Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/1773 E. 2026/12199 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1773
- Karar No
- 2026/12199
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1051 Esas, 2025/1368 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Van 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/3 Esas, 2025/263 Karar
Taraflar arasındaki mülkiyeti davacıya ait taşınmazın kesinleşen kıyı kenar çizgisi içinde kalması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının maliki olduğu Van ili, Edremit ilçesi, ... Mahallesi 480 parsel sayılı taşınmazın kesinleşen kıyı kenar çizgisi içinde kalması nedeniyle uğramış olduğu zararın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazineden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanı kabulüne ve tazminat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Hazineden tahsili ile davacıya ödenmesine, dava konusu taşınmazın davacı adına olan tapu kaydının iptali ile kıyı olarak terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın husumetten reddi gerektiğini, davacının tasarruf hakkının kısıtlandığından söz edilemeyeceğini, davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişsiz ve yetersiz olduğunu, rapora karşı itirazlarının karşılanmadığını, kıyıların özel mülkiyete konu olamayacağını, tazminat koşullarının oluşmadığını, hüküm altına alınan tazminat bedelinden indirim yapılması gerektiğini, faize hükmedilemeyeceği gibi ıslahla artırılan kısım yönünden ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, davacının taşınmazı edinim şeklinin, iyiniyetli olup olmadığının araştırılmadığını, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerektiğini, münavebeye esas alınan ürünlerin doğru olmadığını, taşınmaz sulu tarım arazisi olarak kabul edilmiş ise de sulama kaynağının, suyun taşınmazın tamamının sulanmasında her mevsim için yeterli olup olmadığının ayrıntılı bir biçimde araştırılıp saptanmadığını, tazminat bedelinin 173.404,00 TL olarak belirlendiğini, reddedilen kısım üzerinden davalı Hazine lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, hükmedilen bedelin terkin kararı kesinleşmeden infaz edilemeyeceğine dair şerhe hüküm fıkrasında yer verilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde idarece oluşturulmuş kıyı kenar çizgisinin bulunup bulunmadığının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünden sorulduğu, idarenin cevabi yazısı ile dava konusu taşınmazı kapsayan önceden oluşturulmuş ve kıyı kenar çizgisine ait karar ve dayanağı olan belgeler ile kroki ve haritasının gönderildiği, mahallinde teknik bilirkişiler ile harita mühendisi aracılığıyla usulüne uygun keşfin icrası sonucu kıyı kenar çizgisinin belirlendiği, bilirkişi heyetince taşınmazın kıyı kenar kısmında kalan bölümünün gösterildiğinin anlaşıldığı, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda sulu tarım arazisi niteliğindeki dava konusu taşınmaza o yörede mutat olarak ekilen yonca, buğday ve biber ürünleri münavebeye esas alınarak olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri üzerinden bilimsel yolla değer biçilerek taşınmazın metrekare birim fiyatının 78,33 TL olarak hesaplanmasında, kapitalizasyon faiz oranının % 4, objektif değer artış oranının %15 olarak uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın husumetten reddi gerektiğini, davacının tasarruf hakkının kısıtlandığından söz edilemeyeceğini, davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişsiz ve yetersiz olduğunu, rapora karşı itirazlarının karşılanmadığını, kıyıların özel mülkiyete konu olamayacağını, tazminat koşullarının oluşmadığını, hüküm altına alınan tazminat bedelinden indirim yapılması gerektiğini, faize hükmedilemeyeceği gibi ıslahla artırılan kısım yönünden ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, davacının taşınmazı edinim şeklinin, iyiniyetli olup olmadığının araştırılmadığını, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerektiğini, münavebeye esas alınan ürünlerin doğru olmadığını, davacı lehine vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini, aksinin kabulü halinde maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, hükmedilen bedelin terkin kararı kesinleşmeden infaz edilemeyeceğine dair şerhe hüküm fıkrasında yer verilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 - 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.
3. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.
4. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.
5. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacının dava konusu taşınmaza 09.12.2020 tarihinde satış yoluyla malik olduğu, taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine 01.06.2022 tarihli ve 6011 yevmiye numaralı işlemle tamamının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığına dair şerh düşüldüğü, dosya kapsamında yer alan fen bilirkişisi raporuna göre de taşınmazın tamamının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı ve davacının mülkiyet hakkının kısıtlandığı anlaşılmaktadır.
6. Arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza net geliri esas alınarak değer biçilmesinde ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
7. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.