İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/769 E. 2026/618 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/769
- Karar No
- 2026/618
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/769 Esas KARAR NO : 2026/618
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/09/2025 KARAR TARİHİ : 09/07/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde davalı ...'ın annesi ...'ın yetkilisi olduğu ... şirketi adına kayıtlı olarak alınmak kaydıyla ödemesini ortak olarak davacı ... ve davalı ... yapmak kaydıyla ... model ... km ... minibus ... ... marka araç alımı yapıldığını, bu aracın nasıl ve ne şekilde kullanılacağının ve nasıl işletileceğinin protokolde mevcut olduğunu, davalının annesi ve davacının ortak iş yapmak amacıyla bu araç alımını yaptıklarını, hatta bir protokolde davacının oğlu ... ile yapıldığını, çünkü davacı ve oğlu davalı ve annesine ait şirkette birlikte çalışmakta olduklarını, sonrasında davacının bu aracı oğlunun adına satın almak istediğini, araç alınırken toplam araç bedeli olan ...-TL'nin yarısı olan ...-TL'nin davacı tarafından ... Şirketi yetkilisi ...'ın hesabına gönderildiğini, bu durumun dahi davacı ve oğlu ... ile davacı ... ve annesi ... arasında yalnızca araç alım satımından ve aracın işletilmesinden kaynaklanan bir ilişkinin olduğunu gösterdiğini, davacının oğlu ... ile davalı ...'ın annesinin yetkili yöneticisi olduğu ... ... Şirketi arasında Antalya ... Noterliğinde ... tarihinde mülkiyetin saklı tutulması kaydıyla araç satış sözleşmesi yapıldığını, ... tarih ve ... Yevmiye Numaralı noter satış sözleşmesi dilekçelerinin ekte sunduklarını, bu sözleşme kapsamında teminat olması için bahsi geçen satış sözleşmesinden kısa bir süre evvel anlaştıklarını ve ... tarihinde davacı ...'ın oğlunun borcuna istinaden "teminat senedi" niteliğinde hazırlanmış olan senedi bahsi geçen şirket yetkilisi ...'ın oğlu olan davalı ... lehine imzalayıp verdiğini, bahsi geçen sözleşme ile davacının oğlu ...'a ...-TL kalan borcu ...'e kadar ödemesi konusunda süre tanındığını, söz konusu borcun farklı bir icra takip dosyası ile tahsil edildiğini, davacının böyle bir borcunun kalmadığını, senet alacağına işletilen faizin fahiş olup bu faizi kabul etmediklerini, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyanla davacı adına başlatılmış bulunan Antalya Genel İcra Müdürlüğü’nün .../... E. sayılı dosyası icra takibinin davacı aleyhine daha büyük zararlara yol açmadan durdurulması amacıyla öncelikle teminatsız olarak mümkün değilse mahkememiz tarafından uygun görülecek teminat miktarı yatırılarak, ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalı aleyhine açtıkları menfi tespit davasının kabulüne, davalıya borcu olmadığının tespit edilmesine, davalının haksız ve kötü niyetli olarak ödenmiş borcunu da talep ederek takip yapmış olması nedeni ile söz konusu miktar olan ...- TL’nin % 20’sinden az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın açmış olduğu dava ile gerçekleştirmesi gereken ödemeyi yaptığını, bu nedenle de bir borcu kalmadığını beyan ettiğini, ödemeyi ispat külfetinin, bunu ileri süren üzerinde olduğunu, açılan davanın menfi tespit davası ise de, kambiyo senedine karşı açıldığı dikkate alındığında ispat külfetinin davacıda olduğunu, dosyada buna ilişkin bir delilin olmadığını, dolayısıyla davacının davasında haksız olduğunu, diğer yandan kambiyo senetlerinin sebepten mücerret olduğunu, illilik prensibinin geçerli olmadığını, tüm bu nedenlerle davacının ileri sürdüğü hiç bir iddiayı kabul etmediklerini, açılan davanın usul ve esastan reddini talep ettiklerini, yargılama sonucunda davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, İİK 72/3. Maddesi gereği takibe dayanak bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı tarafça takibe dayanak bononun araç satış sözleşmesi nedeniyle düzenlendiği ve borçlu olunmadığı hususunun iddia edildiği, davalı tarafça bononun sebepten mücerret olup davacının iddia ettiği araç kiralama hususunun kabul edilmediği görülmüştür. 