İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/359 E. 2026/661 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/359
- Karar No
- 2026/661
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/359 Esas KARAR NO : 2026/661
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/05/2025 KARAR TARİHİ : 16/07/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ...'ün borçlusu olduğu ... tarihli, ...-TL bedelli ve ... tarihli ve ...-TL bedelli senetlere yönelik olarak Antalya Genel İcra Dairesi'nin .../... ve .../... Esas sayılı icra dosyalarından takibe geçildiğini, davalının ... tarihli ve ...-TL bedelli senet ile ... tarihli ve ...-TL bedelli senedi Antalya Genel İcra Dairesi'nin .../... Esas sayılı dosyası ile takibe koyduğunu, bu takipten de ... Tarihli ve ...-TL bedelli olan senedin davacı tarafından takipten önce ödendiğini, işbu nedenle ... tarihli, ...-TL bedelli; ... tarihli ve ...-TL bedelli; ... Tarihli ve ...-TL bedelli senetler ile bu senetlere yönelik olarak başlatılan Antalya Genel İcra Dairesi'nin .../..., .../... ve .../...(senetlerden biri yönünden) Esas sayılı icra dosyaları dolayısıyla borçlu olmadıklarının tespitini, ödemelere rağmen ödenen senetlerin iade edilmediğini, davalının kötü niyetli şekilde kalkıştığı icra takiplerinin dava sonuna kadar teminatsız olarak tedbiren durdurulmasını, mümkün olmadığı taktirde %15 teminat ile icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesin konusunda tedbir kararı verilmesini; 1/2 hissesi davacı adına kayıtlı bulunan ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ... Parsel'de bulunan ... numaralı Bağımsız Bölümün teminat olarak kabul ederek icra işlemlerinin durdurulması yönünde tedbir kararı verilmesini beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulüne, dava süresince oluşması muhtemel zararların önüne geçilmesi adına, öncelikle takiplerin teminatsız olarak tedbiren durdurulmasına, mümkün değil ise %15 teminat ile icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesine, davacı adına kayıtlı ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ... Parsel'de bulunan ... numaralı Bağımsız Bölümde bulunan taşınmazın teminat olarak kabul edilmesini ve icra/satış işlemlerinin tedbiren durdurulmasına, tedbir taleplerinin reddi ile dosya borçlarının davalıya ödenmek durumunda kalındığı taktirde davanın istirdat davası olarak görülerek, ödenen bedellerin iadesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ... olduğu ...'nün davalıya borçlarının olmasından dolayı Antalya Genel İcra Dairesi'nde .../... Esas ve .../... Esas sayılı icra takipleri başlatıldığını, gerekli haciz işlemlerinin uygulandığını, bu haciz işlemlerinden sonra davacının davalı ile iletişime geçtikten sonra bu borcun ödenmesi ve ne şekilde ödeneceğine dair ... tarihinde "borç ilişkisinden doğan ödeme protokolü" hazırlandığını, iş bu protokol gereği kesinleşmiş olan Antalya Genel İcra Dairesi'nde .../... Esas ve .../... Esas sayılı icra dosyalarına ilişkin asıl alacak, faiz, masraf ve vekalet ücretleri olmak üzere feragattan doğan harç ve masraflar hariç ... TL'ye anlaşıldığını, davacı yanın ... olduğu ...'ne Antalya ... Noterliği ... tarih ... Yevmiye No "... tarihinde imza altına alınmış borç ilişkisinden doğan ödeme protokolü uyarınca edimleri ifa edilmediğinden dolayı protokolün 4. Maddesi uyarınca protokolün fesh edildiğini ve alacak bakiyelerinin tamamı ile ilgili ayrıca bir icra takibi başlatılacağına dair ihtarname gönderildiğini, iş bu ihtarname de işbu dava konusu icra takiplerindeki gibi davacı yana tebliğ edilemediğini, bu ihtarnameye ilişkin de ayrıca icra takibi başlatılacağını beyanla davanın reddi ile davacının haksız ve kötü niyetli olarak mahkememizde açmış olduğu dava ile ilgili lehlerine %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. ve 5. maddeleri gereğince görev kurallarına; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 5 vd. maddelerinde belirtilen yetki kurallarına uygun olarak görevli ve yetkili Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır. Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklının ..., borçlunun ..., ... TL miktarlı bonoya dayanarak icra takibinin yapıldığı görülmüştür. Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklının ..., borçlunun ..., ... TL bonoya dayanarak icra takibinin yapıldığı görülmüştür. Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklının ..., borçlunun ..., ... TL ve ... TL miktarlı 2 adet bonoya dayanarak icra takibinin yapıldığı görülmüştür. Önemle söylemek gerekir ki; Dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. İspat yükü ise,bir olayın gerçekleşmiş olup olmadığının anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden yargıcın aleyhte bir kararıyla karşılaşmak tehlikesidir(YILMAZ,Ejder; İspat Yükü, 1980, s. 3). Kendisine ispat yükü düşen taraf için ispat yükü bir yükümlülük değil(mükellefiyet), yüktür(külfettir). İspat konusu, 6100 sayılı kanunun ise 187 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. İspat konusunda yapılan bu genel açıklamalardan tekrar sonra dosyaya dönüldüğünde; Hukukumuzda, senet delilinin uygulanma alanı oldukça geniştir çünkü hukukumuzda, hukuki işlemler için "senetle ispat" kuralı mevcuttur. Esasen, "senetle ispat kuralı" kavramı yerine "kesin delille ispat" kuralı denilmesi daha doğrudur. Çünkü, senetle ispatı zorunlu olan bir hukuki işlem, diğer kesin delillerle de (ikrar, yemin, kesin hüküm) ispat edilebilir. Senetle ispat zorunluluğu, "tanıkla ispat yasağı" olarak da ifade edilmesine rağmen, bunun da esasen "takdiri delille ispat yasağı" olarak belirtilmesi daha uygundur. Senetle ispat kuralı, kendisini iki temel durumda gösterir. Bunlardan birincisi olarak; Belli bir meblağı aşan hukuki kural olarak yalnız senetle ispat olunur. Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri kanunla belirlenen miktarı geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir Senetle ispat kuralının kendisini gösterdiği ikinci durum ise, senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler kanunda belirtilen miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz olmasıdır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığım ispat için menfi tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur (MK.nun 6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı vardır. Anılan maddenin 5. fıkrası “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. ” hükmünü içermektedir. Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötüniyetli olmasıdır. Başka bir ifadeyle; İİK.nun 72/5. maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerindedir. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 05/10/2017 tarih 2016/2341E. 2017/13472K. sayılı kararı; Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 04/12/2017 tarih 2015/39638E. 2017/11964K. sayılı kararı; Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 18/12/2017 tarih 2016/8848E. 2017/3778K. sayılı kararı). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05/02/2019 tarih 2017/19-821E. 2019/58K. Sayılı kararında;"...menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. ... bono bağımsız borç ikrarı içeren bir senet olup, senette bedel kaydının mevcut olması hâlinde ispat yükü kaydın aksini savunan tarafa aittir. Somut olayda ise her iki yanın bononun mal karşılığı olmadığına dair beyanları karşısında senedin her iki tarafça da talil edildiğinin kabulü zorunludur ve bu durumda TMK’nın 6. ve HMK’nın 191. maddesi uyarınca ispat yükünün davacı senet borçlusunda olduğu yolundaki genel kuralın yer değiştirmeyeceği ve davacının senedin bedelsiz olduğunu ispatlaması gerektiği kabul edilmelidir..." denilmiştir. Somut dava da, esasen senetle ispat kuralına tabidir. Davacı taraf aşamalarda bonolardan dolayı borçlu olmadığını ileri sürmüştür ve iddiasını kesin delille ispat külfeti altındadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığım ispat için menfi tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur. İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Çek bağımsız borç ikrarı içeren bir senet olup, ispat yükü kaydın aksini savunan tarafa aittir. Davacı; takip konusu bonoların ... tarihli protokol kapsamında düzenlendiğini, protokol uyarınca yapılan ödemeler nedeniyle borcun sona erdiğini ileri sürdüğü görülmekle davacı bunu ispatlamakla yükümlüdür. Takibe konu senetlerin ödendiğinin ve senetlerin tanzim tarihlerinin sonradan doldurulduğunun davacının yazılı belgelerle ispat etmek etmekle yükümlü olduğu anlaşılmıştır. Delillerinde, tanık delili mevcuttur ancak açık bir muvafakat olmadığından tanık dinlenmesi usulen mümkün değildir. Ödemeyi ispat külfeti de bunu ileri süren üzerindedir. Takip alacaklısına ödemeyi gösterir bir delil de dosyada yoktur. Senetle ispat kuralının istisnasını oluşturan bir hukuki durum da somut olayda mevcut değildir. Davacı taraf, bu haliyle, dosya kapsamına göre iddiasını ispat edememiştir. İspat yükü altında bulunan tarafın başvurabileceği delillerden biri de yemin delilidir. Davacı tarafa yemin delilinin hatırlatıldığı ancak davacı tarafça yemin delilinden vazgeçmiş sayıldığı görülmüştür. Tüm dosya kapsamı, kesin delille ispat kuralı, yukarıdaki açıklamalar ışığında, takibin haksızlığı ispatlamadığından bir bütün olarak ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. İİK 72/4. Maddesinde "(Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde (Değişik ibare: 6352 S.K.-02.07.2012/m.15) "yüzde yirmiden" aşağı tayin edilemez." şeklinde belirtilmiş olup ihtiyati tedbir kararı uygulanmakla alacaklının alacağına geç kavuşmuş olacağının kabulü ile kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar vermek gerekmiş açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalının kötü niyet tazminat talebinin KABULÜ ile ... TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 3-Harçlar kanunu uyarınca alınması gerekli ... TL harcın peşin ve tamamlama harcı olarak alınan TL harcın mahsubu ile bakiye ... TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap edilen ... TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; ... TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 7-Artan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE, Dair, davacı vekili ve davalı vekili yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili Antalya İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/07/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır