Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2026/2533 E. 2026/6969 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/2533
- Karar No
- 2026/6969
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/918 E., 2025/276 K. SUÇ : Hırsızlık KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.01.2026 tarihli ve KYB-2026/1863 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, suç tarihi itibariyle 5237 sayılı Kanun'un 142/1-b maddesi kapsamında işlenen hırsızlık suçunun 8 yıllık olağan zaman aşımı süresine tabi olduğu, sanığın müsnet suçu 12.02.2013 tarihinde işlediği, 28.05.2013 tarihinde ilk savunmasının alındığı, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın ise 05.06.2013 tarihinde kesinleştiği, sanığın 11.03.2015 tarihinde yeniden suç işlediği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 05.06.2013 tarihi ile denetim süresi içerisinde yeniden suç işlediği 11.03.2015 tarihi arasında (1 yıl 9 ay 6 gün) dava zamanaşımı süresinin 5271 sayılı Kanun'un 231/8-son cümlesi gereğince duracağı, sanığın sorgusunun yapıldığı tarih ile hükmün açıklandığı tarih arasında zamanaşımını kesen başkaca bir sebep bulunmadığı ve sanığın sorgusunun yapıldığı 28.05.2013 tarihinden itibaren hükmün açıklandığı 18.03.2025 tarihine kadar geçen sürede 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilmeden, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1-Yalnızca hükümlü ... yönünden düzenlendiği anlaşılan kanun yararına bozma isteminde, her ne kadar 8 yıllık olağan (aslî) dava zamanaşımının, sorgu tarihi olan 28.05.2013 tarihinden itibaren hesaplandığında -5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/8. maddesinin son cümlesi gereğince, hükmün açıklanmasının geri bırakılması nedeniyle duran süre (1 yıl 9 ay 6 gün) dikkate alınsa dahi- dolduğu ve sorgu tarihi ile hükmün açıklandığı tarih arasında zamanaşımını kesen başkaca bir sebep bulunmadığı belirtilmiş ise de; dosya kapsamına göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılması nedeniyle duran zamanaşımı süresinin dikkate alınmasına lüzum bulunmadığı, zira hükümlüler hakkında ilk olarak hüküm açıklama yargılaması sonucu verilen 03.03.2016 tarihli mahkûmiyet hükümleri ile zamanaşımının kesildiği; buna göre 8 yıllık olağan (aslî) dava zamanaşımının, 03.03.2016 tarihinden itibaren tekrardan işlemeye başladığı, ancak hükümlü ... ile suç ortağı olan diğer hükümlü ...'ın eylemine uyan ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-b maddesinde düzenlenen hırsızlık suçu için öngörülen cezanın üst sınırına göre, 5237 sayılı Kanun’un 66/1-e maddesi uyarınca hesaplanan 8 yıllık olağan (aslî) zamanaşımının; hükümlüler hakkında ilk mahkûmiyet kararının verildiği (hükmün açıklandığı) 03.03.2016 tarihinden bozma üzerine yapılan yargılama sonucu 18.03.2025 günü verilmiş olan mahkûmiyet tarihine kadar dolduğu ve bu süre içerisinde zamanaşımını kesen başka bir neden bulunmadığı, 2-(1) No.lu bentte belirtilen hukuka aykırılık sebebine göre, diğer hükümlü ... yönünden de zamanaşımının dolduğu gözetilmeden, hükümlü ... hakkındaki hırsızlık suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesi yerine, yargılamaya devamla yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verildiği, Belirlenmiştir. III. KARAR Gerekçe bölümünde tespit edilen hususlar yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.