Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/7678 E. 2026/9585 K.

Konu: Müdahalenin Önlenmesi Ve Eski Hale Getirme

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/7678
Karar No
2026/9585
Karar Tarihi
Konu
Müdahalenin Önlenmesi Ve Eski Hale Getirme

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi KARAR : Esastan ret

Taraflar arasındaki müdahalenin önlenmesi ve eski hale getirme davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davacılar ..., ..., ... ve ... yönünden açılan davanın feragat nedeniyle reddine, diğer davacılar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar ... Limited Şirketi ve ... vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davaya konu binada ikamet ettiklerini, binanın 2. ve 3. ... katının yan bahçe mesafesinin kaçak yapıldığını, ortak mahal olan alanlardan kapalı otoparka, sığınağa, merdiven boşluğuna müdahalelerin bulunduğunu, davalılara gerekli ihtarnamelerin yapıldığını ancak bir netice alınmadığını beyan ederek anılan nedenlerle binanın ortak yerlerine olan tecavüzlerin men’ine karar verilmesini ve bu bağlamda uğranılan zararın tazmin edilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) yazılı şartlara sahip olmadığını, encümence alınan yıkım kararına istinaden ilgililerin binaya gelerek bahse konu müştemilatı yıktıklarını, davacıların kapalı otoparka, yan bahçe mesafelerine ve bahçeye yönelik tecavüz iddialarının doğru olmadığını, müvekkillerinin ortak mahalleri kat maliklerinin rızası ile kullandıklarını, binanın yönetim planında yapılması kararlaştırılan değişikliklerin hayata geçirilemediğini, ana taşınmazda bulunan tüm bağımsız bölüm sahiplerinin kendi bağımsız bölümlerinde ortak alanlara tecavüz teşkil eden ruhsat ve tasdikli projeye aykırı değişiklikler gerçekleştirdiklerini beyan ederek haksız ve yasal olmayan davanın reddedilmesini talep etmişlerdir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar ..., ..., ... ve ... yönünden açılan davanın feragat nedeniyle reddine, diğer davacılar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ...Limited Şirketi ve ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davalılar ...Limited Şirketi ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece yalnız dosyada mevcut belgelerin anılmasından ibaret olan kısa karardan hiçbir farkı olmayan, hiçbir gerekçe sunmayan bir karar oluşturulduğunu, taşınmazların bir kısmının devredilmesi ve davadan feragatler sonrasında davacı olarak sadece ... ile ...'nın kaldığını, ancak mahkeme taşınmazlarını devreden tarafları tefrik kararına rağmen gerekçeli kararda davacı olarak göstermediğini, her ne kadar yerel mahkeme kararı hukuka aykırı olsa da bu husus aynı zamanda esası etkilemekte olduğundan kararın bu sebeple dahi kaldırılması gerektiğini, taşınmazını devreden eski malikler ..., ..., ... ve ... yönünden vekâlet ücretine takdir edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkemece bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden, raporlarda yer alan eksik ve hatalı değerlendirmeler hükme esas alınarak karar verildiğini, mahkemece 05.04.2019 tarihli bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı kabul edilmesine rağmen bu kök raporda hiçbir değişiklik içermeyen 23.08.2019 tarihli ek raporun hükme esas alınması açıkça hukuka aykırılık teşkil ettiğini ve müvekkilleri hak kaybına uğrattığını, raporlarda yapılması gerekli addedilen işler için belirlenen bedeller arasında fahiş bir fark bulunduğunu, bilirkişilerce yapılan tespitler keşif icrasının doğasına aykırı olarak, yalnız dosya kapsamında bulunan projedeki verilere göre yapıldığını, fiili durum göz ardı edildiğini, bu durumun 23.08.2019 tarihli raporda yer alan "...el atılmayan alanlardan ölçü alınarak projeye aplike edilmiş, kalan alan proje üzerinden hesaplanmıştır" şeklindeki beyanlar ile de sabit olduğunu, bilirkişilerin görevlerinin dışına çıkarak hukuki nitelendirmeler yaptığını ve mahkemece de bu hukuki tespitler aynen dikkate alınarak hüküm verildiğini, bilirkişi raporları, taraflı ve objektiflikten uzak biçimde hazırlandığını, el atma olgusunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla davaya konu yapı müvekkiller ve davacılarca, müteahhit tarafından iskansız olarak teslim edildiği haliyle kullanıldığını ve yapıda kullanılan