Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2023/266 E. 2026/4307 K. – Taksirle Öldürme

Konu: Taksirle Öldürme

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2023/266
Karar No
2026/4307
Karar Tarihi
Konu
Taksirle Öldürme

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/95 E., 2022/226 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Katılanlar vekilinin sanık ... ... hakkındaki temyiz isteği yönünden; sanık ... ... hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesinin 17.02.2015 tarihli, 2014/4 Esas, 2015/29 Karar sayılı kararı ile verilen beraat kararının Dairemizin 19.02.2020 tarihli ve 2017/1097 Esas, 2020 1776 Karar sayılı ilâmı ile onanmasına karar verilerek kesinleştiği, kesinleşen ilam sonrası aynı konuyu içeren talepler ile ilgili olarak Dairemizce temyiz incelemesi yapılmasının mümkün bulunmadığı anlaşılmıştır.

Sanıklar hakkında Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine kurulan hükümlerin; sanıklar müdafileri ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.... Asliye Ceza Mahkemesinin 17.02.2015 tarihli ve 2014/4 Esas 2015/29 Karar sayılı kararı ile sanıklar ..., ..., (dava dışı) ... ... hakkında taksirle öldürme suçundan 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c maddesi uyarınca beraatlerine, sanık ... hakkında TCK'nın 85/1, 62, 50/4, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri uyarınca 18.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanıklar ... ve ... hakkında TCK'nın 85/2, 62, 50/4, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri uyarınca 18.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.

a.Sanıklar ..., ... ve (dava dışı) ... ... hakkındaki hükümlerin sanık ... ... müdaafii, sanık ... ... müdafii, katılanlar vekili ve o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 19.02.2020 tarihli kararı ile sanık ... ... hakkındaki beraat hükmünün onanmasına, sanıklar ... ve ... hakkında verilen beraat kararlarının ise eksik inceleme nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

b. Sanık ... ile sanıklar ... ve ... hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının ise itiraz mercii inceleyen Salihli Ağır Ceza Mahkemesinin 27.04.2015 tarihli 2015/414 Değişik iş sayılı kararı ile kaldırılması üzerine ... Ağır Ceza Mahkemesinin 09.07.2015 tarihli kararı ile ksanık ... hakkında 5237 sayılı TCK’nın 85/1, 62, 50/4, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri uyarınca 18.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanıklar ... ve ... hakkında 5237 sayılı TCK’nın 85/2, 62, 50/4, 50/1-a, 52-4. maddeleri uyarınca 18.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, kararın katılanlar vekili, katılan sanık müdafii ve sanıklar müdafileri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 23.12.2020 tarihli kararı ile sanıklar ..., ... ve ... hakkında verilen mahkûmiyet kararlarının eksik inceleme nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

2.... Ağır Ceza Mahkemesinin 27.09.2022 tarihli ve 2020/95 Esas, 2022/226 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62, 50/4, 50/1-a, 52/2-4, 5275 sayılı Kanun'un 106/3, 5237 sayılı TCK'nın 53/6. maddeleri uyarınca 30.400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin 1 yıl süre ile geri alınmasına, sanıklar ..., ... , ... ve ... hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62, 50/4, 50/1-a, 5275 sayılı Kanun 106/3. maddeleri gereğince 24.300, 00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanıklar müdafilerinin ve katılanlar vekilinin temyiz isteklerinin reddiyle hükümlerin onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri; sanık ... ...'in kusursuz olarak kabul edilmesinin usûl ve kanuna aykırı olduğuna, sanıklar ..., ..., ..., ..., ... hakkında alt sınıra yakın ceza verilmesinin ve hapis cezalarının seçenek yaptırıma dönüştürülmesinin usûl ve kanuna aykırı olduğuna, kararın sanıklar aleyhine bozulması gerektiğine, re'sen gözetilecek diğer nedenlerle de kararın bozulması istemine ilişkindir.

