Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/12588 E. 2026/9556 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/12588
Karar No
2026/9556
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2798 Esas, 2025/1193 Karar KARAR : Esastan ret

Taraflar arasındaki hakimin müdahalesi müdahalenin önlenmesi ve eski hale getirme istemine ilişkin asıl ve karşı davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı- karşı davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararın davacı- karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; binalarda ve binaların çevresinde bulunan tehlikeli eksikliklerin giderilmesi ve oturum izni alınması için kat maliklerinin toplantı yaptığını, bu toplantı neticesinde eksikliklerin yaptırılması ve oturum izni alınması için karar alındığını, ancak söz konusu alınan karar ile tadilat ruhsatı ve oturum izni almak için yapılan başvurunun ... Belediyesi tarafından oy birliği sağlanmadığı gerekçesi kabul edilmediğini, ilgili belediyenin tadilat ruhsatı ve oturum izni başvurusunu kabul etmediğini, hakim izni istendiğini belirtmekle dava konusu taşınmaz üzerinde ana yapı ve ortak alanlar açısından yapılması gerekli zorunlu onarımların tespit edilerek tadilat ruhsatı almak ve tespit edilen onarımların yapılması için davacıya yetki verilmesini talep ve dava etmiştir. 2.Karşı davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ortak yere projeye uygun olmadan yapılan duvarın, kalıcı hale gelmesi için proje-tadilatı taleplerin reddi ile proje ve ruhsata uygun hale getirilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilin baştan beri proje ve ruhsata aykırı yapılan duvarın proje ve ruhsata uygun hale getirilmesini talep ettiğini, müvekkilin dükkanlarının aldığında bu duvar proje ve ruhsattın olmadığını, davalı karşı davacı müvekkilin bu proje ve ruhsata aykırı olan duvarların proje ve ruhsata uygun hale getirilmesini talep ettiğinde davacı karşı davalının proje ve ruhsatı değiştirmek istediğini, bu proje ve ruhsata aykırılığın giderilmemesi hiç kimseye bir ekonomik zarar vermediği halde, proje ve ruhsatta tadilat yapılmak istenmesi nedeniyle davalı karşı davacı müvekkile katlanamayacağı ekonomik zarar vereceğini, dükkanların ön cephesindeki kaçak olarak yapılan 5 metrelik duvarın dükkanlarının hiçbir cepheden gözükmemesine ve değer kaybına sebep olduğunu, bu duvarların yıkılarak proje ve ruhsata uygun yapılması gerektiğini, bu duvarların proje ve ruhsata uygun olmayarak 5-6 metrelik 456 m²lik yapılan duvardan dolayı bütün binaların etrafındaki biriken suların hepsinin, davalı karşı davacı müvekkilin iş yerine, proje ve ruhsatta olmasına rağmen yalıtım yapılmadığı için iş yerinin içerisine su aktığını, yapılmayan yalıtımları proje ruhsata uygun olarak davalı karşı davacı müvekkili yapması için kazı yapılmasına da müsade edilmediğini, kaçak duvarların proje ve ruhsata uygun hale getirilerek çevre düzenlemesi yapılmasına davalı karşı davacı müvekkilin de bir itirazı olmadığını, ayrıca ön cepheye ruhsata ve projeye aykırı yapılan duvardan dolayı araçlar inip çıkarken ana yoldan gelen giden araçları göremediği için aynı zamanda kazalara neden olduğunu, Proje ve ruhsata aykırı duvarı proje ve ruhsata uygun hale getirmek yerine, proje ve ruhsat tadilatı yapmanın telafisi güç zararlara neden olacağını, bu nedenle davacı karşı davalının ortak yere projeye uygun olmadan yapılan duvarın, kalıcı hale gelmesi için proje değişikli taleplerin reddi ile proje ve ruhsata uygun hale getirilmesini talep ve dava etmiştir.

