Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/7541 E. 2026/12209 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/7541
Karar No
2026/12209
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/3138 Esas, 2026/74 Karar KARAR : Direnme

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 41 inci maddesi gereği taşınmaz yüzölçümünün azalması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 inci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya direnme kararı verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 1/2 hisse ile maliki olduğu Diyarbakır ili, Silvan ilçesi, ... Mahallesi 17 parsel sayılı taşınmazın yüz ölçümünün tapuda 24.000,00 m² olup 3402 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi uyarınca yapılan yüzölçüm düzeltme işlemi sonucu 6.439,39 m²ye düştüğünü, söz konusu düzeltme işleminin iptali istemiyle açılan davanın reddine karar verildiğini, davacının taşınmazı tapu kaydına güvenerek edindiğini ileri sürerek eksilen yüzölçümü nedeniyle uğranılan zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Hazineden tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 23.03.2021 tarihli ve 2018/486 Esas, 2021/224 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 24.11.2022 tarihli ve 2021/1336 Esas, 2022/1824 Karar sayılı kararıyla; davacının taşınmazın 1/2'sine hibe suretiyle malik olduğu, 3402 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi uyarınca yapılan işlem ile taşınmazın sınırları değişmeksizin yüzölçümünün düzeltildiği, davacının fiilen kullandığı alan bakımından reel bir değişiklik olmadığı, yüzölçümünün gerçeğe uygun hale getirildiği, davacının taşınmazın mülkiyetini bağış yoluyla edinmesi nedeniyle mal varlığında bir eksilmenin söz konusu olmadığı gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 24.11.2022 tarihli ve 2021/1336 Esas, 2022/1824 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dava konusu taşınmazın 1958 yılında yapılan genel kadastro çalışmaları sırasında 24.000,00 m² yüzölçümlü olarak dava dışı şahıs adına tespit gördüğü, davacının 24.000,00 m² yüzölçümlü dava konusu taşınmazdaki 1/2 payını 1977 yılında bağış yoluyla edindiği, taşınmazın yüzölçümünün 3402 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi gereğince 6439,34 m² olarak düzeltildiği, düzeltme işleminin 21.03.2018 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 20.09.2018 tarihinde 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı, davacının taşınmazı bağış yoluyla edindiğinden bahisle malik olduğu taşınmazda yüzölçümünün azalması nedeniyle bir zararının olmayacağının kabulünün, zamanında geçerli bir şekilde ve kayda dayalı olarak oluşturulan mülkiyet hakkının ihlali niteliğinde olduğu, esasa girilerek ulaşılacak sonucu uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Bölge Adliye Mahkemesinin 30.04.2023 tarihli ve 2023/4850 Esas, 2024/925 Karar sayılı kararıyla; davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 30.04.2023 tarihli ve 2023/4850 Esas, 2024/925 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; Dairemizin kararına uyan Bölge Adliye Mahkemesince, uyulan bozma kararı doğrultusunda uyuşmazlığı sona erdirecek, infaza elverişli, esas hakkında hüküm kurulması gerekirken, hayatiyetini kaybetmiş İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi yapılarak istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

D. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar Bölge Adliye Mahkemesinin 16.10.2024 tarihli ve 2024/3881 Esas, 2024/1939 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulü ile toplam 2.909,880,88 TL tazminat bedelinin 21.03.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Hazineden alınarak davacılara veraset ilamındaki payları oranında ödenmesine karar verilmiştir.