Sanık ... müdafilerinin temyiz sebepleri; usûl ve kanuna aykırı kararın sanık lehine bozulmasına, tüm dosya kapsamı itibarı ile kazanın oluşumunda sanığın hiçbir kusuru olmadığına, eksik inceleme yapıldığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, yetersiz ve hatalı bilirkişi raporunun hükme esas alındığına, gerekli işaretleme yapılmadığı için sanığın yolun çift yönlüye çevrildiğini bilmediğine, sanığın kaçınılmaz bir hataya düşürüldüğüne, hakkaniyete ve adalete aykırı karar verildiğine, yasal unsurları oluşmayan suçtan sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri; haksız ve kanunî dayanaktan yoksun kararın bozulması gerektiğine, resmî kurum eli ile gönderilen belge örnekleri arasında ...'in izinde olduğu süre zarfında sanık ... 'ın görevlendirildiğine dair belge örneği çıkmadığına, sanık ...'ın aynı müteahhit firma tarafından üstlenilen diğer projenin şantiye şefi olduğunun zaten bilinen bir gerçek olduğuna, bu konuda uyuşmazlık söz konusu olmadığına, kazanın meydana geldiği alt yapı projesinde resmî olarak görevlendirilmiş olan şantiye şefi ...'in izinli olduğu süreçte onun yerine görevlendirilen kişinin kim olduğunun tespit edilmesinin ceza sorumluluğunu taşıyan failin tespiti anlamına geldiğine, bilirkişilerin trafik işaret ve levhalarının koyulması, vd. işlemleri yapmakla görevli olan çalışanların kusurlu olduğu raporda isim zikredilmediğine, sanık ...'ın kazanın meydana geldiği alt yapı projesi kapsamında, ...'in izinli olduğu dönemlerde onun yerine şantiye şefi olarak görevlendirildiğine dair bir belge kanıt temin edilemediğine, buna rağmen olmayan delil gözetilerek bilirkişi raporunda hiç adı dahi geçmemesine rağmen bilirkişi raporuna atıfta bulunularak diğer projenin sorumlu şantiye şefi olan sanık ... hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasının dosya kapsamındaki delil durumu ile uygunluk göstermemesi nedeniyle haksız ve hukuka aykırı kararın bozulması gerektiğine, re'sen dikkate alınacak nedenlerle de sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri; iddianamede sanığa yüklenen kusurlu eylemin gösterilmediğine, sanığın izinli olması hasebiyle sorumlu tutulamayacağına, şirket yetkilisi ... ... ...'in sanığın o tarihte izinli olduğunu beyan ettiğine, sanığın yargılamanın başından itibaren olayın yaşandığı zaman diliminde olay yerinde olmadığını beyan ettiğine, aksini gösterir hiçbir aleyhe beyan veya yan bir delil bulunmadığına, aksine sanığın belirtilen zaman diliminde izinli olduğuna ilişkin beyanların mevcut olduğuna, hiçbir aleyhe delilin bulunmadığı bu durumda, sanığın beyanına itibar edilmesi gerektiğine ilişkindir.

Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri; hükme esas alınan bilirkişi raporunda sanığın yol çalışmasında bulunun kişi ve kuruluşlar içinde değerlendirilerek tali kusurlu kabul edilerek ceza tayin edildiğine, oysa bilirkişi raporunun sanığın kusurlu olduğunu göstermediğine, bozma ilâmında işaret edilen "sanıkların görev tanımlarını belirleyen organizasyon şeması ve buna ilişkin kayıt ve belgelerin dosyaya getirilerek, sorumluluklarının tespiti sonrasında kusur oranlarına ilişkin" rapor alınmasına ilişkin eksikliğin tamamlanmadığına, şirketin genel müdürü olan sanığın davaya konu olaydaki trafik akışının değiştirilmiş olduğunu belirten uyarıları ve işaret levhalarını yapmakla görevli personeli tespit edip ilgili kuruluş olan ... Genel Müdürlüğüne bildirdiğine, sanığın görevi gereği olan görevlendirmeyi yaptığına, ayrıca kazanın trafik işaret ve levhalamaktan kaynaklı bir sebepten meydana gelmediğine, asli kusurlu sanık ...'ın kusurunun, sanığa itham edilen kusura ilişkin illiyet bağını kestiğine ve re'sen nazara alınacak diğer sebeplerle de kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri; sanığın ... A.Ş. bünyesinde harita teknikeri olarak çalıştığına, trafik uyarı ve işaret levhalarını çalışma yapılan bölgeye yerleştirmenin görevi dahilinde olmadığına, bu konuya dair herhangi bir eğitim almadığına, harita teknikerinin görev tanımında trafik işaret ve uyarı levhalarının çalışma yapılan bölgeye konumlandırılmasının bulunmadığına, iş akdinde de sanığa bu yetkinin görev olarak tanımlanmadığına, tüm bunlara rağmen olay günü yüklenici firma sahibi tarafından sanığa trafik uyarı işaret ve levhalarının düzenlemesi talimatının verildiğine, dolayısıyla şantiye sorumlusunun saha işaretlemelerini içerir bilgiyi sanığa hazırlayıp verdiğine, sanığın elindeki işaretleme kapsamında yalnızca levhaları yerine koyduğuna, harita teknikeri olan sanığın kendi sorumluluğu ve görev tanımında yer almamasına rağmen kendisinin üstü olan firma yöneticisinden aldığı talimat üzerine ve sorumluluğu olmamasına karşın kendisinden istenen bu işi yapmaması neticesinde iş akdinin firma yöneticisi tarafından feshedileceği korkusuyla levhaları yerleştirdiğine, sorumlu olan kişinin firma yöneticisi ... ... ... olup işaretlemeler için yetkili birini görevlendirmek yerine işi olmamasına rağmen harita teknikeri olan sanığı görevlendirdiğine, ... ... ... tarafından işaretlemelerin yapılması için gerekli prosedürler tam anlamıyla uygulanmadan sadece emniyete imza attırılarak, işaretlemelerin yapılması talimatının sözlü olarak sanığa verildiğine, 2020/101 talimat numaralı bilirkişi raporunda sanıkların görev tanımları göz önüne alınmadan değerlendirme yapılarak kusur atfedildiğine, tekrar bilirkişi tayin edilerek sanıkların görev tanımlarını belirleyen organizasyon şeması ve kayıtları da dosyaya dahil edilerek yeniden bir inceleme yapılması gerektiğine, kazaya konu yol yapım çalışmasını üstlenen firmanın yöneticisi ve kaza anında izinli olan şantiye şefinin yerine sanığa işaretlemelerin yapılması talimatını veren ... ... ...'in trafik işaret levhalarının mevzuata uygun yerleştirilmemesinden sorumlu olduğuna, re'sen gözetilecek diğer sebeplerle de kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece, Dairemizce verilen 23.12.2020 tarihli bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonunda, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 14.05.2013 tarihinde, saat 19.35 sıralarında, alacakaranlıkta, yağmurlu ve aydınlatmanın bozuk olduğu meskun mahalde, (temyiz dışı sanık) ... ...'in sevk ve idaresindeki kamyon ile bölünmüş çevre yolunun bir tarafında yapılmakta olan yol çalışması nedeniyle trafik akışının yolun diğer tarafında iki yönlü olarak sağlandığı çevre yolu üzerinde Salihli istikametinden ... istikametine seyir halindeyken, seyrine göre solunda bulunan ... Sitesi'nden çıkış yapıp ... Kavşağı'na geçiş yapmak isteyen sanık ...'ın idaresindeki otomobilin sağ arka kapı kısmından çarpması sonucu otomobilde yolcu olan ...'nun öldüğü, otomobilde bulunan katılan ...'ın hayat fonksiyonlarını orta düzeyde etkileyecek nitelikte kemik kırığı oluşacak şekilde, katılan ...'ın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde, otomobil sürücüsü sanık ...'ın yaşamını tehlikeye sokmayacak şekilde yaralandıkları, katılanlar ... ile ...'ın sanık ...'dan şikayetçi olmadıkları, otomobilin kavşağa giriş yaptığı noktada "Dur" levhası ve kırmızı fasılalı trafik ışığının mevcut olduğu ancak kavşağa giriş yaptığı noktada trafik akışının iki yönlü olarak sağlandığına dair uyarı ve işaretlemenin eksik olduğu, ayrıca otomobilin giriş yapmak istediği ... Kavşağı'na araç girişinin yasak olduğuna dair herhangi bir işaretlemenin de olmadığı, kaza tespit tutanağı ile ... Trafik İhtisas Dairesince düzenlenen raporlarda otomobil sürücüsü ...'ın ve otomobilin kavşağa giriş yaptığı noktada bölünmüş yolun bir platformunda trafik akışının iki yönlü olarak sağlandığına dair uyarı ve işaretlemenin eksik olması nedeniyle işaretleme yapmayan kişi veya kuruluşun kusurlu olduğunun belirlendiği, kazanın meydana geldiği bölgedeki yol çalışmasını sanık ...'in sahibi ve genel müdürü olduğu ... İnşaat A.Ş. nin üstlendiği, sanıklar ... ile ... ...'in ... A.Ş. firmasında şantiye şefi, sanık ...'ün firmada trafik teknik elemanı olarak görevli olduğu olayda, hükme esas alınan 31.08.2022 tarihli... Üniversitesi Trafik Kürsüsünden alınan bilirkişi raporunda, sanık ...'ın sanayi sitesinden kavşağa giriş kolundaki "Dur" trafik işaret levhasının mevcudiyetine ve trafik lambasının kırmızı renkte fasılalı yanıp sönmesine rağmen yağış nedeniyle görüşün oldukça düşük olduğu olay mahallinde tali yoldan kavşağa yaklaşırken aracının hızını, hareketini, yol, görüş ve hava koşullarının gerektirdiği biçimde uyarlamaması, yeterince dikkatli olmaması, geçiş önceliğine uymaması nedeniyle olayın oluşumunda asli kusurlu olduğunun belirtildiği, Mahkemece katılan sanık ...'ın asli kusurlu olarak bir kişinin ölümüne neden olduğu kabul edilerek 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesi uyarınca mahkûmiyetine karar verilmiştir.

Hükme esas alınan 31.08.2022 tarihli... Üniversitesi Trafik Kürsüsünden alınan bilirkişi raporunda, yol çalışması nedeniyle üzerindeki trafik akışının değiştirilmiş olduğunu belirten uyarı ve işaret levhalarını mevzuata uygun şekilde tam ve eksiksiz olarak kazanın olduğu kavşak bölgesine yerleştirilmesinde kusuru olan kişi ve/veya kuruluşların tali kusurlu olduğunun belirtilmesi üzerine Mahkemece yapılan değerlendirmede: Kazanın meydana geldiği bölgedeki yol çalışmasını sanık ...'in sahibi ve genel müdürü olduğu ... İnşaat A.Ş. nin üstlendiği, yol yapım işinin Salihli ... ayrımı 22 km' den Denizli il sınırına kadar olduğu, her ne kadar Sanık ... "... kaza esnasında şantiye şefi olarak kalıcı ya da geçici olarak görevlendirilmem söz konusu değildir." şeklinde savunmada bulunmuş ise de 22.06.2021 tarihli yazı cevabı doğrultusunda sanığın olay tarihi olan 14.05.2013 tarihinden önce 28.01.2013 tarihinde toprak işleri ve sanat yapıları işinde şantiye şefi olarak atandığına dair belgenin bulunduğu, bu kapsamda sanığın aksi savunmalarına itibar edilmediği, Mahkemece sanık ...'in olay tarihinde izinli ise buna ilişkin evrakın gönderilmesine ilişkin müzekkereye verilen cevaptan sanığın izinli olduğuna dair bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı, bu şekilde sanıklar ... ... ve ...'ın yol yapım işinde ilgili şirketin şantiye şefi olarak görev yaptıkları yol çalışması nedeniyle trafiğe kapatılmış olduğu için (aslında tek yönlü olan) diğer platform üzerindeki trafik akışının iki yönlü olarak düzenlendiğini belirten uyarıları ve işaret levhalarını kazanın olduğu kavşak bölgesine, mevzuata uygun bir şekilde tam ve eksiksiz olarak yerleştirilmemesi nedeniyle sanıklar ... ... ve ...'ın tali kusurlu oldukları kabul edilerek 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesi uyarınca mahkûmiyetlerine karar verilmiştir.

