Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/13522 E. 2026/11947 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/13522
- Karar No
- 2026/11947
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3334 Esas, 2025/1695 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Gaziosmanpaşa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/97 Esas, 2024/631 Karar
Taraflar arasındaki uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verilmiştir.
Davacılar vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 23.06.2026 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü yetki belgesine istinaden davacılar vekili Avukat ... ve davalı Hazine vekili Avukat ... gelmişlerdir. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların, mütevvefa ...'ın mirasçıları olduğunu, 1970 li yıllarda yapılan kadastro çalışmaları sırasında İstanbul ili, Arnavutköy ilçesi, ... Mahallesi 409 parsel sayılı taşınmaz 43.550 m² alanıyla eski tapu kaydına dayalı olarak ... adına tespit ve tescil edildiğini, bu tespit ve tescil işlemine yönelik ... tarafından muris aleyhine Çatalca 2. Kadastro Mahkemesinde parsele revizyon gören tapu kayıt miktar fazlası bulunduğundan bahisle tespitin iptali istemiyle dava açıldığını, miktar fazlası bulunmadığının tespit edildiğini ve davanın reddedildiğini kararın kesinleştiğini, bu kez dava dışı ... isimli kişi tarafından 07.05.2002 tarihinde, kadastro sırasında adına tespit ve tescil edilen ... 422 parselin tespit edilen alanının bu parsele revizyon gören eski tapu kaydından az olduğundan bahisle eksik olduğunu iddia ettiği kısmın müvekillere ait 409 parselden ifrazen iptal edilerek 422 parsele tevhidi istemiyle dava açılmış, yargılama yıllarca devam etmiş, verilen kararlar Yargıtayca bir kaç kez bozulmuş ve en son Gaziosmanpaşa 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.01.2021 tarihli ve 2020/17 Esas, 2021/5 Karar sayılı kararı ile müvekillerin maliki oldukları 409 parselin 9.925 m²lik kısmının tapusunun iptaliyle davacı adına olan 422 parsele tevhit edilmek suretiyle tesciline karar verilmiş bu karar, 22.04.2021 tarihinde kesinleştiğini, davacıların mülkiyet kaybının kadastro işlemleri sırasında yapılan hatadan kaynaklandığını, tapu sicilinin hatalı tutulmasından doğan zararlardan Devletin sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL'nin kararın keşinleştiği tarih olan 22.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı Hazineye husumet yöneltilemeyeceğini, davanın zamanaşımına uğradığını, eldeki davayı açmakta davacının hukuki yararının bulunmadığını, açılan davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bilahare tashih kararı ile davalı yararına nispi takdir edilen vekâlet ücretinin maktu olarak düzeltilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kadastro tespiti sırasında muris ... adına tespit ve tescil edilen 409 parsel ile kardeşi dava dışı ... adına tespit ve tescil edilen 408 parsele bir bütün olarak T.Evvel 13 24... ve 5 sıra numaralı sicilden gelen 24.01.1978 tarihli ve 1 70... sıra numaralı tapu kaydı (zabıt kaydı) uygulandığını, bu kayıt miktarının yarı yarıya olmak üzere 43.550 m² alanındaki 409 parsel muris ..., 43.285 m² alanındaki 408 parsel ise kardeşi dava dışı ... adına tespit ve tescil edildiğini, tapu kaydı yarı yarıya revizyon görmesine rağmen, 422 parselin miktar eksiği nedeniyle müvekkillerinin maliki oldukları 409 parselin 9.925 m²lik kısmının tapusunun iptaline karar verildiğini, böylece kadastro tespitindeki hata nedeniyle müvekkillerinin hak kaybına uğradığını, kadastro tespitinden bu yana otuz yılı aşkın süre geçmiş olduğunu, hak düşürücü süre geçtiğinden müvekkillerinin bu hak kaybının telafisi için aynı kaydın uygulandığı 408 parsel malikine karşı dava açma olanağı da bulunmadığını, kadastro tespiti sırasında eski tapu kayıtları doğru uygulansaydı bu 9.925 m²lik taşınmaz kısmının tamamı müvekkillerinin parselinden gitmeyeceğini, en azından bunun yarısının, bitişik 408 parselden gideceği izahtan vareste olduğunu, müvekkillerinin zararının 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereği Hazine tarafından karşılanması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; 18.10.2024 tarihli ve 2022/97 Esas, 2024/631 Karar sayılı kararla davanın reddine dair karar verildiğini, kararda davalı Hazine lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmişken işbu karar mahkemenin 04.11.2024 tarihli tashih şerhiyle maktu vekâlet ücretine hükmedildiğini, tashih şerhiyle aleyhlerine düzeltim yapılarak vekâlet ücreti yönünden kanuna aykırı halen gelen durum aleyhine istinaf yoluna başvurduklarını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu İstanbul ili, Arnavutköy ilçesi, ... Mahallesi 409 parsel sayılı taşınmazın 1978 yılında yapılan arazi kadastro çalışmaları sırasında 24.01.1978 tarihli ve 1 70... sıra numaraları tapu kayıtlarına dayalı olarak 43.550 m² yüzölçüm miktarı ile davacıların murisi ... adına tespit ve tescil edildiği yine aynı tapu kayıtlarına dayalı olarak 408 nolu parselin muris ...’