Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/3307 E. 2026/12109 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/3307
Karar No
2026/12109
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1078 Esas, 2025/2683 Karar KARAR : Kısmen kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen taşınmazın mahkeme kararı ile iptalinden kaynaklanan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının maliki olduğu Tekirdağ ili, Çerkezköy ilçesi, ... Mahallesi 99... parsel sayılı taşınmazın bir kısmının orman alanında kaldığından bahisle tapu iptal ve tescil istemiyle açılan davada, Çerkezköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/274 Esas, 2012/184 Karar sayılı kararı ile tapusu iptal edilerek orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiğini, işbu kararın temyiz incelemesinden geçerek 23.12.2014 tariinde kesinleştiğini, davacının mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, davacının uğradığı zararın tazmini gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL tazminat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Hazineden tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 17.02.2022 tarihli ve 2019/181 Esas, 2022/50 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 24.03.2023 tarihli ve 2022/1957 Esas, 2023/861 Karar sayılı kararıyla; arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ancak davacı vekili ıslah dilekçesinde tazminat bedeline tapu iptal tarihinden itibaren faiz talep etmiş olmasına rağmen, Mahkemece dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 24.03.2023 tarihli ve 2022/1957 Esas, 2023/861 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; davacının dava konusu taşınmaza üzerinde herhangi bir şerh olmaksızın 26.06.1996 tarihinde satın alma yoluyla malik olduğu, Orman Genel Müdürlüğü tarafından açılan Çerkezköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/274 Esas, 2012/184 Karar sayılı kararı ile davacı adına kayıtlı taşınmazın tapusunun iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verildiği, kararın temyiz incelemesinden geçerek 23.12.2014 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 11.08.2015 tarihinde 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı, davacı vekilince istinafın kaldırma kararı öncesi verilen İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı katılma yolu ile verdiği istinaf dilekçesinde sadece faiz başlangıç tarihinde düzeltme yapılmasını talep ettiği gözetildiğinde, değerlendirme tarihi olarak tapu iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tescil kararının kesinleşme tarihinin esas alınması uygun olduğu gibi faiz başlangıç tarihinin de işbu tarih olarak alınmasının uygun olduğu, arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde yöntem itibarıyla bir isabetsizlik görülmediği; ancak istinafın kaldırma kararı öncesi hükme esas alınan bilirkişi raporu ile kaldırma kararı sonrası hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirlenen taşınmazın metrekare birim fiyatı arasındaki çelişkinin giderilmediği, kıyasi olarak incelenen emsal taşınmazın değerlendirme yılı olan 2014 yılındaki Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından belirlenen emlak vergisine esas olan m² değerleri getirtilip bilirkişi raporunun bu yönde denetlenmediği, yine dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede kesilen düzenleme ortaklık payı oranı denetlenmeden ve Dairemiz denetiminden geçen Çerkezköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/157 Esas, 2023/93 Karar sayılı dosyasında 18.11.2014 değerlendirme tarihi itibarıyla aynı emsal incelenmek suretiyle benzer nitelikteki bir başka taşınmazın metrekare birim fiyatını 504,76 TL olarak belirlendiği de gözetildiğinde hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli bulunmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hüküm altına alınan tazminat bedelinin davacının gerçek zararını karşılamaktan uzak olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun usul ve kanuna aykırı olduğunu, emsal karşılaştırmasının hatalı yapıldığını, düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılamayacağını, dosya kapsamında alınan raporlar arası çelişki giderilmeden karar verildiğini, dava tarihi itibarıyla taşınmaza değer biçilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın arsa vasfında değerlendirilemeyeceğini, ormanların özel mülkiyete konu olamayacağını, davalı Hazineye husumet yöneltilemeyeceğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

3. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmaza değerlendirme tarihi olan 23.12.2014 tarihi itibarıyla 278,84 TL/m² değer biçildiği; dava konusu taşınmazın bitişiğinde bulunan benzer nitelikteki 99... parsel sayılı taşınmaza Çerkezköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/37 Esas, 2024/32 Karar sayılı dosyasında 25.12.2018 değerlendirme tarihi itibarıyla 1.292,99 TL/m2 değer biçildiği, işbu bedelin tarafların temyizi üzerine Dairemizin 2025/13499 Esas, 2026/5211 Karar sayılı kararıyla uygun bulunduğu anlaşıldığından dava konusu taşınmaz için tespit edilen bedel inandırıcı olmayıp bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir.

4. Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığının ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak raporun sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2. Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Davacıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,

Dosyanın 6100 sayılı kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2026/3307, K. 2026/12109, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2026-3307-e-2026-12109-k-39ea0e3c9222