Sanık ...'in yol yapım işini üstlenen firmanın sahibi olduğu dosya içinde bulunan ve ... Genel Müdürlüğü ile yüklenici firma olan ... İnş. .... San. ve Tic. A.Ş. arasında yapılan, 2011/... kayıt numaralı ihale sonunda düzenlenen sözleşme incelendiğinde, yüklenici firmanın sözleşme nedeni ile ihale şartnamesi kapsamındaki karayollarında ...iş kalemi no ile trafik işaret ve malzemelerinin belirlenmesi, işaretlemenin yapılması ve ... tedbirlerinin alınmasına ilişkin görev, yetki ve sorumluluğa sahip olduğu, bu sözleşme kapsamına göre sanık ...'ün ise bu firmada trafik teknik elemanı olarak (... .Noterliği ... nolu taahhütname ile) çalıştığı, görev tanımında ihale kapsamındaki yollarda toprak işleri ve sanat yapılarının yapılmasının da bulunduğu, bu şekilde yol çalışması nedeniyle, trafiğe kapatılmış olduğu için (aslında tek yönlü olan) diğer platform üzerindeki trafik akışının iki yönlü olarak düzenlendiğini belirten uyarıları ve işaret levhalarını kazanın olduğu kavşak bölgesine, mevzuata uygun bir şekilde tam ve eksiksiz olarak yerleştirilmemesi nedeniyle sanıklar ... ve ...'ün tali kusurlu oldukları kabul edilerek 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesi uyarınca mahkûmiyetlerine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE VE KARAR A.Katılanlar Vekilinin Sanık ... ... Hakkındaki Temyiz İsteği Yönünden Sanık ... ... hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesinin 17.02.2015 tarihli, 2014/4 Esas, 2015/29 Karar sayılı kararı ile verilen beraat kararının Dairemizin 19.02.2020 tarihli 2017/1097 Esas, 2020 1776 Karar sayılı ilâmı ile onanmasına karar verilerek kesinleştiği, kesinleşen ilam sonrası aynı konuyu içeren talepler ile ilgili olarak Dairemizce temyiz incelemesi yapılmasının mümkün bulunmadığı anlaşıldığından katılanlar vekilinin sanık ... ... hakkındaki talepleri yönünden karar verilmesine yer olmadığına ve dosyanın İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,

B. Sanık ... Hakkındaki Hüküm Yönünden Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.01.2018 tarihli, 2017/463 Esas, 2018/20 Karar sayılı ve 23.01.2018 tarihli 2015/962 Esas, 2018/16 Karar sayılı ilâmlarında vurgulandığı üzere, sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinin infaz aşamasında değerlendirilmesi gerektiği dikkate alındığında, 5237 sayılı TCK'nın 52/4. maddesi ile birlikte 5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesinin uygulanması bozma nedeni yapılmamıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafii ile katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden eleştiri dışında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak oybirliği ile ONANMASINA,

