Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/658 E. 2026/1555 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/658
- Karar No
- 2026/1555
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/658 KARAR NO : 2026/1555
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/02/2024 NUMARASI : 2020/650 Esas 2024/92 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 08.10.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 08.10.2026
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 02.02.2024 tarih 2020/650 Esas 2024/92 Karar sayılı kararının Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 07.07.2020 tarihinde davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, elektrikli bisikletiyle seyreden müvekkiline kavşakta çarpması sonucunda yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin ayak bileğinin kırıldığını ve vücudunun çeşitli bölgelerinden yaralandığını, tedaviye rağmen eski sağlığına kavuşamadığını, kaza tespit tutanağında müvekkiline kusur verilmiş ise de davalı sürücünün 30 km hız sınırına uymadığını, çarpma sonrasında aracın 15-20 metre ilerlemesinin de aşırı hızı gösterdiğini, sigorta şirketine başvuru ve arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını ileri sürerek, sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile bakıcı giderinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın müvekkili nezdinde 22.01.2020-22.01.2021 tarihleri arasında geçerli zorunlu mali sorumluluk sigortasıyla sigortalı olduğunu, sorumluluğunun sigortalı sürücünün kusuru ve poliçe limitleriyle sınırlı bulunduğunu, sigortalı sürücünün kazada kusuru olmadığından müvekkilinin de sorumluluğunun bulunmadığını, kusur durumunun belirlenmesi gerektiğini, bakıcı giderlerinin tedavi gideri kapsamında SGK sorumluluğunda olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının tali yoldan ana yola çıkarken dur levhasına rağmen durmadığını ve kavşağı kontrol etmeden hızla müvekkilinin önüne çıkarak kazaya sebebiyet verdiğini, müvekkilinin aşırı hızlı olduğu iddiasının olayın oluşu ve araçlardaki hasarla bağdaşmadığını, davacının ana yolda seyreden müvekkilinin geçiş hakkını ihlal ederek tam kusurlu davrandığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, kazanın meydana gelmesinde davalı ...'ın KTK'nın 52/1-a maddesini ihlal ederek %15, davacının ise aynı Kanun'un 57/1-a maddesini ihlal ederek %85 oranında kusurlu olduğu, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik esas alınarak düzenlenen Adli Tıp Kurumu raporuna göre davacının tüm vücut engellilik oranının %3, iyileşme süresinin dört ay ve geçici yardım ihtiyacının bir ay olduğu, TRH 2010 yaşam tablosu ve %10 artırım-%10 iskonto yöntemiyle, güncel asgari ücret verileri ve kusur indirimi gözetilerek yapılan hesaplamada sürekli iş göremezlik zararının 42.351,77 TL, geçici iş göremezlik zararının 993,40 TL ve bakıcı giderinin 441,45 TL olarak belirlendiği, davalı sigorta şirketinin başvuru üzerine sekiz iş günü içinde ödeme yapmadığından 04.11.2020 tarihinde temerrüde düştüğü gerekçesiyle davanın kabulüne, belirtilen tazminatların davalı sigorta şirketi yönünden 04.11.2020, davalı ... yönünden 07.07.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava kabul edilmiş olmakla birlikte fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak değer artırımı yapıldığından %3 maluliyet oranını kabul etmiş olmadıklarını, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesince kaza tarihinde yürürlükteki yönetmelik esas alınarak hazırlanan raporda ayak bileği ve topuk hareket kısıtlılıkları ile alt ekstremite uzunluk farkının ayrı ayrı değerlendirilip Balthazard formülüyle engellilik oranının %8 belirlendiğini, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun 25.02.2022 ve 23.08.2022 tarihli raporları ile İkinci Üst Kurulun 14.06.2023 tarihli raporunda ise yalnız alt ekstremite uzunluk farkı dikkate alınarak %3 oranının benimsendiğini, ayak bileği ve topuk hareket kısıtlılıklarının değerlendirilmediğini, 11.10.2021 tarihli durum bildirir sağlık kurulu raporunda fibuladaki kırık seviyesinde on dereceden az açılanma ve ayak bileği eklemine ilişkin bulgular bulunduğunu, bu hususlardaki itirazlarına rağmen açıklama yapılmadığını, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, müvekkilinin ağrı ve yürüme güçlüğünün sürdüğünü, uzun süre ayakta duramadığını ve gerçek zararının daha fazla olduğunu, açıklamasız ve denetime elverişsiz rapora dayanılarak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, trafik kazası nedeniyle oluşan maluliyete bağlı maddi tazminat istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre düzenlenecek sağlık kurulu raporuna göre yapılması gerekmektedir. (Yargıtay 4. HD 20/06/2022 tarih ve 2021/13933 E. 2022/9109 K.) Maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında sonra da Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4. HD 2021/6445 E. 2021/8550 K. sayılı kararı) Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; İlk derece mahkemesince dosyaya kazandırılan tedavi evrakları ve fiziki muayene sonucu düzenlenen Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nca düzenlenen 22.04.2021 tarihli maluliyet raporunda davacının %8 oranında sürekli maluliyetinin bulunduğunun tespit edildiği, maluliyet raporuna karşı ileri sürülen itirazlar üzerine dosyanın ATK Adli Tıp 2.İhtisas Dairesi'ne tevdi edilmesiyle yine fiziki muayene bulgularına dayalı olarak düzenlenen 21.02.2022 tarihli maluliyet raporunda ise davacının sürekli maluliyet oranının %3 olarak tespit edildiği, her iki maluliyet raporunda yer alan tespitler arasındaki çelişkilerin giderilmesi için dosyanın ATK Adli Tıp 2.Üst Kurulu'na tevdi edildiği ve üst kurulca düzenlenen 08.06.2023 tarihli raporda davacının sürekli maluliyet oranının %3 olarak belirlendiği, mahkemece bu raporun hükme esas alındığı, hükme esas alınan ATK Adli Tıp 2.Üst Kurulu'nun 08.06.2023 tarihli maluliyet raporuyla raporlar arasındaki çelişkinin giderilmiş olduğu, Adli Tıp 2.Üst Kurulu'nda yapılan inceleme sırasında davacıda oluştuğu ileri sürülen arızlarla ilgili branşlarda uzman hekimlerin ve adli tıp uzmanlarının bulunduğu, davacının tedavi evrakları ve fiziki muayenesi sonucu elde edilen bulgular neticesinde kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak rapor düzenlendiği, davacı tarafça raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediği ve bir kısım arızların değerlendirilmediği ileri sürülmüş ise de ATK tarafından düzenlenen raporlarda fiziki ölçüm ve eklem açıklıklarının değerlendirilerek Yönetmelik eki cetvellerde yer alan oranlara istinaden sürekli maluliyet raporu düzenlendiği, mahkemece ATK Adli Tıp 2.Üst Kurulu raporunda yer alan tespitler hükme esas alınarak davacının sürekli maluliyetinin %3 oranında oluştuğu kabulüne dayalı olarak karar verilmesinde bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla aksi yöndeki istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekilinin dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00-TL'den peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 08/10/2026