Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/535 E. 2026/1549 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/535
- Karar No
- 2026/1549
- Karar Tarihi
Ankara BAM 26. Hukuk Dairesi 2025/535 Esas - 2026/1549 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/535 KARAR NO : 2026/1549
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09.07.2024 NUMARASI : 2022/60 Esas 2024/417 Karar
DAVACI : VEKİLİ : Av.
DAVALILAR : 1 - : 2 - VEKİLİ : Av. : 3 - VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 02.10.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 05.10.2026
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı ... AŞ vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; Davacı vekili dava dilekçesinde; 20.11.2021 tarihinde davacıya ait araca, davalı ... sevk ve idaresi davalı ...'a ait ... AŞ nezdinde zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçeli ile sigortalı aracın çarpması sonucu meydana gelen kazada davacının aracında maddi hasar meydana geldiğini, aracın değer kaybına uğradığını, tamir süresince davacının aracı kullanamadığını, kaza sırasında araç içerisinde bulunan bir kısım eşyanın zarar gördüğünü, araç sürücüsünün kazada 2.14 promil alkollü olduğunu, davalıların davacının zararından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını iddia ederek ve belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10-TL hasar bedeli, 10-TL araç değer kaybı, 10-TL araç içerisindeki eşya bedeli ve 10-TL araç mahrumiyet bedeli olmak üzere toplam 40,00-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş, değer artırım dilekçesi veya ıslah dilekçesi sunmayacaklarını bildirmiştir. Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde; davalının aracının oto yıkamadayken davalı ... tarafından izinsiz ve rızası dışında alınarak kazanın meydana geldiğini, bu konuda savcılıkta soruşturma yürütüldüğünü, hırsızlık nedeniyle ve KTK'nın 104. maddesi gereğince davalının poliçe kapsamında sorumlu tutulmayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; kazada asıl mağdurun davalı olduğunu, diğer davalı ...'ın davacının aracını izinsiz ve haksız yere alıp kullanarak kazaya karıştığını, bu konuda yaptıkları şikayet üzerine başlatılan soruşturmanın derdest olduğunu, davacını kazada oluşan zararlardan sorumlu tutulmayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı, usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davaya cevap vermemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; hasara yönelik tazminat talebinin kabulü ile; 10,00-TL maddi tazminatın davalı ... AŞ için dava tarihinden, diğer davalılar ... ve ... için kaza tarihinden (20/11/2021) itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, araç içindeki eşyalar için 10,00-TL maddi tazminatın davalı ... AŞ için dava tarihinden, diğer davalılar ... ve ... için kaza tarihinden (20.11.2021) itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, değer kaybı yönelik 10,00-TL maddi tazminatın davalı ... AŞ için dava tarihinden, diğer davalılar ... ve ... için kaza tarihinden (20.11.2021) itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, araç mahrumiyetine ilişkin talebin davalılar ... ve ... yönünden kabulü ile; 10,00-TL maddi tazminatın kaza tarihinden (20.11.2021) itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı ... AŞ yönünden talebin reddine, karar verilmiş, karara karşı davalı ... AŞ vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davalı Sigorta vekilinin İstinaf başvurusunun, HMK'nın 352 maddesi kapsamında incelenmesinde; 6100 sayılı HMK'nın 341/2. maddesi; "Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir." aynı Kanunun "Temyiz edilemeyen kararlar" başlıklı 362. maddesi ise; "(1) Bölge adliye mahkemelerinin aşağıdaki kararları hakkında temyiz yoluna başvurulamaz: a) Miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar. ..." düzenlemelerini içermektedir. 