İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/218 E. 2026/522 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/218
- Karar No
- 2026/522
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/218 Esas - 2026/522 TÜRK MİLLETİ Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/218 KARAR NO : 2026/522
...
DAVA : Tazminat /Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat DAVA TARİHİ : 17/08/2018 KARAR TARİHİ : 25/06/2026 KARAR Y.TARİHİ : 17/07/2026 Mahkememizde görülmekte olan "Tazminat" davasının yapılan açık yargılaması sonucunda, aşağıdaki karar tesis edilmiştir. I-İDDİALAR 1. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 13/03/2015 tarihinde, davalı ...'in işleteni ve sürücüsü olduğu, davalı ... ... poliçesi ile sigortalı .... plakalı aracın, davalı ...'ın işleteni, davalı ...'nun sürücüsü olduğu ve davalı ... Şirketi tarafından .... plakalı araç ile çarpışması neticesinde, kaldırımda yaya olarak bulunan müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını; kaza tespit tutanağında sürücü ...'in geçiş önceliğine uymaması nedeniyle asli, sürücü ...'nun ise hızını azaltmaması nedeniyle tali kusurlu bulunduğunu, müvekkiline atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını; sürücüler hakkında taksirle yaralama suçundan kamu davası açıldığını; müvekkilinin kaza nedeniyle sol bacağının diz altından ampute edildiğini, sağ bacağına platin takıldığını, uzun süre tedavi gördüğünü ve çalışamadığını, % 52 oranında engelli kaldığını; tedavi sürecinde taksi, ambulans ve hastane masrafları yapmak zorunda kaldığını; sigorta şirketlerine yapılan başvurulardan olumlu sonuç alınamadığını belirterek; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, HMK'nın 107. maddesi kapsamında belirsiz alacak davası olarak, şimdilik 2.500,00 TL maddi tazminatın (500,00 TL tedavi masrafı, 1.000,00 TL geçici iş gücü kaybı, 1.000,00 TL kalıcı iş gücü kaybı) ve 250.000,00 TL manevi tazminatın, kaza tarihi olan 13/03/2015 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte (davalıların kusurları oranında ve sigorta şirketleri maddi tazminattan poliçe limitleri dâhilinde sorumlu olmak koşulu ile) davalılardan tahsili talep ve dava etmiştir. 2. Davacı vekili, kaldırma kararı öncesindeki yargılama aşamasında sunduğu 03/02/2021 UYAP havale tarihli ıslah dilekçesi ile; alınan bilirkişi ek raporu doğrultusunda, dava dilekçesinde 2.500,00 TL olarak talep edilen maddi tazminatı 522.217,83 TL artırarak 524.717,83 TL'ye yükseltmiş (5.318,80 TL tedavi ve bakıcı gideri, 1.070,82 TL geçici iş göremezlik, 518.328,23 TL sürekli iş göremezlik); ayrıca dava dilekçesinin sonuç kısmındaki "davalıların kusurları oranında sorumluluğu" ibaresini, maddi ve manevi tazminat alacağının tüm davalılardan (sigorta şirketleri yönünden yalnızca maddi tazminat bakımından ve poliçe limitleri dâhilinde) müştereken ve müteselsilen tahsili şeklinde ıslah etmiştir. 3. Davacı vekili 20/10/2021 UYAP havale tarihli bedel artırım dilekçesi ile; ....Mahkemesi'nin iptal kararı sonrasında alınan ikinci ek bilirkişi raporunda hesaplanan 718.138,56 TL maddi tazminat üzerinden, ... tarafından bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin (159.434,55 TL) yarısı olan 79.717,27 TL'nin ıslah edilmeyen kısımdan (193.420,73 TL) düşülmesi suretiyle bulunan 113.703,46 TL yönünden dava değerini artırmış; böylece toplam maddi tazminat talebi 638.421,29 TL'ye (talep arttırım dilekçesinde; maddi tazminat miktarını 524.717,83 TL + 113.713,46 TL = 638.421,29 TL) ulaşmıştır. Mahkememizin kaldırılan 02/02/2022 tarihli kararında bu dilekçe ikinci ıslah mahiyetinde görülerek kabule şayan bulunmamıştır. 