E. Üçüncü Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 16.10.2024 tarihli ve 2024/3881 Esas, 2024/1939 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dosyadaki bilgi ve belgelerden, dava konusu 17 parsel sayılı taşınmazın 1958 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında 24.000,00 m² olarak dava dışı ... adına tespit edildiği, adı geçen şahsın ölümü ile mirasçılarından bağış yoluyla taşınmazın 1/2 payına davacının 1977 yılında malik olduğu, planimetre hesabı ile dava konusu taşınmazın alanı 10.800,00 m² olarak ölçülmesine rağmen, maddi hata ve yazım hatası sonucu kadastro tespit tutanağına 24.000,00 m² olarak geçirildiği, akabinde Kadastro Müdürlüğünce 3402 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi uyarınca 2018 yılında yapılan düzeltme işlemi ile taşınmazın yüzölçümünün 6.439,34 m² olarak düzeltildiği, kadastro tespit tarihinden bugüne kadar parselin zeminde ve paftasında gösterilen sınırlarında herhangi bir eylemli değişiklik olmadığı, fiilen tasarruf edilen sınırlar ile paftasındaki sınırların aynı olduğu, komşu taşınmazlarla sınır ihtilafının bulunmadığı, düzeltmeden komşu parsel maliklerinin etkilenmediği dikkate alınıp tüm bu hususlar birlikte değerlendirilerek; adına tespit gören şahıstan bağış suretiyle bedel ödemeden taşınmazı edinen davacının mal varlığında bir eksilmenin oluşmadığı, eş söyleyişle anılan madde uyarınca tapu sicilinin tutulmasından doğan veya kaynaklanan bir zararının bulunmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken Dairemizin 24.10.2023 tarihli ve 2023/886 Esas, 2023/9606 Karar sayılı bozma kararında bu hususların tartışılmadığı bu kez yapılan incelemede anlaşılmakla; uyulan bozma kararının maddi hataya dayandığı ve maddi hataya dayalı bozma kararının taraflar bakımından usuli kazanılmış hak oluşturmayacağı gözetilerek 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca şartları oluşmadığından tazminat talebinde bulunulamayacağından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

F. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 3402 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi uyarınca yapılan yüzölçüm düzeltme işlemi ile gerek dava konusu taşınmazın gerek komşu parsellerin geometrik şekillerinde bir değişiklik olmadığı, yüzölçümü eksilmesinin nedeninin hatalı yazılan miktarın düzeltilmesinden ibaret olduğu, hatanın kadastro çalışmaları esnasında mekanik olarak planimetre denilen el ile çevrilen cihazla hesaplama yapılmasından, ayrıca planimetre hesabı ile 10.800,00 m² olarak belirlenen alanın tutanağa sehven 24.000,00 m² olarak yazılmasından kaynaklandığı, eldeki davanın düzeltme işleminin kesinleştiği 21.03.2018 tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde 20.09.2018 tarihinde açıldığı, davalı Hazine vekilinin zamanaşımı savunmasının yerinde olmadığı, dava konusu taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, aynı hukuki nedene dayalı olarak açılan paydaş dosyasında verilen davanın kabulü kararının temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, tespit gören şahıstan bağış suretiyle bedel ödemeksizin taşınmazı edinen kimsenin de mal varlığında olması gerekenden daha az miktar kaldığı, mülkiyet hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle bozma ilamına direnilmesine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, davacıların taşınmazı bağış suretiyle edindiklerini, davacıların mal varlıklarında herhangi bir azalma olmadığını, direnme kararının hukuka aykırı olduğunu, satın aldığı taşınmazın kaç metrekare olduğunu zeminin durumundan, taşınmazın çap örneğinden her zaman bilebilecek durumda olan davacıların, yapılan düzeltme işlemi sonucunda meydana gelen yüzölçümdeki azalışların ilk tesis kadastrosunun yapıldığı yıldaki teknolojik imkansızlıklardan kaynaklandığı ve bu düzeltme işlemi ile taşınmazın zemininin küçültülmediği, ayrıca davacıların taşınmazları satın aldığı kişinin bu yüzölçüm farklılığını daha önceden anlayabileceği nazara alındığında, karşılığı zeminde olmayan yüzölçüm miktarına göre zarara uğratıldığından bahisle açılan davada Devletin sorumluluğuna gidilemeyeceğini, davanın reddi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yeniden yapılan incelemede, davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından direnme kararı yerindedir.

3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2026/7541, K. 2026/12209, T. 29.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2026-7541-e-2026-12209-k-2a7f9b689838