6100 sayılı HMK'nın "Parasal sınırların arttırılması" başlığını taşıyan Ek 1. maddesi; Ek:24.11.2016- 6763/44 m) "(1) 200., 201., 341., 362. ve 369. maddelerdeki parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz. (2) 200. ve 201. maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341., 362. ve 369. maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır." şeklinde düzenlenmiş iken;14.11.2024 tarihinde yürürlüğe giren 07.11.2024 tarih ve 7531 sayılı Kanunun 22. maddesi ile; HMK'nın EK Madde 1. Maddesine ; "3-İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alınan parasal sınırda yeniden değerleme nedeniyle meydana gelen artış, bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtayın bozma kararları üzerine yeniden verilen kararlar hakkında uygulanmaz, ilk karar tarihinde geçerli olan parasal sınırlar esas alınır." şeklindeki fıkra eklenmiş, anılan Kanunun Geçici 1. maddesinde; "Bu Kanunla 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ek 1. maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklik, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren uygulanır. Üçüncü fıkra olarak eklenen düzenleme ise bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtayın bozma kararları üzerine bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yeniden verilen kararlar hakkında uygulanır." denilmiştir. 04.06.2025 tarih ve 32920 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi ile de; anılan maddenin 2. fıkrası "200. ve 201. maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341. 362. ve 369. maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır.” şeklinde değiştirilmiş, maddenin 3. fıkrası ise yürürlükten kaldırılmıştır. 7550 sayılı Kanun'da herhangi bir geçiş hükmüne yer verilmediğinden, HMK'nın 341, 362 ve 369. maddelerindeki parasal sınırların uygulanması yönünden istinaf ve temyiz kanun yollarına başvuru konusundaki kesinlik sınırları; söz konusu Kanun'un yürürlük tarihi olan 04.06.2025 tarihinden önce verilen kararlar yönünden, (HMK'nın Ek 1. maddesinin 2. fıkrasındaki değişiklikten önceki düzenlemeye tabi olduğundan) hükmün verildiği tarihe göre, 7550 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 04.06.2025 tarihinden sonra verilen kararlar yönünden ise, (HMK'nın Ek 1. maddesinin 2. fıkrasındaki değişiklikten sonraki düzenlemeye tabi olduğundan) dava tarihine göre belirlenecektir. ( HGK'nun 14.7.2025 tarihli, 2023/4-931 Esas, 2025/491 Karar sayılı kararı) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 341/2. maddesinde öngörülen malvarlığına yönelik istinaf kesinlik sınırı 2024 yılı için 28.250,00 TL olup, HMK'nın 341/4. maddesi gereğince, alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda kararda asıl talebinin kabul edilen ve reddedilen bölümü, bu miktarı geçmeyen taraf istinaf yoluna başvuramaz. HMK'nın 346. maddesi gereğince istinaf dilekçesinin kesin olan karara ilişkin olması halinde, ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesi reddedilebileceği gibi HMK'nın 352. maddesi gereğince yapılan ön inceleme neticesinde Bölge Adliye Mahkemesi tarafından da istinaf dilekçesinin reddine karar verilebilir. İstinaf sınırının miktar itibariyle belirlenmesinde, ilk derece mahkemesi tarafından kararın verildiği 09.07.2024 tarihinde yürürlükte olan 6100 sayılı HMK'nın EK Madde 1. Maddesinin 2. fıkrasında, "karar tarihteki miktar" esas alınacağı belirtildiğinden kesinlik sınırının belirlenmesinde karar tarihinde uygulanan miktarın esas alınması gerekir. Mahkemece, hasara yönelik tazminat talebinin kabulü ile; 10,00-TL maddi tazminatın davalı ... AŞ için dava tarihinden, diğer davalılar ... ve ... için kaza tarihinden (20/11/2021) itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, araç içindeki eşyalar için 10,00-TL maddi tazminatın davalı ... AŞ için dava tarihinden, diğer davalılar ... ve ... için kaza tarihinden (20.11.2021) itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, değer kaybı yönelik 10,00-TL maddi tazminatın davalı ... AŞ için dava tarihinden, diğer davalılar ... ve ... için kaza tarihinden (20.11.2021) itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, araç mahrumiyetine ilişkin talebin davalılar ... ve ... yönünden kabulü ile; 10,00-TL maddi tazminatın kaza tarihinden (20.11.2021) itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı ... AŞ yönünden talebin reddine, karar verilmiş olup, kabulüne karar verilen tazminat miktarına göre karar davalı yönünden miktar itibariyle kesin nitelikte olduğu anlaşıldığından davalı ... AŞ vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin HMK'nın 341/2. maddeleri gereğince reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı ... AŞ vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 341/2. maddesi gereğince MİKTAR İTİBARİYLE REDDİNE, 2-Peşin alınan istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalıya iadesine, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Karar tebliği, kesinleştirme ve harç iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda ve HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 02.10.2026 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
