Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/27864 E. 2026/6897 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2023/27864
Karar No
2026/6897
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/3314 E., 2023/1035 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; katılan vekilinin temyiz isteminin, "müvekkilinin hesabından bilgisi dışında sanıklardan ... 'nın banka hesabına 50.000,00 TL, sanıklardan ...'ın hesabına 3.000,00 TL para havale edilmesi ve havale edilen tutarların sanıklar ait banka kartları ile şifreli olarak çekilmesi ile müvekkilinin zarara uğradığına, TCK'nın 37/1 ve 142/2-e maddelerinin işlenmiş olmasının, yani suçun nitelikli hali işlenmiş olmasına karşın sanıklara alt sınırdan ceza verilmiş olmasının kabul edilemeyeceğine, uygulanmasına yer olmadığı halde TCK'nın 62/1. maddesi uyarınca sanıklar için takdiri indirim uygulanmasının haksız ve hukuka aykırı olduğuna"; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, "dosyada müvekkili sanık hesabına bir miktar paranın başka bir hesaptan havale edilmesi ve müvekkiline ait hesaba gönderilen bu paranın müvekkilin bilgisi ve rızası dışında harcanmış olması sebebiyle atılı suçtan cezalandırıldığına, müvekkilinin ifadesinde, tekel bayisi işlettiğini, cüzdanını kaybettikten sonra bu olayların başına geldiğini, hesabına bir başka hesaptan para gönderilerek kendisi dışında hesap kartı ile çeşitli harcamaların yapıldığını, bayisinde bulunan POS cihazına hizmet sağlayıcısı banka tarafından bloke konması sonrasında öğrendiğini beyan ettiğine, bu sebeple müvekkilinin işlerini idame ettiremediğine ve tekel bayisini kapatmak zorunda kaldığına, mağdur olduğuna, ... ve ... ilinde çok yakın zaman aralıklarında alışverişler gerçekleştirildiğine, ... ve ... şehirleri arasında yaklaşık 300 km uzaklık, yani yaklaşık 4 saatlik bir fark bulunduğuna, ancak 1 saat içerisinde farklı illerden alışveriş yapıldığına ve ATM'lerden para çekildiğine, bu hususun organize şekilde hareket eden bir grubun bu hırsızlık suçunu işlediğini gösterdiğine, bilişim sistemleri kullanılarak işlenen suçlarda, sisteme kimin girdiğinin tespitinin yapılması gerektiğine, bankaların bankamatiklere yerleştirdiği güvenlik kameralarından hesaptan kimin para çektiğinin tespitinin de yapılabildiğine" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre İstanbul Anadolu 18. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.06.2020 tarihli ve 2018/415 Esas, 2020/277 Karar sayılı dosyasında verilen beraat hükümlerine yönelik istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesinin, 02.06.2021 tarihli ve 2020/1845 Esas, 2021/926 Karar sayılı kararı ile "Katılan ...'in ... Bankası ... Şubesinde bulunan hesabından rızası dışında internet ortamında; 26/10/2017 günü saat 16:46:21'de 50.000 TL paranın sanık ...'nın ... Bankası ... Şubesinde bulunan 6 ... numaralı hesabına, 26/10/2017 günü saat 17:13'de 3.000 TL paranın sanık ...'ın ... Bankası ... Şubesinde bulunan 10 ... numaralı hesabına havale edildiği, Sanık ...'nın hesabına gönderilen 50.000 TL paranın 3.000 TL sinin sanığa ait banka kartı kullanılarak .../... Şube 2 ATM'sinden saat 17:04'de çekildiği, yine sanığın banka kartıyla aynı ATM'den saat 18:15'de 2.600 TL para çekildiği, 15.000 TL nin de saat 17:31 'de diğer sanığın hesabına havale edildiği, kalan paranın ise peşin alış işlemi yapılmış gibi ... ve ... ilinde kayıtlı özel firmalarda harcandığı, Sanık ...'ın da müştekinin hesabından gelen 3.000 TL havale ile sanık ...'nun hesabından gelen 15.000 TL'den 2.970 TL'nin sanığa ait banka kartıyla 26/10/2017 günü saat 17:16'da .../ ...na Şube 1 ATM'sinde çekildiği, aynı gün 17:35'de yine ATM'den 1.030 TL para çekildiği kalan paranın ise peşin alış işleminin yapılmış gibi özel firmalarda harcadığı, Sanık ...'nın cüzdanını kaybettiğini, kartının ve kartın şifresinin yazılı olduğu kağıdın da birlikte kaybolduğu şeklinde, sanık ...'ın ise yine kartını kaybettiği şeklinde savunma yaptığı, sanıkların kullanılan hesapların kendilerine ait olmadığı ya da bilgileri dışında açtırıldığı yönünde bir iddialarının bulunmadığı, yine kaybolan kartlarının iptali için bankaya bir müracaatlarının bulunmadığı, ... Bankasından gelen cevabi yazıya göre sanıkların banka kartlarının kopyalandığına dair bir bulgu tespit edilemediği, sanıkların banka kartlarının şifreleri kullanılarak atılı işlemlerin gerçekleştirilmiş olduğu, savunmaların makul ve inandırıcı olmadığı, sanıkların belli bir komisyon karşılığı banka kartları ile şifrelerini vererek bilişim yoluyla hırsızlık fiillerinin işlenmesine asli fail olarak katıldıkları anlaşılmış olmasına karşın delillerin gereği gibi değerlendirilmeyip yanlış yorumlanarak dosya ile uyumlu olmayan, hatalı bir kabulle beraatlerine dair hüküm kurulmasının hukuka aykırı görüldüğü"nden bahisle sanıklar hakkında kurulan hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlâl edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesinin, 02.06.2021 tarihli ve 2020/1845 Esas, 2021/926 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen İstanbul Anadolu 18. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.06.2022 tarihli ve 2021/577 Esas, 2022/382 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2023/27864, K. 2026/6897, T. 21.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2023-27864-e-2026-6897-k-1f167097e196