4. Davacı vekili 02.02.2022 tarihli duruşmada; ıslah ettikleri tutarın 4.818,80 TL'sinin tedavi, 70,82 TL'sinin geçici, 517.328,23 TL'sinin sürekli iş göremezliğe ilişkin olduğunu beyan etmiştir. 5. Davacı vekili 26.03.2026 UYAP havale tarihli dava değeri arttırım dilekçesinde; kaldırma kararı sonrasındaki yargılama aşamasında sunduğu bedel artırım dilekçesi ile; kaldırma kararı doğrultusunda alınan son bilirkişi (2.) ek raporunda güncel ücret verileri üzerinden yapılan hesaplamayı esas alarak, daha önce talep edilen tutarlara ek olarak dava değerini 3.906.192,47 TL daha artırmış; böylece toplam maddi tazminat talebi 4.544.613,76 TL'ye ulaşmıştır. II-SAVUNMALAR 6. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili yönünden iddialarını kabul etmediklerini, davacının delil olarak gösterdiği .... E, sayılı dosyasında verilen kararın müvekkili yönünde ceza hukuku anlamında bir ceza olmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin kazada hiçbir kusuru bulunmadığını, davalının talep ettiği manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, hiçbir kusuru olmayan müvekkili yönünden müvekkilinin haklarının temini açısından fahiş manevi tazminat taleplerini kabul etmediklerini beyan ederek, davanın reddini, müvekkili davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden tüm masrafların faiz ve safir feri taleplerinin reddini, vekalet ücreti ve masrafların davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. 7. Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde; ... Kanunu gereğince davacının usuli yükümlülüğü olan başvuru şartını yerine getirmeksizin dava açtığını, kabul anlamına gelmemek üzere kusur oranlarının tespiti bakımından dosyanın .... E, sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, söz konusu kazanın iş kazası olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin söz konusu zarardan poliçe teminat limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, işbu dava tarihine kadar müvekkili şirkete herhangi bir başvuru yapılmadığını, işbu nedenle faiz başlangıç tarihinin dava tarihi itibariyle yasal faiz olması gerektiğini belirterek, davanın esastan ve usulden reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. 8. Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin sorumluluğunun trafik poliçesindeki limitleri ve sigortalının kusuru ile sınırlı olduğunu, davaya konu kazada kusur durumlarının tespiti için dosyanın ... Tıp Kurumu'na sevk edilmesi gerektiğini, kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsüne atfı kabil kusur bulunmadığını, davacı yanın kazaya ilişkin maluliyet iddialarını değerlendirilebilmesi için ... Kurumu'na sevk edilerek maluliyet durumu ve maluliyetin kaza ile illiyeti hakkında rapor alınmasını talep ettiklerini, dava konusu olayın haksız fiilden kaynaklandığını ve ticari iş niteliğinde olmadığını, bu nedenle davacı vekilinin avans faizine yönelik taleplerinin reddi gerektiğini beyan ederek davanın reddini, masraf ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 9. Davalı ..., süresinde cevap dilekçesi sunmamış; HMK'nın 128. maddesi uyarınca dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır. Adı geçen davalı duruşmalardaki sözlü beyanlarında; kazada kendisine yüklenebilecek kusur bulunmadığını, belirlenen tutarların çok yüksek olduğunu ve ödeme gücünün bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 10. Davalı ... cevap dilekçesi sunmamış olup hakkında HMK'nın 128. maddesi hükmü uygulanmıştır. III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar 11. Tarafların dilekçeleri, ön inceleme aşamasındaki beyanları ve dosya kapsamı itibarıyla aşağıdaki vakıaların çekişmesiz olduğu anlaşılmıştır: i. 13.03.2015 tarihinde, sürücü ... idaresindeki .... plakalı araç ile sürücü ... idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması ve kontrolü kaybolan ... plakalı aracın savrularak yaya kaldırımına çıkması sonucu, kaldırımda bulunan davacı yaya ... yaralanması ile sonuçlanan çift taraflı trafik kazasının meydana geldiği; ii. Kaza tarihi itibarıyla ... plakalı aracın davalı ... Sigorta A.Ş. nezdinde, ... plakalı aracın davalı ... Şirketi nezdinde ... poliçeleri ile sigortalı olduğu, her iki poliçede kişi başına bedeni zarar teminatının 290.000,00 TL olduğu ve poliçelerin kaza tarihini kapsadığı, iii. Davacının kazada kusurunun bulunmadığı iv. ... tarafından davacıya 16.674,77 TL geçici iş göremezlik ödemesi yapıldığı ve davacıya bağlanan sürekli iş göremezlik gelirinin ilk peşin sermaye değerinin 159.434,55 TL olduğu; ... tarafından açılan ... Karar sayılı rücu davasında toplam 97.975,57 TL'nin (81.300,80 TL peşin sermaye değeri + 16.674,77 TL geçici iş göremezlik ödemesi) davalılardan rücuen tahsiline karar verildiği ve kararın kesinleştiği; bu karara dayalı icra takibinde davalı ... 29.392,67 TL, davalı ... Sigorta'nın 68.582,90 TL rücu alacağından sorumlu tutulduğu v. Davalı ... tarafından 26/11/2024 tarihinde davacıya, maddi tazminata mahsuben 300.000,00 TL ödeme yapıldığı. vi. Taraflar arasında, 13.03.2015 tarihinde, sürücü ...’e ait ve yine ... idaresindeki, ... ... tarafından sigortalanan .... plakalı aracın, ...'a ait, sürücüsü ... olan ve ... tarafından sigortalanan... Plakalı araç ile çarpışması neticesinde, kaldırımda yaya olan müvekkilinin ağır yaralandığını hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır. B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları 12. Uyuşmazlığın; i. Kazanın oluşumunda davalı sürücüler ... ve ...'nun kusur oranlarının ne olduğu; ii. Davacının kaza nedeniyle uğradığı maluliyetin (sürekli iş göremezlik) oranı, geçici iş göremezlik süresi ve bunların kaza ile illiyet bağı, iii. Tazminat hesabına esas alınacak gelirin ne olduğu, iv. Tazminat hesap yöntemi (TRH 2010 yaşam tablosu, progresif rant/teknik faiz, 01/01/2022 tarihinde yürürlüğe giren 7349 sayılı Kanun düzenlemesi karşısında pasif dönem hesabına esas alınacak net asgari ücretin belirlenmesi) v. Tedavi giderleri ile geçici iş göremezlik zararının ... teminatı kapsamında kalıp kalmadığı, bu kalemlerden SGK'nın sorumlu olup olmadığı vi. Belirsiz alacak davasında ıslahtan sonra bedel artırımı yapılıp yapılamayacağı; kaldırma kararı sonrasında istinaf yoluna başvurmamış davalılar ile istinaf yoluna başvuran davalı sigorta şirketleri yönünden usuli kazanılmış hakkın kapsamı vii. Davalı sigorta şirketlerinin poliçe limitleri dahilinde sorumluluk miktarları, davacının kaza nedeniyle manevi tazminat talep edip edemeyeceği konularına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER 13. Dava konusu kazaya karışan davalı ... Japan sigorta şirketi nezdinde sigortalı ... plakalı araca ait, .... poliçe numaralı Sigorta Poliçesinin incelenmesinde; poliçenin başlangıç-bitiş tarihinin 29.05.2014 - 29.05.2015 olduğu, poliçenin kaza tarihini kapsadığı, kişi başına bedeni zarar tazminatının 290.000,00 TL ile sınırlandırıldığı anlaşılmıştır. 14. Davalı .... nezdinde sigortalı .... plakalı araca ait, ....poliçe numaralı Sigorta Poliçesinin incelenmesinde; poliçenin başlangıç - bitiş tarihinin 11/08/2014 - 11/08/2015 olduğu, poliçenin kaza tarihini kapsadığı, kişi başına bedeni zarar tazminatının 290.000,00 TL ile sınırlandırıldığı anlaşılmıştır. 15. ... alınan 22.05.2019 tarih, 1867 sayılı raporunun incelenmesinde; davacının Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği esas alındığında vücut genel çalışma gücünden % 52,0 oranında kaybettiği, Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik esas alındığında kişinin özür oranının % 43 olarak hesaplandığı, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik esas alındığında kişinin engel oranının % 43 olarak hesaplandığı, 12 ay süre ile geçici iş göremezlik halinde kaldığının bildirildiği anlaşılmıştır. 