairesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2025/14221 E. 2026/3367 K. – Halkı Kin Ve

Konu: Halkı Kin Ve Düşmanlığa Alenen Tahrik Etme

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Ceza Dairesi
Esas No
2025/14221
Karar No
2026/3367
Karar Tarihi
Konu
Halkı Kin Ve Düşmanlığa Alenen Tahrik Etme

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/102 Esas, 2025/799 Karar SUÇ : Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Mahkemesi Kararı 1. Siirt 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.09.2020 tarihli ve 2019/218 Esas, 2020/159 Karar sayılı kararı ile sanığın halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 216/1, 43/1, 62, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca 1 yıl 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının uygulanmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesine başvurulması üzerine dava dosyası yeniden ele alınmıştır. 2. Siirt 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.12.2024 tarihli ve 2023/405 Esas, 2024/581 Karar sayılı kararı ile sanığın halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 216/1, 43/1, 62, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca 1 yıl 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir. Karar, sanık müdafii tarafından istinaf edilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 28.10.2025 tarihli ve 2025/102 Esas, 2025/799 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun incelenmesi neticesinde müsnet suç açısından suç tarihinin paylaşım tarihi olan ''20.07.2015'' olması ve gerekçeli karar başlığına bu şekilde yazılması gerekirken, ''2015'' olarak yazılmasının ayrıca iddianame içeriklerine ve sanığın tüm aşama beyanlarına gerekçe muhtevasında yer verilmemesinin esasa müessir olmayan hatalar olduğu tespit ve kabul edilerek, bu hususların eleştirilmesi ile yetinilmiştir. Suçun yasal unsuru olan kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin varlığının yorum ve varsayım ile belirlenemeyeceği, sanığın eylemi ile kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıktığı hususunun somut olgulara dayanması gerektiği, bu bağlamda, mahkumiyet hükmüne konu olan sanığın sosyal medya ortamındaki sözlerinin, 5237 sayılı Kanun'un 216. maddesinde hükme bağlanan, kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikeye sebebiyet verdiğine dair dosya kapsamında araştırma yapılmadığı, bu duruma ilişkin tespit yapılmadığı, gerekçeli kararda açık ve yakın tehlikenin tartışılmadığı, sanığın paylaşımı yaptığı hesabı takip eden kişi sayısı da gözetilerek paylaşımın kamu güvenliği için tehlikeli olabilecek nitelikte olmadığından 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a maddesi gereğince beraatine karar vermek gerekirken yazılı şekilde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Ancak, bu hukuka aykırılığın düzeltilmesi mümkün görülmüştür. İlk derece mahkemesi hükmünün tamemen kaldırılarak, yerine kaim olmak üzere, ''1-Her ne kadar sanık ... hakkında Halkı Kin ve Düşmanlığa Alanen Tahrik Etme suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmış ise de; atılı suçun yasal unsur ve şartlarının oluşmadığı, böylece yüklenen suçun kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğu anlaşıldığından Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-a maddesi uyarınca sanığın BERAATİNE, 2-Sanık kendisini müdafi ile temsil ettirdiğinden Asgari Avukatlık Ücret Tarifesine göre 30.000,00 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesine, 3-Dosyada yapılan yargılama giderlerinin Devlet Hazinesi üzerinde bırakılmasına, 4-Karar kesinleştiğinde, onaylı bir suretinin 5320 sayılı Kanun'un 16. maddesi gereğince soruşturmada görev alan kolluk birimine ve sanığın görev yaptığı kuruma ilk derece mahkemesince gönderilmesine...'' İbarelerinin yazılması suretiyle, 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi Sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 301. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğuna ve hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava dosyası kapsamına göre, sanığın Twitter isimli sosyal paylaşım sitesi üzerinden kullandığı “...” adlı hesaptan; “Siirt'te kürt halkına zulüm ve şiddet uygulaması için gönderilen Siirt valisi ve kahraman polisleri bu günde iş başındaydılar.” şeklinde paylaşım yaptığı, “Siirt'te Suruç'taki patlamayı protesto eden halka polis saldırdı. Herhangi bir yurttaşın başına bir şey gelirse bunda Siirt valisi sorumludur.” şeklinde paylaşım yaptığı, “Katliama ses çıkarmanın suç olduğu ilin adı Siirt.” başlıklı paylaşımı tekrar paylaştığı iddiasına ilişkin olarak; 1. Oluş, dosya kapsamı, açık kaynak araştırma raporları ve sanık savunması birlikte değerlendirilmiştir. Somut olayda; Şanlıurfa ili Suruç ilçesinde meydana gelen bombalı saldırıyı protesto etmek amacıyla saat 18.00 sıralarında Siirt Hükümet Bulvarı’nda yaklaşık 600-700 kişilik bir grubun toplandığı, grubun *** Parti Siirt İl Başkanlığı binasına doğru yürüyüşe geçmesi üzerine güvenlik güçlerince durdurulduğu, yapılan uyarılara rağmen dağılmamaları nedeniyle görevleri gereği kolluk görevlilerince müdahalede bulunulduğu anlaşılmaktadır. Sanığın özellikle “…Siirt'te kürt halkına zulüm ve şiddet uygulaması için gönderilen Siirt valisi ve kahraman polisleri… halka polis saldırdı… herhangi bir yurttaşın başına bir şey gelirse bunda Siirt valisi sorumludur.” şeklindeki ifadelerinin, somut olay bağlamı ve kullanılan dil birlikte değerlendirildiğinde, emniyet teşkilatını görevini kötüye kullanan, zulüm ve şiddet uygulayan bir yapı olarak göstererek küçük düşürücü ve itibarsızlaştırıcı nitelikte olduğu, bu haliyle ifade özgürlüğü sınırlarını aşarak aşağılama boyutuna ulaştığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla; sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 301. ve 43/1. maddelerinde düzenlenen zincirleme şekilde Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve Emniyet Teşkilatını alenen aşağılamak suçunu oluşturabileceği anlaşılmakta ise de; bu suçtan muhakemeye devam olunabilmesi için aynı Kanun'un 301/4. maddesi gereğince T.C. Adalet Bakanlığından soruşturma izni alındıktan sonra muhakemeye devam olunması gerektiği gözetilmeden, beraat kararı verilmesi, 2. (1) numaralı bozma nedenine göre; Dairemizin 2020/2463 Esas sayılı dosyasında 01.10.2020 tarihli kararla, somut norm denetimi yoluyla iptal istemli başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarih ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddesinin "01.01.2020 tarihi itibariyle... hükme bağlanmış ve kesinleşmiş dosyalarda ...basit yargılama usulü uygulanmaz" bölümündeki "hükme bağlanmış" ibaresinin Anayasanın 38. maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar vermesi nedeniyle temyiz davasına konu dosyalarda lehe hükümler içeren 5271 sayılı Kanun'un 251/3. maddesinin uygulanması imkanının doğmuş olması ve bu konuda mahkemesince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması, Nedenleriyle sanık hakkında kurulan hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Cumhuriyet savcısının temyiz itirazı yerinde görüldüğünden Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 28.10.2025 tarihli ve 2025/102 Esas, 2025/799 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğnameye aykırı olarak, oybirliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Siirt 3. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.03.2026 tarihinde karar verildi. ...

Atıf: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2025/14221, K. 2026/3367, T. 09.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-ceza-dairesi-2025-14221-e-2026-3367-k-dc659709f92a