Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2025/13008 E. 2026/6902 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/13008
- Karar No
- 2026/6902
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/671 E., 2019/1862 K. SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama
I. Sanıklar hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde Hükmolunan cezaların miktar ve türleri gözetildiğinde, 5271 sayılı CMK'nın 286/2-a maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından, sanıklar ..., ... ve ... müdafileri ile sanıklar ..., ... ve ...'ın temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE, II. Sanıklar hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesine gelince İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü; 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, "tam ve yeterli kovuşturma yapılmadığına, mahkûmiyete yeterli delil bulunmadığına, sanığın parmak izinin çıkması nedeniyle hakkında ceza tayin edildiğine"; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin "gerekçeli kararda yeterli gerekçenin bulunmadığına, sanık hakkında çelişkili ve delile dayanmayan şüphe ile mahkûmiyet kararı verildiğine ve sanığın bu nedenlerle beraatine karar verilmesi gerektiğine"; sanık ...'ın temyiz isteminin " aleyhine teşhis bulunmadığına, iftiraya uğradığına, atılı suçu işlemediğine, şüpheden sanık yararlanır ve kanunilik ilkelerinin ihlal edildiğine, zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğine, ağır ve orantısız hüküm kurulduğuna"; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin "... dışındaki diğer sanıkların sanığın savunması ile aynı yönde olduğuna, ayağının sakat olması nedeniyle polislerden kaçmasının mümkün olamayacağına, sanık ...'ün sanığa iftira attığına ve mahkumiyete yeterli kesin, inandırıcı delil bulunmadığına"; sanık ...'in temyiz isteminin "araçta parmak izinin çıkması üzerine diğer sanıklardan ... ve ...'ın ifadelerinde kendisinin de olduğunu söylediklerine, atılı suçla ilgisinin olmadığına" ; sanık ...'in temyiz isteminin "kendisine iftira atıldığına, kendisinin olay yerinde arabada olduğunu gösteren hiç bir delil bulunmadığına ve bu suça karışmadığına" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesinde 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanıklara yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 150/3. maddesi uyarınca sanıklar ..., ..., ...'e atanan zorunlu müdafilerinin karar duruşmasında hazır bulunması gerektiği, sanık ...'in müdafii huzurunda ifadesini vermesi gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ... ve ... müdafileri ile sanıklar ..., ... ve ...'ın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 44. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.