Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/3928 E. 2026/2087 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3928
- Karar No
- 2026/2087
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/647 E., 2025/343 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 11. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2021/613 E., 2022/503 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı ... İnşaat ile ... ilçesi, 29 49... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 77 No.lu bağımsız bölüm için 05.08.2012 tarihli satış vaadi sözleşmesi imzaladığını, bunun karşılığı 100.000,00 TL ödeme yaptığını ancak davalı ... İnşaat'ın süresinde teslimat yapmadığını, kat irtifakı kurulduğu halde müvekkili adına tescil işlemlerini de yerine getirmediğini, bu sebeple ilgili firma aleyhine İstanbul 8. Tüketici Mahkemesinin 2014/1267 Esas sayılı dosyası ile tescil davası açıldığını, 05.11.2015 tarihinde İstanbul 8.Tüketici Mahkemesinin 2014/1267 Esas, 2015/1852 Karar sayılı ilamı ile söz konusu taşınmazın müvekkili adına tesciline karar verildiğini, kararın 26.02.2016 tarihinde kesinleştiğini, yerel mahkeme tarafından tapu müdürlüğüne tedbir için yazı yazıldığını ancak gerekçeli kararın yazılması aşamasında Tüketici Mahkemesi tarafından karar verildikten 15 gün sonra söz konusu taşınmazın 20.11.2015 tarihinde davalılar arasında satış ve devir işlemi olduğunun anlaşıldığını, satış işleminden ötürü tedbir ve tescil kararının uygulanamadığını, müvekkilinden mal kaçırmak için bu işlemin yapıldığını, taşınmazın taraflar arasındaki satış vaadi sözleşmesi ile davacıya satıldığını ve davacı tarafça bedelin tamamen ödendiğini, devir işleminin gerçek bir satış olmadığını, davalı ...'ın iyiniyetli alıcı olmadığını, her ne kadar yapılan işlem muvazaalı olsa da ayrıca yolsuz tescil bakımından da iptali gerektiğini, İstanbul Tüketici Mahkemesinin kararı gereği 05.11.2015 tarihi itibariyle taşınmazın mülkiyetinin davacıya geçtiğini belirterek dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Davalı ... İnşaat Turizm Sanayi ve Dış Ticaret Ltd. Şti'ne dava dilekçesi ekli ihtarlı davetiye tebliğ edilmiş, cevap dilekçesi sunulmamıştır. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 05.08.2012 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile davalı ... İnşaat ile ... ilçesi, 29 49... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 77 No.lu bağımsız bölüm için sözleşme imzaladıkları, davacının sözleşme gereği 100.000,00 TL ödeme yaptığı ancak davalı inşaat şirketi teslimat yapmadığından İstanbul 8. Tüketici Mahkemesinin 2014/1267 Esas sayılı dosyası ile tescil davası açıldığı ve bu dava ile taşınmazın davacı adına tesciline karar verildiği, açılan davanın 26.02.2016 tarihinde kesinleştiği, yerel mahkeme tarafından tapu müdürlüğüne tedbir için yazı yazıldığını ancak gerekçeli kararın yazılması aşamasında Tüketici Mahkemesi tarafından karar verildikten 15 gün sonra söz konusu taşınmazın 20.11.2015 tarihinde davalı inşaat şirketi tarafından diğer davalı ...'a satış ve devir işlemi yapıldığı, davanın davalı inşaat şirketi yönünden HMK 114/1-I maddesi uyarınca kesin hüküm nedeni ile dava şartı bulunmadığından davanın usulden reddine, diğer davalı ... yönünden tescile yönelik kötüniyeti ortaya konulamadığından 4721 sayılı TMK 1023. maddesi de göz önünde bulundurularak davanın esastan reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, ek karara yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile ek kararın kaldırılmasına, yeniden ek karar hükmü kurulmasına, vekalet ücretine ilişkin ek karar talebinin reddine, yargılama giderine ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; davalılar arasındaki satış işleminin muvazaalı olduğunu, mahkemenin delilleri eksik ve hatalı değerlendirdiğini, satış bedeli olarak rayiç bedelin altında bedel gösterilmesinin bile kötüniyet göstergesi olduğunu, yolsuz tescil değerlendirilmesi yapılmadığını, dava konusu bağımsız bölümün mahkeme kararıyla davacıya geçtiğini, Bölge Adliye Mahkemesinin ek karara yönelik verdiği kararın doğru olduğunu, davalı şirket yönünden mahkemenin kesin hüküm gerekçesinin de yerinde olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı ... vekili; ek karar ile vekalet ücreti hususu düzeltildiği için kararın istinaf edilmediğini, ek karara rağmen istinaf etmiş olsa idi hukuki yarar yokluğundan talebinin reddedileceğini ancak vekalet ücretine yönelik ek kararın istinaf incelemesi sonucunda kaldırılarak reddedilmesinin doğru olmadığını kararın vekalet ücreti yönünden bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 191. maddesi gereğince, borçlunun iflas açıldıktan sonra masaya ait mallar üzerinde her türlü tasarrufu alacaklılara karşı hükümsüzdür. Müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi iflâs ile kısıtlandığından, aynı Kanunun 226. maddesi uyarınca da masanın ... mümessilinin iflas idaresi olduğu hükmü kabul edilmiştir. Belirtilen hükümler gereğince; iflasın açılmasıyla taraf sıfatı ve dava