Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/7064 E. 2026/3366 K. – Kamulaştırmasız
Konu: Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/7064
- Karar No
- 2026/3366
- Karar Tarihi
- Konu
- Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/362 Esas, 2025/484 Karar KARAR : Esastan ret / Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 12. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/210 Esas, 2023/263 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddi ile kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden resen İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Bursa ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 2602 parsel sayılı taşınmaza kamulaştırma yapılmaksızın yol yapılmak suretiyle el atıldığını ileri sürerek taşınmazın bedelinin davalı idarelerden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın ana arterde kalıp kalmadığının tespit edilerek, ana arterde kalmadığının anlaşılması halinde müvekkili yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmaza müvekkili idare tarafından fiili olarak el atılmadığını, husumetin fiilen el atan idareye yöneltilmesi gerektiğini, talep edilen tazminat miktarının yüksek olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın kısmen 30 metrelik yol alanında kaldığını, diğer kısımlarının imar planı dışında olduğunu, bu kısımların plansız alanda olup kamusal nitelik taşımadığını, yol olarak el atılan kısmın ana arter olduğunu, bu nedenle kamulaştırma yetki ve sorumluluğunun Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığına ait olduğunu, müvekkili idare yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, talep edilen tazminat miktarının yüksek olduğunu ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve el atma tazminatının davalı idarelerden tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin düşük olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza müvekkili idare tarafından fiili olarak el atılmadığını, bu nedenle müvekkili idare yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini, dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu ileri sürmüştür.
3. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu, emsal taşınmaz daha değerli olduğu hâlde, dava konusu taşınmazın daha değerli kabul edilmesinin hatalı olduğunu, taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı dışında kalan kısmının kullanımının mümkün olmadığı yönündeki tespit nedeniyle bedeline hükmedilmesinin doğru olmadığını, bu kısımların ileride yapılacak imar planında değerlendirilebileceğini, bu kısımların plansız alanda olup kamusal nitelik taşımadığını, üst ölçekli planda tarımsal niteliği korunacak alan olarak tanımlandığından müvekkili idare yönünden husumetin ortadan kalktığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı içerisinde olmayan, ancak 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı içerisinde olan ve belediyenin tüm hizmetlerinden faydalanıp etrafı meskun mahal olan, bu nedenle arsa niteliğinde olan dava konusu taşınmazın 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı içerisinde yol alanında kaldığı, taşınmazın bir kısmına davalı belediyeler tarafından yol ve kaldırım yapmak suretiyle ayrı ayrı fiilen el atıldığı sabit olup proje bütünlüğü kapsamında davacının sabit bir yararının kalmadığı gerekçesiyle taşınmazın tamamının bedeline hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak taşınmazın değerinin belirlenmesi yöntem itibarıyla doğru olup değerlendirme tarihi olan 06.06.2022 tarihi itibarıyla belirlenen 5.077,00 TL/m² birim bedelinin taşınmazın konum ve özelliklerine göre makul olduğunun anlaşıldığı, ancak 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrasının; "Bu Kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir.” şeklinde düzenlendiği, eldeki davada 04.11.1983 tarihinden sonraki fiili el atma olup 2942 sayılı Kanun’da düzenlenmediği, kaynağını Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar ile 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararlarından aldığı ve proje bütünlüğü bağlamında bedeline hükmedilen kısımlar açısından ise 2942 sayılı Kanun'un Ek Madde 1'in uygulanması söz konusu olmadığından Ek Madde 4 gereği değerlendirme yapılmayacağı ve Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulamaları nazara alındığında nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru ise de hükmedilen bedel üzerinden nispi harç alınması gerekirken maktu harç alınmasının doğru görülmediği, harca ilişkin hususların kamu düzenine ilişkin olduğu, bununla birlikte dava konusu taşınmaz tek olduğundan davalılar aleyhine hükmedilen toplam tazminat bedeli üzerinden tek bir vekâlet ücreti belirlenip davalıların sorumlu oldukları tazminat oranında vekâlet ücreti belirlenmesi gerekirken her bir davalı yönünden ayrı ayrı sorumlu oldukları miktar esas alınarak vekâlet ücreti belirlenmesi doğru görülmemiş ise de bu hususlarda davalı taraflarca istinaf sebebi ileri sürülmediğinden belirtilen yanılgının eleştirilmekle yetinildiği belirtilerek taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine, harç hususu kamu düzenine ilişkin olduğundan resen dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş; ayrıca hükmedilen bedele dava tarihinen itibaren kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faiz oranının uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
3. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş; ayrıca dava konusu taşınmazın plansız alanda kalan kısımlarına ilişkin imar uygulaması çalışmaları devam ettiğinden bu çalışmanın sonuçlanmasının beklenmesi gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak davacı tapu maliki ile davalı idareler arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve taşınmazın fiilen el atılan bölümü ile kullanılamaz hale gelen arta kalan bölümlerin bedelinin alınan rapor uyarınca davalı idarelerden tahsiline karar verilmesi yerindedir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, istinaf incelemesinde ileri sürülmeyen bir hususun temyiz yolunda ileri sürülmesinin mümkün olmadığı da gözetildiğinde temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, davalılardan aşağıda yazılı kalan harçların alınarak Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.