Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/11942 E. 2026/4216 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/11942
- Karar No
- 2026/4216
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/443 E., 2025/1049 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 5. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/199 E., 2024/361 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı iş yerinde çalışmakta iken 2015 yılında Demir kıymıklarının ayağına batması neticesi ile sol ayak parmağı kesilmiş olup yine alüminyum külçe patlaması nedeni ile göğsünün ön tarafı, kolları ve sırtı yanmıştır. Yine bu şekilde olduğu bilinmesine rağmen son olarak 15.09.2015 tarihinde yüksek tansiyon ve şeker hastası olduğu bilinmesine rağmen gece mesaisinde çalıştırılması nedeni ile beyin kanaması geçirerek felç çolmuştur. Davalı işverenin çalışma hayatını düzenleyen mevcut yasal buyruklara uymayarak iş yerinde gerekli tedbir ve önlemleri aldırmamış olmakla bu kazanın meydana geldiği, bu itibarla gerekli yargılamanın yapılarak fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile 1.000 TL maddi ve 30.000 TL manevi tazminat istemlerimizin hüküm altına alınmasının talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iş yerimizde uzun zamandır çalıştığı doğrudur ki bu konuda deneyimlidir, ancak iddia edilen ne ayağı ile ilgili hususlar ne de diğer vakıalar bizim şirketimizde çalışmasından kaynaklı rahatsızlıklar değildir. Davacı işçi çalıştığı iş yerinde dönemsel olarak gece vardiyalarında çalışma istediğini belirterek bu talebi doğrultusunda çalışma şartları bu yönde düzenlenmiştir, dolayısıyla bu konuda müvekkilimize izafe edilecek bir kusur durumu söz konusu değildir. İşyerindeki uzman doktor kontrolünde düzenli sağlık kontrolleri yapılan davacının uyarı ve ikazların aksine yeme alışkanlıkları, kronik rahatsızlıkları, kendisine reçete edilen ilaçların zamanında ve düzenli kullanılmaması ve düzensiz hayat pratikleri bahsi geçen rahatsızlığın ana sebebi olduğu, kendisinin tedavisi ve raporlu olduğu müddetçe tüm ödemeleri gerçekleştirilmiştir. Müvekkil şirketin, davacıya iş yeri ile ilgili tüm uyarıları yapmış, gerekli eğitimleri ve malzemeleri temin etmiş ve yasal şartlara haiz çalışma ortamı hazırlamış olduğu, bu itibarla davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf sebepleri olarak; Adli Tıp Kurumunda tespit edilen % 45 olarak kabulünün hatalı olduğunu, *Mahkeme tarafından maluliyet oranına ve kusur oranına ilişkin itirazları değerlendirilmeden eksik inceleme ile karar verildiğini, *devlet hastanesinden 06.10.2021 tarihinde alınmış maluliyet raporunun davacının maluliyet oranının % 73 olarak belirlendiğini, aradan geçen zamanda davacının maluliyetinin çok daha fazla ilerlediğini, davacının bakıma muhtaç halde olduğunu, mahkemenin gerçeği yansıtmayan maluliyet oranına göre karar vermesinin hukuk aykırı olduğunu, *bozmadan sonra İlk Derece Mahkemesi tarafından alınan kusur raporlarında davalı işverene % 70 kusur verilmesi , % 30 bünyesel faktör olarak değerlendirilmesinin gerçeğe ve hukuka aykırı olduğunu, davalı şirketin davacının raporu bulunan rahatsızlıklarını bildiğini, yüksek tansiyon ve şeker hastası olduğunun farkında olduğunu, kasten bilinçli olarak hareket ettiğini, davacının ağır çalışma koşullarında gece mesaisinde çalıştırılması sebebiyle yaşanan iş kazasında % 100 kusurlu olması gerekirken % 70 kusurlu kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, *İlk Derece Mahkemesinin yeni bir tahkikat başladıktan sonra tarafımıza ıslah için süre vermesi sonucu sunulan ıslah ve yapılan bedel artırımın ikinci ıslah olarak nitelenmesinin hukuka aykırı olduğunu, *Mahkemenin 23.10.2024 tarihinde yapılan duruşmanın 2 numaralı ara kararı ile taraflarına ıslah dilekçesi sunmak üzere bir haftalık kesin süre verdiğinin sabit olduğunu, akabinde ıslah dilekçesi sunamayacaklarından bahisle kısmen kabul kararı vermesinin hatalı olduğunu, *davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, *ayrıca kısmen kabil kararı verilerek davalı lehine vekalet ücretine hükmetmesinin tamamen hukuka aykırı olduğunu, ikinci dilekçeleri ıslah olarak görülüp reddedilecekse hiç sunulmamış gibi ilk ıslah dilekçesine göre tam kabul verilmesi gerektiğini, eğer ikinci dilekçeleri kabul edilecekse o zaman da tam tutar üzerinden kabul verilmesi gerektiğini belirterek; mahkeme kararının kaldırılarak davacının tüm taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini bildirmiştir. Davalı vekili istinaf sebepleri olarak; dosyada istinaf öncesi alınan ilk kusur raporu ile istinaf sonrası alınan kusur raporlarının yüzde yüz çeliştiğini, *her şeyden önce ilk kusur raporu ile son kusur raporu arasındaki çelişki giderilmeden aktüerya hesap raporu ile dikkate alınarak karar verilmesine neden olacakken davacının derdest davayı ikinci kez ıslah etmesi nedeniyle bu aktüerya raporuna göre karar vermemesine neden olduğunu, davacının