Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2026/2876 E. 2026/4225 K. – İş Kazasından

Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2876
Karar No
2026/4225
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1035 E., 2025/1050 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 23. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/74 E., 2025/180 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin, 04.12.2018 tarihinde davalı şirkette kaynak, montaj ve imalat bölümünde usta olarak çalışmaya başladığını, 05.02.2019 tarihinde davalı şirkete ait fabrikanın çatısına havalandırma açmak için malzeme taşıdığı sırada çatı profilleri ve sandviç panellerinin standart yapılmamış ve aydınlık panelinin bir köşesinin çatı profillerine sabitlenmemesi nedeniyle 11,80 metre yüksekten düşerek iş kazası geçirdiğini, çatıdaki panellerin genişliği 120 cm olması gerekirken 180 cm olduğundan dolayı üzerine basınca taşımadığı için ve panellerin vidası olmadan sabitlenmesi yapıldığı için yere düştüğünü, bu denli yüksekte iş yapan müvekkile iş yeri tarafından herhangi bir emniyet kemeri, baret temin edilmediğini, 05.02.2019 tarihinden 20.02.2019 tarihine kadar hastanede yattığını, 11.02.2019 tarihinde ameliyat edilerek yoğun bakıma alındığını belirterek, maddi tazminat taleplerinin, geçirdiği iş kazası nedeniyle vücudunun çeşitli yerlerinde kırık bulunduğundan dolayı çalışması mümkün olmayan ve ekonomik geleceği sarsılan müvekkilin tam maluliyet üzerinden alacaklarının ödenmesi gerektiğini ileri sürerek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sürekli iş göremezlik derecesini asla kabul etmediklerini bu dereceye bağlanan, aylık gelire de itiraz ettikleri, ayrıca İstanbul Anadolu 21.Asliye Ceza davası 2020/133 E. sayılı dosyada dava devam ettiğinden kusur oranlarının henüz tespit edilmediğini, savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; manevi tazminat talebinin kısmen kabulünün hatalı olup tamamen kabulü gerektiğini ileri sürerek ve resen görülecek nedenlerle kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece belirlenen kusur oranının hatalı olduğunu, davacının aylık ücretinin hatalı şekilde belirlendiğini, asgari ücret düzeyinde maaş aldığını, belirlenen manevi tazminatın fazla olduğunu, kazadan sonra davacıya yapılan ödemeler nedeniyle tazminattan indirim yapılması gerektiğini ileri sürerek ve resen görülecek nedenlerle kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Değerlendirme ve Gerekçe Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne dair İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20... . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme A) Davacı vekilinin davacı yararına hükmolunan manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre reddine karar verilen manevi tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 72.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. B )Davalı vekilinin davacı yararına hükmolunan manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. C) Davalı vekilinin davacı yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından; davacı kazalının davaya konu iş kazası nedeniyle uğradığı sürekli iş göremezlik oranının tespitine dair Kurum Sağlık Kurulu Kararı ile Yüksek Sağlık Kurulu Kararında oranın %51,00 oranı olarak belirlendiği, davacı vekilince anılan karara itirazda bulunulmayıp 06.07.2021 tarihli beyan dilekçesi ile kazalının sürekli iş göremezlik oranının YSK tarafından belirlendiğinin belirtildiği, davalı vekilince yapılan itirazlar üzerine ATK 3.İhtisas ve giderek ATK 2.Üst Kurulunca oranın bu kez daha fazla %53 oranı olarak belirlendiği, hükme esas alınan 04.02.2025 tarihli hesap raporunda kazalının %53 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı kabulünden hareketle hesaplama yapıldığı anlaşılmaktadır. Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2.maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (...nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.19 59... /5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı) Somut olayda, davacının Kurumca belirlenen %51,00 oranındaki sürekli iş göremezlik oranına itirazının bulunmadığı hususu gözden kaçırılarak davalı itirazı üzerine belirlenen ve daha fazla tespit edilen %53,00 oranındaki sürekli iş göremezlik oranının hükme esas alınması suretiyle karar verilmesi ve bu suretle de davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak ihlal edilerek sonuca gidilmesi hatalı olmuştur. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Davacı vekilinin davacı yararına hükmolunan manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

2.Davalı vekilinin davacı yararına hükmolunan manevi tazminat alacağına yönelik yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,