ın kardeşi ... adına 42.900 m² yüzölçümlü mikkarı ile tespit ve tescil edildiği, dava dışı ... tarafından tapu kaydına dayalı olarak açılan tapu iptal davası sonucu Gaziosmanpaşa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.01.2021 tarihli ve 2020/17 Esas, 2021/5 Karar sayılı ilamı ile davacılara ait 409 nolu parselden 9925 m²lik kısmın iptal edilerek 422 nolu parsele eklenmesine karar verildiği, söz konusu kararın 22.04.2021 tarihli kesinleştiği, davacılar tarafından tapunun mahkeme kararıyla iptal edilmesi sebebiyle eldeki tazminat davasının açıldığı anlaşıldığı, Gaziosmanpaşa 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.01.2021 tarihli ve 2020/17 Esas, 2021/5 Karar sayılı kararı dosyasında mevcut Yargıtay 16. Hukuk dairesinin bozma ilamında da belirtildiği üzere dava dışı ...’nın Ağustos 1325 tarih ve 1 sıra numaralı sicilden gelen 04.06.1976 tarihli ve 17 sıra numaralı tapu kaydına (zabıt kaydı), davacılar murisi ...’ın ise T.Evvel 1324 tarihli 4 ve 5 sıra numaralı sicilden gelen 24.01.1978 tarihli ve 1 70... sıra numaralı tapu kaydına (zabıt kaydı) dayandığı, ...’nın tutunduğu tapu kaydının 22.975 m² olup, adına tespit ve tescil edilen 422 sayılı parsele 13.050 m² olarak miktarından az, davacılar murisi ...’ın tarafın tutunduğu tapu kayıtlarının ise 45.950 m² olup davacılar murisi ...’ın adına kayıtlı 409 parsel ile kardeşi dava dışı ... adına kayıtlı 408 parsele toplam 86.450 m² olarak miktarından fazla şekilde revizyon gördüğü, mahkeme kararı ile iptal edilen kısmın miktarı fazlası olduğu, dava dışı ...'nın tapu kapsamında kaldığı, davacıların tespit malikinin mirasçıları olduğu ve sicile ... ilkesi gereği herhangi bir taşınmaz iktisap etmedikleri, dolayısıyla tapu sicilinin hatalı tutulmasından kaynaklı olarak davacıların bir zararının söz konusu olmadığı, 4721 sayılı Kanun’nun 1007 nci maddesine dayanarak tazminat koşulların oluşmadığı gerekçesiyle mahkemece davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde olmadığı davalı Hazine vekilinin istinaf itirazları yönünden ise davalı Hazine vekili her ne kadar tashih kararı ile gerekçeli kararda hükmedilen nispi vekâlet ücretinin sonradan maktu olarak düzeltilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu belirtmiş ise de Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/4 maddesi uyarınca maddi tazminat davasının reddi halinde davalı yararına maktu vekâlet ücreti hükmedilmesi gerektiğinden söz konusu tashih kararı usul ve kanuna uygun olmakla davalı Hazine vekilinin de yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dava konusu İstanbul ili, Arnavutköy ilçesi, ... Mahallesi 409 parsel sayılı taşınmazın 1978 yılında yapılan arazi kadastro çalışmaları sırasında 24.01.1978 tarihli ve 1 70... sıra numaraları tapu kayıtlarına dayalı olarak 43.550 m² yüzölçüm miktarı ile davacıların murisi ... adına tespit ve tescil edildiği yine aynı tapu kayıtlarına dayalı olarak 408 nolu parselin muris ...’ın kardeşi ... adına 42.900 m² yüzölçümlü mikkarı ile tespit ve tescil edildiği, dava dışı ... tarafından tapu kaydına dayalı olarak açılan tapu iptal davası sonucu Gaziosmanpaşa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.01.2021 tarihli ve 2020/17 Esas, 2021/5 Karar sayılı ilamı ile davacılara ait 409 nolu parselden 9925 m²lik kısmın iptal edilerek 422 nolu parsele eklenmesine karar verildiği, söz konusu kararın 22.04.2021 tarihli kesinleştiği, Gaziosmanpaşa 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.01.2021 tarihli ve 2020/17 Esas, 2021/5 Karar sayılı kararı dosyasında mevcut Yargıtay 16. Hukuk dairesinin bozma ilamında da belirtildiği üzere dava dışı ...’nın Ağustos 1325 tarih ve 1 sıra numaralı sicilden gelen 04.06.1976 tarih ve 17 sıra numaralı tapu kaydına (zabıt kaydı), davacılar murisi ...’ın ise T.Evvel 13 24... ve 5 sıra numaralı sicilden gelen 24.01.19 78... ve 171 sıra numaralı tapu kaydına (zabıt kaydı) dayandığı, ...’nın tutunduğu tapu kaydının 22.975 metrekare olup adına tespit ve tescil edilen 422 sayılı parsele 13.050 metrekare olarak miktarından az, davacılar murisi ...’ın tarafın tutunduğu tapu kayıtlarının ise 45.950 m² olup davacılar murisi ...’ın adına kayıtlı 409 parsel ile kardeşi dava dışı ... adına kayıtlı 408 parsele toplam 86.450 m² olarak miktarından fazla şekilde revizyon gördüğü, mahkeme kararı ile iptal edilen kısmın miktarı fazlası olduğu, dava dışı ...'nın tapu kapsamında kaldığı, davacıların tespit malikinin mirasçıları olduğu ve sicile ... ilkesi gereği herhangi bir taşınmaz iktisap etmedikleri, dolayısıyla tapu sicilinin hatalı tutulmasından kaynaklı olarak davacıların bir zararının söz konusu olmadığı, 4721 sayılı Kanun’nun 1007 nci maddesine dayanarak tazminat koşulların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Aleyhine temyiz olunan davalı Hazine yararına 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 40.000,00 TL vekâlet ücretinin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.