6100 sayılı HMK 200. Maddesinde; "Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir." 201. Maddesinde de; "Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz." şeklinde düzenlenmiştir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 23/02/2017 tarih, 2016/17962 Esas, 2017/1399 Karar sayılı ilamında; "... Dairemizin 26.01.2015 tarih; 2014/13834 E. – 2015/931 K. sayılı ilamı ile “Kambiyo senetleri sebepten mücerret olup, davacı tarafın bono nedeniyle borçlu bulunmadığını yazılı delille ispat etmesi gerekmektedir. Davalının açık muvafakatı olmaksızın tanık dinlenmesi mümkün değildir. Mahkemece davacının varsa bu konudaki yazılı delilleri sorulup, davacı tarafça Cumhuriyet Başsavcılığı'na davalı hakkında yapılan şikayet üzerine açılan soruşturmanın akıbeti sorularak, hakkında kamu davası açılmış ise 818 sayılı BK'nun 53. (6098 sayılı TBK'nun 74.) maddesi uyarınca mahkumiyet kararının hukuk hakimini bağlayıcı olduğu hususu gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, tanık dinlenmesi suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.” Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 06/05/2019 tarih 2017/7376 Esas, 2019/4140 Karar sayılı emsal içtihadında; "...Bilindiği üzere kambiyo senedi ( bono ) sebepten mücerret olup, bono nedeni ile borçlu olmadığının ispatı ancak yazılı delille mümkündür.Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan, ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir (HMK madde 190). senede karşı ispat kuralı gereği iddia ancak yazılı delil ile ispat edebilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Yazılı delille veya yazılı delil başlangıcı yoksa davanın, ikrar (HUMK. md.236-HMK.md.188) yemin (HUMK.md.344-HMK.md227) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf, o vakıayı başka delillerle ispat edemezse, diğer tarafa yemin teklifinde bulunabilir. Yemin, iddianın ispatı yönünden son başvurulacak bir ispat vasıtasıdır. Hakim, davacının iddiasını, yazılı delillerle ispat edemediği kanaatine vardığı takdirde, davacı tarafa, dava dilekçesinde dayandığı yemin delilini de resen hatırlatmalıdır. Aksi halde, davacının tüm delilleri toplanıp, değerlendirilmemiş olur..." şeklinde belirtilmiştir. YHGK. 12/10/2011 tarih, E.2011/19-473, K.2011/607 sayılı emsal içtihadında; "... bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan bir ilişki "kambiyo ilişkisi" olarak anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu "kambiyo taahhüdünde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl/temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır..." Yukarıda belirtilen kanun maddeleri ve emsal içtihatlar doğrultusunda yapılan değerlendirmede: Davacı tarafından takibe dayanak bononun araç satış sözleşmesinin teminatı olarak verildiğini, aynı alacak nedeniyle satış sözleşmesine dayanılarak icra takibi yapıldığı mükerrer tahsilat amacıyla icra takibi yapıldığı, borcun ödendiği iddia edilmiş ise de; sebepten mücerret olan kambiyo ilişkisinde söz konusu iddianın davalı tarafça kabul edilmediği, davacının iddiasına ilişkin olarak senede karşı senetle ispat kuralı gereği yazılı delil ibraz edemediği, davacının yemin deliline dayandığı, davalı asilin duruşmada yemini eda ettiği görülmekle davacının ispatlanamayan davasının reddine karar vermek gerekmiş, açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar kanunu uyarınca alınması gerekli ... TL harcın peşin olarak alınan ... TL harçtan mahsubu ile bakiye ... TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap edilen ... TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; ... TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 6-Artan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili Antalya İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/07/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır