Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1030 E. 2026/1081 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1030
Karar No
2026/1081
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2026/1030 - Karar No:2026/1081

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/1030 KARAR NO : 2026/1081 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ : 22.09.2026 NUMARASI : 2019/266 E

ASIL DAVADA: İHTİYATİ TEDBİR TALEP EDEN DAVACI : VEKİLİ : Av.

KARŞI TARAF DAVALILAR : 1- VEKİLİ : Av. 2- VEKİLİ : Av. 3- VEKİLLERİ : Av. Av.

DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) BİRLEŞEN ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2020/150 ESAS SAYILI DAVADA: DAVACI : VEKİLİ : Av.

DAVALILAR : 1- VEKİLİ : Av. 2- VEKİLLERİ : Av. Av. DAVA : İpoteğin Fekki

KARAR TARİHİ : 09/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 09/10/2026 Birleşen davada davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan ipoteğin fekki talepli davada mahkemece verilen ihtiyati tedbirin kaldırılması talebinin reddine dair ara kararına karşı süresi içinde birleşen davada davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili özetle; davacı ...vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile dava dışı yüklenici ...... Şirketi arasında...parselde iş merkezi yapımına ilişkin 24.06.2015 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesinin akdedildiğini, yer tesliminden itibaren 24 ay içerisinde inşaatın tamamlanması ile bağımsız bölümlerin %47'sinin yükleniciye, %53'ünün arsa sahiplerine verilmesinin kararlaştırıldığını, yüklenici verilecek 17 adet bağımsız bölüm ile 1 adet bağımsız bölümdeki hissenin 03.11.2017 tarihinde tapuda devredildiğini ve yüklenici tarafından 3. kişilere satıldığını, yine davalılar lehine ipotek tesis edildiğini, müvekkili adına saha kontrolü yapan şirket tarafından eksik ve ayıplı imalatların tespit edildiğini, uyarılara rağmen esaslı ayıpların giderilmediğini, 14.08.2018 tarihli ihtarnameyle gerekli düzeltmeler yapılmadığı taktirde sözleşmenin feshedileceğinin bildirildiğini, 2018/188 D.İş sayılı dosyada inşaatın %51.10 seviyesinde olduğu ile yapılmayan işler ve ayıplı işler bedelinin 25.526.060,99 TL olarak belirlendiğini, müvekkilinin keşide ettiği ihtarnameye yüklenici tarafından verilen 03.01.2019 tarihli cevabi ihtarnamede şirketin konkordato süreci içerisinde bulunduğu, projeyi tamamlamak için ekonomik gücünün yeterli olmadığı fakat sözleşmenin feshinin haksız olacağından bahisle cevap verildiği, müvekkili tarafından 14.02.2019 tarihli fesih ihbarı ile sözleşmenin feshedildiğini, müvekkili tarafından sözleşmenin feshi ile tapu iptali ve tescil talepli 2019/266 esas sayılı davanın açıldığını, bu davada mahkemece ...'a karşı dava açılması için süre verildiğini, davaların birleştirilmesi gerektiğini, müvekkilinin sözleşmeyi fesihte haklı olduğunu, sözleşme gereğince yükleniciye avans olarak verilen bağımsız bölümlerin müvekkiline iadesi gerektiğini, yüklenici tarafından bütün bağımsız bölümlerin aynı gün ...... Şirketine satış gösterilerek devredildiğini, yüklenici ile ipotek borçlusu ...... Şirketi arasındaki işlemin muvazaalı olduğunu öne sürerek davaların birleştirilmesini, 16614 ada 5 parselde belirttiği bağımsız bölümler üzerinde davalı bankalar lehine tesis edilen ipoteklerin fekkine karar verilmesini dava etmiştir. Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26.03.2019 tarih ve 2019/137 D.iş ve 2019/141 Karar sayılı kararı ile; davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne, ... Elektrik...AŞ adına kayıtlı,...parselde bulunan; 49/3797 arsa paylı A/2/-4 nolu bağımsız bölümün, 10/3797 arsa paylı A/7+8/-17 nolu bağımsız bölümün, 74/3797 arsa paylı A/11/-22 nolu bağımsız bölümün, 52/3797 arsa paylı A/11/-23 nolu bağımsız bölümün ve 56/3797 arsa paylı A/15/-33 nolu bağımsız bölümün, ...Şti adına kayıtlı...parselde bulunan; 63/3797 arsa paylı B/zemin+1/3 nolu bağımsız bölüm ile 351/3797 arsa paylı B/1.Bodrum+Zemin+1/-8 nolu bağımsız bölümün 3.kişilere devir ve temliklerinin önlenmesi için ihtiyati tedbir uygulanmasına karar verilmiştir. Davalı vekili 18/09/2026 tarihli duruşmada; müvekkili aleyhine olan taşınmaz üzerindeki tedbirlerin kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep ettiğini beyan etmiştir. İlk derece mahkemesince; 22.09.2026 tarihli ara kararı ile davalı bankalar vekillerinin ve ...vekilinin, ihtiyati tedbir kararlarının kaldırılmasına ilişkin taleplerinin, henüz yargılamanın devam ettiği, dosya kapsamında tarafların haklılık durumuna ilişkin olarak, bu aşamada henüz mahkemece bir kanaat oluşmadığı nazara alınarak, taleplerin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Birleşen davada davalı ...vekili istinaf dilekçesinde özetle; Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/266 E. sayılı dosyasından verilen tedbirin kaldırılması taleplerinin reddi yönünde tesis edilen 22.09.2026 tarihli ara kararın, iyi niyetle tapuda ayni hak kazanan üçüncü kişi konumunda bulunan banka açısından telafisi mümkün olmayan zararalara neden olduğunu, yerel mahkemenin banka taleplerinin reddine yönelik söz konusu kararının kaldırılmasını, müvekkili bankaya ipotekli bulunan ... parselde bulunan; A Blok 2.kat 4 no.lu , A Blok, 7+8.kat, 17 no.lu, A Blok, 11.kat, 22 no.lu ve A Blok, 11.kat, 23 no.lu taşınmazlara ilişkin yıllardır boş yere devam etmekte olan tedbir kararının kaldırılması yönünde hüküm tesisi edilmesini talep etmek zorunluluğu hasıl olduğunu, şöyle ki 6100 Sayılı HMK'nın "Durum ve koşulların değişmesi sebebiyle tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması" başlıklı 396. maddesi;"(1) Durum ve koşulların değiştiği sabit olursa, talep üzerine ihtiyati tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına teminat aranmaksızın karar verilebilir. (2) İtiraza ilişkin 394 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkrası, kıyas yoluyla uygulanır." hükmünü amir olduğunu ,uzun yıllardır süren yargılama süreci içerisinde Yargıtay içtihatları birleştirme büyük genel kurulu'nun 2024/1 E., 2025/2 K. sayılı 16.05.2025 tarihli ekli güncel kararı ile (hiçbir şekilde davacının mesnetsiz iddialarının kabulü anlamına gelmemek kaydıyla) somut durumda her halükarda bankanın iyi niyetle tapu siciline güvenerek tesis etmiş olduğu ipotek hakkının korunması gerektiği aleniyete kavuşturulduğunu Bahsi geçen güncel kararın Mahkemeye sunularak haklı şekilde tedbirin kaldırılması talep edilmişse de Mahkemece hukuka aykırı olarak taleplerinin reddedildiğini , Şöyle ki;"...Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine istinaden tapu intikali yapılan yükleniciden iyi niyetli olarak arsa payı veya bağımsız bölüm satın alanın bu iktisabını geçersiz saymak TMK 1023.maddesi karşısında açıkça kanuna aykırı davranmak olacaktır. Zira arsa sahibi tapu devrinin sözleşme nedeniyle yapıldığını tapunun beyanlar hanesine şerh vermek suretiyle üçüncü kişilerin iyi niyet iddialarını bertaraf edebilir. Yukarıda açıklanan esaslar yükleniciden arsa payı veya bağımsız bölüm devralan üçüncü kişiler için olduğu kadar, taşınmaz üzerinde mülkiyet dışında bir ayni hak, bu arada ipotek hakkı kuran