İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/395 E. 2026/431 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/395
Karar No
2026/431
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/395 Esas KARAR NO : 2026/431

DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 01/10/2021 KARAR TARİHİ : 23/06/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket, .... Ticaret Odasının organizatörlüğü altında ...'nın ... şehrinde 18-22 Ekim 2020 tarihleri arasında düzenlenmesi planlanan ... katılma başvurusunda bulunduğunu, bu sebeple ... Ticaret Odasına ödeme yaptığı gibi, yine organizasyon bütünü kapsamında ... tarafından anlaşmalı olarak gösterilen vize, ulaşım ve konaklama organizasyonu şirketi olan davalıya da (...) 8.635 Euro ödeme yaptığını, ... tarafından tüm katılımcılara gönderilen yazı ile düzenlenmesi planlanan ... iptal edildiği ve yapılan ödemelerin iade edileceğinin bildirildiğini, davacı şirket tarafından ...'ya yapılmış bulunan 88.040 TL nin davacıya iade edildiğini, davalı şirketin ise, tahsil etmiş bulunduğu 8.635 Euro'yu iade etmediğini, anılan iptal bildirim yazısı üzerine davalı şirketten de yapılmış bulunan 8.635Euro'nun iadesi için talepte bulunulduğunu ancak davacı şirketin ödeme konusunda sürekli oyalandığını, şirket yetkilileri arasında e-posta yazışmaları da yapıldığını ancak yapılan ödemenin iadesi konusunda bir gelişme sağlanamadığını, davalı şirketin davacı şirkette hiçbir tutarda bedel iadesi yapmadığını, taraflar arasında arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, 8.635 EURO'nun 08.05.2020 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka döviz mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, davalının menkul, gayrimenkul ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarınından borca yeter miktarının ihtiyaten haczini, yargılama giderleriyle vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Covid 19 salgın hastalığı mücbir sebebi ile ... nin ertelendiğini ve davacı uçak biletlerinin ve otel rezervasyonun iptalini istediğini, davalının seyahat acentası olduğunu, fuara katılacak firmaların uçuş, konaklama, rehber , yer hizmetleri vesair gerekli tüm hizmetlerin görülmesini organize ettiğini ve anlaşmalarını yaptığını, davacının iptal talebi üzerine gerek otel ve gerekse ... nezdinde yapılan müracaatlara alınan cevapların sunulduğunu, ... mevzuatına göre ödeme yapılmayıp, kredilendirme yapılacağını, otelde kalınacak tarihlerde ve kalacak şahıslarda isim değişikliği yapılacağına dair ... Kanun Maddesi ve tercümesinin sunulduğunu, ... da bugüne kadar halen bir geri ödeme yapmadığını, yapılan sözleşme hükümleri doğrultusunda uçacak yolcu adında, ve tarihte ve uçulacak yer isimlerinde değişikliğe gidilebileceğini belirtmesi üzerine davalının bu doğrultuda davacıya istedikleri tarihlerde ve İstedikleri şahıslara ve diledikleri şehirler için bilet vermeyi teklif ettiğini ve bu teklifin geçerli olduğunu, bu konuda davalı tarafından davacıya tüm bilgilerin aktarıldığını ancak davacının bu konuda davalıya geri dönmediğini ve huzurdaki davanın açıldığını, haksız ve yersiz açılan davanın reddi ile dava giderleri ve avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava; davacının ...'te yapılacak ... fuarının mücbir sebep nedeniyle iptal edilmesi nedeniyle davacının davalıya ödediği bedelin iadesi istemine yöneliktir. Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 06/02/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; 3.4 Yine Dosya İncelemelerimizde, (Dosyaya sunulu Bilirkişi Heyeti Raporundan alınmalar vardır) davalının 8.635,00 euro ödemesine ilişkin olarak, yapılacak fuar katılımına ilişkin olarak ulaşım ve konaklama organizasyonu için, ... ticaret odası’nın önerdiği Davalı ...A.Ş.’nin banka hesabına, davacı tarafından 8.635,00 euro yatırıldığına dair; • Halkbank’ın 08.05.2020 tarihli dekontu olduğu, • Davacı tarafın fuarın iptali üzerine ulaşım, konaklama vs. organizasyonu için davalı firma banka hesabına yatırdığı 8.065,00 euro’nun iadesini talep ettiği, görülmektedir. Bu konuda Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.11.2019 ve ...Esas...Karar sayılı ilamına baktığımızda; "Kurulmuş bir sözleşmede sonradan ortaya çıkan bazı olgular nedeniyle değişiklik yapılabilmesi, bugün çağdaş tüm hukuk sistemlerinde kabul edilen, beklenmeyen hâl (emprevizyon) veya clausula rebus sic stantibus kuramının koşullarının gerçekleşmiş olması hâlinde mümkün görülmektedir. Bu kuramın, borçlunun şartları ne olursa olsun mutlaka akde sadık kalmasını zorunlu gören, bir bakıma artık eskimiş olarak nitelendirilebilecek ahde vefa veya pacta sunt servanda kuramını sınırlamak için konulduğu benimsenmektedir, Beklenmeyen hâl kuramı, şöyle açıklanmaktadır: “Akit yapıldığı sırada mevcut bulunan şartlar önemli surette değişmişse taraflar akitle bağlı olmamalıdır. Buna “...” (beklenmeyen hâl şartı) denmektedir. Bu görüş öğretide “emprevizyon teorisi” adıyla anılmaktadır. Öğretide, sözleşmenin, yapıldığı andaki durumun değişmeyeceği şeklindeki bir zımni kabul ile yapıldığı, aynen uygulanmasının taraflarca bu zımni şarta bağlı tutulduğu varsayılmaktadır (Tekinay, S.S./Akman, S./Burcuoğlu, H./Altop, A.: Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, 7.Bası,İstanbul 1993, s.1005). Akitlerin ifasını şartların değişmemesine bağlayan fikir (clasula rebus sic stantibus) gerçeğe tam olarak uygun değilse de, ahde vefa prensibine kesin ve sıkı sıkıya bağlılığında her zaman adil olmadığı görülmektedir. Bugün İsviçre-Türk hukukunda çoğunlukla dayanılan esas, uyuşmazlıklara dürüstlük kuralı uyarınca çözüm bulunmasıdır (Oğuzman, K.: Borçlar Hukuku Dersleri,Cilt 1, 4.Bası, İstanbul 1987, s.123; Serozan, R.: Borçlar Hukuku, Genel Bölüm, İfa, İfa Engelleri, Haksız Zenginleşme 3.Cilt, İstanbul 1994, s.164; Kaplan, İ.: Hakimin Sözleşmeye Müdahalesi, Ankara 1987, s.112; Burcuoğlu, H.: Hukukta Beklenmeyen Hal ve Uyarlama, İstanbul 1995, s.4; İsviçre Hukuku için Bkz. Eugen Bucher, Schweizer Isch’es Obligationenrecbt Allgemeiner Teil, 2.Bası, Zürich 1988, s.385 vd. Henri Deschenaux, Le Titre Preliminaire Du Code Civil,Fribourg 1969, s.183). Anlaşılacağı üzere hukukumuzda ahde vefa ilkesinin geçerli olduğu ancak bir kısım özel şartların bir araya gelmesi halinde TBK'nun 138. maddesi çerçevesinde sözleşmeyle bağlılık ilkesinin ihmal edilebileceği açıktır. Yargıtay HGK ... esas ve ... karar sayılı kararında; Mücbir sebebi şu şekilde tanımlamıştır: "Mücbir sebep, sorumlu veya borçlunun faaliyet ve işletmesi dışında meydana gelen, genel bir davranış normunun veya borcunun ihlaline mutlak ve kaçınılmaz bir şekilde yol açan, ön görülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan olağanüstü bir olaydır. Deprem, sel, yangın, salgın hastalık gibi doğal afetler mücbir sebep sayılır." Yargıtay 13 Hukuk Dairesi ... esas ve ...karar sayılı kararında; "...tarafların iradelerini etkileyip sözleşmeyi yapmalarına neden olan şartlar daha sonra çok önemli surette, çarpıcı ve öngörülmez bir biçimde adaletsizliğe yol açan olayların gerçekleşmesi ile değişmişse taraflar artık o akitle bağlı tutulamazlar. Değişen bu koşullar karşısında TMK 2. Maddesinden yararlanarak sözleşmenin yeniden düzenlenmesi zorunluluğu doğar." İfa imkansızlığı başlıklı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 136 maddesinde; Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa, borç sona erer. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlü olup, henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybeder. Kanun veya sözleşmeyle borcun ifasından önce doğan hasarın alacaklıya yükletilmiş olduğu durumlar, bu hükmün dışındadır. Borçlu ifanın imkânsızlaştığını alacaklıya gecikmeksizin bildirmez ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almazsa, bundan doğan zararları gidermekle yükümlüdür. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, bir tarafın borcu kısmen imkânsızlaşır ve alacaklı kısmi ifaya razı olursa, karşı edim de o oranda ifa edilir. Alacaklının böyle bir ifaya razı olmaması veya karşı edimin bölünemeyen nitelikte olması durumunda, tam imkânsızlık hükümleri uygulanır. Aşırı ifa güçlüğü başlıklı 138/1. maddesinde ise; "Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır." hükümleri bulunmaktadır. İfanın imkânsız hale gelmesi, borçlunun edimini yerine getirmesine engel olan, giderilmesi imkânı bulunmayan bir engelin ortaya çıkması hali olarak ele alınmaktadır. Bu imkânsızlık geçici olabileceği gibi sürekli ve kesin de olabilmektedir. İmkânsızlık halinin, maddi, hukuki ya da ekonomik sebeplerden doğması mümkündür. Bu imkansızlık haline doktrinde “kusursuz sonraki imkânsızlık” da denilmektedir. Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı ve 4. maddesinde düzenlenen hakimin hukuka ve hakkaniyete göre karar verme ilkesine dayanmaktadır. Borçlunun sorumlu olmadığı sonraki imkânsızlığın kabul edilebilmesi için edim sonradan imkânsız hale gelmesi, edimin ifasının objektif olarak imkansız hale gelmesi, sonraki imkansızlığın sürekli olması ve borçlunun imkansızlıktan sorumlu olmaması gerekmektedir. TBK'nın 117. maddesine göre, edimin yerine getirilmesi sözleşme yapıldıktan sonra imkânsız olursa ve bu imkânsızlıkta borçlunun kusuru bulunmazsa, borçlu borcundan kurtulur. Burada sözleşme, başlangıçtaki imkânsızlık gibi butlan yaptırımına tabi olmamakla birlikte, borçlu borcundan kurtulmaktadır. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; ; davacının davası fuar katılım sözleşmesi gereğince ödenen vize , ulaşım, konaklama ücretinin fuarın pandemi sebebiyle ertelenmesi nedeniyle tazmini talebidir. Davacı taraf, ... Ticaret Odasının organizatörlüğü altında ...'nın ... şehrinde 18-22 Ekim 2020 tarihleri arasında düzenlenmesi planlanan...katılma başvurusunda bulunduğunu, bu sebeple ... Ticaret Odasına ödeme yaptığı gibi, yine organizasyon bütünü kapsamında ... tarafından anlaşmalı olarak gösterilen vize, ulaşım ve konaklama organizasyonu şirketi olan davalıya da (...) 8.635 Euro ödeme yaptığını, ... tarafından tüm katılımcılara gönderilen yazı ile düzenlenmesi planlanan ...Fuarının iptal edildiği ve yapılan ödemelerin iade edileceğinin bildirildiğini, davacı şirket tarafından ...'ya yapılmış bulunan 88.040 TL nin iade edildiğini, davalı şirketin ise, tahsil etmiş bulunduğu 8.635 Euro'yu iade etmediğini beyan etmiştir. Davalı taraf, Covid 19 salgın hastalığı mücbir sebebi ile ... nin ertelendiğini ve davacı uçak biletlerinin ve otel rezervasyonun iptalini istediğini, davalının seyahat acentası olduğunu, fuara katılacak firmaların uçuş, konaklama, rehber , yer hizmetleri vesair gerekli tüm hizmetlerin görülmesini organize ettiğini ve anlaşmalarını yaptığını, davacının iptal talebi üzerine gerek otel ve gerekse ... nezdinde yapılan müracaatlara alınan cevapların sunulduğunu, Fransız mevzuatına göre ödeme yapılmayıp, kredilendirme yapılacağını, otelde kalınacak tarihlerde ve kalacak şahıslarda isim değişikliği yapılacağına dair Fransız Kanun Maddesi ve tercümesinin sunulduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. Davaya konu sözleşmenin birçok hizmeti bünyesinde barındıran karma nitelikli bir sözleşme görünümünde olduğu, ulaştırma yönü ile taşıma, konaklama yönü ile kira sözleşmesi ve kararlaştırılan bedel yönüyle satış sözleşmesine ilişkin unsurları bünyesinde barındırdığı görülmektedir. Bu sözleşme esasen iş görme veya hizmet sözleşmesi niteliğinde de kabul edilebilir. Davacı, davalının sözleşme gereği fuara katılacağı düşüncesi ile yaptığı masraflardan sorumludur. Davacının mücbir sebep nedeniyle katılamadığı dikkate alınarak davalı tarafından yapıldığı ispatlanan masraflar dışında kalan bedelin davacıya iadesi gerekir. Covid-19 pandemisinden kaynaklı mücbir sebep nedeniyle sözleşmenin ifa edilemediği anlaşılmaktadır. Davacının yaptığı ve taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmayan ödemeden davalının sorumlu olduğu, davalı tarafça bu süreçte yapılmış olan masrafa ilişkin herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı, belirtilen durum karşısında, davalı şirketin uhdesinde bulundurduğu tutarı sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade etmesi gerektiği hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki anlaşmadan sonra ortaya çıkan ve tüm dünyayı etkisi altına alan covid-19 salgın hastalığı ve pandemi süreci gereğince yapılan anlaşmanın objektif imkansızlık nedeniyle geçersiz hale geldiği, TBK'nın 117. ve 136.maddeleri uyarınca ifa imkansızlığında tarafların ifa borçlarının sona ereceği, sözleşmenin ifasının imkansızlaşmasında kusuru bulunmayan davacının geçersiz sözleşmeden sorumlu tutulamayacağı, bu nedenle davalının ödenen bedeli iade etmesi gerektiği anlaşılmakla davanın kabulüne, 8.635 EURO'nun 08.05.2020 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka döviz mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davanın KABULÜNE; 8.635 EURO'nun 08.05.2020 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka döviz mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 6.091,63 TL nispi karar harcının peşin alınan 1.517,47 TL harçtan mahsubu ile geri kalan 4.574,16 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan dava açılırken yapılan toplam 1.585,27 TL(59,30 TL BVH, 8,50 TL VSH, 1.517,47 TL peşin harç) harcın davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 22.024,10 TL (1.224,10 TL tebliğler ve posta, 20.800,00 TL bilirkişi ücreti) yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Arabuluculuk ücreti olan 1.320,00 TL'nin davalıdan alınarak, HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.23/06/2026

Katip e-imzalıdır

Hakim e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/395, K. 2026/431, T. 23.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-395-e-2026-431-k-ac200bc8e39f