Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2026/8645 E. 2026/11349 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2026/8645
Karar No
2026/11349
Karar Tarihi

I. BAŞVURU Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca; "..... Türk Ceza Kanununun 191. maddesinde düzenlenen uyuşturucu madde kullanmak veya kullanmak amacı ile uyuşturucu madde almak ya da bulundurmak suçunu işleyen kişiler hakkında ilk defasında doğrudan dava açılmayıp, Cumhuriyet savcısı tarafından aynı kanunun 2. ve takip eden fıkralarındaki usule göre önce 5 yıl müddet ile (çocuklar hakkında 3 yıl) kamu davasının açılmasının ertelenmesine, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına itirazı kabil olmak üzere karar verilerek, bu kararın infaz edilebilmesi için faile ve varsa müdafiine kanunlarda gösterilen usullere uygun olarak tebliğ edilerek kararın kesinlik kazanması gerekmektedir.

Tebliğ hakkındaki temel hükümlerden biri olan 7201 sayılı Tebligat Kanununun "Mevkuf ve mahkûmlara tebligat" kenar başlıklı 19. maddesinde "Mevkuf ve mahkumlara ait tebliğlerin yapılmasını, bunların bulunduğu müessese müdür veya memuru temin eder" hükmü bulunmaktadır.

Bir suçtan dolayı ceza infaz kurumu veya tutukevinde bulunan fail hakkında verilecek bir kamu davasının açılmasının ertelenmesine, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın, üst paragrafta zikrettiğimiz Tebligat Kanununun 19. maddesi gereğince ceza infaz kurumu veya tutukevi idaresi tarafından tebliğ yapılırken ayrıca yerine getirilmesi gereken usul de 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 263. maddesinde düzenlenmiştir.

Buna göre, zabıt kâtibine veya hükümlü/tutuklu olarak bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabileceğinin karar içerisinde yazılı olması, ya da, tebliğ tutanağında aynı şekilde zabıt kâtibine veya hükümlü/tutuklu olarak bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabileceğinin yazılı olması mecburiyeti bulunmaktadır.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 263. maddesindeki usule uyulmadan yapılan tebliğ işlemi geçersiz olacak, bu tebliğe konu olan kamu davasının açılmasının ertelenmesine, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar kesinleşmemiş olacağından, infaza konması ve devamında failin o karara aykırı davrandığı gerekçesiyle Türk Ceza Kanununun 191/4 maddesi gereğince uyuşturucu madde kullanmak veya kullanmak amacı ile uyuşturucu madde almak ya da bulundurmak suçundan kamu davası açılması da mümkün olmayacaktır.

Bu husus Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 21/04/2025 gün ve 2025/1691 E, 2025/4543 K. sayılı kararında da açıklanmış olup, tebliğ tarihinde ceza infaz kurumu ve tutukevinde bulunan hükümlüler hakkındaki uyuşturucu madde kullanmak veya kullanmak amacı ile uyuşturucu madde almak ya da bulundurmak suçundan görülmekte olan davalarda, şayet tebliğ yukarıda anlatılan usule göre yapılmamış ve bu eksiklik davanın istinaf incelemesinden geçerek kesinleşmesinden sonra ortaya çıkmış olursa,

Cumhuriyet savcıları tarafından Ceza Muhakemesi Kanununun 308/A maddesi gereğince olağanüstü itiraz yoluna gidilerek, usule aykırılığın düzeltilmesi için istinaf dairelerinden talepte bulunulmaktadır.

Cumhuriyet Başsavcılığızca Ceza Muhakemesi Kanununun 308/A maddesi gereğince yapılan itirazlar Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi tarafından kabul edilerek, geçersiz tebliğ sebebiyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın kesinleşmediği, bir diğer ifade ile Türk Ceza Kanununun 191/4 maddesindeki dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle

Ceza Muhakemesi Kanununun 223/8 maddesi gereğince yargılamanın durmasına karar verilmek üzere ilk derece mahkeme kararının Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1-f maddesi uyarınca bozulmasına karar verilmesine rağmen, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi tarafından ise, yargı kararlarının geriye yürümeyeceği, dolayısı ile, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin yukarıda zikrettiğimiz kararından önce Ceza Muhakemesi Kanununun 263. maddesindeki usule uyulmadan yapılan tebliğ işleminin geçerli olduğuna, bu yüzden dava şartının gerçekleştiği gerekçesiyle

Cumhuriyet savcısı tarafından Ceza Muhakemesi Kanununun 308/A maddesi gereğince yapılan itirazlar reddedilmiş ve devamında dosyaların gönderildiği Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar kurulu tarafından da Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi'nin görüşü doğrultusunda Cumhuriyet savcılarının yaptığı itirazlar kesin olarak reddedilmiş bulunmakla, hukuki durumları aynı olan kişiler arasında adil ve eşit olmayan, kişilerin hukuki güvenlikleri ile adalet duygusunu zedeleyen farklı yargı kararları ortaya çıkmıştır.

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi tarafından verilmiş 17/02/2026 gün ve 2022/365-620 E-K.,18/02/2026 gün ve 2020/1329 E, 2021/1068 K., 19/02/2026 gün ve 2024/2574 E, 2025/1198 K. sayılı örnek kararlar ile, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi tarafından farklı anlayış ile verilmiş 10/03/2025 gün ve 2021/2411 E, 2022/671 K. Sayılı Ek Karar ve bununla ilgili olarak Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu tarafından verilen 18/04/2025 gün ve 2025/83 E-K sayılı karardan birer suret ekte sunulmuştur.

Aynı hukuki durumdaki hükümlüler hakkında verilen Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5.Ceza Dairesi ve 12.Ceza Dairesi kararları arasında açıkça uyuşmazlık bulunduğu anlaşılmakla, yukarıda açıklanan nedenlerle kararlar arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi için 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 35. Maddesinin 1.fıkrasının 3.bendi ve 2. fıkrası gereğince görüşünüzün de eklenerek talebimizin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi kamu adına arz ve talep Şeklindeki gerekçe ile Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kuruluna talepte bulunulmuştur.

II. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ CEZA DAİRELERİ BAŞKANLAR KURULU KARARI Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 17.04.2026 tarihli ve 2026/6 Karar sayılı kararı ile, "Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 26.02.2026 tarih ve 2026/138 B.M sayılı yazısı ile dosyanın Başkanlar Kurulumuza gönderildiği anlaşılmış, adı geçenin talebinin Ceza Daireleri Başkanlar Kurulun 2026/6 Uyuşmazlık sırasına kaydının yapılarak ve 17.04.2026 tarihli Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu toplantısında gündeme alınmıştır.

Talep edenin başvuru dilekçesi ekinde bulunan; İçtihat uyuşmazlığı bulunup bulunmadığının tespiti talep edilen söz konusu kararlar incelenmiş,

1. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12.Ceza Dairesinin 31.03.2022 tarih ve 2022/3 65... /620 Karar sayılı dosyasında; Burdur 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 24.11.2020 tarih ve 2020/ 76... /450 Karar sayılı kararının istinafen incelendiği, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararında;

"...Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında elde edilen mevcut deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın Burdur Açık Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunduğu dönemde Burdur Açık Ceza İnfaz Kurumunun 23.01.2017 gün, 2017/846 sayılı suç duyurusu evrakı nedeniyle sanık hakkında Kullanmak İçin Uyuşturucu veya Uyarıcı

Madde Satın Almak, Kabul Etmek, Bulundurmak ve Kullanmak suçundan soruşturma işlemlerine başlanıldığı, sanığın uyuşturucu uyarıcı madde kullanıp kullanmadığının tespiti için alınan saç örneğinde Adli Tıp Kurumu Antalya Grup Başkanlığı'nın 08/05/2017 tarihli raporu ile; sanık ...'nın kanında; uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin bulunmadığını, saç örneğinde ise uyuşturucu ve uyarıca maddelerden Metamfetamin ve Amfetamin ve Kokain metaboliti Benzoilekgonin bulunduğunun belirtildiği, Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık hakkında 09.10.2017 tarih ve 2017/9 Karar sayılı karar ile "Dava Açılmasının Ertelmenmesi" kararı verildiği, kararın sanığa 20.10.2017 günü tebliğ edildiği ve kararın infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, sanığın denetim süresi içerisinde 16/07/2019 tarihli

... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı raporu uyarınca yeniden uyuşturucu kullandığı ve bu şekilde erteleme süresi içerisinde yükümlülüklerini yerine getirmediğinin anlaşıldığı görülmüştür. Mahkememizin 2020/3 59... /329 karar sayılı birleşen dosyasında, olay tarihinde ... mahallesi civarında gezen 32... plakalı araç içerisindeki şahısların uyuşturucu madde kullandıkları yönünde alınan bilgiler doğrultusunda yapılan çalışmalarda söz konusu aracın ... Mahallesi ... caddesi üzerinde durdurulduğu, araç içerisinde sanık ....ile .... isimli şahsın olduğunun tespit edildiği, şahısların yapılan üst aramasında sanık ...nın üzerinden bir adet aparat ele geçirildiği, araç içerisinde sağ arka koltuk önündeki paspas üzerinde de bir adet aparat ele geçirildiği, sanığın alınan ifadesinde, kendisinin uyuşturucu maddelerden metamfetamin maddesini kullandığını beyan ettiği, sanığın alınan idrar örneği üzerinde yapılan inceleme sonucunda

... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Adli Tıp Bilirkişi Kurulu tarafından düzenlenen 07/11/2019 tarihli raporda, alınan idrar örneğinde yapılan analizde sistematikte aranan maddelerden Amfetamın ve Metamfetamin saptandığının belirtildiği, ayrıca Antalya Kriminal Polis Labaratuvarı Müdürlüğünün 21/11/2019 tarihli uzmanlık raporu içeriğinde, olay nedeniyle ele geçirilen iki adet cam aparat üzerinde uyuşturucu maddelerden metamfetamin kalıntısı bulunduğunun belirtildiği görülmüştür.

Yukarıdaki anlatımlar ışığında ve tüm dosya kapsamı bir bütün halinde değerlendirildiğinde, Uyap bilişim sistemi üzerinden sanığın sistemde kayıtlı olduğu dosyalara ilişkin yapılan sorgulamada, iş bu dosya ile birleştirilmesi gerekli başka dosya bulunmadığı, sanığın alınan savunmasında belirtilen suç tarihlerinde uyuşturucu madde kullandığını ikrar ettiği, sanıktan kan ve idrar örneklerinin alınmasına yönelik Burdur Cumhuriyet Başsavcılığı kararlarının, Isparta 1. Sulh Ceza Hakimliği'nin 2019/3699 D.İş sayılı kararları ve yine Isparta Sulh Ceza Hakimliğinin 2019/2804 değişik iş sayılı kararları ile onandığı ve belirtilen suç tarihlerinde sanığın uyuşturucu kullandığının

... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Adli Tıp Bilirkişi Kurulu'nun 07/11/2019 tarihli, ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı'nın 16/07/2019 tarihli ve Adli Tıp Kurumu Antalya Grup Başkanlığı'nın 08/05/2017 tarihli raporları ile de sabit olduğu anlaşılmakla, iddia, sanığın tevil yollu ikrarını içerir savunmaları, uzmanlık raporları,

ATK raporları, onama kararları ve tüm dosya kapsamından sanığın müsnet suçu işlediği sabit görülmekle, suçun işleniş biçimi, failin güttüğü amaç ve saiki, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak alt sınırdan ceza verilmek suretiyle; eylemine uyan TCK nun 191/1 maddesi gereğince cezalandırılmasına, sanığın aynı suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda üzerine atılı suçu işlemesi nedeniyle cezası TCK’nun 43/1 maddesi gereğince takdiren ¼ oranında cezasının artırılmasına ve

TCK'nın 62/2. maddesi gereğince sanığın geçmişi, suç işleme eğilim gösteren kişiliği, ileride yeniden suç işlemekten çekinceği konusunda mahkememizde olumlu kanaat oluşmaması nedeniyle sanık hakkında TCK 62 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Her ne kadar sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak suçundan Burdur 2. Asliye Ceza Mahkemesince 24/09/2020 tarih, 2020/359 Esas, 2020/329 Karar sayılı ilamı ile birleştirme kararı verilerek dosyamıza gönderilmiş ise de, bu dosyanın iş bu dosyamızın zincirleme suç olarak devamı niteliğinde olduğundan birleşen dosya yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına... " dair karar verildiği,

Yukarıda belirtilen Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12.Ceza Dairesinin 31.03.2022 tarih ve 2022/3 65... /620 Karar sayılı dosyasında; "...CMK'nın 279. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonunda; dairenin görev ve yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi ve yasa yolunun açıklığı yönünden istinaf başvurularının kabul edilebilir olduğuna ve esas hakkında inceleme yapılmasına karar verilerek aynı yasanın 280. maddesi gereği başvurunun esası hakkındaki inceleme sonunda;

Suç tarihinin sanığın sabit olan ilk eylemi yönünden kan ve saç örneği alma tarihi olan 29/03/2017 tarihi olduğu halde gerekçeli karar başlığında suç tarihinde hatalı olarak ilk eylem tarihinin 08/02/2017 tarihi olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.16/07/2019 tarihli eylemin Kamu Davasının Açılmasının Ertelenme Kararına konu 29/03/2017 suç tarihli eylemin ihlali niteliğinde, sanığın 29/03/20 17... /10/2019 tarihli eylemlerinin ise arada geçen süre gözetildiğinde sanığın yenilenmiş suç iradesi sebebiyle ayrı suç teşkil edeceği gözetilmeden tüm eylemlerinin zincirleme suç kapsamında kaldığı kabul edilerek sanık hakkında

TCK'nın 43.maddesi uygulanmak suretiyle eksik ceza tayini aleyhe istinaf başvurusu bulunmadığından davanın yeniden görülmesi nedeni sayılmamıştır. Sanık hakkında 53.maddesinin uygulanmasında 15.04.2020 gün ve 13100 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanunun 10. maddesi ile yapılan değişiklikler sonrası oluşan durumuna göre uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı görülmüştür.