üçüncü kişiler için de geçerlidir.... arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine konu taşınmazın tapuda yükleniciye devredilmesinden sonra yüklenicinin arsa payı veya bağımsız bölümleri üçüncü kişilere satması veya ipotek tesis etmesi üzerine, sözleşmenin geçersizliğinin tespiti veya geriye etkili olarak feshedilmesi halinde, üçüncü kişilerin tapuya güvenerek ve iyi niyetli olarak ayni hak edindikleri iddialarının dinlenilmesinin mümkün olduğu ve yapılan delil değerlendirmesi sonucu üçüncü kişinin kötü niyetli olduğunun ispatlanmamış olması halinde iyi niyetin varlığı kabul edilerek iktisap edilen mülkiyet veya ipotek hakkının korunması gerektiği..." bahsi geçen içtihadı birleştirme kararında açıkça belirtildiğini, Bankaca hiçbir şekilde davacının mesnetsiz iddialarının kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, ipotek tesis tarihinde dava konusu Bankalarına ipotekli (davalılardan ......A.Ş. adına kayıtlı: ... parselde bulunan A Blok 2.kat 4 no.lu büro vasıflı taşınmaz, ... parselde bulunan, A Blokta bulunan; 7+8.kat, 17 no.lu iki katlı büro vasıflı; 11.kat, 22 no.lu büro vasıflı; 11.kat, 23 no.lu büro vasıflı) taşınmazlar üzerinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi bulunduğuna dair yahut ipotek tesis edilemeyeceğine yönelik herhangi bir şerh/beyan bulunmadığını tacir sıfatını haiz davacının kat karşılığı inşaat sözleşmesine dair tapuya şerh/beyan verdirmediğini, basiretli tacir olarak hareket etmediği ve özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, Bankanın tapu kütüğündeki tescile iyi niyete dayanarak ayni hak kazanan üçüncü kişi olduğu hususları aleni olduğunu Bankanın iyi niyetinin korunması gerekliliğinin Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 2024/1 E., 2025/2 K. Sayılı 16.05.2025 tarihli ekli kararı gereğince de sabit bulunduğunu ,somut olayda dosyaya alınan mart 2026 tarihli bilirkişi raporunda açıkça "...sözleşmenin feshine ilişkin isteminin haksız olduğu tespit edildiğinden, birleşen davada, yükleniciden bağımsız bölüm satın alan dava dışı 3.kişilerin taşınmazları üzerine davalı bankalar tarafından konulan ipoteklerin fekki talebine ilişkin koşulların da oluşmayacağı...." tespit edildiğini , mahkeme dosyasında da açıkça fesih talebinin haksız olduğu taşınmazlar üzerinde yer alan Banka ipoteğinin de fekki koşulları oluşmadığının izahtan vareste olduğunu , gerek HMK 396. Madde kapsamından gerekse Yargıtay içtihatı gereği taşınmaz üzerinde yer alan tedbirin kaldırılması gerektiğini ,kaldı ki davacının banka yönünden bu zamana kadar herhangi bir kötü niyet iddiası dahi mevcut olmadığını yerel mahkemece 2019 yılından bu yana haksız şekilde devamı sağlanan tedbirin,(davacının mesnetsiz iddialarının kabulü anlamı taşımamak kaydıyla);davacının bankaları yönünden herhangi bir kötü niyet iddiası bulunmadığını, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 2024/1 E., 2025/2 K. sayılı 16.05.2025 tarihli ekli güncel kararı önemle dikkate alınarak, iyi niyetle tapuda ipotek hakkı elde eden üçüncü kişi konumunda bulunan müvekkilinin, davalı borçlu firma ...'nın yargılama sürecinde iflas ettiği, iflasın kesinleşmesine kadar yargılama sürecinin mahkemece durdurulduğunu, yaklaşık 6 yıldır devam eden yargılama sürecinde haksız yere konulan tedbir nedeniyle taşınmazın icrai satışının gerçekleştirilemediği dikkate alındığında, telafisi imkansız zararlarının her geçen gün katlanarak arttığı dikkate alınarak tedbir kararının kaldırılması gerektiğini, yerel mahkemece tedbirin kaldırılması istemimizin reddi "tarafların haklılık durumuna ilişkin olarak bu aşamada henüz mahkememizce bir kanaat oluşmadığı" şeklinde kabulü mümkün olmayan gerekçeye dayandırılmış olmasının hakkaniyete de aleni olarak aykırı olduğunu, nitekim yukarıda izah edildiği üzere senelerdir süren yargılamada mahkemenin halen kanaatinin olmadığı yönündeki gerekçesi kabul edilebilir olmadığı gibi, davacının müvekkili bankaya yönelik bir kötü niyet iddiası dahi yokken tedbirin kaldırılması istemlerinin reddedilmesinin hukuk kuralları ile izah edilebilir yanı bulunmadığını ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının HMK m.396'da yer alan "durum ve koşulların değişikliği" kapsamına dahil olduğu dikkate alınarak, haklı talebimiz doğrultusunda, iyi niyetle tapuda işlem tesis eden Bankamızın daha fazla zararının doğmamasını teminen HMK hükümleri gereğince haksız tedbirin kaldırılması gerektiğinin açık olduğunu, bankalarının iyi niyetle tapuda lehine ipotek tesisi suretiyle (kredi kullandırımı karşılığında) ayni hak kazanımı sağlayan 3.kişi olduğunu, TMK'nun 1023.maddesi gereğince iyi niyetli kazanımının korunması gerekeceğinin şüphesiz olduğunu, tedbir kararının verilmiş olması ve yargılama sürecindeki değişikliklere karşın halen devamı yönünde hüküm tesisinin TMK 1023.maddesinde yere alan "tapu Kütüğündeki Tescile İyiniyetle Dayanarak Ayni Hak Kazanan Üçüncü Kişinin Kazanımının Korunacağı"na İlişkin genel kurala tümüyle aykırı olduğunu ,bankalarının TMK'nun 1023.maddesi gereği korunması gerekliliğinin yanı sıra dosya içeriğinde yer alan 24.05.2021 tarihli bilirkişi raporunda, davacı tarafından yapım esnasında hatalı olduğu iddia edilen imalatlara yasal olarak zamanında müdahale edilmesi gerekirken bu yükümlülüğün yerine getirilmediğinin ve ayrıca fesih hak edişini hazırlayıp yükleniciye sunması gerekirken yasal düzenlemeler kapsamında davacı tarafından bu hususun dahi yerine getirilmediğinin belirtildiğini, dolayısıyla alınan rapora istinaden davacının "Basiretli Tacir" olarak davranma yükümlülüğünü birden çok hususta ihlal ettiği hususu açıklığa kavuşturulmuş olmasına karşın haksız şekilde verilen tedbir kararının devamı yönünde hüküm tesisinin açıkça hukuka aykırı olduğunu , yine dosyada mevcut 12.03.2026 tarihli bilirkişi raporunda "...sözleşmenin feshine ilişkin isteminin haksız olduğu tespit edildiğinden, birleşen davada, yükleniciden bağımsız bölüm satın alan dava dışı 3.kişilerin taşınmazları üzerine davalı bankalar tarafından konulan ipoteklerin fekki talebine ilişkin koşulların da oluşmayacağı...." açıkça tespit edilmiş olduğunu mahkemenin taşınmazlar üzerindeki tedbirleri kaldırmamasının hukuki dayanağı bulunmadığını, dosya içeriğindeki belgelerden de açıkça görüleceği üzere, bankalarının tereddüde yer vermeyecek şekilde iyi niyetli bulunmasının yanı sıra, kat karşılığı inşat sözleşmesi hükümleri (m.10) ve basiretli tacirlerden beklenen makul özen gereğince tedbir talebine konu edilen kat karşılığı inşaat sözleşmesinin tapuya şerhi işlemleri tedbir talep eden davacı tarafından gerçekleştirilmediğini, özen yükümlülüğüne açık şekilde aykırı davrandıklarını TMK'nun 3/2.maddesinde yer alan "ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz." hükmü çerçevesinde davacının iyi niyetten son derece uzak olduğu da şüphesiz olduğunu , kaldı ki önemle ve tekraren beyan ettikleri üzere davacının bankaları yönünden herhangi bir kötü niyet iddiası da bulunmadığını, davacının basiretli bir tacir olarak hayatın olağan akışı ve sözleşme hükümleri doğrultusunda tapuya herhangi bir şerh işlenmesini dahi sağlamamışken, doğduğunu iddia ettiği zararları