2-Davacı-karşı davalı vekili karşı dava cevap dilekçesinde özetle; davacı kat maliklerinin yapı kullanma izni alınması için vaziyet plan tadilat ruhsatı almak istediklerini, davalı tarafın iddia ettiği gibi projeye uygun olmayan istinat duvarlarını projeye uygun olması için değil kat maliklerinin istekleri göz önünde bulundurularak isnat duvarlarının düzeltilmesi ve sağlamlaştırılması için ruhsat alınmasını istenildiğini, sadece isnat duvarları değil çevre düzenlenmesi ve diğer eksikliklerin giderilmesi için de bu ruhsatın alınması gerektiğini, bu eksiklikler giderilmeden yapı kullanma izni alınmasının mümkün olmadığını, davalı karşı davacı, proje ve ruhsata aykırı olarak yapıldığını öne sürdüğü istinat duvarlarından dolayı dükkânlarının ön cephesinin kapandığını ve bu durumdan zarar gördüğünü iddia ettiğini, davalı karşı davacı isnat duvarlarının baştan beri proje ve ruhsata aykırı olduğunu ve karşı çıktığını belirtse de bu hususun doğru olmadığını, zira davalı kendisi arsa sahibi olup binanın tüm yapım aşamasında müteahhit ile birlikte bulunduğunu, binanın yapım aşamasında bulunan ve projeye aykırı olarak yapıldığı iddia edilen istinat duvarının yapımının davalı tarafından engellenebilecek iken davalı müteahhitte karşı projeye aykırı yapılan istinat duvarını engelleme çabası içerisine girmeksizin kat maliklerinin zararına olacak tavır ve davranışlar içerisine girdiğini, davalı karşı davacının karşı dava dilekçesinden de açıkça anlaşıldığı üzere kendisine ait olan dükkânlarının görüntüsü kapanması nedeni ile tüm siteyi etkilemekte olan yapı kullanma izni için gereken işlemlerin yapılmasına imza atmaktan imtina ettiğini, sadece kendi dükkânlarının dış görüntüsü bozulacağı gerekçesiyle vaziyet plan tadilat ruhsatının alınmasını istediğini, bu durumda davalının iyi niyet ve dürüstlük kurallarına aykırı davrandığını, söz konusu sitenin isnat duvarlarının davacı müvekkiller tarafından yapılmadığının, söz konusu duvarların müteahhit tarafından yapıldığını, bu duvarların yarısının yağmurdan dolayı yıkıldığını, kalan kısmının da yıkılmak üzere olduğunu, siteye ilişkin olarak yapı kullanma izni alınamamasında tek sorunun isnat duvarları değil doğal gaz borularının da ortalıkta durması olduğunu, yapı kullanma izni alınabilmesi ve bahsi geçen eksikliklerin yapılabilmesi için vaziyet plan tadilat ruhsatı almanın zorunlu olduğunu, bu tadilat ruhsatı alınmadan yapı kullanım izni de alınamadığını, davalı karşı davacının hem imzadan imtina etmediğini beyan ettiğini, hem de yapı kullanma izni alınması için gereken eksikliklerin yapılması için imzadan imtina ettiğini, söz konusu bu çelişki davalının söz konusu davada haklı çıkma çabasından ibaret olduğunu, söz konusu binaların ve bina çevresinin eksikliklerinin yapılması yapı kullanma izni alınması için ilgili belediye tarafından zorunlu tutulduğunu, bu işlemlerin yapılmasının telafisi güç zararların doğmasına neden olmayacağını tam aksine binaların yapı kullanma izni olmasına ve değerinin artmasına neden olacağını belirtmekle, kat maliki müvekkilin davasının kabulü ile davalı tarafından açılan karşı davanın reddine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı-karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, davacının yöneticisi ve kat maliki olduğu sitede inşaatı yarım bırakan yüklenici firma nedeniyle oturum izni alınmayan eksikliklerin tamamlanması için diğer kat malikleriyle birlikte karar aldığını; ancak arsa sahibi ve kat maliki olan davalı ...'ın belediyeye yapılacak başvuru için gerekli imzayı vermediğini, bu nedenle davacının eksikliklerin tespiti ve gerekli işlemlerin yapılması için yetki verilmesi amacıyla dava açtığını, davalının ise karşı dava açarak projeye aykırı yapılan istinat duvarının dükkanına zarar verdiğini, ancak bu duvarın yapımından haberdar olduğu ve teslim sözleşmesi yaptığı halde sorumluluğu reddetmeye çalıştığını, mahkemece davacının taleplerini büyük ölçüde kabul etmiş olmasına rağmen asıl davayı tamamen reddettiğini, davalının mesnetsiz ve haksız karşı davasını kabul ettiğini, dosyada yer alan bilirkişi raporlarında eksikliklerin tespit edildiğini ve ruhsat alınması gerektiğini açıkça gösterdiğini ayrıca belediyenin yüklenici firmaya cezai işlem uygulayacağına dair tutanağın da dosyaya sunulduğunu, mahkemece bu hususların dikkate alınmadan karar verildiğini 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun (634 sayılı Kanun) 33 üncü maddesi uyarınca imzadan imtina eden davalının imzasının atılmış sayılması ve davacıya yetki verilmesi gerekirken aksi yönde karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı-karşı davalının, davalı-karşı davacının tadilat projesine onay vermemesi sebebiyle, mevcut haliyle oturum izninin alınamadığından hakimin malik ve apartman genel kurulu yerine geçip karar alamayacağı mahkemece aksi durumun Anayasal güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlali olacağından itibar edilmemesi, davalı-karşı davacının apartman dışındaki duvarların onaylı mimari projeye uygun hale getirilmesi talebinin 634 sayılı Kanunu'nun 19 uncu maddesi gereğince kabulüne karar vermesi, kararda eski hale getirme için gereken sürenin belirtilmesi ile raporun hükme esas alınması ile karar verilmesi doğru olduğu gerekçesiyle davacı- karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacı karşı davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hakimin müdahalesi, müdahalenin önlenmesi ve eski hale getirilmesi istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davacı karşı davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacı-karşı davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irad kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/12588, K. 2026/9556, T. 20.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-12588-e-2026-9556-k-f76193479813