Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/2549 E. 2026/12680 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2549
- Karar No
- 2026/12680
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/163 Esas, 2025/2117 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/1 Esas, 2024/488 Karar
Taraflar arasındaki mülkiyeti davacılara ait taşınmazların kesinleşen orman tahdit sınırı içinde kalması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın davalı ... İdaresi yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı Hazine yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar ve davalı Hazine vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ve davalı Hazine vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin paydaşı olduğu Sakarya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 3 53... ve 42 parsel sayılı taşınmazların bulunduğu alanda yapılan orman kadastrosu sonucunda dava konusu taşınmazların kısmen orman sınırları içine alındığını ve tapu kaydına şerh konulduğunu, bu durumun müvekkillerinin mülkiyet hakkını ihlâl ettiğini ileri sürerek müvekkillerinin uğradığı zararın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalılardan tazminini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu işlem Orman Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirildiğinden, müvekkili Hazine yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi şartlarının oluşmadığını, süresinde açılmayan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; süresinde açılmayan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine dayanılarak açılan tazminat davalarında sorumluluğun Hazineye ait olduğunu, ormanların özel mülkiyete konu olmasının mümkün olmadığını, bu nedenle davacıya ait tapu kaydının yolsuz tescil niteliği taşıdığını ve hukuki değerinin bulunmadığını, orman olan bu yer için tazminat talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... İdaresi yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, davalı Hazine yönünden davanın kısmen kabulüne ve taşınmazların gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazineden tahsiline, davacılar adına olan tapu kaydının iptal edilerek orman vasfı ile Hazine adına tescil edilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı Hazine vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazlar için belirlenen bedelin düşük olduğunu, taşınmazların konumu itibarıyla kıymetli bir bölgede yer aldığını, emsal seçimi ve karşılaştırmasının kanunun aradığı şartlara uygun olarak yapılmadığını, emsal alınan taşınmazın dava konusu taşınmazlar ile benzer niteliklere sahip olmadığını, dava konusu 3 53... parsel sayılı taşınmazın arta kalan 165,18 m²lik kısmının tek başına ekonomik değer sağlamadığı bilirkişi raporunda tespit edilmesine rağmen hesaplama dışı bırakılmasının hukuka uygun olmadığını, taşınmazların değeri dava tarihi itibarıyla belirlendiğinden tespit edilen bedelin tamamına dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; aynı davada bir kez ıslah yoluna başvurulabileceği halde maddi hatanın düzeltilmesi gerekçesiyle ikinci ıslah dilekçesinin kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, gerekçeli kararda davanın kabulüne karar verilmesine rağmen tashih şerhi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, davaya konu işlem Orman Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirildiğinden, müvekkili Hazine yönünden husumet yokluğu nedeniyle ret kararı verilmesini, dava konusu taşınmazlar için belirlenen bedelin yüksek olduğunu, taşınmazların tarla vasfında olmasına rağmen arsa vasfında değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, emsal seçimi ve karşılaştırmasının kanunun aradığı şartlara uygun olarak yapılmadığını, emsal alınan taşınmazın dava konusu taşınmaz ile benzer niteliklere sahip olmadığını, süresinde açılmayan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, müvekkili Hazine harçtan muaf olduğu hâlde, aleyhine keşif harcına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacılar lehine maktu vekâlet ücreti yerine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmazların orman niteliğinde olmasına rağmen yapılan tapulama işlemi sırasında özel mülkiyete konu edilmeleri ve sonrasında taşınmazlar üzerine orman şerhinin işlenmesi nedeniyle mülkiyet haklarının kullanılamaz hale gelmesi sonucu davalının sorumluluğuna gidilmiş olması ve husumetin tapu sicilinin tutulmasında sorumlu olan Hazineye yöneltilmesinin doğru olduğu, davanın tabi olduğu 10 yıllık zamanaşımı süresi zararın doğması yani tapunun iptali ile başlayacağı, dolayısıyla zamanaşımının da sözkonusu olmadığı, bu nedenlerle davalı Hazine vekilinin bu hususlara ilişkin istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği, taşınmazın kesinleşmemiş 1/25000 ölçekli ... Planın içinde olması, etrafının meskun olması, belediye hizmetlerinden yararlanması, civarının imarlı alanlar olması, konumu ve diğer nitelikleri itibarıyla arsa vasfında kabulü ile emsal kıyaslaması yapılarak değerinin tespit edilmesinin yerinde olduğu, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine dayanan tazminat davalarında görevin adli yargıya