3.Davalı vekilinin davacı yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesi yönünden; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, A. İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçe kısmında yer alan "...Davacının 05.02.2019 olay tarihinden itibaren geçici işgöremezlik süresinin sonra erdiği 29.07.2019 tarihine kadar geçen (6) aylık geçici işgöremezlik döneminde %100 oranındaki maluliyet derecesine göre değerlendirme yapılmış, davacının geçici işgöremezlik süresinin sona erdiği ve sürekli işgöremezlik derecesinin başladığı 29.07.2019 tarihinden itibaren ise %53 oranındaki maluliyet derecesine göre maddi zararı tespit edilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde davacının davalıya ait işyerinde kaynak montaj ve imalat bölümünde usta olarak çalıştığını aylık net kazancının 3.000,00 TL olduğu yönünde beyanda bulunmuştur. Mahkememizce emsal ücret araştırma cihetine gidilmiş olup, dava dosyasında mevcut ...Sendikasının 10.07.2020 tarihli cevap yazılarında sendika üyesi olmayan ve toplu iş sözleşmesinden yararlanmayan bir işyerinde davacı emsali işçilerin aylık brüt ücretinin 3.969,00 agisiz net ücretinin 2.837,48 TL olduğu bildirilmiştir. 01.01.2019 tarihinde bekarlar için uygulanan AGİ 191,88 TL olup emsal ücret yazısı dikkate alınarak davacının ücretinin asgari ücretin 1,48 katı olduğu tespit edilmiştir. Mahkememizce tespit edilen kusur ve maluliyet oranları dikkate alınarak yapılan hesaplamada davacının dava konusu iş kazası nedeniyle iş gücü kaybından dolayı 2.226.559,84 TL maddi zararının bulunduğu anlaşılmış olup ıslah dilekçesi doğrultusunda maddi tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir. " ibarelerinin silinerek yerine "Davacının 05.02.2019 olay tarihinden itibaren geçici işgöremezlik süresinin sonra erdiği 29.07.2019 tarihine kadar geçen (6) aylık geçici işgöremezlik döneminde %100 oranındaki maluliyet derecesine göre değerlendirme yapılmış, davacının geçici işgöremezlik süresinin sona erdiği ve sürekli işgöremezlik derecesinin başladığı 29.07.2019 tarihinden itibaren ise davacı vekilince Kurumca belirlenen %51 oranına itiraz edilmemesi nedeniyle %51 oranındaki maluliyet derecesine göre maddi zararı tespit edilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde davacının davalıya ait işyerinde kaynak montaj ve imalat bölümünde usta olarak çalıştığını aylık net kazancının 3.000,00 TL. olduğu yönünde beyanda bulunmuştur. Mahkememizce emsal ücret araştırma cihetine gidilmiş olup, dava dosyasında mevcut ...Sendikası'nın 10.07.2020 tarihli cevap yazılarında sendika üyesi olmayan ve toplu iş sözleşmesinden yararlanmayan bir işyerinde davacı emsali işçilerin aylık brüt ücretinin 3.969,00 agisiz net ücretinin 2.837,48 TL olduğu bildirilmiştir. 01.01.2019 Tarihinde bekarlar için uygulanan AGİ 191,88 TL. Olup emsal ücret yazısı dikkate alınarak davacının ücretinin asgari ücretin 1,48 katı olduğu tespit edilmiştir. Mahkememizce tespit edilen kusur ve maluliyet oranları dikkate alınarak 04.02.2025 tarihli hesap raporu üzerinden re'sen yapılan hesaplamada davacının dava konusu iş kazası nedeniyle iş gücü kaybından dolayı 2.136.575,43 TL maddi zararının bulunduğu anlaşılmış olup ıslah dilekçesi doğrultusunda maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. " ibarelerinin yazılması, B. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının tamamen silinerek yerine geçmek üzere; "Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 1-2.136.575,43 TL maddi tazminatın kaza tarihinden (05.02.2019) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden (05.02.2019) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 3-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 152.780,46 TL harçtan peşin ve ıslah ile alınan 529,41 TL harcın mahsubu ile bakiye 152.251,05 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından başvurma harcı ve peşin harç olarak yatırılan toplam 529,41 TL harcın (harç her zaman haksız çıkan taraftan kabul edilen dava değerine göre alındığından) yargılama gideri olarak davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafça yapılan posta masrafı, tanık gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 8.596,00 TL yargılama giderinden davanın kabul-ret oranına göre 8.080,24 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin miktarın davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafça yapılan posta masrafı, tanık gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 596,00 TL yargılama giderinden davanın kabul-ret oranına göre 35,76 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, fazlaya ilişkin miktarın davalı üzerinde bırakılmasına, 7-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 16.429,00 TL'nin davanın kabul-ret oranına göre 985.74 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, bakiye 15.443,26 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 8-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık ücret tarifesi gereğince maddi tazminat talebi yönünden 295.023,30 TL avukatlık ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 9-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık ücret tarifesi gereğince maddi tazminat talebi yönünden 30.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 10-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık ücret tarifesi gereğince manevi tazminat 30.000,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

11-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık ücret tarifesi gereğince manevi tazminat 30.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,

12-Hükümden sonra yapılması gereken gerekçeli kararın tebliğ giderinin davacı tarafından yatırılan gider avansından karşılanmasına, bu giderlerin yapılması durumunda davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 13-Tarafların yatırmış olduğu avanstan harcanmayan kısmının hükmün kesinleşmesinden sonra resen taraflara iadesine dair davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.10.04.2025

" ibarelerinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Fazla yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2026/2876, K. 2026/4225, T. 09.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2026-2876-e-2026-4225-k-b4061622e2da