16. Trafik Kazası Tespit Tutanağı ve olay yeri krokisi (13/03/2015 tarihli; sürücü ...'in KTK m. 57/b kural ihlali ile asli, sürücü ...'nun KTK m. 52/a kural ihlali ile tali kusurlu olduğu tespitini içerir) 17. Dosya kusur oranlarının belirlenmesi için ... alınan 25.06.2019 tarih, 8072 sayılı raporun incelenmesinde; davalı ... plakalı araç sürücüsü ...'in dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı hareketiyle asli kusurlu (% 75) olduğunun, davalı ...plakalı araç sürücüsü ...'nun dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı hareketiyle tali kusurlu (% 25) olduğunun, davacı ...., yaya kaldırımı üzerinde bulunduğu esnada kontrolü kaybolan otomobilin sademesine maruz kaldığı olayda kusursuz olduğunun bildirildiği anlaşılmıştır. 18. Davacının çalıştığı işyeri ....bünyesine geçtiği, bu tarihten sonraki maaş bordrolarının aradan talep edilebileceği, firmanın taşınma işlemi sırasında istenilen evrakların zayi olduğu maaş bordrolarının mevcut olmadığı bildirilmiştir. 19. ....yazılan 09.01.2025 tarihli yazı cevabının incelenmesinde; davacının 01.04.2018 tarihinden 19.01.2024 tarihleri arasında taşeron şirketten Belediye bünyesine geçiş yapmadığı, bu tarihler arasında bağlı şirketlerde de çalışmadığı, ayrıca 13.03.2015 tarihinden 01.04.2018 tarihine kadar olan belgelerin ise arşiv kayıtlarında bulunmadığı, taşeron şirketin 2018 yılında sözleşmesi bittiği için arşiv kayıtlarını İstanbuldaki merkez adresine taşıdığı, bu sebeplerle çalıştığına dair belge bulunamadığının bildirildiği anlaşılmıştır. 20. ....davalıların ... şirketi, ... Japan Sigorta şirketi, ... ve ... olduğu, davacıya bağlanan sürekli iş göremezlik gelirinin ilk peşin sermaye değerinin 159.434,55 TL olduğu; .... tarafından açılan ....Karar sayılı rücu davasında toplam 97.975,57 TL'nin (81.300,80 TL peşin sermaye değeri + 16.674,77 TL geçici iş göremezlik ödemesi) davalılardan rücuen tahsiline karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. 21. ...ihbar olunanların davalının ... şirketi, ... ... Sigorta şirketi, ... ve ... olduğu, davacının geçirmiş olduğu iş kazasına ilişkin maddi tazminat istemin talepli açılan davada Mahkemece "Davacının Davasının Reddine" dair karar verildiği anlaşılmıştır. 22. Dosya üzerinde aktüer bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmış olup alınan 03/04/2025 tarihli raporun sonuç kısmında özetle; Davalı ... şirketine sigortalı .... plakalı araç sürücüsü ...'un %25 oranında kusurlu olduğu, davalı ... Sigorta şirketine sigortalı ... plakalı araç sürücüsü ...'in %75 oranında kusurlu olduğu, davacı yaya ... kusursuz olduğu, zarardan kusur indirimi yapılmadığı, davacının geçirmiş olduğu trafik kazası sonucu yaralanması nedeniyle, Çalışma Gücü... Yönetmeliğine göre vücut çalışma gücünden kayıp oranının %52,0 olduğu, Özürlülük Ölçütü... Yönetmeliğine göre özür oranının %43 olduğu, Erişkinler... Yönetmelik hükümlerine göre engel oranının %43 olduğu, 12 ay süre ile iş göremezlik halinde kalacağı, .... Dairesinin içtihatları gereğince kaza tarihi olan 13.03.2015 tarihinde yürürlükte olan Çalışma Gücü... Yönetmelik hükümlerine göre hesaplama yapıldığı, davacı lehine 14.595,94 TL geçici iş göremezlik zararı hesaplandığı, ancak ....fından ödenen geçici iş göremezlik ödemesinin rucuya tabi kısmının tenzili sonrasında, davacının geçici iş göremezlik tazminatı alacağının bulunmadığının hesaplandığı, .... peşin sermaye değeri tenzili sonrasında davacı lehine 3.367.868,60 TL sürekli iş göremezlik zararı hesaplanmış olup, davalı ... tarafından yapılan 300.000,00 TL ödemenin mahsubu sonrasında davacı lehine 3.347.868,60 TL bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığı, Mahkemece sigorta şirketlerinin bakiye poliçe limiti dahilinde, davalı gerçek kişilerin ise kusurları oranda zarardan sorumlu olduklarının kabulü halinde; davalı ... sigortadan 233.089,44 TL, Anadolu sigortadan 265.609,76 TL, davalı ...'den 2.502.812,01 TL ve davalılar ... ile ... 346.357,39 TL tazminat talep edebileceğinin hesaplandığı, davalı ... Sigorta A.Ş. sorumluluğundaki .... plakalı aracın otomobil olduğu, davalı ..... sorumluluğundaki... plakalı aracın otomobil olduğu bildirilmiştir. 23. İtirazlar üzerine alınan 16/2/2026 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; Mahkemenin 24.04.2025 tarihli duruşmasında alınan karar gereğince, Mahkemece 19.01.2021 tarihli bilirkişi raporuna göre hesaplama yapıldığında; davacı lehine 503.514,04 TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığı, avacının davalı ... sigortadan 152.635,53 TL,.... sigortadan 50.878,51 TL azminat talep edebileceği,Mahkemenin 24.04.2025 tarihli duruşmasında alınan karar ereğince, iş bu rapor tarihine 2026 yılı verilerine göre hesaplamada, 2022 yılından itibaren pasif dönem tazminat hesabında esas alınacak net asgari ücretin tespitinde oluşan farklılk nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden alternatifli hesaplama yapıldığı, yapılan teknik inceleme sonucunda, AGİ'nin kaldırılmasıyla irlikte 01.01.2022 tarihinden itibaren getirilen yeni uygulamayla getirilen vergi stisnasından “sadece çalışanların” yararlanabileceği tespit edilmiş olup, bu doğrultuda Mahkemece pasif dönem hesabının 23.613,48 TL net asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiğinin kabulü halinde; .... peşin sermaye değeri tenzili sonrasında davacı lehine 4.544.613,76 TL, sürekli iş göremezlik zararı hesaplandığı, davalı ... tarafından yapılan 300.000,00 TL ödemenin mahsubu sonrasında davacı lehine 4.244.613,76 TL bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığı, Mahkemece sigorta şirketlerinin bakiye poliçe limiti dahilinde, davalı gerçek kişilerin ise kusurları oranda zarardan sorumlu olduklarının kabulü halinde; davalı ... sigortadan 233.089,44 TL,.... sigortadan 265.609,76 TL, davalı ...'den 3.175.370,88 TL ve davalılar ... ile ...570.543,68 TL tazminat talep edebileceğinin hesaplandığı, ....kararı doğrultusunda pasif dönem tazminat hesabının 28.075,50 TL vergi iadesi dahil net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğinin kabulü halinde; SGK peşin sermaye değeri tenzili sonrasında davacı lehine 4.956.458,87 TLsürekli iş göremezlik tazminatı hesaplanmış olup, davalı ... tarafından yapılan 300.000,00 TL ödemenin mahsubu sonrasında davacı lehine 4.656.458,87 TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığı, Mahkemece sigorta şirketlerinin bakiye poliçe limiti dahlinde, davalı gerçek kişilerin ise kusurları oranda zarardan sorumlu olduklarının kabulü halinde; davalı ... sigortadan 233.089,44 TL,.... sigortadan 265.609,76 TL, davalı ...'den 3.484.254,71 TL ve davalılar ... ile ... 673.504 96 TL tazminat talep edebileceği bildirilmiştir. V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE 24. Dava, trafik kazası nedeniyle açılan uğranılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 25. Mahkememizce, 02/02/2022 tarih, .... sayılı kararı ile; Maddi tazminat talepli davada; Davanın kısmen kabulüne, Tedavi gideri kapsamında 5.318,80 TL, geçici iş göremezlik kapsamında 1.070,82 TL, sürekli iş göremezlik kapsamında (518.328,23 TL - 81.300,80 TL) = 437.027,43 TL olmak üzere toplam 443.417,05 TL'nin davalılardan müteselsilen tahsiline, (davalı sigorta