Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/1619 E. 2026/1083 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1619
- Karar No
- 2026/1083
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/637 E., 2025/372 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/712 E., 2023/641 K.
Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar, davalı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyize konu edilen kararda dava değerinin duruşma sınırının altında olduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacı vekilinin duruşma isteğinin miktardan reddine, temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafa ait 680 Ada, 4 Parselde kayıtlı olan arsa üzerinde inşaat yapım işini yüklendiğini, fakat davalı ile aralarında yazılı bir sözleşme yapılmadığını, tamamen güvene dayalı olarak yapılan işin, davalı tarafın edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle sekteye uğradığını, Yapı Denetim Firmasının 09.04.2018 tarihli seviye tespit tutanağına göre işin yüzde 95'inin tamamlanmış olmasına rağmen, kendisine bir ödeme yapılmadığını, davalı tarafın ödeme yapmadığı gibi bina üzerine "bu bina komple satılıktır" ibaresi yazdığını, 19.09.2016 tarihinde ... Belediyesi'nden yapı ruhsatını alarak, arsa üzerinde inşaat yapımına başladığını, 13.03.2017 tarihinde inşaatın su aboneliğini kendisinin başlattığını belirterek, şimdilik 50.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, müteahhidin inşa edeceği taşınmazın bedel karşılığının yükleniciye ayni olarak ödeneceğini, kat karşılığı inşaat sözleşmelerinin geçerliliğinin resmi şekilde noter önünde re'sen düzenleme şeklinde akdedilmesine bağlı olduğunu, ortada adi yazılı şekilde yapılmış sözleşme bile bulunmadığını, davacı tarafın kat karşılığı inşaat sözleşmesinin varlığını tanık ve yemin dahil hiçbir delille ispat etmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin, davacı şirket ve yetkililerini tanımadığını, davanın haksız ve hukuksuz olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında davanın kabulü ile davacının talebi ile bağlı kalınarak 700.000,00 TL tutarındaki iş ve imalat alacağının 50.000,00 TL’lik kısmının dava tarihi olan 26.06.2019 gününden, geri kalan 650.000,00 TL’lik kısmının ise ıslah tarihi olan 10.12.2020 gününden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Davacı (temlik eden) yüklenici, davalıya ait arsa üzerine bedel karşılığı inşaat yapım sözleşmesi bulunduğunu iddia etmiş, davalı ise sözleşme ilişkisini inkâr etmiştir. Öncelikle, iş bedelinin ödendiğinin ispat yükünün davalıda olmasına ve davalının tacir olmaması nedeniyle HMK'nın 222. maddesi uyarınca salt davacının ticari kayıtlarına göre karar verilemeyecektir. Bu itibarla mahkeme gerekçesinde temlik eden şirketin ticari defterleri üzerinden değerlendirme yapılmaması doğru olmuştur. Ayrıca, dosya kapsamındaki yapı denetim kayıtları, su aboneliği sözleşmesi ve inşaatta kullanılan yapı ruhsatından inşaatı davacı yüklenicinin yaptığı sabittir. Nitekim, davalı iş sahibi tarafından işin başka bir yükleniciye yaptırıldığı da savunulmamıştır. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince inşaat bilirkişisinden alınan usul ve yasaya uygun ek rapor uyarınca, davacı tarafından gerçekleştirilen işin davalı yararına olduğu, ruhsatına uygun ekonomik bir değer taşıyan yapı olduğu tespit edilerek, vekaletsiz iş görme hükümleri uyarınca işin yapıldığı yıl piyasa rayiçlerine göre bedelinin belirlendiği, mahkemece de ek rapora itibar edilerek belirlenen iş bedeli yönüyle davacı talebi doğrultusunda karar verilmesinde de hatalı bir yan bulunmamaktadır. Kaldı ki, davalının işe iş bedelini ödediğine ilişkin bir iddia ve savunması olmaması karşısında yemin delilinin hatırlatılmaması, ayrıca tanık ile hangi hususun açıklanacağının belirtilmemesi ve davanın değer itibariyle HMK'nın 200. maddesi kapsamında tanıkla ispatın mümkün olmaması nedeniyle davalı tanıklarının dinlenmemesinde de hatalı bir yan bulunmaktadır. Ancak, somut olayda davacı tarafın, davalıya ait Konya ili ... ilçesi 6 80... Parsel sayılı arsa üzerinde inşaat yapım işini üstlendiği, ancak davalının kendisine herhangi bir ödeme yapmadığını ileri sürerek, imalat bedeli talebi ile eldeki davayı açtığı, davacının talebinin para alacağına ilişkin olduğu ve davalı adına kayıtlı taşınmazın davanın konusunu oluşturmadığı, HMK 389. maddesi şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla, yapılan itiraz üzerine mahkemece ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmemesi hatalı olmuştur" gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.10.2023 tarihli, 2022/712 Esas, 2023/641 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile taleple bağlı kalınarak 700,000,00 TL iş ve imalat alacağın 50.000,00 TL’sinin dava tarihi olan 26.06.2019 tarihinden itibaren, bakiye 650.000,00 TL’sinin ıslah tarihi olan 10.12.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, İlk Derece Mahkemesi tarafından 28.06.2019 tarihli tensip tutanağı ile konulan ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, tedbirin kaldırılması için ... Tapu Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a.Arada adi de olsa sözleşme bulunmaması halinde ... sözleşmesinin varlığının tanık ve yemin dahil hiçbir delil ile ispatının mümkün olmadığını, ispat yükümlülüğünün davalıda olduğunun kabulü halinde ise, delil listesi ile bildirdikleri tanık delilinin ve gerekmesi halinde yemin delilinin dikkate alınması gerektiğini,
b.Tüzel kişi tacir olan davacının adi sözleşme bile yapmamasının, sözleşme olmaksızın 2017 yılında 700.000,00 TL civarı yatırım yapmasının hayatın doğasına aykırı olduğunu,
c.Mahkemece bilirkişi harici hiçbir delil toplanmadan hüküm kurulduğunu, bu halde silahlarda eşitlik ve hakkaniyet ilkesinin yok sayıldığını,
d.Tüzel kişi tacir olan davacının 1.100.000,00 TL tutarlı taşınmaz yapımı için KOSKİ ve SGK ile kendi adına imza atmamasının, sözleşme yapmamasının, hukuken ayrı bir kişilik olan ...'ın bu işlemleri yapmasının bile davacı şirketin ... sözleşmesinin tarafı ve müteahhidi olmadığını gösterdiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ... sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağı istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı harcın temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.03.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.