Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/853 E. 2026/12134 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/853
- Karar No
- 2026/12134
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/372 Esas, 2025/1974 Karar KARAR : Esastan ret/Yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 17. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/418 Esas, 2023/514 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili, Bağcılar ilçesi, ... Mahallesi 1978 parsel sayılı taşınmaza davalı idarece kamulaştırmasız el atıldığından bahisle tazminat bedelinin davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddi gerektiğinin ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; belirlenen bedelin düşük olduğunu, hükmedilen bedele kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin işletilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın usulüne uygun olarak kamulaştırıldığını, bedelin bankaya bloke edildiğini, dava tarihi esas alınarak değerlendirme yapılması hatalı olup taşınmazın idare adına tescil edildiği tarihi itibarıyla değer biçilmesi gerektiğini, davacı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, belirlenen bedelin yüksek olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kamulaştırma işleminin usulüne uygun yapılan tebligatla başladığı, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na (2942 sayılı Kanun) göre usulüne uygun kamulaştırmadan bahsedebilmek için kamulaştırma belgelerinin tapu maliklerine veya mirasçılarına usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi ve kıymet takdir raporunda belirlenen çekişmesiz bedelin milli bankalardan birisine kayıtsız ve şartsız bloke edilmesi gerektiği, tebligat geçersiz olsa dahi bankaya bloke edilen kamulaştırma bedelinin kamulaştırma tarihindeki maliklerine ödenip ödenmediği davalı idare ve ilgili banka şubesi ve Genel Müdürlüğü'nden araştırılıp, sonucuna göre ödeme yapıldığının tespiti halinde ise usulsüz tebligatın geçerli hale geldiği, somut uyuşmazlıkta dava konusu taşınmazın, davalı idarenin selefi olan Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırıldığı, kamulaştırma işlemi kapsamında yapılan noter tebligatlarının incelenmesinde; çıkarılan noter tebligatlarının iade gelmesi üzerine yapılan adres araştırması da sonuçsuz kalınca ilanen tebligat yapıldığı, bedelin kayıtsız şartsız muris adına bankaya depo edildiği; ancak imha nedeniyle ödeme yapılıp yapılmadığının tespit edilemediği, davacıların kök murisi kamulaştırmanın yapıldığı tarihteki malik ... tarafından kamulaştırmayı yapan idareye 11.08.1998 tarihli imzalı yazılı talep ile kamulaştırmayı öğrendiği ve bu konuda bilgi verilmesini talep ettiği, idarenin de 21.08.1998 tarihli yazısı ile kamulaştırma bedeli ile depo edilen banka hakkında malike cevaben bilgi verildiği anlaşılmış olup hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde açılan davanın 30 günlük hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmeden yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun ise kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi ile ilgili usulüne uygun bir adres araştırması yapılmadığını ve kamulaştırma evraklarının usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini, adres araştırmasının bilinen son adreste yapılması gerekirken taşınmazın bulunduğu yerde yapıldığını, hak düşürücü sürenin davacılar murisi açısından işlemesi için yalnızca öğrenme yeterli olmayıp usulüne uygun bir tebligatın bulunmasının da zorunlu olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idareden tahsili istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun’un (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. 2942 sayılı Kanun'un 25 inci maddesi uyarınca hakların kullanılması ve borçların yerine getirilmesi bakımından kamulaştırma işlemi, mal sahibi açısından, usulüne uygun yapılan tebligatla başlar.
4.Dosyada bulunan bilgi ve belgelere göre; dava konusu taşınmazın mülga Arsa Ofisi Genel Müdürlüğünce 02.12.1985 tarihli ve 3015/2043 sayılı Bayındırlık ve İskan Bakanlığının oluru ile kamulaştırıldığı, davalı idare tarafından 2942 sayılı Kanun'un 17 nci maddesi uyarınca taşınmazın tescili istemli açılan Bakırköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1987/638 Esas, 1989/1040 Karar sayılı kararı ile taşınmazın tapusunun iptali ile davalı idare adına tesciline karar verildiği, takdir edilen kamulaştırma bedelinin ... Bankası ... Şubesine bloke edildiği; ancak dosya kapsamında ödemeye ilişkin bir belge bulunmadığı gibi davacı tarafa yapılan noter tebligatının iade olduğu, kamulaştırma tarihinde yürürlükte bulunan 2942 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinde yazılı Tapu ve Vergi kayıtları üzerinden ve haricen tapu maliki davacılar murisi ...’ın adresleri araştırılmış ise de, vergi kayıtlarına göre davacının bilinen son adresi ... olmasına rağmen bu yer muhtarlığı yerine, ... Mahalle Muhtarlığından adres araştırması yapıldığı, Nüfus Memurluğuna yazılan müzekkerede ise tapu malikinin kayıtlı olduğu mahalle, hane, cilt ev sahife numarasının bildirilmediği anlaşılmakla ilanen tebligatın geçersiz olduğu, davacılar murisinin dilekçe ile kuruma başvurmasının da 2942 sayılı Kanun anlamında tebligat sayılmayacağı gözetildiğinde, dava konusu taşınmaza ilişkin kamulaştırma işlemlerinin tamamlanmadığı anlaşıldığından işin esasına girilip davacının kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Davacılardan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,
Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.