şirketlerinin sorumluluğunun her bir poliçe limiti olan 290.000,00 TL ile sınırlandırılmasına) Hükmolunan tutara davalı gerçek kişiler yönünden 13.03.2015 tarihinden, davalı ... Sigorta yönünden 21.05.2018 tarihinden, davalı .... Sigorta yönünden 07.06.2018 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, Fazlaya ilişkin istemin reddine, Manevi tazminat talepli davada; Davanın kısmen kabulüne, 60.000,00 TL manevi tazminatın davalı gerçek kişilerden müteselsilen tahsiline, Alacağa 13.03.2015 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına dair karar verildiği, verilen karara karşı davalılar ... Sigorta ve .... Sigorta ile davacı vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulduğu, .... sayılı kararı ile mahkememiz kararının kaldırıldığı görülmüştür. 26. ...., sayılı kaldırma kararının gerekçesi özetle; "...Davalılar, dava konusu kaza nedeniyle oluşan davacının gerçek zararından sorumludur. Davacının yaralanması nedeni ile uğradığı geçici ve sürekli işgöremezlik zararının tespit edilebilmesi için, öncelikle davacının gelirinin doğru saptanması gerekmektedir. Dosya içeriğinden, davacının kaza tarihinde 38 yaşında olduğu, özel bir şirkette çalıştığı anlaşılmış olup hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda, davacının kaza tarihindeki maaşı esas alınarak sonraki dönem için asgari ücretin 1.41 katı üzerinden sürekli işgöremezlik zararının hesaplandığı görülmüştür. Davacının bir şirkette çalıştığı ve belirli bir aylık gelirinin olduğu anlaşıldığına göre bilinen dönem için farazi hesap yapılamaz. Bu nedenle, davacının kaza tarihinden rapor tarihine kadar olan maaş bordrolarının çalıştığı işyerinden getirilerek kaza tarihinden rapor tarihine kadar davacının aylık geliri esas alınarak sürekli işgöremezlik zararının hesaplanması gerekir. 2-Dava konusu kazaya ilişkin olarak Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ... AŞ, ... Sigorta AŞ, ... ve ...’e karşı açılan .... kabulüne, 97.975,57 TL’nin davalılardan tahsiline karar verildiği, karar içeriğinden dava konusu kazaya ilişkin .... Esas sayılı dosyasının da bulunduğu görülmüş olup davalı ... Sigorta AŞ vekilinin, bahse konu ilk karar gereğince davalı şirketin 97.975,57 TL ödeme yaptığı, davalı .... Sigorta vekilinin 29.392,68 TL ödeme yaptığı itirazı da gözetilerek anılan iş mahkemesi dosyalarının getirtilmesi, ... tarafından yapılan rücuya tabi ödemenin tazminattan, sigorta şirketleri tarafından yapıldığı iddia edilen ödemelerin ispatı halinde bakiye poliçe limiti üzerinden mahsubu ile sorumlu tutulmaları gerektiğinin dikkate alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.." şeklinde karar verilerek mahkememiz kararının kaldırıldığı görülmüştür. 27. Öncelikle tarafların sıfatlarına yönelik belirleme yapılmasında yarar bulunmakta olup bedensel zarara uğrayan davacının yaya olduğu, kazaya karışan .... plakalı aracın maliki ve sürücüsünün ..., trafik sigortacısının ... Japan Sigorta olduğu; yine kazaya karışan .... plakalı aracın davalı ...'e ait olduğu, sürücüsünün ..., trafik sigortacısının ... A.Ş olduğu anlaşılmıştır. 28. Her iki .... poliçesi de kaza tarihini kapsamakta olup kişi başına bedeni zarar teminatı kaza tarihinde 290.000,00.-TL olarak belirlenmiştir. 29. Davada talep konusu edilmiş olan tazminat istemlerinin hesaplanmasında öncelikle tarafların meydana gelen kazada kazaya karışan tarafların kusur durumu, yine çalışma gücü kaybı sözkonusu ise oranının tespiti, çalışma gücü kaybına uğrayanın gelirinin belirlenmesi gerekmekte olup bu yönlerin değerlendirilmesi aşağıdaki şekilde yapılmıştır. 30. Kusur yönünden yapılan değerlendirmede; Trafik Kazası Tespit Tutanağında, sürücü ...'in KTK m. 57/b kural ihlali ile asli, sürücü ...'nun KTK m. 52/a kural ihlali ile tali kusurlu olduğu; ... sayılı kusur raporunda ... %75 kusurlu, ... %25 kusurlu olduğu değerlendirilmiştir. 