ikinci kez ıslah etmemiş olması durumunda mahkemenin bu çelişkili raporlar doğrultusunda aktüerya hesabına göre karar vereceğini, mahkemenin ikinci kez ıslah nedeniyle usulden reddetmesinin bu çelişkili bilirkişi raporlarını kabul ettikleri anlamına gelmemediğini, *dava konusu aynı olan SGK'nın davalı şirkette karşı açtığı rücu davasında mahkemedeki derdest dava ile Bakırköy 17 İş Mahkemesindeki 2022/66 Esas sayılı derdest rücu davasında kusur raporlarının da tamamıyla birbiriyle çeliştiğini, raporlar arasında çelişki giderilmeden davacı lehine olacak şekilde tek bir bilirkişi heyeti raporu ile hükme esas alınmasının çelişki oluşturduğunu, *maddi tazminat yönünden reddedilen miktar yönünden lehlerine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, *kusur raporları arasında çelişki giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılarak davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep ettiklerini bildirmiştir. C.Değerlendirme ve Gerekçe Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Mahkemenin 23.10.2024 tarihli duruşmasının mahkemece davacı vekiline ıslah dilekçesini sunmak üzere 1 haftalık kesin süre verildiği ve davacı tarafın kesin süre içinde dosyaya dosyada aldırılan 18.09.2024 tarihli hesap bilirkişi raporunda yapılan hesaplama doğrultusunda taleplerini ıslah ettiği görülmüştür. Mahkemece, "...Bu kez davacı vekili tarafından sunulan 30.10.2024 tarihli dilekçe ile tekrar davanın ıslah dilekçesi verilmek suretiyle maddi tazminat talebenin 804.373,05 TL'ye çıkartıldığı tespit edilmiş bu kez HMK 176. ve 177. maddeleri uyarınca davacının anılan bu dosyada ikinci kez ıslah talebinde bulunup bulunamayacağı noktasında talep değelenderilmiş bilindiği üzere 6100 sayılı HMK 177 . maddesinin 22.07.20 22... sayılı maddesi ile yapılan değişiklik sonrasında Yargıtay bozma kararında ya da Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararından sonra dosya İlk Derece Mahkemesine gönderildiğinde İlk Derece Mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması halinde tahkikat sona erinceye kadar ıslah yapabileceği belirtilmiş olup ancak aynı yasanan 176-2 maddesi ayırınca aynı davada tarafların ancak 1 kez ıslah yoluna başvurabileceği belirtilmiş olup ancak bu değişikliğin ilk kararda ıslah yoluna başvurulmamış olması halinde uygulanabileceği şeklinde anlaşılması gerek olup kaldı ki Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay kararları da bu doğrultuda olup Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararında önce davacı tarafın sunmuş olduğu 27.06.2022 tarihinde ıslah dilekçesi olarak verildiği gerçekte davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı bu itibarla ikinci kez talebin talep artırım dilekçesi ile yapılabilme imkanı var iken davacı tarafın hakkını bu şekilde kullanmadığı dolayısıyla aynı yargılamada HMK 176/2 maddesi uyarınca ıslah talebinin ancak bir kez kullanabileceğine dair emredici hüküm doğrultusunda davacı tarafın ikinci ıslah dilekçesinin kabul imkanı bulunmadığından ilk ıslah ile arttırılan tutar olan 128.391,14 TL yönünden maddi tazminat talebinin kabulüne olay tarihiden itibaren yasal faiz yürütülmesine ikinci ıslah dilekçesi ile arttırılan talep yönünden davanın reddine, manevi tazminat yönünden yine davanın kabulü ile 30.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir..." gerekçesi ile dosyaya sunulan 30.10.2024 tarihli ıslah dilekçesinin ikinci ıslah dilekçesi olduğu değerlendirilmesi yapılmışsa da Yargıtay kararı gereğince de davanın niteliği itibari ile belirsiz alacak davası olduğu, dosyaya sunulan 27.06.2022 tarihli ilk dilekçesi ile talebini belirlemiş olduğu, ilk dilekçenin ıslah dilekçesi olarak değerlendirilemeyeceği, daha sonra dosyaya sunduğu 30.10.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini artırdığı, söz konusu dilekçenin ilk ıslah dilekçesi olduğu, ikinci ıslah dilekçesi olarak değerlendirilemeyeceği, buna göre de davacı tarafın 30.10.2024 tarihli dilekçe kapsamında maddi tazminat yönünden talebini 804.373,05 TL artırdığı, bunu usul ve yasaya uygun olduğu, mahkemenin aksi yöndeki tespit ve değerlendirmelerinin dosya içeriğine uygun olmadığı, davacı vekilinin bu yönden istinaf itirazının yerinde olduğu anlaşılmıştır. Dairemizce bu yönden Mahkeme kararı kaldırılarak dosyada tespit edilen kusur duruma göre dosyada aldırılan 18.09.2024 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda davacı tarafın maddi tazminat talebinin kabulüne karar verilerek yeniden hüküm kurulmuştur..." gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kabulüne dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek ve ikinci kez ıslahın kabulünün hukuka aykırı olduğunu beyan etmek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20... . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR Açıklanan sebeple; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Fazla yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.