Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1337 E. 2026/1649 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1337
Karar No
2026/1649
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1337 - 2026/1649 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1337 KARAR NO : 2026/1649 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/01/2024 NUMARASI : 2023/17 E. - 2024/17 K.

DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/01/2024 tarih ve 2023/17 E. - 2024/17 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalı Şirketin 2020/156644 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince adına tescilli 2013/67109 ve 2021/117985 sayılı "..." esas unsurlu markalara dayalı olarak bu başvuruya itiraz edildiğini, davalı Kurum tarafından müvekkili itirazının reddine karar verildiğini, müvekkili markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresi ile dava konusu başvuruyu oluşturan "..." ibaresi arasındaki tek farkın, müvekkili markasındaki "M" harfinden farklı olarak kullanılan "N" harfi olduğunu, "M" harfi ile "N" harfinin işitsel ve görsel açıdan üst düzeyde benzerlik taşıdığını, taraf markalarında kalan 4 harfin tamamının sıralaması da dahil aynı olduğunu, itiraza konu marka başvurusunun 01/31/35. sınıflardaki ürün ve hizmetler için tescilinin istendiğini, müvekkili markalarının 05/10/35. sınıflarda aynı, benzer ve bağlantılı ürün ve hizmetler için tescilli olduğunu, 35. sınıftaki reklamcılık hizmetleri bakımından da taraf markalarının benzer bulunduğunu, taraf markalarının kapsamlarındaki ürün ve hizmetlerin aynı ve benzer tüketici kitlesine hitap ettiğini, ilgili tüketicinin, davaya konu marka başvurusunun, müvekkili markası olduğu ya da bu markanın yeni bir versiyonu olduğu izlenimine kapılabileceğini veya müvekkili ile başvuru sahibi arasında bir bağlantı olduğunu düşünebileceğini, dolayısıyla markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, "..." kelimesi, müvekkilinin tescilli tanınmış markası ve ticaret unvanının asıl unsuru olduğundan dava konusu başvurunun, müvekkilinin ticaret unvanına da tecavüz ettiğini, müvekkilinin dava konusu marka üzerinde gerçek hak sahibi konumunda olduğunu, davaya konu marka başvurusunun SMK'nın 6/4 ve 6/5 maddeleri uyarınca reddinin gerektiğini, davalı başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-15394 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Kurum vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, müvekkili ile davacı Şirketin farklı sektörlerde faaliyet gösterdiğini, taraf şirketlerin tüketici kitlelerinin de birbirinden farklı ve bağımsız olduğunu, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve anlamsal yönden bir benzerlik bulunmadığını, davacı markasında "..." ibaresinin büyük puntoyla ön plana çıkarıldığını, "... ilaç sanayi" ibaresinin ise küçük puntolarla yazıldığını ve geri planda bırakıldığını, davacı markasının bütünü içerisinde yardımcı unsur olarak yer alan "..." kelimesi sebebiyle markanın "..." olarak algılanmayacağını, markalar arasındaki farklılıkların ilgili tüketici kesimi tarafından kolay bir şekilde anlaşılacağından, taraf markaları arasında herhangi bir karışıklılık ihtimalinin bulunmadığını, davacının tanınmışlık ve kötü niyet iddialarını destekleyecek nitelikte somut bir delil sunulmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "şekil+... ... İlaç Sanayi" ibareli tescilli marka arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısının da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı, davacı tarafın "..." ibareli başvuru üzerinde SMK'nın 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanımının ve gerçek hak sahipliğinin kanıtlanmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/5 maddesinde düzenlenen koşulların oluşmadığı, davacı tarafın, başvuru üzerinde SMK'nın 6/6 maddesi anlamında ticaret unvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiasının da kanıtlanmadığı, son olarak başvurunun kötü niyetli yapıldığının da ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, ilk derece mahkemesı kararının, taraflarınca itiraz edilen hatalı ve eksik bilirkişi raporuna dayandırıldığını, bilirkişi raporunda olduğu gibi gerekçeli kararda da, taraf markalarının karşılaştırılmasına ilişkin bir takım şablon bilgilere yer verildiğini, ancak dava konusu somut olay yönünden taraf markaları arasında neden benzerlik bulunmadığına ilişkin gerekçeli bir açıklamaya yer verilmediğini, oysa taraf markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, davalı markasının baskın ve esas unsurunun "..." ibaresinden oluştuğunu, benzerlik değerlendirilmesinde bu ibarenin dikkate alınması gerektiğini, müvekkili markasının esas unsurunun ise "..." ibaresi olduğunu, "... İlaç Sanayi" ibarelerinin baş harflerinden oluşan "..." kısaltmasının da "..." ibaresini öne çıkardığını ve güçlendirdiğini, her iki ibare işitsel ve görsel açıdan kıyaslandığında, tek farkın itiraza konu başvuruda vurgunun en az olduğu bölgede bulunan ve müvekkil markasındaki "M" harfinden farklı olarak kullanılan "N" harfi olduğunu, "M" harfi ile "N" harfinin de işitsel ve görsel açıdan üst düzeyde benzer bulunduğunu, ayrıca bu harfler dışındaki 4 harfin tamamının sıralaması da dahil aynı olduğunu, dolayısıyla yapılan bu küçük değişikliğin markaları farklılaştırmadığını, markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetler arasında da benzerlik bulunduğunu, tüm bu nedenlerle taraf markalarının karıştırılacağını, mahkemenin aksi yöndeki değerlendirmesinin Yargıtay kararları ile de uyumlu olmadığını, dava konusu başvurunun, müvekkilinin ticaret unvanının esas unsuru "..." ibaresinden oluştuğundan, ticaret unvanına da tecavüz oluşturduğunu, SMK’nın 6/3 maddesi kapsamında da tescil engeli bulunduğunu, mahkemenin bu yönden yaptığı değerlendirmenin de yerinde bulunmadığını, müvekkiline ait tanınmış markayla iltibasa yol açacak derecede benzer ibarenin, üstelik aynı ürünler üzerinde tescil edilmesinin, başvuru sahibinin haksız çıkar sağlamasına, müvekkili markasının sulanmasına ve ayırt ediciliğinin de zedelenmesine neden olacağını, bu kapsamda SMK'nın 6/4 ve 6/5 maddeleri gereğince de başvurunun tescilinin mümkün olmadığını, dava konusu başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet 2013/67109 sayılı "... ... İlaç Sanayi" ibareli marka arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olmadığı, zira davacı markasında ticaret unvanını oluşturan "... İlaç Sanayi" ibaresinin konumu, ebat ve boyutları itibarıyla geri planda kaldığı ve tali bir unsur olarak kullanıldığı, markanın asli unsurunun, markanın başlangıcına ve ortasına kalın koyu renkli harflerle yazılarak konumu, ebat ve boyutları itibarıyla ön plana çıkartılan "..." ibaresi olduğu, söz konusu esas unsuru itibariyle davacı markasının dava konusu başvuruyla benzer bulunmadığı ve markaların karıştırılmayacağı, bu haliyle SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının oluşmadığı, ilk derece mahkemesince kabul edildiği üzere SMK'nın 6/3 ve 6/6 maddeleri kapsamında da bir tescil engelinin bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzer olmadığından davacı markasının tanınmış olmasının da bir tescil engeli yaratmayacağı, kaldı ki davacı markasının tanınmışlığının da ispat edilemediği, yine dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının kanıtlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 25/09/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/09/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1337, K. 2026/1649, T. 25.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1337-e-2026-1649-k-03c8f7559765