iyi niyetli üçüncü şahıslar üzerinden tazmin etmeye çalışması ne hukuk kuralları ile bağdaşmakta ne de hakkaniyete uygun düşmediğini, hal böyleyken, bankalarına karşı haksız şekilde açıldığı tartışmasız olan işbu davada içtihadı birleştirme kararı kapsamında, durum ve koşullarda meydana gelen değişikliklere rağmen (İçtihadı Birleştirme kararının yanı sıra yargılama sürecinde davalı firma iflas etmiş ve ayrıca dosyaya davacının basiretli tacir gibi davranmadığını ispata yarar bilirkişi raporu da alınmışken) HMK hükümlerini uygulamayarak haksız tedbirin kaldırılmasına dair taleplerini reddeden mahkeme ara kararının kaldırılması ve müvekkiline ipotekli ... parselde bulunan; A Blok 2.kat 4 no.lu , A Blok, 7+8.kat, 17 no.lu, A Blok, 11.kat, 22 no.lu ve A Blok, 11.kat, 23 no.lu taşınmazlar üzerindeki usul ve hukuka aykırı tedbirlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiş, Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/266 E. sayılı dosyasından verilen tedbirin kaldırılması taleplerinin reddi yönünde tesis edilen 22.09.2026 tarihli ara kararın, iyi niyetle tapuda ayni hak kazanan üçüncü kişi konumunda bulunan banka açısından telafisi mümkün olmayan zararalara neden olduğunu, yerel mahkemenin müvekkili bankanın taleplerinin reddine yönelik söz konusu kararının kaldırılmasını, müvekkili bankaya ipotekli bulunan ... parselde bulunan; A Blok 2.kat 4 no.lu , A Blok, 7+8.kat, 17 no.lu, A Blok, 11.kat, 22 no.lu ve A Blok, 11.kat, 23 no.lu taşınmazlara ilişkin yıllardır boş yere devam etmekte olan tedbir kararının kaldırılması yönünde hüküm tesisi edilmesini talep etmek zorunluluğu hasıl olduğunu, şöyle ki 6100 Sayılı HMK'nın "Durum ve koşulların değişmesi sebebiyle tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması" başlıklı 396. maddesi;"(1) Durum ve koşulların değiştiği sabit olursa, talep üzerine ihtiyati tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına teminat aranmaksızın karar verilebilir. (2) İtiraza ilişkin 394 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkrası, kıyas yoluyla uygulanır." hükmünü amir olduğunu ,uzun yıllardır süren yargılama süreci içerisinde Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 2024/1 E., 2025/2 K. Sayılı 16.05.2025 tarihli ekli güncel kararı ile (hiçbir şekilde davacının mesnetsiz iddialarının kabulü anlamına gelmemek kaydıyla) somut durumda her halükarda bankanın iyi niyetle tapu siciline güvenerek tesis etmiş olduğu ipotek hakkının korunması gerektiği aleniyete kavuşturulduğunu bahsi geçen güncel kararın mahkemeye sunularak haklı şekilde tedbirin kaldırılması talep edilmişse de mahkemece hukuka aykırı olarak taleplerinin reddedildiğini, şöyle ki;"...Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine istinaden tapu intikali yapılan yükleniciden iyi niyetli olarak arsa payı veya bağımsız bölüm satın alanın bu iktisabını geçersiz saymak TMK 1023.maddesi karşısında açıkça kanuna aykırı davranmak olacağını, zira arsa sahibi tapu devrinin sözleşme nedeniyle yapıldığını tapunun beyanlar hanesine şerh vermek suretiyle üçüncü kişilerin iyi niyet iddialarını bertaraf edebileceğini, yukarıda açıklanan esaslar yükleniciden arsa payı veya bağımsız bölüm devralan üçüncü kişiler için olduğu kadar, taşınmaz üzerinde mülkiyet dışında bir ayni hak, bu arada ipotek hakkı kuran üçüncü kişiler için de geçerlidir.....arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine konu taşınmazın tapuda yükleniciye devredilmesinden sonra yüklenicinin arsa payı veya bağımsız bölümleri üçüncü kişilere satması veya ipotek tesis etmesi üzerine, sözleşmenin geçersizliğinin tespiti veya geriye etkili olarak feshedilmesi halinde, üçüncü kişilerin tapuya güvenerek ve iyi niyetli olarak ayni hak edindikleri iddialarının dinlenilmesinin mümkün olduğu ve yapılan delil değerlendirmesi sonucu üçüncü kişinin kötü niyetli olduğunun ispatlanmamış olması halinde iyi niyetin varlığı kabul edilerek iktisap edilen mülkiyet veya ipotek hakkının korunması gerektiği..." bahsi geçen içtihadı birleştirme kararında açıkça belirtildiğini, bankaca hiçbir şekilde davacının mesnetsiz iddialarının kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, ipotek tesis tarihinde dava konusu bankalarına ipotekli (davalılardan ...... adına kayıtlı: ... parselde bulunan A Blok 2.kat 4 no.lu büro vasıflı taşınmaz, ... parselde bulunan, A Blokta bulunan; 7+8.kat, 17 no.lu iki katlı büro vasıflı; 11.kat, 22 no.lu büro vasıflı; 11.kat, 23 no.lu büro vasıflı) taşınmazlar üzerinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi bulunduğuna dair yahut ipotek tesis edilemeyeceğine yönelik herhangi bir şerh/beyan bulunmadığını tacir sıfatını haiz davacının kat karşılığı inşaat sözleşmesine dair tapuya şerh/beyan verdirmediğini, basiretli tacir olarak hareket etmediği ve özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bankanın tapu kütüğündeki tescile iyi niyete dayanarak ayni hak kazanan üçüncü kişi olduğu hususları aleni olduğunu bankanın iyi niyetinin korunması gerekliliğinin Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 2024/1 E., 2025/2 K. Sayılı 16.05.2025 tarihli ekli kararı gereğince de sabit bulunduğunu ,somut olayda dosyaya alınan Mart 2026 tarihli bilirkişi raporunda açıkça "...sözleşmenin feshine ilişkin isteminin haksız olduğu tespit edildiğinden, birleşen davada, yükleniciden bağımsız bölüm satın alan dava dışı 3.kişilerin taşınmazları üzerine davalı bankalar tarafından konulan ipoteklerin fekki talebine ilişkin koşulların da oluşmayacağı...." tespit edildiğini, mahkeme dosyasında da açıkça fesih talebinin haksız olduğu taşınmazlar üzerinde yer alan banka ipoteğinin de fekki koşulları oluşmadığının izahtan vareste olduğunu, gerek HMK 396.madde kapsamından gerekse Yargıtay içtihatı gereği taşınmaz üzerinde yer alan tedbirin kaldırılması gerektiğini, kaldı ki davacının banka yönünden bu zamana kadar herhangi bir kötü niyet iddiası dahi mevcut olmadığını yerel mahkemece 2019 yılından bu yana haksız şekilde devamı sağlanan tedbirin,(davacının mesnetsiz iddialarının kabulü anlamı taşımamak kaydıyla), davacının bankaları yönünden herhangi bir kötü niyet iddiası bulunmadığını, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 2024/1 E., 2025/2 K. sayılı 16.05.2025 tarihli ekli güncel kararı önemle dikkate alınarak, iyi niyetle tapuda ipotek hakkı elde eden üçüncü kişi konumunda bulunan bankanın, davalı borçlu firma ...'nın yargılama sürecinde iflas ettiği, iflasın kesinleşmesine kadar yargılama sürecinin mahkemece durdurulduğunu, yaklaşık 6 yıldır devam eden yargılama sürecinde haksız yere konulan tedbir nedeniyle taşınmazın icrai satışının gerçekleştirilemediği dikkate alındığında, telafisi imkansız zararlarının her geçen gün katlanarak arttığı dikkate alınarak tedbir kararının kaldırılması gerektiğini, yerel mahkemece tedbirin kaldırılması istemimizin reddi "tarafların haklılık durumuna ilişkin olarak bu aşamada henüz mahkememizce bir kanaat oluşmadığı" şeklinde kabulü mümkün olmayan gerekçeye dayandırılmış olmasının hakkaniyete de aleni olarak aykırı olduğunu, nitekim yukarıda izah edildiği üzere senelerdir süren yargılamada mahkemenin halen kanaatinin