takip yetkisi artık müflise değil, İflas İdaresine ait olup adi tasfiyede 2004 sayılı Kanunun 226, 229. maddeleri gereği iflas masasını temsil yetkisi iflas idare memurlarına, şayet basit tasfiye (2004 sayılı Kanunun 218. maddesi) usulü benimsenmişse, bu temsil yetkisi İflas Dairesine aittir. Müflisin, iflâsın açılması ile hak ehliyetini kaybetmediği gibi dava ehliyetini de kaybettiği söylenemese de, müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlandığından, masa ile ilgili davalar hakkındaki taraf sıfatı ve dava takip yetkisi artık müflise değil, iflâs idaresine ait olacaktır. İflâs İdaresinin bu dava takip yetkisini kullanıp kullanmayacağını tespit edebilmek için, ilk önce iflâs organlarının oluşması ve her dava hakkında esaslı bilgi sahibi olunması gerekir. Bu ise zaman isteyen bir husustur. İşte bu nedenle, 2004 sayılı Kanunun 194. maddesi gereğince müflisin davacı ve davalı bulunduğu hukuk davalarının, iflâsın açılması ile belli bir süre için durması öngörülmüştür. 2004 sayılı Kanunun 194. maddesine göre; "Acele hâller müstesna olmak üzere iflasın açılması ile kural olarak müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ancak alacaklıların ikinci toplantısından on gün sonra devam olunabilir." İflâsın açılması ile duracak olan davalar, iflâstan önce açılmış olup da hâlen derdest bulunan ve iflâs masasına giren mal, alacak ve haklara ilişkin hukuk davalarıdır. Bunlar, müflisin açmış olduğu davalar ile müflise karşı açılmış olan davalardır. Davaların durduğu bu süre içinde, iflâs idaresi, duran davalar hakkında araştırma yapar ve bu davaların geleceği hakkında karar verir. Burada, müflisin davacı veya davalı olmasına göre usul işlemleri farklılık arz eder. Müflisin davacı olduğu davalarda; İflâs İdaresi bir davanın başarı şansı olduğu kanısına varırsa, masanın bu davayı takip etmesine karar verir; bu karar ikinci alacaklılar toplantısının uygun bulması ile kesinleşir ve ikinci alacaklılar toplantısından sonraki on günlük süre geçince, bundan böyle davaya, davacı olarak İflâs İdaresi tarafından devam edilir. İflâs İdaresi ve ikinci alacaklılar toplantısı, davanın başarı şansı olmadığı kanısına varırlarsa, masanın davayı takip etmemesine karar verirler. Bu hâlde o davayı takip yetkisi, isteyen alacaklıya devredilir (2004 sayılı Kanunun 245. maddesi). Hiçbir alacaklı davayı takip etmek istemezse o zaman, müflisin dava takip yetkisi yeniden doğar ve müflis iflâsın kapanmasını beklemeden davayı kendi adına devam ettirebilir. Müflisin davalı olduğu davalarda ise; iflâs idaresi, alacakları tahkik ederken, (İİK md. 230 vd) müflise karşı dava açan alacaklının alacağının mevcut olup olmadığı hakkında bir karar vermez; sadece, bu alacağı davalı çekişmeli alacak olarak sıra cetveline geçirir. Bu alacağın, dolayısıyla davanın kabul edilip edilmeyeceği hakkındaki kararı, ikinci alacaklılar toplantısında karar verilir. İkinci alacaklılar toplantısı davaya devam edilmesine karar verirse, İflâs İdaresi, ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonra davayı takip eder veya tayin edeceği bir avukat vasıtasıyla davayı takip ettirir. Bir hukuk davasının kayıt-kabul davasına dönüşmesi için davalının iflas etmesi, İflas İdaresinin de dava konusu alacağı iflas masasına kabul etmemesi gerekir. Davalı tarafı dava sırasında iflas eden aleyhine iflastan önce açılan ve 2004 sayılı Kanunun 194. maddesi hükmünde sayılan istisnalardan olmayan bir davaya bakan mahkemenin asıl dava konusu alacağın, ikinci alacaklılar toplanmasında, iflas masasına kaydedilip, alacağın masaca kesin olarak kabul edilip edilmediğinin araştırması ve şayet kesin suretle kayıt ve kabul edilmiş ise konusu kalmayan davada hüküm tesisine yer olmadığına karar vermesi; masaya kayıt edilmesi istenip de alacak kısmen veya tamamen reddedilmiş ise ve kayıt-kabul davası ayrıca açılmamışsa, davaya alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü davası olarak devam edilerek, varılacak sonuç dairesinde bir karar vermesi gerekir. Somut olaya gelince; ... 3. İcra Dairesinin 2025/6 İflas dosyasından gelen 08.04.2025 yazı cevabına göre; ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/876 Esas sayılı dosyasında İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicilinde kayıtlı davalı ... İnşaat Turizm Sanayi ve Dış Ticaret Ltd Şti'nin iflasına , iflasın 12.02.2025 günü saat 13:50 itibariyle açılmasına karar verildiği, iflas dosyasında tasfiye işlemlerine başlanılmış olmakla henüz İİK 217. 218. 219. maddeleri uyarınca tasfiyenin şeklinin belirlenmediği, birinci ve ikinci alacaklılar toplantısının söz konusu olmadığı bildirilmiştir. Davalı şirketin iflasına karar verilmekle davayı takip yetkisi, iflas idaresine geçecektir. O halde; davalı müflis şirket yönünden, İflas İdaresine gerekli tebligatların yapılıp taraf teşkili sağlandıktan sonra yukarıda açıklanan usullere göre işlem yapılarak yargılamaya devam edilmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir. VI KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.