C.Sanık ... Hakkındaki Hüküm Yönünden Sanık ...'in yetkilisi olduğu ... inşaat firmasının yapımını üstlendiği ve kazanın vuku bulduğu kesimde yapımı devam eden Salihli-...-... .... yolu... ve üstyapı işlerinin şantiye şefliği görevini üstlenen sanık ...'in görevi başında olmaması nedeniyle yerine usulüne uygun şekilde ehil ve yetkin şantiye şefi görevlendirerek çalışmaların sorumlu kontrol mühendisi eliyle yürütülmesini sağlamak yerine, savunmasından ve doğruluğunu teyit ettiği talimat ekinde okunan kolluk beyanından da anlaşılacağı üzere fiilen sahada şantiye sorumlusu olarak bulunduğu, işaretlemelerin yapılacağı yerleri belirleme, denetleme ve kontrol etme görevini uhdesinde bulundurduğu, ... Genel Müdürlüğü 2.Bölge Müdürlüğünün 12.06.2013 tarihli yazısında belirtildiği üzere gerekli işaretlemeler yapıldıktan sonra Şube Şefliğine bildirilerek müteahhit kontrol mühendisi, şube şefliği bakım ve trafik teknik görevlisi, polis ve jandarma tarafından tutanak altına alınıp fotoğraflar çekilip imza altına alınmasından sonra trafiğe kapatılıp diğer şeritten çift yönlü trafiğe açılması gerekirken yolun bu kesimindeki çalışma ile ilgili herhangi bir başvuruda bulunulmadığı nitekim ... Kaymakamlığı İlçe ... Müdürlüğünün 24.05.2013 tarihli yazısında da trafik tescil ve denetleme büro amirliğine kaza gününe kadar herhangi bir bildirimde bulunulmadığı, kaza gününden 1 gün sonra 15.05.2013 tarihinde işaretlemeler yapılarak trafik işaretleme tutanağının gönderildiğinin belirtildiği, tüm bu nedenlerle kazanın vuku bulduğu kesimde yapımı eden projenin 41. maddesi gereğince trafiğin emniyetini sağlamak için gerekli her türlü tertibatı ve işaretlemeleri sağlamakla sorumlu olduğu anlaşılan yüklenici firma yetkilisi sanığın, çalışmaların sorumlu kontrol mühendisi eliyle usulüne uygun şekilde ve çalışma nedeniyle trafik akışının değiştirilmesinin usulüne uygun sırayla yürütülmesini sağlamaması neticesinde sanık ...'ın idaresindeki otomobilin kavşağa giriş yaptığı noktaya trafik akışının iki yönlü olarak sağlandığına dair uyarı ve işaretleme yapılmaması, otomobilin giriş yapmak istediği ... Kavşağı'na araç girişinin yasak olduğuna dair herhangi bir işaretleme yapılmasının sağlanmaması nedenleriyle tali kusurlu olarak bir kişinin ölmesine, üç kişinin yaralanmasına neden olduğu olayda, 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesi uyarınca mahkûmiyetine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.01.2018 tarih, 2017/463 Esas, 2018/20 Karar sayılı ve 23.01.2018 tarihli, 2015/962 Esas, 2018/16 Karar sayılı ilâmlarında vurgulandığı üzere, sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinin infaz aşamasında değerlendirilmesi gerektiği dikkate alındığında, 5237 sayılı TCK'nın 52/4. maddesi ile birlikte 5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesinin uygulanması bozma nedeni yapılmamıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafii ile katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden eleştiri dışında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak oybirliği ile ONANMASINA,

D.Sanık ... Hakkındaki Hüküm Yönünden Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.01.2018 tarihli, 2017/463 Esas, 2018/20 Karar sayılı ve 23.01.2018 tarihli 2015/962 Esas, 2018/16 Karar sayılı ilâmlarında vurgulandığı üzere, sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinin infaz aşamasında değerlendirilmesi gerektiği dikkate alındığında, 5237 sayılı TCK'nın 52/4. maddesi ile birlikte 5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesinin uygulanması bozma nedeni yapılmamıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafii ile katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden eleştiri dışında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak oybirliği ile ONANMASINA,

