İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/763 E. 2026/469 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/763
- Karar No
- 2026/469
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/763 Esas KARAR NO:2026/469
DAVA:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:09/12/2024 KARAR TARİHİ:23/06/2026
Mahkememizde görülen İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasında; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Türkiye’deki küçük ve orta büyüklükteki şirketlere hisse satış veya devralma, halka arz, şirket değerlendirmesi ve strateji hizmetleri sunan bağımsız bir kurumsal finans danışmanlık şirketi olduğunu, davalı şirket ile müvekkili şirket arasında 26/09/2023 tarihli Şirket Değerleme Sözleşmesi imzalandığını, söz konusu sözleşme hükümleri gereğince müvekkili şirket üzerine yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesine rağmen davalı sözleşmede kararlaştırılan bedelin bir kısmını ödemediğini, şirket değerleme sözleşmesinde de belirtildiği üzere söz konusu işlemler için 80.000.-TL + KDV ödemesi öngörüldüğünü, bu duruma ilişkin ... Fatura Numaralı 24/05/2024 tarihli 96.00,00.-TL bedelli fatura düzenlendiğini, faturanın vadesi gelmesin rağmen ve aradan uzun bir süre geçmesine rağmen davalı tarafından kısmi ödeme yapıldığını, alacağın tahsili amacıyla .... İcra Dairesi'nin 2024/... E. Sayılı takip başlatıldığını davalının itiraz etmesi üzerine takibin durdurulduğunu belirterek; davalı tarafça yapılan itirazın kaldırılmasına ve takibin devamına, davalının %20 'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşmenin 26.09.2023 tarihinde imzalandığını, sözleşmenin B.2 maddesinde, davacının üzerine aldığı işi 15 işgünü içerisinde tamamlayacağının yazılı olduğunu, müvekkiline ıslak imzalı değerleme raporunun teslim edilmediğini, ıslak imzalı rapor ise bu zamana kadar halen teslim edilmiş olmadığından davacı ücrete hak kazanmış sayılmayacağını belirterek; haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davacının takipte haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle dava değerinin %20 sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce bilirkişi raporu alınmış dosya arasına konulmuştur. Dava: Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali İstemine İlişkindir. .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/.... sayılı takip dosyası incelendiğinde; alacaklı tarafından borçlu aleyhine ilamsız takip yapıldığı, örnek 7 nolu ödeme emrinin borçluya 13.10.2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 09.10.2024 tarihinde borca itiraz ettiği, bunun üzerine davacı tarafından 06.11.2024 tarihinde arabuluculuk müessesine başvuru yapıldığı anlaşılmıştır. Somut uyuşmazlık; hizmet sözleşmesinden kaynaklana alacak için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 2004 sayılı İİK'nın 66. maddesi uyarınca kendiliğinden durduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğ edilmediği ve eldeki itirazın iptali davasının yasal 1 yıllık sürede açıldığı anlaşılmıştır. 2004 sayılı İİK'nın 67. maddesinde düzenlenen itirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı HMK'nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü (4721 sayılı TMK m. 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükü altında (6100 sayılı HMK m. 190) olup, bu temel kuralların da sonucu olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. İspat yükü kendisinde olmayan diğer taraf da ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir. Karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz (6100 sayılı HMK m. 191). Davada ispat külfeti fatura nedeniyle alacaklı olduğunu iddia eden davacının üzerinde olup, davacının faturalara konu mal veya hizmeti davalıya teslim ettiğini usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekir (Yargıtay 19. HD'nin 22/02/2016, E. 2015/13357, K. 2016/2695 tarih ve sayılı ilâmı). 6102 sayılı TTK'nun 21/2. maddesi, ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.'' hükmünü içermektedir. Ancak faturanın içeriğine yasal süresi içerisinde itiraz edilmemesi faturada belirtilen verilerin doğru olduğu karinesini doğurmakla beraber, tek başına faturanın verilmesine neden olan iş veya hizmetin yapılmış olduğu, malın teslim edildiği anlamını taşımaz. Zira karşı tarafça akdi ilişkinin inkar edildiği hallerde, fatura düzenlenmesi ve tebliğ edilen bu faturaya süresinde itiraz edilmemesi tek başına alacağın varlığını göstermez (Bkz. Yargıtay 19. HD'nin 19/09/2016 tarihli ve 2016/680 E., 2016/12480 K. sayılı kararı ile Yargıtay HGK'nın 01/07/2021 tarihli ve 2017/(19)11-3085 E., 2021/680 K. sayılı kararı). Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasındaki akdi ilişki inkar edilmemekle beraber, hizmetin gereği gibi yerine getirilmediğine ilişkin olarak davalının itirazı mevcuttur. Davacı tarafça toplamda 96.000,00-TL tutarlı fatura düzenlenmiş ve davalı tarafça 40.000,00-TL tutarı ödenmiş ve bakiye 56.000,00-TL tutarının kaldığı usulüne uygun defterler uyarınca bilirkişi tarafından tespit edilmiştir. Bu aşamadan sonra ticari defterlerine itiraz edilmeyerek faturayı kaydeden davalı hizmetin verilmediğini ispat yükümü ile yüklenmiştr. Davalı taraf cevap dilekçesinde raporun mail ekinde sunulduğunu ancak süresinde sunulmayıp ayrıca ıslak imzalı olarak da sunulmadığı iddiasındadır. Taraflar arasındaki sözleşme irdelendiğinde; "B-Değerleme Yaklaşımı" başlığı altında B-2 Maddesinde; " Değerleme Raporu, değerleme çalışması için ... tarafından istenen bilgi ve belgelerin eksiksiz olarak ...'e verilmesinden sonra 15 iş günü içerisinde ŞİRKET'e teslim edilecektir." ibaresinin olduğu burada davalı tarafça bilgi ve belgelerin süresinde davacıya verildiğini ispat ile yükümlü olup, bu aşamada bu konuda delil sunulmadığından davacı tarafça e-mail ekinde sunulan raporun süresi içerisinde sunularak hizmetin yerine getirildiği sonucuna ulaşılacaktır. Belirtilen açıklamalar ışığında davanın kabulüne ve de alacak likit olduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın KABULÜ ile; Davalının ... İcra Müdürlüğü 2024/.... sayılı dosyasına yaptığı itirazın İPTALİNE, takibin aynı koşullarda takibin DEVAMINA, İtirazın iptaline karar verilen icra dosyasındaki asıl alacak toplam tutarı 56.000,00-TL bedelin %20 oranına isabet eden 11.200,00-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 3.825,36-TL nispi karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 676,34-TL harcın mahsubu ile bakiye 3.149,02-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesinin "...Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır..." hükmü gereği 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine, Karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık ücret tarifesi gereğince hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 1.103,94-TL ilk gider, 6.121,00-TL tebligat, müzekkere ve bilirkişi gideri olmak üzere toplam 7.224,94-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi sonrası talep halinde yatıran taraflara iadesine, Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle İstanbul BAM ilgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere istinaf yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 23/06/2026
Katip ... E-imzalıdır
Hakim ... E-imzalıdır