Isparta Adli Emanet Memurluğunun 2019/1929 sırasında kayıtlı emanet eşyaları hakkında karar verilmemiş ise de; bu hususta mahkemesince her zaman karar verilebileceği anlaşılmıştır. Eleştiri dışında yargılamanın yasa ve hukuka uygun yapıldığı, gerekçenin yeterli ve yerinde olduğu hükmün doğru olduğu ve istinaf başvurusunun yerinde olmadığı kanaati ile İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE..." dair karar verilmiştir.

2. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12.Ceza Dairesinin 08.07.2021 tarih ve 2020/1329 Esas ve 2021/1068 Karar sayılı dosyasında; ...4.Asliye Ceza Mahkemesinin 05.11.2019 tarih ve 2019/11 15... /1588 Karar sayılı kararının istinafen incelendiği, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararında; "......İlçe Jandarma Komutanlığı ekiplerince yapılan çalışmalarda İlçemiz ... Mahallesi .... 132. Sokak No:4 ...adresinde bulunan mobilya dükkanında uyuşturucu madde satıldığına ilişkin ihbarın geldiği, bunun üzerine Cumhuriyet Savcısından yazılı arama kararının alındığı, alınan arama kararına istinaden kolluk kuvvetlerince olay yerine gidildiği, yapılan kontrolde bahsedilen adreste sanık .... ile birlikte ... isimli şahsın bulunduğunun tespit edildiği, sanık .....'ın evinde ve arabasında yapılan aramada uyuşturucu maddelerin ele geçirildiği, bu sebeple sanığın uyuşturucu madde kullanıp kullanmadığının tespiti için idrar örneklerinin alındığı,

...Devlet Hastanesinin 14/08/2018 tarihli laboratuvar sonucunda sanığın idrarında uyuşturucu madde olan esrar maddesinin bulunduğunun belirtildiği, sanık hakkında yapılan bu soruşturma kapsamında sanık hakkında ...Cumhuriyet Başsavcılığının 05/10/2018 tarih ve 2018/479 sayılı kararı ile dava açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, verilen kararın 15/10/2018 tarihinde sanığa tebliğ edildiği, bu kararla birlikte sanık hakkında verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması için dosyanın ...Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, ...Cumhuriyet Başsavcılığınca 2019/9010 soruşturma numaralı dosyasında başlatılan soruşturma kapsamında, sanığın uyuşturucu madde kullanıp kullanmadığının tespiti amacıyla idrar örneklerinin alındığı,

...Devlet Hastanesinin 06/07/2019 tarihli laboratuvar sonucunda sanığın idrarında uyuşturucu maddeler grubunda olan Esrar maddesinin olduğunun tespit edildiği, sanığın da alınan savunmalarında uyuşturucu madde kullandığını açıkça ikrar ettiği, sanığın bu şekilde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilen 5 yıllık erteleme süresi içerisinde yeniden uyuşturucu kullanmak suretiyle denetimi ihlal ettiği, bunun üzerine sanık hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kaldırılmasına karar verildiği ve kamu davasının açıldığı, olayın bu şekilde meydana geldiği anlaşılmış.

Sanığın bu şekilde üzerine atılı Kullanmak Amacıyla Uyuşturucu Madde Bulundurma ve Kullanma suçunu işlediği sonuç ve kanaatine varılmıştır. 5237 Sayılı TCK'nın 191/4.maddesinde ''Kişinin, erteleme süresi zarfında; kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, hâlinde, hakkında kamu davası açılır'' düzenlemesinin olduğu, sanığın hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilen 5 yıllık erteleme süresi içerisinde 05/07/2019 tarihinde tekrar uyuşturucu maddelerden esrar kullandığının alınan laboratuvar sonucu ile tespit edildiği, böylece sanığın hakkında verilen erteleme süresi içerisinde tekrar uyuşturucu madde kullanmak suretiyle denetimi ihlal ettiği, sanığın bu eyleminin

TCK'nın 191/5. Maddesi gereğince ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmayacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Böylece yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre sanığın üzerine atılı Kullanmak için Uyuşturucu Madde Kabul Etmek veya Bulundurmak suçunu işlediği sübut sübuta ermiş ve sanığın cezalandırılmasına karar verilmiş. Sanığın sabıkalı geçmişi, tekerrüre esas sabıkasının olması, sanığın yeniden suç işlemeyeceği hususunda mahkememizde olumlu kanaat oluşmadığından sanık hakkında TCK'nın 51 ve CMK'nın 231. maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına..." dair karar verildiği,

Yukarıda belirtilen Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12.Ceza Dairesinin 08.07.2021 tarih ve 2020/13 29... /1068 Karar sayılı dosyasında istinaf incelemesi neticesinde; "...CMK'nun 279. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonunda; dairenin görev ve yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi ve yasa yolunun açıklığı yönünden istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna ve esas hakkında inceleme yapılmasına karar verilerek aynı yasanın 280. maddesi gereği başvurunun esası hakkındaki inceleme sonunda; TCK'nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 7242 sayılı Yasa ile yapılan değişikliğin, infaz aşamasında gözetilebileceği değerlendirilmiştir. Yargılama sürecinin yukarıdaki eleştiri dışında yasa ve hukuka uygun yapıldığı, gerekçenin yeterli ve yerinde olduğu hükmün doğru olduğu ve istinaf başvurusunun yerinde olmadığı kanaati ile İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE..." dair karar verildiği anlaşılmıştır.

3. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12.Ceza Dairesinin 26.06.2025 tarih ve 2024/2574 Esas ve 2025/1198 Karar sayılı dosyasında; Denizli 6.Asliye Ceza Mahkemesinin 06.06.2024 tarih ve 2024/1 18... /398 Karar sayılı kararının istinafen incelendiği, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararında; "...Sanıklar ... ve ... hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma sağlama suçundan Denizli 7.Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı ve 2019/577 Esas sırasına kaydedildiği, yapılan yargılama sonucu sanıklar ... ve ... hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan mahkumiyet kararı verildiği ve kesinleştiği, soruşturma evresinde sanıklar ... ve ...'ın alınan idrar raporlarında uyuşturucu madde kullandıklarının tespit edilmesine rağmen kamu davası açılmaması nedeniyle Denizli 7.Ağır Ceza Mahkemesinin 01/03/2022 Tarih ve 2019/577 Esas sayılı dosyasında sanıklar ... ve ... hakkında uyuşturucu madde

kullanma suçu yönünden suç duyurusunda bulunulduğu, Yapılan soruşturma sonucunda sanık ... hakkında düzenlenen 12/05/2019 tarihli idrar tetkik raporunda kannabinoidler pozitif olarak tespit edildiği, Sanık ... hakkında düzenlenen 15/05/2019 tarihli idrar tetkik raporunda kannabinoidler pozitif olarak tespit edildiği, Olay günü olan 05/01/2022 tarihinde uyuşturucu madde ticareti yapma sağlama suçuna ilişkin olarak sanıklar ... ve diğer şahıs Ali İhsan Çakır hakkında Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/967 sayılı soruşturmasında uyuşturucu madde ticareti suçundan işlem başlatıldığı, sanık ...'ın alınan idrar tetkik örneğinde uyuşturucu madde kullandığının tespit edilmesi üzerine evrakın tefrik edildiği, sanık ... yönünden tekrar tefrik kararı verilerek 2022/9774 sayılı soruşturma sırasına kaydedildiği, (Daha sonra 2022/8148 sayılı soruşturma ile birleştirilmiştir.) Yapılan soruşturma sonucunda sanık ... hakkında düzenlenen idrar tetkik raporunda kannabinoidler,

amfetamin/metamfetamin pozitif olarak tespit edildiği, Sanık ... hakkında 12/05/20 19... /01/2022 tarihli eylemleri nedeniyle 2022/8148 sayılı soruşturmada 22/03/2022 tarihinde Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesine karar verildiği, bu kararın tebliğ edilmesi sonrası infazı ve tedavi-denetim için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, sanığın infazını 26/04/2023 tarihinde tamamlaması nedeniyle DS Müdürlüğünce infaz dosyasının kapatılarak iade edildiği, Sanık ... hakkında 15/05/2019 tarihli eylemi nedeniyle 2022/8148 sayılı soruşturmada 22/03/2022 tarihinde Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesine karar verildiği, bu kararın tebliğ edilmesi sonrası infazı ve tedavi-denetim için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, sanığın infazını 25/04/2023 tarihinde tamamlaması nedeniyle DS Müdürlüğünce infaz dosyasının kapatılarak iade edildiği,

Olay günü olan 11/12/2023 tarihinde uyuşturucu madde ticareti yapma sağlama suçuna ilişkin olarak sanıklar ... ve ... ile diğer şahıslar hakkında Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/41032 sayılı soruşturmasında uyuşturucu madde ticareti suçundan işlem başlatıldığı, sanıklar ... ve ...'ın alınan idrar tetkik örneklerinde uyuşturucu madde kullandıklarının tespit edilmesi üzerine evrakın tefrik edildiği (2022/8148 sayılı soruşturma ile birleştirilmiştir.) Yapılan soruşturma sonucunda sanık ... hakkında düzenlenen idrar tetkik raporunda kannabinoidler, amfetamin/metamfetamin pozitif olarak tespit edildiği,

Sanık ... hakkında düzenlenen idrar tetkik raporunda kannabinoidler, amfetamin/metamfetamin pozitif olarak tespit edildiği, sanık ... hakkında 12/05/20 19... /01/2022 tarihli eylemleri nedeniyle 2022/8148 sayılı soruşturmada 22/03/2022 tarihinde Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesine karar verilip kesinleşip DS Müdürlüğünce infazı tamamlandıktan sonra sanığın 11/12/2023 tarihinde tekrar uyuşturucu madde kullanması nedeniyle TCK'nın 191/4.c maddesini ihlal ettiği, Olay günü olan 06/10/2023 tarihinde Kuşadası ilçesinde Aydın-Kuşadası dolmuşunun jandarma tarafından durdurulduğu, uyuşturucu arama köpeğinin dolmuşta yolcu olarak bulunan sanık ...'a tepki vermesi üzerine sanık ...'a üzerinde herhangi bir suç

unsuru olup olmadığı sorulduğunda sanığın üzerinde bulunan sigaraya sarılmış vaziyette daralı ağırlığı 1,41 gram esrar maddesini rızaen teslim ettiği, bu nedenle sanık ... hakkında Kuşadası Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldığı, yapılan soruşturma sonucunda düzenlenen uzmanlık raporunda sanık ...'dan ele geçen maddenin tütünle karışık esrar maddesi olduğu ve net toz esrar miktarının hesaplanamadığı, bu maddenin 2313 sayılı yasa kapsamında kaldığının belirtildiği, sanık ... hakkında düzenlenen idrar tetkik raporunda THC (marihuana, esrar) pozitif olarak tespit edildiği, Sanık ...'ın 06/10/2023 tarihli eyleminin KDAE kararının ihlali niteliğinde (191/4.b.c) olduğu, yine sanık ...'ın 11/12/2023 tarihli eyleminin ise ihlal kapsamında kalmadığı, sanığın 11/12/2023 tarihli eyleminin zincirleme suç kapsamında değerlendirildiği, sanıkların atılı suçu anlatıldığı şekilde işlediği tüm dosya kapsamından anlaşılmakla sanık ...'ın atılı suçtan zincirleme olacak şekilde cezalandırılmasına , Sanık ...'ın KDAE kararından önce birden fazla eyleminin olması (12/05/20 19... /01/2022) nedeniyle teşdiden cezalandırılmasına..." dair karar verildiği,

Yukarıda belirtilen Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12.Ceza Dairesinin 26.06.2025 tarih ve 2024/25 74... /1198 Karar sayılı dosyasında istinaf incelemesi neticesinde; "...CMK'nın 279. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonunda; dairenin görev ve yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi ve yasa yolunun açıklığı yönünden istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna ve esas hakkında inceleme yapılmasına karar verilerek CMK'nın 280. maddesi gereği başvurunun esası hakkındaki inceleme sonunda;1-Sanık ... hakkında yapılan inceleme sonucunda;

Suç tarihinin sanığın sabit olan eylemine göre yukarıda yazılı şekilde olduğu halde gerekçeli karar başlığında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlal tarihinin ayrı bir suç tarihi olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür. Soruşturma aşamasında usulüne uygun olarak alınan karar uyarınca alınan vücut örneği incelemesi, onama kararı, sanığın UYAP'taki suç kayıtları, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu karar kapsamında uygulanan denetimli serbestlik dosyası, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, soruşturma sonuçlarına uygun şekildeki mahkemenin kabulüne, kanuna uygun biçimde yürütülen duruşmalara, iddia, savunma ve karar yerinde tartışılan tüm delillere göre; sanığın eyleminin

Kullanmak İçin Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Satın Almak, Kabul Etmek, Bulundurmak ve Kullanmak suçunu oluşturduğu, mahkemenin suçun nitelendirilmesinde, delillerin takdirinde ve temel cezanın belirlenmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla sanığın sair nedenlere ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiş olup hükümde hukuka aykırılık bulunmadığından İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, Dair, CMK'nın 286/2-a maddesi uyarınca kesin olarak,2-Sanık ... hakkında yapılan inceleme sonucunda; Suç tarihinin sanığın sabit olan eylemine göre yukarıda yazılı şekilde olduğu halde gerekçeli karar başlığında kamu davasının

açılmasının ertelenmesi kararının ihlal tarihinin ayrı bir suç tarihi olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

Soruşturma aşamasında usulüne uygun olarak ele geçen uyuşturucu maddeye, alınan raporlara, usulüne uygun olarak alınan karar uyarınca alınan vücut örneği incelemesine, onama kararına, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu karar kapsamında uygulanan denetimli serbestlik dosyasına, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, soruşturma sonuçlarına uygun şekildeki mahkemenin kabulüne, kanuna uygun biçimde yürütülen duruşmalara, iddia, savunma ve karar yerinde tartışılan tüm delillere göre; sanığın eyleminin "Kullanmak İçin Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Satın Almak, Kabul Etmek,

Bulundurmak ve Kullanmak" suçunu oluşturduğu, mahkemenin suçun nitelendirilmesinde, delillerin takdirinde ve temel cezanın belirlenmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından başkaca istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir,

Ancak, hükümden sonra 04/06/2025 tarihli resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 04/06/2025 tarih ve 7550 sayılı Kanunun 14. maddesi ile 5275 sayılı Kanunun 108. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “durumunda, hükümlü koşullu salıverilmez.” ibaresi “durumunda birinci fıkradaki koşullu salıverilme süreleri uygulanır.” şeklinde değiştirilmiş olup sanık lehine yapılan bu değişikliğin gözetilmesinde yasal zorunluluk bulunması karşısında bu aykırılık 5271 sayılı CMK'nın 280/1-d maddesi uyarınca düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğu anlaşıldığından; sanık hakkında tekerrür uygulamasına ilişkin bendin devamına "7550 sayılı yasanın 14. maddesiyle 5275 sayılı yasanın 108/3. maddesinde yapılan değişikliğin 5275 sayılı yasanın 108/3. maddesinin uygulanması aşamasında gözetilmesine" ibaresinin EKLENMESİ ve diğer kısımlarının aynen bırakılması suretiyle suretiyle hükmün düzeltilerek İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE..." dair karar verildiği anlaşılmıştır.

4. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5.Ceza Dairesinin 05.04.2022 tarih ve 2021/2411 Esas ve 2022/671 Karar sayılı dosyasında; Bucak 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 16.09.2021 tarih ve 2020/4 54... /526 Karar sayılı kararının istinafen incelendiği, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararında; "...İddianame, birleşen dosyalar, sanık savunması, olay tutanakları, kan kıl idrar inceleme raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 21.12.2019 günü saat 17:40 sıralarında ... Köyü yol kontrol noktasında icra edilen önleyici kolluk devriyesi esnasında

112 AÇM’den gelen ihbara istinaden 07... plakalı aracın durdurulmak istenildiği fakat araç sürücüsü olan sanık durmamakta ısrar edip, görevli personelin üzerine araç sürerek olay yerinden kaçtığı, sanığın ısrarlı takip sonucu uygulama noktasına 8 km uzaklıkta durdurularak yakalandığı, bahse konu araçta uyuşturucu madde vb. suç unsuru olabileceği değerlendirilerek nöbetçi cumhuriyet savcısından alınan adli arama kararı gereği yapılan üst aramasında ve araçta herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığı,

sanığın üzerine atılı TCK 191 maddesinde düzenlenen uyuşturucu madde kullanmak suçuna delil elde edebilmek amacıyla kan ve kıl örneklerinin alındığı, sanık alınan savunmasında uyuşturucu kullandığını beyan ettiği, dosya içerisinde bulunan Antalya Adli Tıp Kurumu'nun 09/03/2020 tarihli raporunda, sanığın alınan kanında uyuşturucu veya uyarıcı maddelerden morfin, kodein, metamfetamin ve amfetamin bulunduğunun, alınan kıl örneğinde uyuşturucu veya uyarıcı maddelerden morfin, kodein, eroin, eroin metaboliti 6-MAM, metamfetamin, amfetamin, ..., MDA, kokain ve kokain metabolitleri benzoilekgonin ile metilekgonin bulunduğunun belirtildiği, sanık hakkında erteleme kararı sonrası başkaca kamu davalarının açıldığının tespit edildiği, TCK 191/6 maddesinde düzenlenen

"Kamu davasının açılmasından sonra, suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez." amir hükmü gereği sanık hakkında dava açıldığı, Hukuki kesinti gerçekleşmediği için dosyamızla birleşen Burdur 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/507 Esas, 2021/114 karar sayılı ilamı yönünden 29.07.2019 tarihinde Burdur Acil Servisine getirilen sanığın uyuşturucu uyancı madde kullandığını beyan ettiği, sanıktan alınan idrar örneğinin incelenmesine ilişkin laboratuvar sonucuna göre sanığın uyuşturucu madde kullandığının tespit edildiği, ancak 5237 sayılı

TCK'nun "Madde 192- (4) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmi makamlara veya sağlık kuruluşlarına başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezaya hükmolunmaz.(Ek cümle: 24/11/2016-6763/16 md.) Bu durumda kamu görevlileri ile sağlık mesleği mensuplarının 279 uncu ve 280 inci maddeler uyarınca suçu bildirme yükümlülüğü doğmaz." şeklindeki düzenleme gereğince bu suçun zincirleme suça dahil edilemeyeceği,

Yine 24.06.2020 tarihinde sanıktan kan örneği aldırıldığı, kan örneğinin incelenmesine ilişkin 02.09.2020 tarihli adli tıp raporuna göre sanığın kan ve idrar örneğinde uyuşturucu uyancı maddeye rastlandığı, 16.10.2019 tarihinde sanığın da içinde bulunduğu 15... plaka sayılı araç ile Antalya ilinden uyuşturucu madde getirileceği yönündeki bilgiler neticesinde aracın Antalya kavşağında durdurulduğu, araçtan kağıda sarılı bir madde atıldığının görüldüğü, başlatılan soruşturmada laboratuvar sonucuna ve adli tıp raporuna göre sanığın kan ve idrar örneklerinde uyuşturucu maddeye rastlandığı, uzmanlık raporuna göre sanığın da aralarında bulunduğu araçtan ele geçen maddenin eroin ve hint keneviri bitkisi olduğunun anlaşıldığı, 25.12.2019 tarihinde

15... plaka sayılı aracı kullanan sanığın üzerinde uyuşturucu madde olduğu bilgisi üzerine aracın Burdur Merkez .... mahallesi eski ...caddesi üzerindeki parkta durdurulduğu, sanığın pantalonunun sağ cebinden eroin maddesi olduğu değerlendirilen maddeyi çıkardığı ve rızasıyla görevlilere teslim ettiği, uzmanlık raporuna göre maddenin eroin içerdiğinin tespit edildiği, sanığın alınan idrar örneğinde uyuşturucu maddeye rastlandığı, Hukuki kesinti gerçekleşmediği için dosyamızla birleşen Isparta 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/59 Esas, 2021/97 Karar sayılı dosyası yönünden olay tarihi olan 11.08.2020'de 07... plakalı aracın

Sav Polis uygulama noktasına gelmeden 200 metre geride tali yola girdiğinin görülmesi üzerine söz konusu aracın durdurulduğu ve araç içerisinde dosya dışı ....ve sanığın olduğunun tespit edildiği, şahıslara üzerlerinde suç unsuru olup olmadığının sorulduğu sırada aracın sağ ön kapı alt kısmında ...ve ....'ın olduğu yerde yere atılı vaziyette daralı ağırlığı 2,40 gram gelen ve eroin olduğu değerlendirilen madde ele geçirildiği, ...'un da daralı ağırlığı 5,80 gram gelen ve eroin olduğu değerlendirilen madde ile 1 mİ lik enjektörü rızası ile görevlilere teslim ettiği, yapılan aramalarda sanık ...'in üzerinde daralı ağırlığı 3 gram gelen ve eroin olduğu değerlendirilen madde ele geçirildiği, sanık ...'in aldırılan idrar örneği üzerinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen raporda, sanığın idrarında opiatlar ve 6-MAM maddeleri tespit edildiğinin bildirildiği,

Antalya Kriminal Polis Laboratıvarı Müdürlüğünce düzenlenen uzmanlık raporunda, sanık ...'in üzerinde ele geçrilen 2,8 gram ağırlığında açık kahve renkli toz maddenin eroin içerdiğinin bildirildiği, Hukuki kesinti gerçekleşmediği için dosyamızla birleşen Isparta 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/596 Esas, 2020/597 Karar sayılı dosyası yönünden Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü görevlilerinin olay tarihi olan 30.06.2020'de Sav Polis

Uygulama noktasında yapmış olduklan kontrollerde 07... plakalı aracın durduruluğu, araç içerisinde dosya dışı ..., .... ve sanığın olduğunun tespit edildiği, şahısların tedirgin hareketlerde bulunmaları nedeniyle aracın etrafı kontrol edildiğinde, yerde atılı vaziyette daralı ağırlığı 1,19 gram gelen ve eroin olduğu değerlendirilen madde bulunduğu, araç içerisinde yapılan aramada, 1 adet folyo parçası, 1 adet enjektör, 2,5 adet 8mg suboxone tablet ele geçirildiği, sanık ...'in aldırılan idrar örneği üzerinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen raporda sanığın idrarında opiatlar, buprenorfin ve 6-MAM maddeleri tespit edildiğinin bildirildiği,

Antalya Kriminal Polis Laboratuvan Müdürlüğünce düzenlenen uzmanlık raporunda, 0,5 gram ağırlığında açık kahve renkli toz maddenin eroin içerdiğinin, tabletlerin buprenorfin ve naloxone içerdiğinin, 1 adet enjektör ve 1 adet alüminyum folyo parçası üzerinde eroin kalıntısı bulunduğunun bildirildiği, Sanık hakkında düzenlenen iddianame tarihinin 20.10.2020 olduğu, sanığın iddianame tarihinden önce birden fazla kez uyuşturucu kullandığının uzmanlık raporu, sanık ikrarı ve tutanaklarla sabit olduğu anlaşılmakla sanığın üzerine atılı “Kullanmak İçin Uyuşturucu ve uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak '' suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Sanık bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda aynı eylemi tekrar ettiğinden cezasından TCK 43/1 maddesi uyarınca taktiren 1/2 oranında arttım yapılmıştır. Sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının miktarı dikkate alındığında yasal imkansızlık nedeni ile CMK 231.maddede düzenlenen H.A.G.B., TCK 51. maddesinde düzenlenen hapis cezasının ertelenmesine ve TCK 50.maddesinde belirtilen seçenek yaptırımlarına çevrilmesi uygulanmasına yer olmadığına..." dair karar verildiği,

Yukarıda belirtilen Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5.Ceza Dairesinin 05.04.2022 tarih ve 2021/24 11... /671 Karar sayılı dosyasında istinaf incelemesi neticesinde; "... CMK'nın 279. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonunda; dairenin görev ve yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi ve yasa yolunun açıklığı yönünden sanığın istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna ve esas hakkında inceleme yapılmasına karar verilerek aynı yasanın 280. maddesi gereği başvurunun esası hakkındaki inceleme sonunda;

Suç tarihleri 16.10.2019, 22.12.2019, 25.12.2019, 30.06.2020, 11.08.2020 olduğu halde karar başlığına bu tarihlerle birlikte başka tarihlerin de yazılmış olması Mahkemesince düzeltilmesi olanaklı yazım hatası olarak değerlendirilmiştir. Dava, TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan açılmış olup, Uyap ve adli sicil kaydına göre doğrudan dava açılması için gerekli koşulların mevcut olduğunun anlaşılmış olması karşısında gerekçeli kararda doğrudan dava açılmasına dayanak teşkil eden Isparta 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/10 35... /1417 Karar sayılı dava dosyasından bahsedilmemiş olması sonuca etkili görülmemiştir. Buna göre, yargılama sürecinin eleştirilen hususlar dışında kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı ve sanığın zincirleme şekilde gerçekleşen eylemlerinin sabit olduğu anlaşıldığından sanığın yerinde görülmeyen İSTİNAFBAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE..." dair karar verildiği anlaşılmıştır.

GEREKÇE:

5235 Sayılı "Adli yargı ilk derece mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin kuruluş görev ve yetkileri hakkında kanunun 35.Maddesinde; Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulunun görevleri düzenlenmiş olup anılan maddenin 3.Bendinde " resen veya bölge adliye mahkemesinin ilgili hukuk ve ceza dairesinin ya da cumhuriyet başsavcısının, hukuk mahkemeleri kanunu veya ceza muhakemesi kanununa göre istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların benzer olayda bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında ya da bu mahkeme ile başka bir bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında uyuşmazlık bulunması halinde bu uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, kendi görüşlerini de ekleyerek Yargıtaydan bu konuda bir karar vermesini istemek," hükmüne yer verilmiştir.

Somut olayların incelenmesinde; sanığın 16.10.2019, 22.12.2019, 25.12.2019, 30.06.20 20... .08.2020 tarihli eylemleri nedeniyle İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda TCK'nın 191/1, 43/1 ve 58. maddeleri uyarınca 4 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, istinaf başvurusu üzerine Antalya BAM 5. CD'nin 05.04.2022 tarih ve 2021/2411 Esas, 2022/671 Karar

sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiği, sanığın suça konu eylemlere ilişkin davaların TCK'nın 191/6.maddesi uyarınca doğrudan açıldığı, daha sonra dosyaların birleştirildiği anlaşılmıştır. Doğrudan dava açılmasına dayanak kök dosyanın ise Isparta 6.Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/1035 esas, 2015/1417 karar sayılı dava dosyası olduğu, Uyap'tan açtırılarak incelenen dosya içeriğine göre; sanığın 22.12.2014 tarihli eylemi nedeniyle Isparta Cumhuriyet Başsavcılığının 05.02.2015 tarih, 2015/399 esas, 2015/72 karar sayılı kararı ile KDAEK verildiği, kararda itiraz süresinin usulüne uygun şekilde 15 gün olarak belirtildiği, kararın o tarihte Isparta E Tipi Kapalı Ceza Evinde bulunan sanığa bizzat kendi imzası ile tebliğ edildiği, sanığın 06.05.2015 tarihinde Burdur Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne müracaat ederek bilgilendirme ve hastane sevk yazısını tebellüğ etmek suretiyle işlemlerine başladığı, 18.03.2015 tarihinde devlet hastanesinde idrar numunesi vermeyi reddedince 25.03.2015 tarihinde uyarı kararı alınarak tebliğ edildiği, bundan sonra 27.05.2015 tarihli bireysel görüşmeye de katılmadığı ve bu nedenle denetim dosyasının kapatıldığı, 10.07.2015 tarihli iddianame ile kamu davası açıldığı, yargılama sonunda mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.

Dosya kapsamına göre KDAEK'in bizzat sanığa ceza evinde tebliğ edildiği, ancak o tarih itibariyle ceza evinde olan sanığa CMK'nın 263/1.maddesinde belirtilen şekilde, başka bir ifade ile "KDAEK metninde ceza evinde bulunanların itiraz yoluna nasıl başvurabileceğine ilişkin açıklamayı içerecek şekilde" tebliğ edilmediği, itirazın özünün "kök dosyadaki KDAEK tebliğinin bu nedenle usulsüz olduğu, KDAEK tebliği usulsüz olduğu için devamındaki tüm işlemlerin ve aralarında eldeki dosyanın da bulunduğu tüm kararların da hukuka aykırılık teşkil ettiğine" ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Herhangi bir şekilde KDAEK tebliğ edilmemiş ya da usulsüz tebliğ edilmiş dahi sanığın Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne müracaat edip, denetim sürecine başlamış olması durumunda başlangıçtaki tebligat eksikliğinin sonuca etkili olmayacağına ilişkin Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere; Yargıtay 10.Ceza Dairesinin 26.04.2018 tarih ve 2018/958 Esas, 2018/3822 Karar sayılı ve Yargıtay (Kapatılan) 20.Ceza Dairesinin 09.07.2019 tarih ve 2018/5828 Esas, 2019/4207 Karar sayılı kararları ile benzer bir çok kararlarında herhangi bir şekilde KDAEK tebliğ edilememiş veya usulsüz tebligat yapılmış olsa dahi sanığın "Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne müracaat edip, KDAEK'in infazına başlanması durumunda KDAEK'ten haberdar olduğu" kabul edilmiştir.

Yargıtay 10.Ceza Dairesinin 01.12.2021 tarih ve 2021/13909 Esas, 2021/12763 Karar sayılı kararı ile belirtilen içtihadını değiştirdiği, denetimli serbestlik aşaması olumlu geçirilmiş, başka bir ifade ile denetimli serbestlik tedbiri infaz edilmiş olsa dahi KDAEK hiç tebliğ edilmemiş veya usulsüz tebliğ edilmiş ise KDAEK kesinleşmediğinden devamındaki işlemlerin hukuken geçersiz olduğu belirtilmiştir. İçtihat değişikliği ile ilgili benzer diğer kararlar şunlardır:

Yargıtay 10.Ceza Dairesinin 28/12/2022 tarih ve 2020/17387 Esas, 2022/14102 Karar, 10/10/2022 tarih ve 2020/10688 Esas, 2022/10088 Karar, 09/02/2022 tarih ve 2021/14837 Esas, 2022/1162 Karar sayılı kararları.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.06.2022 tarih ve 2022/2-290 Esas, 2022/439 Karar sayılı ve yine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2022/3-499 Esas, 2023/146 Karar sayılı kararlarında "15.06.1949 tarih ve 4-11 sayılı içtihadı birleştirme kararı da gözetildiğinde yargısal içtihat değişikliklerinin kural olarak geriye yürümeyeceği, yorum farklılığı sebebiyle içtihadın değişmiş olmasının usul ve maddi hukuka uygunluk taşımayan karara yönelik olağanüstü kanun yollarına başvuru nedeni sayılamayacağı" belirtilmiştir.

Sanığın 22.12.2014 tarihli eylemi nedeniyle "Kullanmak İçin Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Satın Almak, Kabul Etmek, Bulundurmak ve Kullanmak" suçundan soruşturma başlatıldığı, Isparta Cumhuriyet Başsavcılığının 05.02.2015 tarih, 2015/399 esas, 2015/72 karar sayılı kararı ile KDAEK verildiği, kararda itiraz süresinin usulüne uygun şekilde 15 gün olarak belirtildiği, kararın o tarihte Isparta E Tipi Kapalı Ceza Evinde bulunan sanığa bizzat kendi imzası ile tebliğ edildiği, kararda ceza evinde bulunanların itiraz yoluna nasıl başvurabileceklerine ilişkin açıklamanın yer almadığı, bu haliyle KDAEK tebliğinin usulüne uygun olmadığı anlaşılmıştır. KDAEK tebliği usulüne uygun olmamakla birlikte kararın uygulanmak üzere Burdur Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, sanığın 06.05.2015 tarihinde müdürlüğü başvurarak bilgilendirme ve hastane sevk yazısını tebellüğ etmek suretiyle tedavi ve denetimli serbestlik işlemlerine başladığı, 18.03.2015 tarihinde Isparta Devlet Hastanesinde idrar numunesi vermeyi reddedince 25.03.2015 tarihinde uyarı kararı alınarak tebliğ edildiği, bundan sonra 27.05.2015 tarihli bireysel görüşmeye de katılmadığı ve bu nedenle denetim dosyasının kapatıldığı, 10.07.2015 tarihli iddianame ile kamu davası açıldığı yargılama sonunda mahkumiyetine karar verildiği, kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği, bu haliyle açıklaması yapılan kök dosyadaki işlemlerin yukarıda yukarıda belirtilen Yargıtayın o tarihteki içtihatlarına uygun olduğu anlaşılmıştır.

Eldeki dosyanın dairece incelendiği tarihte, yukarıda belirtilen içtihatlar dikkate alınmış her ne kadar daha sonra içtihat değişmiş ise de, yargısal içtihat değişikliğinin olağanüstü kanun yoluna başvuru nedeni olamayacağı, tüm dosya kapsamına göre KDAEK sanığa usulüne uygun şekilde tebliğ edilmemiş ise de, sanığın denetime başlamak suretiyle o tarih itibariyle KDAEK'ten haberdar olduğu, bu çerçevede kök dosyada yapılan tüm işlemlerin o tarihte geçerli Yargıtay içtihatlarına uygun olduğu, buna bağlı olarak Antalya BAM 5.CD'nin kararında usul ve yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı, bu haliyle

Başkanlar Kurulumuzca, uyuşmazlığın Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5.Ceza Dairesinin 2021/24 11... /671 Karar sayılı kararı doğrultusunda giderilmesi gerektiği görüşünde olduğumuzdan, dosyanın Yargıtay ilgili Dairesine gönderilmesine oy birliği ile karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur.

KARAR : Açıklanan nedenlerle;

1. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının 26.02.2026 tarih ve 2026/138 B.M sayılı talebinde belirtmiş olduğu,

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12.Ceza Dairesinin 31.03.2022 tarih ve 2022/365 Esas ve 2022/620 Karar sayılı kararı,

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12.Ceza Dairesinin 08.07.2021 tarih ve 2020/1329 Esas ve 2021/1068 Karar sayılı kararı,

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12.Ceza Dairesinin 26.06.2025 tarih ve 2024/2574 Esas ve 2025/1198 Karar sayılı kararı,

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5.Ceza Dairesinin 05.04.2022 tarih ve 2021/2411 Esas ve 2022/671 Karar sayılı kararı ile verilen kesin nitelikteki kararları arasında İÇTİHAT AYKIRILIĞI BULUNDUĞUNA,

2. Karar uyuşmazlığının; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5.Ceza Dairesinin görüşü doğrultusunda uyuşmazlığın giderilmesi,

3. Anılan Daire kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi ve içtihat birlikteliğinin sağlanması amacıyla 5235 Sayılı Adli Yargı İlk derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkilerini düzenleyen kanunun 35/3. maddesi uyarınca ilgili bilgi ve belgelerin eklenerek kararın bir örneğinin YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA GÖNDERİLMESİNE " Karar verilmiştir.

III. UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ CEZA DAİRESİ KARARLARI:

A. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin; 05.04.2022 tarihli ve 2021/2411 Esas, 2022/671 Karar sayılı kararı ile 10.03.2025 tarihli ve 2021/2411 Esas, 2022/671 Karar sayılı ek kararı

1. Şüpheli ... hakkında 22.12.2019 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Bucak Cumhuriyet Başsavcılığının 20.10.2020 tarihli ve 2019/4232 Soruşturma, 2020/778 Esas, 2020/756 Karar sayılı iddianamesi ile TCK 191/1, 53... . maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle Bucak 2.Asliye Ceza Mahkemesine, TCK’nın 191/6.maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı, iddianamede; şüpheli hakkında daha önce kamu davaları açıldığından TCK’nın 191/6. maddesi uyarınca yeniden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemeyeceği hususunun belirtildiği, davanın Bucak 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/454 Esasına kaydedildiği,

2. Şüpheli hakkında 29.07.20 19... .10.2019 tarihlerinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Burdur Cumhuriyet Başsavcılığının 07.12.2020 tarihli ve 2019/4214 Soruşturma, 2020/2152 Esas, 2020/1550 Karar sayılı iddianamesi ile Burdur 2. Asliye Ceza Mahkemesine TCK’nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan açılan kamu davasının, Burdur 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/507 Esas, 2021/114 Karar sayılı birleştirme kararı ile Bucak 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/454 Esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar verildiği,

3. Yine şüpheli hakkında 30.06.2020 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Isparta Cumhuriyet Başsavcılığının 04.11.2020 tarihli ve 2020/7956 Soruşturma, 2020/3332 Esas, 2020/2596 Karar sayılı iddianamesi ile Isparta 3. Asliye Ceza Mahkemesine TCK’nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan açılan kamu davasının, Isparta 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/596 Esas, 2020/597 Karar sayılı birleştirme kararı ile Bucak 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/454 Esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar verildiği,

4. Yine şüpheli hakkında 11.08.2020 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Isparta Cumhuriyet Başsavcılığının 20.11.2020 tarihli ve 2020/11102 Soruşturma, 2020/3636 Esas, 2020/2845 Karar sayılı iddianamesi ile Isparta 4. Asliye Ceza Mahkemesine TCK’nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan açılan kamu davasının, Isparta 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/59 Esas, 2021/97 Karar sayılı birleştirme kararı ile Bucak 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/454 Esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar verildiği,

5. Yapılan yargılama sonucunda, Bucak 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.09.2021 tarihli ve 2020/454 Esas, 2021/526 Karar sayılı kararı ile, sanığın, TCK’nın 191/1 ve 43/1. maddeleri uyarınca 4 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın istinaf kanun yoluna başvurduğu,

6. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 05.04.2022 tarihli ve 2021/2411 Esas, 2022/671 Karar sayılı kararı ile,

"..Suç tarihleri 16.10.2019, 22.12.2019, 25.12.2019, 30.06.2020, 11.08.2020 olduğu halde karar başlığına bu tarihlerle birlikte başka tarihlerin de yazılmış olması Mahkemesince düzeltilmesi olanaklı yazım hatası olarak değerlendirilmiştir.

Dava, TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan açılmış olup, Uyap ve adli sicil kaydına göre doğrudan dava açılması için gerekli koşulların mevcut olduğunun anlaşılmış olması karşısında gerekçeli kararda doğrudan dava açılmasına dayanak teşkil eden Isparta 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/10 35... /1417 Karar sayılı dava dosyasından bahsedilmemiş olması sonuca etkili görülmemiştir.

Buna göre, yargılama sürecinin eleştirilen hususlar dışında kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı ve sanığın zincirleme şekilde gerçekleşen eylemlerinin sabit olduğu anlaşıldığından sanığın yerinde görülmeyen İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE" kesin olarak karar verildiği,

7. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının 05.03.2025 tarihli yazısı ile Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 05.04.2022 tarihli ve 2021/2411 Esas, 2022/671 Karar sayılı kararına karşı, doğrudan açılan davaya dayanak alınan Isparta Cumhuriyet Başsavcılığının 05.02.2015 tarihli ve 2015/399 Soruşturma, 2015/72 Karar sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın şüpheliye ceza infaz kurumunda CMK’nın 263.maddesinde yer alan ihtarı içermeyen tebliğinin usulsüz olması nedeniyle karar kesinleşmediğinden, durma kararı verilmesi gerekirken mahkûmiyet kararı verilmesinin kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle CMK’nın 308/A maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna başvurulduğu,

8. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 10.03.2025 tarihli ve 2021/2411 Esas, 2022/671 Karar sayılı ek kararı ve Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 18.04.2025 tarihli ve 2025/83 Esas, 2025/83 Karar sayılı kararı ile, itirazın reddine karar verildiği,

Anlaşılmıştır.

9. Doğrudan dava açılmasına dayanak kök dosyanın ise Isparta 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/1035 Esas, 2015/1417 Karar sayılı dava dosyası olduğu, dosyanın UYAP 'tan incelenmesinde; sanığın 22.12.2014 tarihli eylemi nedeniyle Isparta Cumhuriyet Başsavcılığının 05.02.2015 tarih, 2015/399 Soruşturma, 2015/72 Karar sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi/denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararda itiraz süresinin usulüne uygun şekilde 15 gün olarak belirtildiği, kararın o tarihte Isparta E Tipi Kapalı Ceza Evinde bulunan sanığa tebliğ edildiği, sanığın 06.05.2015 tarihinde Burdur Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne müracaat etmesi üzerine infaz işlemlerine başlanıldığı, uyarılmasına rağmen yükümlülük ihlalinde bulunması nedeniyle denetim dosyasının kapatıldığı, 10.07.2015 tarihli iddianame ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonunda Isparta 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.11.2015 tarihli ve 2015/1035 Esas, 2015/1417 Karar sayılı kararı ile mahkûmiyetine karar verildiği ve kararın 27.11.2015 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleştiği, anlaşılmıştır.

B. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin; 31.03.2022 tarihli ve 2022/365 Esas, 2022/620 Karar sayılı kararı ile 17.02.2026 tarihli ve 2022/365 Esas, 2022/620 Karar sayılı ek kararı

1. Şüpheli ... hakkında, 29.03.2017 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Burdur Cumhuriyet Başsavcılığının 09.10.2017 tarihli ve 2017/9 sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi/denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği,

2. Şüphelinin erteleme süresi içerisinde 16.07.2019 tarihinde yeniden uyuşturucu madde kullanması nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Burdur Cumhuriyet Başsavcılığının 20.02.2020 tarihli ve 2020/395 Esas sayılı iddianamesi ile Burdur 2. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, davanın 2020/76 Esasa kaydedildiği,

3. Yine 23.10.2019 tarihli aynı nev’iden suç nedeniyle açılan kamu davasının da Burdur 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/76 Esas sayılı davası ile birleştirildiği,

4. Yapılan yargılama sonucunda, Burdur 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 24.11.2020 tarih ve 2020/ 76... /450 Karar sayılı kararı ile sanığın TCK’nın 191/1 ve 43/1.maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın istinaf kanun yoluna başvurduğu,

5. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 31.03.2022 tarihli ve 2022/3 65... /620 Karar sayılı kararı ile; "...Suç tarihinin sanığın sabit olan ilk eylemi yönünden kan ve saç örneği alma tarihi olan 29/03/2017 tarihi olduğu halde gerekçeli karar başlığında suç tarihinde hatalı olarak ilk eylem tarihinin 08/02/2017 tarihi olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.16/07/2019 tarihli eylemin Kamu Davasının Açılmasının Ertelenme Kararına konu 29/03/2017 suç tarihli eylemin ihlali niteliğinde, sanığın 29/03/20 17... /10/2019 tarihli eylemlerinin ise arada geçen süre gözetildiğinde sanığın yenilenmiş suç iradesi sebebiyle ayrı suç teşkil edeceği gözetilmeden tüm eylemlerinin zincirleme suç kapsamında kaldığı kabul edilerek sanık hakkında TCK'nın 43.maddesi uygulanmak suretiyle eksik ceza tayini aleyhe istinaf başvurusu bulunmadığından davanın yeniden görülmesi nedeni sayılmamıştır. Sanık hakkında 53.maddesinin uygulanmasında 15.04.2020 gün ve 13100 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanunun 10. maddesi ile yapılan değişiklikler sonrası oluşan durumuna göre uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı görülmüştür. Isparta Adli Emanet Memurluğunun 2019/1929 sırasında kayıtlı emanet eşyaları hakkında karar verilmemiş ise de; bu hususta mahkemesince her zaman karar verilebileceği anlaşılmıştır. Eleştiri dışında yargılamanın yasa ve hukuka uygun yapıldığı, gerekçenin yeterli ve yerinde olduğu hükmün doğru olduğu ve istinaf başvurusunun yerinde olmadığı kanaati ile İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE..." karar verildiği,

6. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 31.03.2022 tarihli ve 2022/365 Esas, 2022/620 Karar sayılı kararına karşı, kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın şüpheliye ceza infaz kurumunda CMK’nın 263.maddesinde yer alan ihtarı içermeyen tebliğinin usulsüz olması nedeniyle karar kesinleşmediğinden durma kararı verilmesi gerekirken mahkûmiyet kararı verilmesinin kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle CMK’nın 308/A maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna başvurulduğu,

7. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 17.02.2026 tarih, 2022/365 Esas, 2022/620 Karar sayılı ek kararı ile Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 5271 sayılı CMK'nın 308/A maddesi gereğince yaptığı itiraz yerinde görülmekle; ".... 31/03/2022 tarih ve 2022/3 65... /620 Karar sayılı kararının 7188 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik CMK'nın 308/A maddesi gereğince ORTADAN KALDIRILMASINA, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 21/04/2025 tarih, 2025/16 91... /4543 karar sayılı içtihatında da açıklandığı üzere TCK'nın 191/2 ve 3.maddeleri uyarınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi, denetimli serbestlik ve tedavi tedbiri uygulanmasına dair kararın tebliğinde ceza infaz kurumu ile yapılacak tebligata şüphelinin karara nasıl itiraz edebileceğine dair açıklamanın eklenmesi gerekeceği aksi halde karar sanık tarafından öğrenilmiş olsa bile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmeyeceği,

kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceği, tutuklu veya hükümlü olarak bulunan şüpheliye tebliği sırasında CMK'nın 263/1.maddesinde yer alan kanun yoluna başvuruyla ilgili ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle kullanabileceği şeklinde ihtaratın yapılması gerekeceği, somut olayda sanık hakkında incelemeye konu eylemi nedeniyle verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında ve kararın ceza infaz kurumunda tutuklu veya hükümlü olarak bulunan sanığa tebliğinde CMK'nın 263/1. Maddesinde belirtilen ihtaratın bulunmadığı ve tebligatın usulsüz olduğu, sanığın bu karara itiraz hakkı bulunduğuna ilişkin, itiraz süresi ve merciinin de gösterilmesi suretiyle usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılmadığı,tebligatın usulsüz olduğu, bu şekilde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmemesi sebebiyle "kovuşturma şartı" yokluğundan, CMK'nın 223/8-2. cümlesi uyarınca "durma" kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, sanığın istinaf başvurusu bu yönden yerinde görülerek, CMK'nın 289/1. maddesi yollaması ile CMK'nın 280/1-f maddesi uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA" karar verildiği,

Anlaşılmıştır.

C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12.Ceza Dairesinin; 08.07.2021 tarihli ve 2020/1329 Esas, 2021/1068 Karar sayılı kararı ile 18.02.2026 tarihli ve 2020/1329 Esas, 2021/1068 Karar sayılı ek kararı

1. Şüpheli .... hakkında, 14.08.2018 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, ...Cumhuriyet Başsavcılığının 05.10.2018 tarihli ve 2018/479 sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi/denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği,

2. Şüphelinin erteleme süresi içerisinde 05.07.2019 tarihinde yeniden uyuşturucu madde kullanması nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak ...Cumhuriyet Başsavcılığının 11.07.2019 tarihli ve 2019/3388 Esas sayılı iddianamesi ile ...4. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,

3. Yapılan yargılama sonucunda, ...4.Asliye Ceza Mahkemesinin 05.11.2019 tarih ve 2019/11 15... /1588 Karar sayılı kararı ile sanığın TCK’nın 191/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın istinaf kanun yoluna başvurduğu,

4. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 08.07.2021 tarihli ve 2020/13 29... /1068 Karar sayılı kararı ile; "... TCK'nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 7242 sayılı Yasa ile yapılan değişikliğin, infaz aşamasında gözetilebileceği değerlendirilmiştir. Yargılama sürecinin yukarıdaki eleştiri dışında yasa ve hukuka uygun yapıldığı, gerekçenin yeterli ve yerinde olduğu hükmün doğru olduğu ve istinaf başvurusunun yerinde olmadığı kanaati ile İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE..." karar verildiği,

5. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12.Ceza Dairesinin 08.07.2021 tarihli ve 2020/13 29... /1068 Karar sayılı kararına karşı, ...Cumhuriyet Başsavcılığının 05.10.2018 tarihli ve 2018/10725 Soruşturma, 2018/479 Karar sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın şüpheliye ceza infaz kurumunda CMK’nın 263.maddesinde yer alan ihtarı içermeyen tebliğinin usulsüz olması nedeniyle karar kesinleşmediğinden durma kararı verilmesi gerekirken mahkûmiyet kararı verilmesinin kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle CMK’nın 308/A maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna başvurulduğu,

6. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 18.02.2026 tarihli ve 2020/1329 Esas, 2021/1068 Karar sayılı ek kararı ile, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının 5271 sayılı CMK'nın 308/A maddesi gereğince yaptığı itiraz yerinde görülmekle; "...Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 21/04/2025 tarih, 2025/16 91... /4543 karar sayılı içtihatında da açıklandığı üzere TCK' nın 191/2 ve 3. Maddeleri uyarınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi, denetimli serbestlik ve tedavi tedbiri uygulanmasına dair kararın tebliğinde ceza infaz kurumu ile yapılacak tebligata şüphelinin karara nasıl itiraz edebileceğine dair açıklamanın eklenmesi gerekeceği aksi halde karar sanık tarafından öğrenilmiş olsa bile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmeyeceği, kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceği, tutuklu veya hükümlü olarak bulunan şüpheliye tebliği sırasında

CMK' nın 263/1. Maddesinde yer alan kanun yoluna başvuruyla ilgili ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle kullanabileceği şeklinde ihtaratın yapılması gerekeceği, somut olayda sanık hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında on beş günlük yasal itiraz süresi ve yerinin gösterildiği; ancak kararda ve kararın ceza infaz kurumunda tutuklu veya hükümlü olarak bulunan sanığa tebliğinde CMK' nın 263/1. Maddesinde belirtilen ihtarın bulunmadığı ve tebligatın usulsüz olduğu, sanığın bu karara itiraz hakkı bulunduğuna ilişkin, itiraz süresi ve merciinin de gösterilmesi suretiyle usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılmadığı için kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği, karardan sonraki işlemlerin hukuki sonuç doğurmayacağı, böylece sanık hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediği, mahkemesince kovuşturma şartının gerçekleşmemesi nedeniyle CMK' nın 223/8-2.

Cümlesi uyarınca "durma" kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek mahkumiyet kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan..." şeklindeki gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği,

Anlaşılmıştır.

D. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12.Ceza Dairesinin; 26.06.2025 tarihli ve 2024/2574 Esas ve 2025/1198 Karar sayılı kararı ile 19.02.2026 tarihli ve 2024/2574 Esas ve 2025/1198 Karar sayılı ek kararı

1. Şüpheliler ... ve ... haklarında, 12.05.2019, 05.01.20 22... .05.2019 tarihlerinde işledikleri kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 22.03.2022 tarihli ve 2022/366 sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi/denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği,

2. Erteleme kararının ihlâli nedeniyle açılan kamu davasında, Denizli 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.06.2024 tarih ve 2024/1 18... /398 Karar sayılı kararı ile sanıkların mahkûmiyetlerine karar verildiği, sanıkların istinaf kanun yoluna başvurdukları,

3. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 26.06.2025 tarih ve 2024/25 74... /1198 Karar sayılı kararı ile; "... 1-Sanık ... hakkında yapılan inceleme sonucunda; Suç tarihinin sanığın sabit olan eylemine göre yukarıda yazılı şekilde olduğu halde gerekçeli karar başlığında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlal tarihinin ayrı bir suç tarihi olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

Soruşturma aşamasında usulüne uygun olarak alınan karar uyarınca alınan vücut örneği incelemesi, onama kararı, sanığın UYAP'taki suç kayıtları, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu karar kapsamında uygulanan denetimli serbestlik dosyası, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, soruşturma sonuçlarına uygun şekildeki mahkemenin kabulüne, kanuna uygun biçimde yürütülen duruşmalara, iddia, savunma ve karar yerinde tartışılan tüm delillere göre; sanığın eyleminin Kullanmak İçin Uyuşturucu veya Uyarıcı

Madde Satın Almak, Kabul Etmek, Bulundurmak ve Kullanmak suçunu oluşturduğu, mahkemenin suçun nitelendirilmesinde, delillerin takdirinde ve temel cezanın belirlenmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla sanığın sair nedenlere ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiş olup hükümde hukuka aykırılık bulunmadığından İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, Dair, CMK'nın 286/2-a maddesi uyarınca kesin olarak,2-Sanık ... hakkında yapılan inceleme sonucunda; Suç tarihinin sanığın sabit olan eylemine göre yukarıda yazılı şekilde olduğu halde gerekçeli karar başlığında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlal tarihinin ayrı bir suç tarihi olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

Soruşturma aşamasında usulüne uygun olarak ele geçen uyuşturucu maddeye, alınan raporlara, usulüne uygun olarak alınan karar uyarınca alınan vücut örneği incelemesine, onama kararına, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu karar kapsamında uygulanan denetimli serbestlik dosyasına, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, soruşturma sonuçlarına uygun şekildeki mahkemenin kabulüne, kanuna uygun biçimde yürütülen duruşmalara, iddia, savunma ve karar yerinde tartışılan tüm delillere göre; sanığın eyleminin "Kullanmak İçin Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Satın Almak, Kabul Etmek,

Bulundurmak ve Kullanmak" suçunu oluşturduğu, mahkemenin suçun nitelendirilmesinde, delillerin takdirinde ve temel cezanın belirlenmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından başkaca istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir, Ancak, hükümden sonra 04/06/2025 tarihli resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 04/06/2025 tarih ve 7550 sayılı Kanunun 14. maddesi ile 5275 sayılı Kanunun 108. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “durumunda, hükümlü koşullu salıverilmez.” ibaresi “durumunda birinci fıkradaki koşullu salıverilme süreleri uygulanır.” şeklinde değiştirilmiş olup sanık lehine yapılan bu değişikliğin gözetilmesinde yasal zorunluluk bulunması karşısında bu aykırılık 5271 sayılı

CMK'nın 280/1-d maddesi uyarınca düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğu anlaşıldığından; sanık hakkında tekerrür uygulamasına ilişkin bendin devamına "7550 sayılı yasanın 14. maddesiyle 5275 sayılı yasanın 108/3. maddesinde yapılan değişikliğin 5275 sayılı yasanın 108/3. maddesinin uygulanması aşamasında gözetilmesine" ibaresinin EKLENMESİ ve diğer kısımlarının aynen bırakılması suretiyle suretiyle hükmün düzeltilerek İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE..." karar verildiği,

4. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 26.06.2025 tarih ve 2024/25 74... /1198 Karar Karar sayılı kararına karşı, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 22.03.2022 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın şüphelilere ceza infaz kurumunda CMK’nın 263.maddesinde yer alan ihtarı içermeyen tebliğinin usulsüz olması nedeniyle karar kesinleşmediğinden durma kararı verilmesi gerekirken mahkûmiyet kararı verilmesinin kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle CMK’nın 308/A maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna başvurulduğu,

5. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 19.02.2026 tarihli ve 2024/25 74... /1198 Karar sayılı ek kararı ile, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının 5271 sayılı CMK'nın 308/A maddesi gereğince yaptığı itiraz yerinde görülmekle; "sanıklar hakkında verilen Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi'nin 26.06.2025 tarihli ve 2024/2574 Esas, 2025/1198 Karar sayılı kararın ortadan kaldırılmasına ve hükmün bozulmasına" karar verildiği,

Anlaşılmıştır.

IV. KARAR UYUŞMAZLIĞI HAKKINDA YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞININ GÖRÜŞÜ

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.06.2026 tarihli ve UG-2026/68848 sayılı tebliğnamesinde; ".... Cumhuriyet Savcısı tarafından verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, ceza infaz kurumunda tutuklu veya hükümlü olarak barındırılan şüpheliye tebliği sırasında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 263. Maddesinde düzenlenen usule uyulmasının kararın kesinleşmesi yönünden zorunlu olduğu ve bu yönde verilen Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 2022/365 Esas - 2022/620 Karar sayılı, 2020/1329 Esas - 2021/1068 Karar sayılı, 2024/2574 Esas - 2025/1198 Karar sayılı kararlarının hukuka uygun olduğu" şeklindeki gerekçe ile Antalya Bölge Adliye Mahkemeleri Ceza Daireleri kararları arasındaki uyuşmazlığın, 5235 sayılı Kanun'un 35/3. maddesi uyarınca, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12.Ceza Dairesinin kararlarındaki görüş ve kabul doğrultusunda giderilmesi talep edilmiştir.

V. GEREKÇE

A. Uyuşmazlık

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi ile Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi arasındaki uyuşmazlık;

"TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, Cumhuriyet savcısınca şüpheli hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, ceza infaz kurumunda tutuklu veya hükümlü olarak bulunan şüpheliye tebliği sırasında, CMK'nın 263. maddesinin 1. fıkrasında yer alan kanun yoluna başvuru ile ilgili ihtaratın yapılmasının kararın kesinleşmesi yönünden Yargıtay'ın son içtihatlarına göre zorunlu olduğu, ancak; uyuşmazlığa konu olaylarda, kök dosyadaki işlemlerin Yargıtayın o tarihteki içtihatlarına uygun olması halinde, yargısal içtihat değişikliğinin olağanüstü kanun yoluna başvuru nedeni olamayacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı sanığa usulüne uygun şekilde tebliğ edilmemiş ise de, sanığın denetime başlamak suretiyle o tarih itibariyle erteleme kararından haberdar olduğu, bu çerçevede kök dosyada yapılan tüm işlemlerin o tarihte geçerli Yargıtay içtihatlarına uygun olduğu hallerde Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.06.2022 tarih ve 2022/2-290 Esas, 2022/439 Karar sayılı ve yine

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2022/3-499 Esas, 2023/146 Karar sayılı kararlarında belirtildiği şekilde, "15.06.1949 tarih ve 4-11 sayılı içtihadı birleştirme kararı da gözetildiğinde yargısal içtihat değişikliklerinin kural olarak geriye yürümeyeceği, yorum farklılığı sebebiyle içtihadın değişmiş olmasının usul ve maddi hukuka uygunluk taşımayan karara yönelik olağanüstü kanun yollarına başvuru nedeni yapılıp yapılamayacağı" hususuna ilişkindir.

B. İlgili Hukuk

1. Anayasa

Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması

Madde 40

" Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. (Ek fıkra: 03/10/2001-4709/16 md.) Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır."

2. 5235 sayılı "Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev Ve Yetkileri Hakkında Kanun"un, 20.11.2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 92. maddesi ile değişik, "Başkanlar Kurulunun Yetkileri" başlıklı 35/3. maddesi;

"...(3) Re'sen veya bölge adliye mahkemesinin ilgili hukuk veya ceza dairesinin ya da Cumhuriyet Başsavcısının, Hukuk Muhakemeleri Kanunu veya Ceza Muhakemesi Kanunu'na göre istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların, benzer olaylarda bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında ya da bu mahkeme ile başka bir bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında uyuşmazlık bulunması hâlinde bu uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, kendi görüşlerini de ekleyerek Yargıtaydan bu konuda bir karar verilmesini istemek,

(Değişik fıkra: 20/11/2017 – KHK-696/92 md.; Aynen kabul: 01/02/2018-7079/87 md.) (3) numaralı bende göre yapılacak istemler, ceza davalarında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına, hukuk davalarında ise ilgili hukuk dairesine iletilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı uyuşmazlık bulunduğuna kanaat getirmesi durumunda ilgili ceza dairesinden bir karar verilmesini talep eder. Uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin olarak dairece bu fıkra uyarınca verilen kararlar kesindir..." hükümlerini içermektedir.

3. 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesi hükmü;

"Madde 191- (Değişik: 18/06/2014 – 6545/68 md.) (1) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. (Ek cümle:28/3/2023-7445/18 md.) Erteleme kararı kolluk birimlerine de bildirilir.

(3) (Değişik:28/3/2023-7445/18 md.) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi üzerine veya resen Cumhuriyet savcısının kararı ile altışar aylık sürelerle en fazla iki yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir. Cumhuriyet savcısı, erteleme süresi zarfında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığını tespit etmek için yılda en az iki defa şüphelinin ilgili kuruma sevkine karar verir.

(4) Kişinin, erteleme süresi zarfında;

a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,

b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması,

c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, hâlinde, hakkında kamu davası açılır.

(5) Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.

(6) Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez.

(7) Şüpheli erteleme süresi zarfında dördüncü fıkrada belirtilen yükümlülüklere aykırı davranmadığı ve yasakları ihlal etmediği takdirde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir.

(8) Bu Kanun'un;

a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti,

b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.

(9) Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır."

(10) (Ek: 27/03/2015-6638/12 md.) Birinci fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır." Şeklindedir.

4. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nda yer alan hükümler:

Kamu davasını açmada takdir yetkisi

Madde 171 - (Değişik madde: 06.12.2006 - 5560 S.K. 21. md)

"(1) Cezayı kaldıran şahsî sebep olarak etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını gerektiren koşulların ya da şahsî cezasızlık sebebinin varlığı halinde, Cumhuriyet savcısı kovuşturmaya yer olmadığı kararı verebilir.

(2) (Değişik fıkra: 17/10/2019-7188 S.K./19. md) Uzlaştırma ve önödeme kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, Cumhuriyet savcısı, üst sınırı üç yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı, yeterli şüphenin varlığına rağmen, kamu davasının açılmasının beş yıl süre ile ertelenmesine karar verebilir. Suçtan zarar gören veya şüpheli, bu karara 173 üncü madde hükümlerine göre itiraz edebilir."

Cumhuriyet Savcısının Kararına İtiraz

Madde 173

" (1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.

(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.

(3) (Değişik: 18/06/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet Başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.

(4) (Değişik: 25/05/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.

(5) Cumhuriyet savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde bu madde hükmü uygulanmaz.

(6) (Değişik: 02/01/2017-KHK-680/11md.; Aynen kabul: 01/02/2018-7072/10 md.) İtirazın reddedilmesi halinde aynı fiilden dolayı kamu davası açılabilmesi için 172 nci maddenin ikinci fıkrası uygulanır."

Kararların açıklanması ve tebliği

Madde 35 – " İlgili tarafın yüzüne karşı verilen karar kendisine açıklanır ve isterse kararın bir örneği de verilir.

(2) Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, (…) (hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur.

(3) İlgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar, kendisine okunup anlatılır."

Tutuklunun kanun yollarına başvurması

Madde 263 - "(1) Tutuklu bulunan şüpheli veya sanık, zabıt kâtibine veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabilir.

(2) Zabıt kâtibine başvuru hâlinde, kanun yollarına başvuru beyanı veya dilekçesi ilgili deftere kaydedildikten sonra bu hususları belirten bir tutanak düzenlenerek tutuklu bulunan şüpheli veya sanığa bir örneği verilir.

(3) Kurum müdürüne başvuru hâlinde ikinci fıkra hükmüne göre işlem yapılarak, tutanak ve dilekçe derhâl ilgili mahkemeye gönderilir. Zabıt kâtibi başvuruyu ilgili deftere kaydeder.

(4) Zabıt kâtibi veya kurum müdürü tarafından ikinci fıkra hükmüne göre işlem yapıldığı zaman kanun yolları için bu Kanunda belirlenen süreler kesilmiş sayılır."

5. 7201 sayılı Tebligat Kanunu

Mevkuf ve mahkûmlara tebligat

Madde 19 - "Mevkuf ve mahkümlara ait tebliğlerin yapılmasını, bunların bulunduğu müessese müdür veya memuru temin eder."

6. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik

Madde 28– "(1) Tutuklu ve hükümlülere tebligat yapılmasını, bu kişilerin bulunduğu kurum müdürü, müdür yoksa orayı idare eden memur temin eder.

(2) Bir yıl veya daha fazla hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkûm olup kendilerine kanuni temsilciatanmış olanlara ait tebligat, 19. maddeye göre yapılır.

(3) Tutuklu ve hükümlüye tebligat yapılamazsa tebliğ mazbatasına müdür veya memur tarafından belirtilen sebep şerh verilir.

(4) Tutuklu veya hükümlünün hastanede bulunması halinde dahi tebligat, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre yapılır."

C. Değerlendirme

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi ile Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi arasındaki uyuşmazlık; "TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, Cumhuriyet savcısınca şüpheli hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, ceza infaz kurumunda tutuklu veya hükümlü olarak bulunan şüpheliye tebliği sırasında, CMK'nın 263. maddesinin 1. fıkrasında yer alan kanun yoluna başvuru ile ilgili ihtaratın yapılmaması halinde, kök dosyadaki işlemlerin Yargıtayın o tarihteki içtihatlarına uygun olması durumunda, yargısal içtihat değişikliğinin olağanüstü kanun yoluna başvuru nedeni olamayacağı, erteleme kararı sanığa usulüne uygun şekilde tebliğ edilmese dahi, sanığın denetime başlamak suretiyle o tarih itibariyle erteleme kararından haberdar olduğunun kabulü ile, bu çerçevede kök dosyada yapılan tüm işlemlerin o tarihte geçerli Yargıtay içtihatlarına uygun olduğu hallerde,

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.06.2022 tarih ve 2022/2-290 Esas, 2022/439 Karar sayılı ve yine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2022/3-499 Esas, 2023/146 Karar sayılı kararlarında belirtildiği gibi "15.06.1949 tarih ve 4-11 sayılı içtihadı birleştirme kararı da gözetildiğinde yargısal içtihat değişikliklerinin kural olarak geriye yürümeyeceği, yorum farklılığı sebebiyle içtihadın değişmiş olmasının usul ve maddi hukuka aykırılık taşımayan karara yönelik olağanüstü kanun yollarına başvuru nedeni yapılıp yapılamayacağı" hususuna ilişkindir.

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5.Ceza Dairesince, Cumhuriyet Savcısınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, ceza infaz kurumunda tutuklu veya hükümlü olarak barındırılan şüpheliye tebliği sırasında, CMK'nın 263. maddesinin 1. fıkrasında yer alan kanun yoluna başvuru ile ilgili ihtaratın yapılmasının, karar tarihindeki Yargıtay içtihatlarına göre denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurarak hakkındaki erteleme ve denetimli serbestlik kararından haberdar olan sanık yönünden kararın kesinleşmesi bakımından zorunlu görülmediği, Yargıtay içtihatlarındaki değişikliğin olağanüstü kanun yoluna başvuru nedeni yapılamayacağı kabul edildiği halde, Antalya Bölge Adliye

Mahkemesi 12. Ceza Dairesince ise, 5271 sayılı CMK'nın 263. maddesinde yer alan kanun yolu başvuru ihtaratı ile birlikte tebliğ edilmemesi halinde, kararın usulen kesinleştiğinden, infaz ve ihlâlinden bahsedilemeyeceği kabul edilmektedir.

5271 sayılı CMK'nın 263. maddesi ile, tutuklu bulunan şüpheli veya sanığın kanun yollarına başvurusu kolaylaştırılmak, başvurunun zamanında yapılıp yapılmadığı, sürelerin kesilip kesilmediği konusundaki tereddütler de ortadan kaldırılmak istenmiştir. Buna göre tutuklu bulunan, şüpheli veya sanık sözlü olarak tutuklu bulunduğu kurum müdürüne veya kararı veren mahkemenin zabıt kâtibine başvurabilir. Bu başvuruyu dilekçeyle de yapabilir. Her iki hâlde de başvurular önce ilgili deftere kaydedilir, sonra bu konuda tutanak düzenlenir ve tutanağın bir örneği tutukluya verilir. Kurum müdürlüğünce gönderilen dilekçe ve tutanak mahkeme kâtibince de ayrıca deftere kaydedilir. Zabıt kâtibi veya kurum müdürünün başvuru ile ilgili yaptığı işlemlerle kanunun öngördüğü süreler kesilmiş olur.

CMK'nın 263. maddesi, tutuklanan şüpheli veya sanıkların, tutukluluk halindeyken kanun yollarına başvurma hakkını düzenleyen bir hükümdür. Bu madde sayesinde, tutuklu bulunan kişiler haklarını korumak ve hukuki süreçte aktif rol almak amacıyla çeşitli başvurularda bulunabilirler. Tutuklu olan her şüpheli veya sanık, tutukluluk kararı verildiği andan itibaren kanun yollarına başvurma hakkına sahiptir. Bu hak, kişinin savunma hakkının bir parçasıdır.

Ceza yargılamasında adil yargılanma hakkının bir unsuru olarak etkin başvuru yolu ve yöntemine verilen önem dikkate alındığında, Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin korunması" başlıklı 40.maddesinin ikinci fıkrasında yer verilen; "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır." şeklindeki düzenleme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 13.maddesinde güvence altına alınan etkin başvuru hakkı ve 5271 sayılı CMK'nın "kararların gerekçeli olması" başlıklı 34.maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen ; "Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir" hükmü ile aynı Kanun'un 232. maddesinin altıncı fıkrasının ilgili bölümünde yer verilen; "Hüküm fıkrasında,...kanun yollarına başvurma ....olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir." şeklindeki düzenlemeye uygun olarak kararın tebliğinin şeklî değil, faydalı, amacına uygun, hak arama hürriyetini ve etkin başvuru hakkını engellemeyecek biçimde olması gerekmektedir.

Kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın şüpheliye yüklediği yükümlülükler karşısında, Anayasa'nın 36. maddesinde yer alan "Adil

Yargılama Hakkının" gereği olarak hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine kararına itiraz etme yetkisinin tanınması gerektiği, Dairemizin istikrar kazanmış uygulamasının bu yönde olduğu, nitekim 17.10.2019 tarihli 7188 sayılı Kanun'un 19. maddesi ile CMK'nın 171/2. maddesinde, Dairemiz uygulamaları ile uyumlu şekilde değişiklik yapılarak erteleme kararlarına karşı suçtan zarar gören veya şüphelinin bu karara CMK'nın 173. madde hükümlerine göre itiraz edebileceği düzenlenmiştir.

Cumhuriyet savcısının kararına karşı CMK'nın 173. maddesinde tanınan itiraz hakkının da, kanun yolu olan "itiraz" hakkı olarak kabul edilmesi gerektiği, CMK'nın 260 - 266. maddeleri arasında düzenlenen kanun yollarına başvuru hakkı, hakim ve mahkeme kararlarına karşı getirilmiş bir düzenleme ise de, maddi ceza hukukunun aksine, ceza muhakemesi hukukunda sınırlı da olsa kıyasın mümkün olduğu, bir karar veya hükme ilişkin kanun yolunun belirlenmesi sırasında kıyas ve yorum yoluna başvurulabileceği, ancak temel hak ve özgürlüklere ilişkin düzenlemeleri daraltıcı şekilde kıyas yapılamayacağı, dolayısıyla tutuklunun kanun yollarına başvurma yöntemine ilişkin CMK'nın 263. maddesinin, Cumhuriyet savcısınca verilen kararlara ilişkin olarak kıyasen uygulanabileceği, kabul edilmelidir.

Kararın tebliğinin şeklî değil, faydalı, amacına uygun, hak arama hürriyetini ve etkin başvuru hakkını engellemeyecek biçimde olması gerektiği, Uluslararası Sözleşmeler, Anayasa ve çeşitli kanunlardaki hak arama özgürlüğü ile ilgili tüm düzenlemelerin de kanun yollarına etkili başvuru hakkını sağlamak amacıyla getirildiği gözetildiğinde; 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değişik TCK'nın 191. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca verilen "kamu davasının açılmasının ertelenmesine, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararın tebliğinde, ceza infaz kurumunda yapılacak tebligata, şüphelinin karara nasıl itiraz edebileceğine dair açıklamanın eklenmesi gerekeceği, aksi halde, karar sanık tarafından öğrenilmiş olsa bile, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmeyeceği, kovuşturma şartlarının oluşmadığı dikkate alınarak, sanığa kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı tutuklu veya hükümlü bulunduğu ceza infaz kurumu müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabileceğine ilişkin ihtar ile birlikte kararın yeniden tebliğ edilmesi gerekeceği, açıklanan nedenlerle, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinde, itiraz hakkını ceza infaz kurumunda olması halinde ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle kullanabileceği ihtaratının aranması gerektiği,

Bu genel bilgiler ışığında; İçtihat, yargılama makamlarının yargılanmak üzere kendilerine sunulan somut olayla ilgili uyuşmazlığı çözen kararlarında soyut olan hukukî sorun açısından benimsedikleri görüştür. 15.06.1949 tarihli ve 4-11 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, "Tevhidi içtihat (içtihatı birleştirme) kararlarına dayanılarak daha önce müstakar ( yerleşik, istikrarlı) bir surette tatbik olunan içtihatlar dairesinde muhkem kaziye (kesin hüküm) teşkil etmiş olan kararlar aleyhine karşı tashihi karar yoluna" gidilemeyeceği belirtilmiştir.

Nitekim, doktrinde de "Zamanın ihtiyaçlarına ve şartlarına göre değişmeye mahkûm olan hukuk kabullerine paralel olarak yargısal içtihatlarda değişmeler vaki olur. Fakat bu içtihat değişiklikleri kural olarak geçmişe etkili olmazlar. Mahkeme içtihadının değişmiş olması kanun yaranına bozmaya mahal vermez" şeklinde görüşler ileri sürülmüştür. Mahkeme içtihatlarındaki değişim yargı organlarının takdir yetkisi kapsamında kalmakta olup böyle bir değişiklik özü itibarıyla önceki çözümün tatminkâr bulunmaması anlamına gelir. Anayasa Mahkemesi de "Hukuk kurallarının ne şekilde yorumlanacağı veya birden fazla yorumunun mümkün olduğu durumlarda bu yorumlardan hangisinin benimseneceği derece mahkemelerinin yetkisinde olan bir husustur. Anayasa Mahkemesinin kanunilik ilkesi bağlamındaki görevi, hukuk kurallarının birden fazla yorumunun hukuki belirlilik ve öngörülebilirliği etkileyip etkilemediğini tespit etmektir." görüşünü benimsemiştir. Kaldı ki ceza hukukunda kabul edilen "suçta ve cezada kanunilik" prensibinin bir yansıması olan "failin lehine yeni ceza kanunun geçmişe etkili olması" kuralı, ceza yargılaması hukukunda tatbik edilemez. Yeni Ceza Muhakemesi Kanunu bireyin lehine olup olmadığına bakılmaksızın derhal uygulanır, geçmişte yapılan ve o dönemin kanununa göre geçerli olan yargı işlemleri ile tasarruflarının sıhhatini etkilemez. Aynı durum, usul yasalarının yorumuna ilişkin içtihat değişiklikleri için de geçerlidir.

