Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/2077 E. 2026/11924 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2077
- Karar No
- 2026/11924
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1413 Esas, 2025/1807 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/295 Esas, 2024/277 Karar
Taraflar arasındaki tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idareler vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara ili, ..., ... 1436 parsel sayılı 4.480,00 m² yüzölçümündeki taşınmazı müvekkilinin tapu kaydına güvenerek 12.10.1987 tarihinde satın aldığını, çekişmeli taşınmazın beyanlar hanesine 17.05.1996 tarihinde “yüzölçümünün 522 m² olarak düzeltileceği” yönünde şerh konulduğunu, taşınmazın yüzölçümünün müvekkilinin payı itibarıyla 1.493 m² azaldığını, zararın oluştuğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı tutup şimdilik 10.000.00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; Tapu Kadastro Müdürlüğü tarafından yapılan incelemede, ..., ... köyü 14 32... parsellerin yüzölçümlerinin hatalı olduğunu, bu durumda yapılacak satış ve diğer işlemlerde ilgililerin uyarılması gerektiğinden, 1436 parselin yüzölçümünün klasör ve kütüğe 4480 m² yazılı olup gerçek miktarın 522 m² olduğu, 1432 parselin yüzölçümünün kütük ve klasöründe 1080 m² yazılı olup gerçek miktarın 356 m² olduğunun tespitinde bulunulduğunu ve ilgili tapuya şerh düşüldüğünü, bu durumda yolsuz tescil işlemi yapılan komşu parsel malikine karşı dava açılarak yolsuz tescilin düzeltilmesi gerektiğini davalı idarelere husumet yöneltilemeyeceğini, bu nedenle de davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesinin talep edildiğini, zira dava konusu taşınmaz, Maliye Hazinesi adına kayıtlı olmadığından tapu kayıtlarının düzeltilmesi için komşu taşınmaza dava açılarak düzeltme imkanı varken, Hazine aleyhine tazminat davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince tazminat davası açılabilmesi için, gerekli koşulların oluşmadığını, taşınmazın aynına yönelik mülkiyet ihtilafı söz konusu olduğundan bu tür davanın kayıt malikleri aleyhine açılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve tespit edilen bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişinin rayiç bedel hesabı yapmadığını, 2018 yılı rayiç bedelinin müvekkilinin zararını karşılamayacağını, dava tarihinden bu yana taşınmazın değerinin on kat arttığını, hesaplama yapılırken 2018-2024 tarihleri arasında paranın kaybettiği değerin de gözetilmesi gerektiğini, verilen kararın gerçek zararı karşılamadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı idareler vekili istinaf dilekçesinde özetle; 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesindeki koşulların oluşmadığını, taşınmazın zemindeki sınırları değişmediğinden davacının zararının oluşmadığını, alıcı ve satıcının zemini görerek arsanın bedelini tespit ederek satış işlemini yaptıklarını, zararın olmadığını, taşınmazın değerinin yüksek tespit edildiğini, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin fazla hesaplandığını belirterek kararın kaldırılıp davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda 1955 yılında yapılan kadastro çalışmalarında tespit ve tescile tabi tutulan taşınmazın, sonradan yüzölçümünün 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama ile azalması nedeniyle oluşan zararın da kadastro işlemlerinden kaynaklandığı, taşınmazın zemindeki sınırlarında değişiklik bulunmadığı eksikliğin komşu parselde kalmadığının, 22/2-a uygulamasının doğru yapıldığının fen bilirkişi raporuyla belirlendiği, çekişmeli taşınmazın yüzölçümündeki eksilme sebebiyle oluşan zararın, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi anlamında tazminin gerektiği, arsa parseli niteliğinde olan dava konusu taşınmaza emsal incelemesi ve karşılaştırması yoluyla gerçek değerinin belirlendiği gerekçesi ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idareler vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı idareler vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurullarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı idareler vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Dava, tapu kaydının mahkeme kararı ile iptali nedeniyle, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince açılan tazminata ilişkindir. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince açılan tazminat davalarında davalı sıfatı Hazinenin olup, dava dilekçesindeki anlatım ve istemden, asıl dava edilmek istenenin Hazine olduğu anlaşılmaktadır. İl Defterdarlıklarının davalı sıfatı olmasa da davacı davasını yanlış idareye yöneltmesi hasımda değil, temsilcide yanılma olduğundan ve dava Hazine vekili tarafından takip edildiğinden bu husus bozma konusu yapılmamıştır. 4. Ancak dosya kapsamından; davacının dava konusu taşınmazı 1/3 hissedarı olarak 1.493 m² yüzölçümü ile 12.10.1987 tarihinde satış yoluyla edindiği, 2019 yılında 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu çalışmaları neticesinde de taşınmazın yüzölçümünün 181,54 m² olarak hesaplanıp davacı hissesi yönünden 27.01.2020 tarihinde tapuya tescil edildiği, davacının taşınmazı satın alırken 1.493 m²lik yüzölçümünün çok daha geniş bir alanı kapsayacağını ve dava konusu taşınmazın bu büyüklükte olmadığını, 1.493 m²lik yüzölçümü ile 181,54 m²lik yüzölçümü farkını bilebilecek durumda olduğu anlaşılmakla, 4721 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca "durumun gereğine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimsenin iyi niyet iddiasında bulunamaz" hükmü ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.02.2025 tarihli ve 2023/5-16 Esas, 2025/36 Karar sayılı kararı karşısında davacının iyi niyetli olduğunun kabulü mümkün olmayıp tapu sicilinin tutulmasından kaynaklı bir zararın doğmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
5. Mahkemece davalı ..., davalı ... Kadasto Müdürlüğü hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Davalı idareler vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.