E.Sanık ... Hakkındaki Hükme Yönelik Temyiz İsteminin İncelenmesinde; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.01.2018 tarihli, 2017/463 Esas, 2018/20 Karar sayılı ve 23.01.2018 tarihli 2015/962 Esas, 2018/16 Karar sayılı ilâmlarında vurgulandığı üzere, sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinin infaz aşamasında değerlendirilmesi gerektiği dikkate alındığında, 5237 sayılı TCK'nın 52/4. maddesi ile birlikte 5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesinin uygulanması bozma nedeni yapılmamıştır.

... Genel Müdürlüğü 2. Bölge Müdürlüğünün 25.06.2013, 26.03.20 14... .03.2021 tarihli cevabi yazıları ile tüm dosya kapsamına göre yüklenici firma ... A.Ş. taahhüdü altında iki ayrı proje yürütüldüğü, bu projelerden ilkinin kazanın vuku bulduğu kesimde devam eden "...-...-... .... Yolu Km:22 +140-67+140 Arası... ve ..." ile yüklenici firmanın bir diğer işi olan 2011/... kayıt numaralı ihale "...-...-... . Yolu Km 0+000-38+000 Arası ... ve ... " olduğu, sanık ...'ün trafik teknik elemanı olarak kazanın vuku bulduğu kesimde devam eden sözleşme kapsamında değil, yüklenici firmanın diğer işinde trafik teknik elemanı olarak görevli olduğu, ancak olay tarihinde yüklenici şirketin yetkilisi olan ve şantiye sorumlusu olarak sahada bulunan sanık ...'in yönlendirmesiyle sahada işaretleme ve levhalandırma işlemleri yapan sanık ...'ün trafik akışının iki yönlü olarak düzenlendiğini belirten uyarıları ve işaret levhalarını kazanın olduğu kavşak bölgesine, mevzuata uygun bir şekilde tam ve eksiksiz olarak yerleştirilmemesi nedeniyle tali kusurlu olarak bir kişinin ölmesine, üç kişinin yaralanmasına neden olduğu olayda, 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesi uyarınca mahkûmiyetine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafii ile katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden eleştiri dışında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafii ile katılanlar vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak oybirliği ile ONANMASINA,

F.Sanık ... Hakkındaki Hüküm Yönünden Yapılan yargılama ve incelenen dosya kapsamına göre katılanlar vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü ve yerinde görülmeyen tüm temyiz sebeplerinin reddine, ancak; ... Genel Müdürlüğü 2. Bölge Müdürlüğünün 25.06.2013, 26.03.20 14... .03.2021 tarihli cevabi yazıları ile tüm dosya kapsamına göre yüklenici firma ... A.Ş. taahhüdü altında iki ayrı yapım işinin yürütüldüğü, bunlardan ilkinin sanık ...'in şantiye şefi olarak görev yaptığı kazanın vuku bulduğu kesimde devam eden "...-...-... . Yolu Km:22 +140-67+140 Arası... ve ..." ile yüklenici firmanın bir diğer işi olan ve sanık ...'ın şantiye şefi olarak görev yaptığı "...-...-... . Yolu Km:0+000-38+000 Arası ... ve ... " olduğu, kazanın vuku bulduğu kesimde devam eden "...-...-... .... Yolu Km:22 +140-67+140 Arası... ve ..." yapım işinde, şantiye şefi ...'in yerine sanık ...'ın sorumlu şantiye şefi olarak görevlendirildiğine dair sanığın savunmasının aksine mahkûmiyetine yeterli, şüpheden uzak ve kesin delil olmadığı anlaşıldığından, sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken delillerin hatalı değerlendirilmesi sonucu yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle ... Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.04.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2023/266, K. 2026/4307, T. 27.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2023-266-e-2026-4307-k-5626b06c4342