Başkan
Üye (Karşı Oy)
Üye
Katip
KARŞI OY
Davalı ... AŞ vekili tarafından dosyada yapılan istinaf başvurusuna yönelik olarak Dairemizce yapılan ön incelemede, ilk derece mahkemesi kararının miktar itibariyle kesin olduğundan bahisle istinaf başvurusunun (dilekçesinin) reddine oy çokluğu ile karar verilmiş olup, çoğunluk görüşüne aşağıdaki sebeplerle tarafımca iştirak edilmemiştir. İstinaf kanun yoluna başvurulabilen kararlar HMK'nın 341. maddesinde düzenlenmiş, maddede; "İlk derece mahkemelerinin aşağıdaki kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilir: a) Nihai kararlar. b) İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlar. (2) Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/41 md.) Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir. (3) Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda üç bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. (4) Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz. (5) İlk derece mahkemelerinin diğer kanunlarda temyiz edilebileceği veya haklarında Yargıtaya başvurulabileceği belirtilmiş olup da bölge adliye mahkemelerinin görev alanına giren dava ve işlere ilişkin nihai kararlarına karşı, bölge adliye mahkemelerine başvurulabilir." denilmiştir. Maddede; miktara göre istinaf sınırının belirlenmesinde; kural olarak dava edilen miktarın ve bu miktar üzerinden, ret veya kabul edilen miktarların esas alınacağı kabul edilmiş iken (HMK m. 341/2-4) alacağın bir kısmının dava edilmesi durumunda, kesinlik sınırının belirlenmesinde dava değeri değil, dava edilip, edilmemesine bakılmaksızın, alacağın tamamının esas alınacağı kabul edilmiştir. (HMK m. 341/3) Dolayısı ile alacağın bir kısmı gösterilerek açılan davanın (ister kısmi dava olarak açılsın, ister belirsiz alacak davası olarak açılsın, dava değeri artırılmadıkça ya da belirlenmedikçe) kabulü halinde, dava dilekçesinde hüküm altına alınan miktar değil, mahkemece belirlenen alacağın tamamı nazara alınır. Alacağın tamamının dava edildiği durumda uygulanacağı HMK'nın 341/ 4 maddesinde açıkça belirtilen düzenlemenin, kural olarak kısmi davada uygulanma imkanı olmamakla birlikte, uygulanması durumunda dava edilen değer değil, asıl alacağın tamamı esas alınarak asıl alacağın varlığının kabul edildiği miktar nazara alınarak, taraflar açısından kararın istinaf yolu açık olup olmadığı değerlendirilebilir. Somut olayda, davacı belirsiz alacak olarak maddi tazminat talep etmiş, davalı sigortadan talep edilen kalemlere ilişkin olarak, ilk derece mahkemesi tarafından, araç hasarı, araç değer kaybı ve araçta zarar gören eşyalar olarak davacının 97.099,93 TL maddi zararı olduğu kabul edilerek, taleple bağlı kalınarak 30,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Davacının dava konusu edilmeyen alacak kısıma ilişkin olarak tazminat talebinden feragati de bulunmamaktadır. Bu durumda; belirsiz alacak davası olarak alacağın tamamına yönelik açılan davada, davacının alacak miktarını belirlememiş olması nedeniyle, dava dilekçesindeki miktar itibariyle sorumluluğa karar verilmiş olsa dahi, mahkemece davacının talep edebileceği zararın 97.099,93 TL olduğunun tespit edilmiş olmasına, davanın da alacağın tamamına yönelik olmaması göre, istinaf sınırının belirlenmesinde, HMK'nın 341/2 ve 4 maddelerinin değil, HMK'nın 341/3 maddesindeki, alacağın kısmen dava edilmesi halini düzenleyen açık düzenleme gereğince taraf sıfatına bakılmaksızın , HMK'nın 341/3 maddesinin uygulanacak olmasına göre, alacağın tamamı nazara alındığında da, ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan HMK m. Ek-1 düzenlemesi gereğince istinaf sınırı 28.250,00 TL olduğundan, karara karşı istinaf yoluna başvurulabileceği kanaatinde olduğumdan, Kanun açık düzenlemesine istinaden alacağın tamamının dava edilmemiş olması durumunda, istinaf sınırının belirlenmesinde uygulama imkanı sınırlı olan (varlığı iddia edilen alacağın tamamı ve mahkemenin kabul kabul ettiği kısım arasındaki fark hariç) HMK'nın 341/2-4 maddesine istinaden, davalının ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvuramayacağına yönelik heyet çoğunluk görüşüne, katılmıyorum.
Üye
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.