Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/12498 E. 2026/4221 K. – İş Kazasından

Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/12498
Karar No
2026/4221
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 48. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2391 E., 2025/1071 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Edirne 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/92 E., 2023/430 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; Davacılar murisi ...'ın davalıya ait işyerinde çalışmakta iken 15.01.2021 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle vefat etmesinden ötürü mirasçılarının maddi ve manevi zararlarına ilişkin tazminat alacaklarının davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacıların taleplerinde haklı olmadığını müvekkili şirkete kusur atfedilmesine olanak bulunmadığını, beyanla haksız davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; emsal ücret araştırması yapılması taleplerinin ısrarlı şekilde reddedilmesinin doğru olmadığını, asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması için dosyanın aktüerya bilirkişine gönderildiğini ancak bilirkişinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı rayiç işçilik ücretine göre hesap yaptığını, İDM'nin emsal ücret araştırması yapmaksızın ek rapor aldırmasındaki ısrarının sorumluluğunun müvekkilerine yüklenemeyeceğini, müvekkillerinin adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini, işçi lehine yorum ilkesine aykırı davranıldığını, daha sonradan emsal ücret araştırması yapılmış ise de bu kez de emsal ücretlere değer verilmeden tespit yapılmasının hatalı olduğunu, en başında emsal ücret araştırması yapılmış olsaydı böyle bir sonucun ortaya çıkmamış olacağını eksik inceleme nedeniyle müvekkillerinin alacaklarının da eksik hesaplandığını, kusur oranındaki çelişkiler giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu ceza davasında alınan rapor ile SGK müfettişince düzenlenen raporda müteveffaya kusur yüklenmediğini ama mahkemece çelişki kusur oranına göre karar verilmesinin hatalı olduğunu, maddi olgular tartışılmadan işçiye kusur atfedilmesinin kabul edilemeyeceğini, müteveffaya iş sağlığı ve güvenliği eğitiminin verilmediğini, kendisine koruyucu ekipman sağlanmadan çalıştırıldığını iş kazasının meydana gelmesinde de, kazanın sonucunda ölüm olayının gerçekleşmesinde de işverenin tam kusurlu olduğunu, müvekkilleri için takdir edilen manevi tazminat miktarlarının çok az olduğunu, çocuklar için takdir edilen manevi tazminatların iki çocuk için neden farklı olduğunun anlaşılamadığını, her iki çocuğun da müteveffanın evladı olduğunu, çocuklar arasında manevi tazminat farkı yaratılmasının hak ve nesafetle bağdaşmadığını, ülkenin ekonomik durumu ve satın alma koşulları dikkate alındığında hüküm altına alınan miktarların çok az olduğunu beyanla talepleri doğrultusunda inceleme yapmak neticeten davanın tümden kabulüne karar verilmek üzere yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kusur yönünden yapılan inceleme ve varılan tespitin hatalı olduğunu, tanık beyanları ile keşif yerinde elde edilen tespitlerin nazara alınmadığını işçinin kendi dikkatsizliği ve tedbirsizliği nedeni ile vefat etmiş olup bu olay nedeni ile davalı müvekkiline kusur atfedilmesine olanak bulunmadığını nitekim Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı 2021/88 Soruşturma dosyasında düzenlenen 16.01.2021 tarihli Olay Ön İnceleme Raporunda maktulün dikkatsizliği ve tedbirsizliğinin bulunduğuna işaret edildiğini, ölüm nedeninin maktülün girmemesi gereken yerden girerek emir ve talimatlara aykırı davranışı olduğu hususunun ortaya çıktığının tanık beyanlarında da anlaşıldığını tanık ..‘nın keşif esnasında beyanının zapta geçmemiş olmasını da kabul etmediklerini tanığın tekrardan dinlenmesi gerektiğini yazılı belge ve bilgilerde görüldüğü üzere davacıların murisinin asgari ücretle çalıştığını bilirkişice dosya kapsamına göre değil de tahmine dayalı rapor hazırlanmış olmasının hatalı olduğunu belgeler ve işçi tanıklık beyanlarına göre hesaplamanın asgari ücret üzerinden yapılması gerekli iken ücret araştırması yapılarak farklı bedel üzerinden hesap yapılmasını kabul etmediklerini Edirne 5. Asliye Ceza Mahkemesi duruşma tutanağına göre kamu tanığı ...'ın murisin günlük 130 TL ücretle çalıştığını beyan ettiğini, pazar günleri çalışmanın olmadığı gözetildiğinde hesaplamanın hatalı olduğunun anlaşılacağını, davacının kalfa olarak işe girdiğini ustalığı bulunmadığını, hüküm altına alınan manevi tazminat miktarlarının çok yüksek olduğunu davanın reddi gerektiğini beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...dosya kapsamına, mevcut delil durumuna ve yukarıda belirtilen ölçütlere göre yapılan inceleme sonucunda, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, ..." gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20... . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme A)Taraf vekillerinin davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine reddine ve kabulüne karar verilen tazminat miktarlarının ayrı ayrı Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından taraf vekillerinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. B)Taraf vekillerinin davacılar yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR: Açıklanan sebeple; Taraf vekillerinin davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

Taraf vekillerinin davacılar yararına hükmedilen maddi tazminat alacağı yönünden yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harçlarının ilgililerinden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/12498, K. 2026/4221, T. 09.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-12498-e-2026-4221-k-0bc7bf17449e