olmadığı yönündeki gerekçesi kabul edilebilir olmadığı gibi, davacının bankalarına yönelik bir kötü niyet iddiası dahi yokken tedbirin kaldırılması istemlerinin reddedilmesinin hukuk kuralları ile izah edilebilir yanı bulunmadığını, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının HMK m.396'da yer alan "durum ve koşulların değişikliği" kapsamına dahil olduğu dikkate alınarak, haklı talepleri doğrultusunda, iyi niyetle tapuda işlem tesis eden Bankamızın daha fazla zararının doğmamasını teminen HMK hükümleri gereğince haksız tedbirin kaldırılması gerektiğinin açık olduğunu, bankalarının iyi niyetle tapuda lehine ipotek tesisi suretiyle (kredi kullandırımı karşılığında) ayni hak kazanımı sağlayan 3. kişi olduğunu, TMK m.1023 gereğince iyi niyetli kazanımının korunması gerekeceğinin şüphesiz olduğunu, Tedbir kararının verilmiş olması ve yargılama sürecindeki değişikliklere karşın halen devamı yönünde hüküm tesisinin TMK 1023.maddesinde yer alan "tapu Kütüğündeki Tescile İyiniyetle Dayanarak Ayni Hak Kazanan Üçüncü Kişinin Kazanımının Korunacağı"na İlişkin Genel Kurala Tümüyle Aykırı olduğunu, bankalarının TMK m.1023 gereği korunması gerekliliğinin yanı sıra dosya içeriğinde yer alan 24.05.2021 tarihli bilirkişi raporunda, davacı tarafından yapım esnasında hatalı olduğu iddia edilen imalatlara yasal olarak zamanında müdahale edilmesi gerekirken bu yükümlülüğün yerine getirilmediğinin ve ayrıca fesih hak edişini hazırlayıp yükleniciye sunması gerekirken yasal düzenlemeler kapsamında davacı tarafından bu hususun dahi yerine getirilmediğinin belirtildiğini, dolayısıyla alınan rapora istinaden davacının "Basiretli Tacir" olarak davranma yükümlülüğünü birden çok hususta ihlal ettiği hususu açıklığa kavuşturulmuş olmasına karşın haksız şekilde verilen tedbir kararının devamı yönünde hüküm tesisinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, yine dosyada mevcut 12.03.2026 tarihli bilirkişi raporunda "...sözleşmenin feshine ilişkin isteminin haksız olduğu tespit edildiğinden, birleşen davada, yükleniciden bağımsız bölüm satın alan dava dışı 3.kişilerin taşınmazları üzerine davalı bankalar tarafından konulan ipoteklerin fekki talebine ilişkin koşulların da oluşmayacağı...." açıkça tespit edilmiş olduğunu mahkemenin taşınmazlar üzerindeki tedbirleri kaldırmamasının hukuki dayanağı bulunmadığını, dosya içeriğindeki belgelerden de açıkça görüleceği üzere, Bankalarının tereddüde yer vermeyecek şekilde iyi niyetli bulunmasının yanı sıra, kat karşılığı inşaat sözleşmesi hükümleri (m.10) ve basiretli tacirlerden beklenen makul özen gereğince tedbir talebine konu edilen kat karşılığı inşaat sözleşmesinin tapuya şerhi işlemleri tedbir talep eden davacı tarafından gerçekleştirilmediğini, özen yükümlülüğüne açık şekilde aykırı davrandıklarını tmk m.3/2 'de yer alan "ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz." hükmü çerçevesinde davacının iyi niyetten son derece uzak olduğu da şüphesiz olduğunu , kaldı ki önemle ve tekraren beyan ettikleri üzere davacının bankaları yönünden herhangi bir kötü niyet iddiası da bulunmadığını, davacının basiretli bir tacir olarak hayatın olağan akışı ve sözleşme hükümleri doğrultusunda tapuya herhangi bir şerh işlenmesini dahi sağlamamışken, doğduğunu iddia ettiği zararları iyi niyetli üçüncü şahıslar üzerinden tazmin etmeye çalışması ne hukuk kuralları ile bağdaşmakta ne de hakkaniyete uygun düşmediğini, hal böyleyken, bankalarına karşı haksız şekilde açıldığı tartışmasız olan işbu davada içtihadı birleştirme kararı kapsamında, durum ve koşullarda meydana gelen