Sonuç olarak, 15.6.1949 tarihli ve 4-11 sayılı içtihadı birleştirme kararı da gözetildiğinde, yargısal içtihat değişikliklerinin kural olarak olarak geriye yürümeyeceği, yorum farklılığı sebebiyle içtihadın değişmiş olmasının, usul ve maddi hukuka aykırılık taşımayan karara yönelik, olağanüstü kanun yollarına başvuru nedeni oluşturmayacağının kabulü gerekmektedir.

Ancak; Somut uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.06.2022 tarih ve 2022/2-290 Esas, 2022/439 Karar sayılı ve yine

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2022/3-499 Esas, 2023/146 Karar sayılı kararlarında "15.06.1949 tarih ve 4-11 sayılı içtihadı birleştirme kararı da gözetildiğinde yargısal içtihat değişikliklerinin kural olarak geriye yürümeyeceği, yorum farklılığı sebebiyle içtihadın değişmiş olmasının usul ve maddi hukuka aykırılık taşımayan karara yönelik olağanüstü kanun yollarına başvuru nedeni sayılamayacağı" belirtilmiş ise de;

Yargıtay içtihadı birleştirme kararları, somut bir hukuki uyuşmazlıkla ilgili değildir. İçtihadı birleştirme kararlarının bir hüküm fıkrası kısmı bulunmamaktadır. Bununla birlikte, tıpkı Anayasa Mahkemesi kararları açısından kabul edildiği gibi bu kararların da yalnızca artık bağlayıcı olan (yeni) içtihadın ifade edildiği kısmı bağlayıcıdır.

Sözkonusu Yargıtay Ceza Genel Kurul kararlarında, suçun nitelikli hâli dikkate alınmak suretiyle zorunlu müdafi atanması gerektiği sonucuna ulaşılmakla birlikte, yargılama ve hüküm tarihi itibarıyla Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Özel Dairece, 5271 sayılı CMK'nın 150. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca zorunlu müdafi atanması için suçun temel şekli bakımından öngörülen hapis cezasının alt sınırının gözetilmesi gerektiğinin kabul edildiği, bu bağlamda suçun nitelikli hâlleri de dikkate alınarak müdafi atanması hususundaki

Yargıtay Ceza Genel Kurulu veya Daire içtihatlarındaki değişimin sanığın yargılanıp hükmün kesinleştiği tarihten sonraki kararlarla değiştiği, mahkeme içtihatlarındaki değişimlerin ise olağanüstü kanun yollarına başvurma hakkı tanımadığı kabul edilmekle birlikte, 15.6.1949 tarihli ve 4-11 sayılı içtihadı birleştirme kararında, "Tevhidi içtihat kararlarına dayanılarak daha önce müstakar bir surette tatbik olunan içtihatlar dairesinde muhkem kaziye teşkil etmiş olan kararlar aleyhine karşı tashihi karar yoluna" gidilemeyeceği, yargısal içtihat değişikliklerinin kural olarak olarak geriye yürümeyeceği belirtildiği gibi, sözkonusu Ceza Genel Kurul kararlarının, sanığa zorunlu müdafi atanması ile ilgili olarak, kanun maddesinde öngörülen temel ceza süresinin mi yoksa suçun nitelikli halleri gözetilerek belirlenecek ceza süresinin mi esas alınacağına dair usulî bir hukukî uyuşmazlığa ilişkin olup incelemeye konu uyuşmazlığı kapsamayacağı,

TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararların usulüne uygun tebliği ile usulüne uygun şekilde kesinleşmesinin dava açılmasının ön koşulu olduğu, erteleme ve denetimli serbestlik tedbirine karşı itiraz yolunun açık olduğu tereddütsüz şekilde kabul edildiğine göre, kararın usulüne uygun tebliğ edilmeden dolayısıyla şüpheli itiraz hakkı olduğundan haberdar edilmeden veya usulüne uygun yasa yolu bildirimi yapılmadan açılan kamu davasında kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceği,

Yargıtay Dairelerinin farklılık arzettiği belirtilen kararlarının içtihat değişikliği olarak da yorumlanmaması gerektiği, farklılığın, kişinin, hak arama hürriyeti ve etkin başvuru yollarına erişim hakkından mahrum bırakılmamasına ilişkin olduğu, uyuşmazlık konusu kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanması kararının özelliği gereği itiraz hakkı olup olmadığını bilmemenin veya itiraz hakkını ne şekilde kullanacağını bilmemenin yargıya erişim hakkını engelleyeceği, kişinin hakkında bir denetimli serbestlik süreci olduğunu bilmesinin yanında hakkında verilen bu denetime itiraz edebileğini ve itirazı ne şekilde yapabileceğini de bilmesinin önem arz ettiği, somut olayda serbest olmayan kişinin itiraz hakkını kullanma yollarını bilmeden denetime başlamasının yargıya erişim hakkını kısıtladığı ve yargıya erişimin ancak ihlâl olgusu gerçekleşirse açılacak kamu davası ile mümkün kılınması sonucunu doğuracağı, ihlal olmaz ise yargıya erişimin tamamen engellenmesi anlamına geleceği, her somut olayda o olayın özelliğine göre değerlendirme yapıldığı,

Dairemizce, erteleme kararı tebliğ edilmemiş dahi olsa, denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaatında erteleme kararının şüpheliye tebliğ edilmiş olduğunun açıkça anlaşıldığı durumlarda, erteleme kararının Savcılık tarafından şüpheliye tebliğ edilmemesinin kanuna aykırılık olarak değerlendirilmediği gözetilmelidir. Nitekim, Dairemizin 24.11.2021 tarihli ve 2021/7458 Esas, 2021/12363 Karar sayılı kararında, Adıyaman Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce, erteleme kararının şüpheliye hastaneye sevk yazısı ekinde tebliğ edildiği tespit edildiğinden savcılık tarafından doğrudan şüphelinin MERNİS adresinde usulsüz yapılan tebligatın sonuca etkili olmadığı değerlendirilmiştir.

Bu kapsamda her ne kadar Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin kararında bu husus içtihat değişikliği olarak belirtilse de tebligat usulsüzlüğünün kabul edilmemesi yönünden Dairemiz içtihatlarında herhangi bir yorum farklılığı ya da içtihat değişikliği bulunmadığı, denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlayan şüphelinin erteleme kararından haberdar olduğunun kabul edilip edilmeyeceği hususunda ise somut olaya ilişkin değerlendirme yapılıp öncelikle yargıya erişim hakkının engellenip engellenmediğinin gözetilmesi gerektiği,

Dikkate alınması gereken bir başka hususun da; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin görüşüne göre, kendisine erteleme kararı hiç tebliğ edilmeyen veya usulsüz şekilde tebliğ edilen şüphelinin yapılan çağrıya rağmen müdürlüğe başvurmaması halinde, erteleme kararının kesinleşmediğinin kabulü gerekeceği, şüphelinin yapılan çağrıya uyarak müdürlüğe başvurması durumunda ise artık erteleme kararından haberdar olduğunun kabul edilmesi halinde erteleme kararının kesinleştiğinin kabulü sonucunu doğuracağından iki farklı uygulamaya ve adaletsizliğe yol açacağı,

Müdürlüğe hiç başvurmayan sanığın eyleminin cezasız kalmasına, Müdürlüğe başvurduğu için erteleme kararından haberdar olduğu kabul edilen sanığın ise cezalandırılmasına yol açacağı, bu ikili uygulamanınise hukuka aykırı bir durum ortaya çıkaracağı, yine aynı şekilde, kendisine erteleme kararı tebliğ edilmeyen veya usulsüz tebliğ edilen şüphelinin henüz denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanmadan evvel, yeniden aynı nev'iden suç işlemesi halinde, erteleme kararından haberdarolduğundan da sözedilemeyeceği, bu ve bunun gibi önceden öngörülemeyen çeşitli ihtimallere göre farklı farklı uygulamalara sebebiyet verilebileceği, uygulamadaki birliğin azami düzeyde sağlanabilmesi bakımından konunun genel ilkelere bağlanmasında zorunluluk bulunduğu,

Dairemizin 09.12.2019 tarihli ve 2019/2360 Esas, 2019/7718 Karar sayılı kararında; " Somut olayda, her ne kadar uyarılı ilk başvuru davetiyesinin tebliğini müteakip şüphelinin Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne 03/05/2017 tarihinde müracaat ettiği ve tedbirin infazına başladığı, hatta 03/05/2018 tarihinde tedbirin infazını tamamladığı anlaşılmışsa da, hiçbir aşamada kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kendisine tebliğ edilmediği ve itiraz hakkı bulunduğunun bildirilmediği için, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararını usulsüz tebliğ sonucu öğrendiği kabul edilemeyeceğinden, öncelikle sanığa kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi ve itiraz hakkının bildirilmesi gerektiği anlaşılmış olup, iddianamenin iadesine karar verilmesi ve bu karara yönelik itirazın reddine karar verilmesi yasaya uygun olduğundan kanun yararına bozma talebi yerinde görülmemiştir." şeklinde gerekçeye yer verildiği, dolayısıyla, 09.12.2019 tarihli Dairemiz kararı gözetildiğinde, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin ve Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun kararında belirtildiği gibi, 01.12.2021 tarihinde içtihat değişikliğine gidildiğinin de söylenemeyeceği, yukarıda belirtilen Dairemizin 09.12.2019 tarihli kararında da erteleme kararının tebliğinin zorunlu olduğu hususunun belirtildiği,

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesince esas alınan Yargıtay Ceza Genel Kurul kararları münferit bir olaya ilişkin olup, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarında, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının bir kez verilebilmesi, erteleme süresi içerisindeki ilk ihlalin ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamaması, erteleme kararının kesinleşmesine kadar işlenen tüm eylemlerin tek suç olarak ve cezanın bireyselleştirilmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olabileceği, erteleme kararı kesinleştikten sonra işlenen aynı nitelikteki ilk eylemin ihlal olarak değerlendirilmesi, iddianame düzenleninceye kadar işlenen aynı nitelikteki eylemlerin zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasını gerektirmesi, iddianame düzenlendikten sonra işlenen aynı nitelikteki eylemlerin bağımsız suç oluşturması ve bu eylemler nedeniyle

TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan dava açılacak olması, kök dosyada verilecek kararın sanığın sonradan açılan tüm davalarını etkilemesi, bu nedenle yargılama aşamasında, işleyen hukuki süreç gözetilip sanığın tüm eylemlerinin birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği dikkate alındığında, Yargıtay Ceza Genel Kurul kararlarının, inceleme konusu uyuşmazlığı kapsamayacağı,

Kaldı ki, Dairemiz kararlarındaki yorum farklılıklarının içtihat değişikliği olarak değerlendirilmesi halinde dahi, bu değişikliğin tam olarak hangi tarihte yapıldığı hususu net bir şekilde ortaya konulamayacağından, uygulamadaki birliğin azami düzeyde sağlanabilmesi bakımından konunun genel ilkelere bağlanmasında zorunluluk bulunduğu gözetildiğinde, Yargıtay Ceza Dairelerinden verilmiş kararlardaki farklı yorumların, ancak bu konuda verilecek bir içtihadı birleştirme kararı ile giderilebileceği anlaşıldığından; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi ile Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin kararı doğrultusunda giderilmesine karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR 1. 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinde düzenlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarında, "kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik/tedavi tedbiri uygulanmasına" dair kararın, ceza infaz kurumunda tutuklu veya hükümlü olarak bulunan şüpheliye tebliği sırasında, CMK'nın 263. maddesinin 1. fıkrasında yer alan kanun yoluna başvuru ile ilgili ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle kullanabileceği şeklindeki ihtaratın yapılmasının genel olarak, (İlk Derece Mahkemesince kararın verildiği tarih yönünden veya tedavi/denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne başvurması ya da başvurmaması veya tedbirin infazının tamamlanmış olması yönünden herhangi bir ayrım yapılmaksızın ) kararın kesinleşmesi yönünden zorunlu olduğu, bu hususa aykırılık halinde CMK'nın 308/A maddesi uyarınca işlem yapılarak hukuka aykırılıkların giderilmesi gerektiğinin kabulü ile 5235 sayılı Kanun’un 35. maddesi uyarınca Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin görüşü doğrultusunda, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi ile Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi arasındaki

UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİNE, 2. Dosyanın talepte bulunan Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kuruluna gönderilmesine, 3. Karardan bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemelerinin ceza dairelerine bildirilmesi için Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliğine gönderilmesine,15.09.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2026/8645, K. 2026/11349, T. 15.09.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2026-8645-e-2026-11349-k-429caf927c46