alanlara ilişkin müvekkili tarafından duvar örme, tesisatla ilgili bir kırma, sökme vb. herhangi tadilat işlemi yapılmadığını, kaldı ki her ne kadar sığınak alanından bahsedilmişse de yine dosya kapsamında belirttikleri üzere müteahhidin yapıyı projeye aykırı ve eksik teslim etmesinden kaynaklı olarak fiilen sınırları belirli bir sığınak alanı da oluşturulmadığını, müvekkilleri tüm kat maliklerinin onayı ve izni ile aralarındaki anlaşmanın gereği gibi hareket ettiklerini, müvekkilleri tarafından ana taşınmazdaki eksikliklerin giderilmesi, bu güne kadar tüm kat malikleri tarafından mevcut fiili duruma karşı çıkılmaması, yönetim planı değişikliği konusunda vekâletname verilmesi gibi hususlar ve ayrıca her ne kadar müvekkiller ile tüm kat malikleri arasındaki anlaşmanın gereği tapuda yönetim planı değişikliği yapılmamış olsa dahi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesinde düzenlenen “herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz” şeklindeki yasal düzenlemeler dikkate alındığında, davacıların davasının haksızlığı aşikar olduğunu, ancak yerel mahkemece bu hususların hiçbirinin irdelenmediğini, hükmün (b) bendinin 7 nci paragrafında 3. ... katın 162,30 m² olan alanı 62,30 m² olarak gösterildiğini, hükmün (b) bendinin 7 nci paragrafında (1) nolu dükkana ait deponun binada ortak alanlarla sınırındaki duvarların kaldırılmış olduğuna dair karar verilmişse de işbu karar somut durum ile örtüşmemediğini, hükmün (b) bendinin 3 üncü paragrafında ''5,90 metrekarelik alanın 3 nolu dükkanın mutfağa şeklinde kullanıma alındığı, merdiven sahanlığından çalınan bu alanın binanın ortak yerinde tecavüz olduğu'' şeklinde verilen karar hukuka aykırılık teşkil ettiğini, hükmün (b) bendinin 2 nci paragrafında eklenti şeklinde kaçak ilavesi yapılmış olduğuna dair verilen kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, dava konusu taşınmazda kat irtifakı kurulu olduğu, 11 nolu bağımsız bölümün İlker ... adına, 14 nolu bağımsız bölümün ise davacı ... adına kayıtlı olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davalıların ortak alana müdahale ettikleri, mimari projeye aykırılıkların tespit edildiği, bilirkişi raporunun da denetime elverişli olduğu, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınmasında kanuna aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalıların istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, müdahalenin önlenmesi ve eski hale getirilmesi istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 19 uncu maddesi uyarınca her kat maliki ana gayrimenkulün mimari durum ve güzelliğini korumaya mecbur olup, dosya kapsamı ile aksinin ispatlanamadığı ve yapılan müdahalelerin ortak alanlardaki kat maliklerinin mülkiyet hakkı aleyhine olduğu gözetildiğinde mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olup mahkemece eski hale getirme işlemlerinin binanın statiğine zarar verip vermeyeceği hususunun değerlendirilmediği tespit edilmiştir. 3. Dava konusu taşınmazla ilgili statikten anlayan uzman inşaat bilirkişisinden yapılacak olan eski hale getirme işlemlerinin binanın statiğine zarar verip vermeyeceğinin tespiti yaptırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. 4.Bir kısım davacılar hakkında davanın tefrikine karar verilmiş olmasına rağmen karar başlığında haklarında tefrik kararı verilen davacıların isimlerinin yazılması ve haklarında hüküm kurulması hatalıdır. 5. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 30 uncu maddesinde bir işin yapılmasına ilişkin mahkeme kararlarının ne şekilde yerine getirileceği açıkça belirtilmiş olup, mahkemece buna göre davalı tarafça eski hale getirilmesine ve uygun bir süreye hükmedilmesi ile yetinilmesi gerekirken, mimari projeye aykırılığın giderilmesi için verilen sürede aykırılık projeye uygun hale getirilmediği takdirde kararın 2004 sayılı İcra İflas Kanunu hükümleri gereğince infazına, karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davalılardan peşin alınan temyiz harcı ile peşin alınan 9.101,10 TL temyize başvurma harcından 3.033,70 TL temyize başvurma harcının mahsubu ile bakiye 6.067,40 TL'nin istenildiğinde iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2026/7678, K. 2026/9585, T. 20.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2026-7678-e-2026-9585-k-9706aa202725