Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/2823 E. 2026/4036 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2823
- Karar No
- 2026/4036
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1452 E., 2025/1834 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/242 E., 2018/285 K.
Bölge Adliye Mahkemesinin 31.12.2019 tarihli kararı, Dairece verilen 05.10.2021 tarihli ilamla; davacının sair itirazları reddedildikten sonra, davalılar arasında hasılat paylaşımlı bir adi ortaklık sözleşmesi olduğu, bu nedenle hüküm altına alınan alacaktan davalıların müteselsilen sorumlu oldukları gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma ilamına uyan Bölge Adliye Mahkemesinin 14.12.2021 tarihli kararıyla; davanın kabulü ile 10.000,00 TL alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, denkleştirici adalet ilkesine göre değer belirlenme talebinin kabulüne karar vermiş, Dairece verilen 11.10.2022 tarihli ilamla; yargılama devam ederken davalı şirketin iflasına karar verildiği, müflis şirketin iflasla tüzel kişiliğinin sona erdiği ve davayı takip yetkisinin iflas idaresine geçtiği, davalı müflis şirket yönünden, iflas idaresine gerekli tebligatların yapılıp taraf teşkili sağlandıktan yargılamaya devam edilip, sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararı usulden bozulmuştur. Bozmaya ilamına uyan Bölge Adliye Mahkemesi 14.06.2023 tarihli kararıyla; İflas İdaresinden gelen cevabi yazıdan dava konusu alacağın iflas masasının 4. sırasına kaydının yapıldığının anlaşıldığı, davalı şirket yönünden açılan davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle, davalı şirket yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... yönünden davanın kabulü ile, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, 10.000,00 TL alacağın davalı ...'ten tahsiline karar verilmiş, Dairece verilen 13.05.2025 tarihli ilamla; Ankara 21. İcra Dairesinin 2019/17 iflas sayılı dosyasına yazılan müzekkere cevabında; alacaklı olarak bulunan davacı vekili aracılığıyla yapılan alacak kaydı başvurusunun taranarak yazı ekinde gönderildiğinin belirtildiği, ekli evrakın incelenmesinde talep edilen alacak kaydının nizalı olarak kaydı ile herhangi bir imtiyaz tespit edilemediğinden alacak kaydının 4. sırada kaydına karar verildiği, dava konusu edilen alacak sıra cetveline nizalı alacak olarak kaydedildiğinden davanın konusuz kalmadığı, iflasın açılmasından sonra iflas masasına kabul edilmeyen alacakla ilgili talebin kanun gereğince kayıt kabul davasına dönüştüğü, Bölge Adliye Mahkemesince 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 194. maddesi hükmü göz önünde bulundurulmak suretiyle davaya devam edilmesi gerektiği, davalı arsa maliki ... yönünden yapılan incelemede ise; arsa sahibi davalı ile yüklenici diğer davalı arasında ...... Noterliğince düzenlenen 14.10.2011 tarihli sözleşme ve 26.04.2012 tarihli, 13.10.2014 tarihli ve 10.07.2016 tarihli ek sözleşmeler ile kat karşılığı inşaat ve satış vaadi sözleşmeleri imzalandığı, bu sözleşmeler ile arsa sahibi arsasını vermeyi, yüklenici ise bu arsa üzerinde sözleşmeye uygun inşaat yapmayı, konutları satmayı, satış bedelini tahsil ettikten sonra arsa sahibine ödemeyi yükümlendiği, davalılar arasında imzalanan 14.10.2011 tarihli sözleşmenin (3-9) maddesinde; “hasılat paylaşımı esaslarına göre satışı yapılacak gayrimenkullerin KDV’leri yüklenicilere aittir. Gayrimenkullerin satış bedelinin %50’si arsa sahibine ödenecektir. Oluşacak gayrimenkullerin satışından arsa sahibinin payına düşecek olan KDV yükleniciler tarafından ödenecektir.” hükmüne; (8) maddesinde; “...satışlardan elde edilecek hasılat taraflar arasında hasılat paylaşımı esaslarına göre yüklenicilere %50 arsa sahibine %50 olarak paylaşılacaktır. Gayrimenkullerin satış fiyatları arsa sahibinin onayı alındıktan sonra geçerli olur” hükmüne yer verildiği; 26.04.2012 tarihli ek sözleşmenin (5.) maddesinde ise yine; “...satışlardan elde edilecek hasılat taraflar arasında hasılat paylaşımı esaslarına göre yüklenicilere %50 arsa sahibine %50 olarak paylaşılacaktır. Gayrimenkullerin satış fiyatları arsa sahibinin onayı alındıktan sonra geçerli olur” hükmüne yer verildiği ve daha sonra tanzim olunan ek sözleşmeler ile aynı hak ve yükümlülüklerin muhafaza edildiği, taraflarca akdedilen sözleşmenin müşterek amaç ve müşterek amaç için birlikte çaba unsurunu içermemesi, arsa malikinin zarara katılmasının söz konusu olmaması nedeniyle adi ortaklık sözleşmesi olmayıp, 28.09.2021 tarihli Hukuk Genel Kurulu kararında da açıklandığı üzere, taraflarına karşılıklı borç yükleyen, karma nitelikli bir sözleşme olmakla birlikte baskın niteliğinin gelir paylaşımlı inşaat sözleşmesi olması nedeniyle eser sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği, Dairemizin 23.06.2014 tarihli ve 2014/10780 E., 2014/10005 K. sayılı ilamı ile ve Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/3-2615 E., 2021/1102 K. sayılı ilamı da aynı yönde olduğu, bu sözleşmenin tarafları arasında görülen Ankara Batı 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşen 13.11.2018 tarihli ve 2017/38 E., 2018/466 K. sayılı kararında da davalılar arasındaki ilişki bu şekilde nitelendirildiği, arsa maliki davalı ... ile davacı arasında sözleşme ilişkisinin bulunmadığı, bu nedenle davacı tarafından arsa maliki olan davalıya husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur. Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesi ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu edilen alacak sıra cetveline 4. sırada nizalı alacak olarak kaydedildiğinden, iflasın açılmasından sonra iflas masasına kabul edilmeyen alacakla ilgili talep, kanun gereğince kayıt kabul davasına dönüşmüş olduğu, davacının da davalı şirket yönünden açmış olduğu davasında haklı olduğu, diğer davalı arsa sahibi yönünden ise; arsa maliki davalı ... ile davacı arasında sözleşme ilişkisinin bulunmadığı, bu nedenle davacı tarafından arsa maliki olan davalıya husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davalı şirket yönünden dava konusu edilen 10.000,00 TL alacağın iflas masasının dördüncü sırasına kayıt ve kabulüne, davalı ... yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı, davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 373. maddesinin altıncı fıkrası; "Davanın esastan reddi veya kabulünü içeren bozmaya uyularak tesis olunan kararın önceki bozmayı ortadan kaldıracak şekilde yeniden bozulması üzerine alt Mahkemece verilen kararın temyiz incelemesi, her hâlde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılır." hükmünü havidir. Bu itibarla; anılan Kanun maddesi uayrınca, davacı vekilinin temyiz başvurusunu inceleme yetki ve görevi Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna aittir. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın 6100 sayılı Kanunun 373. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca yetkili ve görevli YARGITAY HUKUK GENEL KURULUNA GÖNDERİLMESİNE, 22.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.