ait olduğu, davalı Hazinenin görev, husumet ve taşınmazın vasfı ile tazminat şartlarının oluşmadığı yönündeki istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği, Mahkemece yapılan keşif sonucu fen ve orman bilirkişileri tarafından düzenlenen 12.12.2023 tarihli raporda davaya konu 3 53... parsel sayılı taşınmazın orman vasfında ve 4.647,05 m², 42 parsel sayılı taşınmazın bahçe vasfında ve 662,74 m² olduğu, yapılan aplikasyon sonucu 35 parselin 4.481,87 m²lik kısmının ve 42 parselin 25,90 m²lik kısmının Samanlıdağ 1-E Devlet Ormanı içinde kaldığının tespit edildiği, bedel bakımından hükme esas alınan 06.01.2024 tarihli ek raporda taşınmazın arsa niteliğinde olduğu belirtilerek bildirilen ve tapudan getirtilen emsaller içerisinden resen ... ilçesi, ... Mahallesi 99... parsel sayılı taşınmazın 12.11.2019 tarihli satışının emsal olarak alındığı, karşılaştırma tablosu ile dava konusu taşınmazın emsale göre değeri 1.539 oranında olacağı belirtilerek ve dava konusu taşınmazın kadastral parsel olması niteliği de dikkate alınarak taşınmazdan %23 oranında düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılarak 948,12 TL/m² birim fiyat üzerinden taşınmazlardan 3 53... parselin ormanda kalan bölümü için 4.249,350,58 TL, 3 53... parselin ormanda kalan bölümü için 23.948,79 TL olarak hesaplandığı ve taşınmazın tümü üzerinden yapılan hesaplamaya göre davacıların taşınmazdaki hisselerinin tablosunda gösterildiğinin anlaşıldığı, ayrıca bilirkişilerce emsal taşınmaz güncellenmesinde hata yapıldığı istinaf gerekçesi olarak ileri sürülmüş ise de bu hususa ilişkin bir isabetsizlik görülmediğinden taraf vekillerinin bedel tespitine ilişkin istinaf itirazlarının reddi gerektiği, öte yandan mahiyeti itibarıyla keşif harcı adı altında tahsil edilen keşif yolluğunun yargılama gideri kapsamında olduğu hususunda tereddüt bulunmadığından; mahkemesince keşif yolluğunun yargılama giderine dahil edilerek davalıdan tahsiline karar verilmesinde de hata bulunmadığı, eldeki dava 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 109 uncu maddesine göre açılmış bulunan kısmi dava olup davacılar vekilince 22.02.2024 tarihli istinaf dilekçesi dava değeri 5.786.106,95 TL'ye çıkartılmış ise de bu miktar yönünden yatırılması icap eden tamamlama harcının 98.812,00 TL olduğu; ancak davacılar vekilince 9.888,00 TL harcın yatırılmış olduğu ardından sunulan 20.04.2024 tarihli düzeltme ve ıslah dilekçesi adı altında sunulan dilekçe ile bu kere dava değerinin 2.593.206,56 TL'ye çıkartıldığı bu miktar yönünden yatırılması gereken harcın ise 50.433,39 TL olduğu öncesinde ilk ıslah dilekçesi ile yatırılan harcın mahsubu ile 40.585,00 TL harç yatırılmış olduğu ve bu anlamda 22.02.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile usulüne göre harçlandırılarak yapılmış bir ıslahtan söz edilemeyeceğine göre davacıların 20.04.2024 tarihli usulüne göre harçlandırılarak yapılmış ıslah dilekçesine sonuç bağlanarak karar verilmesinde de bir hata görülmediği, nihayet somut olayda Mahkemece kurulan kısa kararda davanın kabulüne karar verildiğine dair ibareye yer verilmiş ise devamındaki hüküm fıkralarından miktar bakımından davacıların talep sonucundan daha azına karar verildiği, bu nedenle Mahkemece verilen kararda açık yazım hatası olduğu değerlendirildiğinden hükümdeki maddi hatanın bu yönde düzenlenen tashih şerhi ile düzeltilmesinde de hata bulunmadığı, davalı vekilinin tashih şerhine ilişkin istinaf gerekçelerinin de yerinde görülmediği gerekçesiyle davacılar ve davalı Hazine vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı Hazine vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş; ayrıca bilirkişi raporunda açık hesap hatası bulunduğunu, dava konusu taşınmazın dava tarihi itibarıyla bulunan değerinden emsalden kesilen %23 oranında düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılacağı belirtildiği hâlde, daha yüksek oranda kesinti yapılarak eksik bedel hesaplandığını ileri sürmüştür. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. 20.06.2026 tarihli ve 33286 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 11.06.2026 tarihli ve 7584 sayılı Kanun ile 6831 sayılı Orman Kanunu'na eklenen Ek Madde 22'de özetle; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş orman kadastrosuna göre kısmen veya tamamen "Devlet Ormanı" olarak sınırlandırılan taşınmazlardan, bu maddenin ikinci ve üçüncü fıkrası kapsamında kalan taşınmazlar hakkında bu maddenin beşinci fıkrasının (a) bendi uyarınca; "... Taraflarca vazgeçilen tapu iptali ve tescil, orman şerhinin kaldırılması ve bu madde kapsamındaki taşınmazların tapusunun iptali sebebiyle açılmış tazminat davaları da dahil olmak üzere derdest olan davaların konusuz kalmasına ve yargılama giderlerinin taraflar üzerine bırakılmasına karar verilir ve taraflar lehine vekâlet ücretine hükmedilmez." hükmü getirilmekle mahkeme kararından sonra yürürlüğe giren yasal değişiklik uyarınca inceleme ve işlem yapılması gerektiğinden hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacılar ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davacılardan peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.