değişikliklere rağmen (İçtihadı Birleştirme kararının yanı sıra yargılama sürecinde davalı firma iflas etmiş ve ayrıca dosyaya davacının basiretli tacir gibi davranmadığını ispata yarar bilirkişi raporu da alınmışken) HMK hükümlerini uygulamayarak haksız tedbirin kaldırılmasına dair talebimizi reddeden mahkeme ara kararının kaldırılması ve müvekkiline ipotekli ... parselde bulunan; A Blok 2.kat 4 no.lu, A Blok, 7+8.kat, 17 no.lu, A Blok, 11.kat, 22 no.lu ve A Blok, 11.kat, 23 no.lu taşınmazlar üzerindeki usul ve hukuka aykırı tedbirlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep emiştir. Talep, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan ipoteğin fekki talepli davada mahkemece verilen ihtiyati tedbirin kaldırılması talebinin reddine dair verilen ara karara karşı süresi içinde birleşen davada davalı Halk Bankası vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemesince 22/09/2026 tarihli ara kararı ile davalı vekilinin tedbirin kaldırılması yönündeki talebinin reddine karar verildiği iş bu ara kararın HMK'nun 396. maddesine ilişkin talep olduğu, istinaf yoluna başvurulabilen kararları düzenleyen HMK'nin 341/1. maddesinde, "İlk derece mahkemelerinin aşağıdaki kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilir: a) Nihai kararlar. b) İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlar." hükmü bulunmaktadır. HMK'nin 396/1. maddesinde durum ve koşulların değişmesi sebebiyle tedbirin değiştirilmesi ya da kaldırılmasına talep üzerine karar verilebileceği, HMK'nin 396/2. maddede bu durumda itiraza ilişkin 394/3 ve 4. fıkrarısının kıyasen uygulanabileceği hususları düzenlenmiştir. HMK'nin 396. maddesine ilişkin talep hakkında, verilecek kararlar yönünden, HMK'nin 396/2. Maddesi ile itiraz yolu düzenlenmiş olup HMK'nin 396/2. maddesinde, istinaf kanun yolunu düzenleyen HMK'nin 394/5. maddesine yapılan bir atıf yoktur. HMK'nın 341. ve kıyasen uygulanacak 396. maddesindeki düzenlemeler dikkate alındığında, ihtiyati tedbir kararı kesinleştikten sonra yargılama aşamasında ileri sürülen sebeplerle yeniden değerlendirilmesi üzerine verilen ara karara karşı istinaf başvurusunda bulunma imkanı olmadığının kabulü gerekmektedir. Somut olayda, ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbirin, durum ve koşulların değiştiği gerekçesiyle yeniden incelenmesine ilişkin talep üzerine mahkemece verilen kararlar itiraza tabi olup istinaf edilemeyeceğinden birleşen davada davalı ... vekilinin başvurusu itiraz olarak kabul edilip, duruşma açılarak itiraz hakkında bir karar verilmesi gerekirken ve ayrıca mahkemesince verilen ara kararına karşı hatalı olarak istinaf kanun yolunun gösterilmiş olması birleşen davada davalı ...na istinaf kanun yoluna başvuru hakkı da tanımayacağından istinafı kabil bir karar bulunmadığından, birleşen davada davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 341/1 ve 352. maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Birleşen davada davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun istinafı kabil bir karar olmadığından HMK'nın 341/1 ve 352. maddeleri gereğince usulden reddine, 2-Birleşen davada davalı ... tarafından ödenen 732,00 TL istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle birleşen davada davalı ... tarafından ödenen istinaf başvuru harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 341/1, 352. maddeleri gereğince ve KESİN olmak üzere 09.10.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1030, K. 2026/1081, T. 22.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1030-e-2026-1081-k-f7d012216301