31. Yargıtay'ın özellikle son içtihatlarında da belirttiği gibi trafik kazasına etki eden ve tarafların kusur durumlarının belirlenmesinde rol oynayabilecek olan araç hızlarının tespiti, aracın teknik özelliklerine göre kazanın oluş şeklinin belirlenmesinde zorunluluk bulunması vs. gibi bir durum yoksa, kazadaki kusur oranlarını belirlemenin teknik bilgiyi gerektiren bir yönü bulunmamaktadır (.... Karar). Bu halde ise kusur oranlarının değerlendirilmesinin hakim tarafından yapılması gerekmektedir. Keza 2918 sayılı KTK ve yine Karayolları Trafik Yönetmeliği hükümlerinde kusurlu eylem ve davranışlar düzenlenmiş olup bu kusurlu eylemlere göre kazaya karışan sürücülerin hangi oranda kusurlu olduğu değerlendirmesinin de hakim tarafından yapılması gerekmektedir. 32. Olayda araç hızının tespiti ve bu hıza göre durma mesafesi vb. gibi hukuk dışında teknik bilgi gerektiren bir husus bulunması halinde ise bu noktada hakimin bilirkişi incelemesi yoluna gidebileceği muhakkaktır. 33. Buna göre dosya kapsamında yer alan KTT, ifadeler, ... Dairesi'nden alınan kusur raporu incelendiğinde; meydana gelen kazada; davalı sürücü ...'in asli kusurlu (%75), davalı sürücü ...'nun tali kusurlu (%25), davacı ...., yaya kaldırımı üzerinde bulunduğu esnada kontrolü kaybolan otomobilin çarpmasına maruz kaldığı olayda davacının kusursuz olduğu, adli tıp raporunda yapılan değerlendirmenin somut olayın özelliğine uygun olduğu, ayrıca davacının yaya konumunda bulunduğu ve kazaya etki eden bir kusurunun bulunmadığı değerlendirilmiş ve ... plakalı araç sürücüsü davalı ...'in asli kusurlu (%75), 06 AK 7065 plakalı araç sürücüsü davalı ...'nun tali kusurlu (%25) olduğu kanaatine varılmıştır. 34. Çalışma gücü kaybı oranının değerlendirilmesinde; “Cismani Zarar Halinde Lazım Gelen Zarar ve Ziyan” başlığı altında düzenlenen TBK'nın 54. maddesinde, bedensel zarara uğranılması nedeni ile talep edilebilecek zarar türleri belirtilmekte olup geçici ve sürekli çalışma gücü kaybı ile bakıcı ve tedavi gideri da bu zarar türleri arasında yer almaktadır. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebinin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. 35. Bu belirleme için de, HMK düzenlemelerinin dikkate alınması gerekmekte olup, 6100 sayılı HMK’nin 266. maddesinde; “(1)Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüsünün alınmasına karar verir ” düzenlemesi yapılmıştır. 36. Bu anlamda maluliyet oranına ilişkin belirlemenin, .... gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yasal düzenleme hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. 37. Yargıtay uygulamasına göre, maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak kaza tarihinde yürürlükte olan Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmesi gerekir (....). 38. Kaza tarihi 13.03.2015 olup kaza tarihinde yürürlükte olan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği ise de, Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği eki sadece % 60 oranındaki maluliyeti belirlemek için düzenlenmiş olduğundan, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre davacının maluliyet oranı tespit edilmesi gerektiği değerlendirilmiştir (....). 39. Bu kapsamda yukarıda toplanan deliller bölümünde (m. 15) yer verilen raporda davacının, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre; engel oranının %52 olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 12 aya kadar uzayabileceği bildirilmiş, sözkonusu raporun yukarıda yapılan açıklamalarımıza uygun, ayrıntılı, açıklayıcı ve denetime elverişli olduğu değerlendirilmiş ve hükme esas alınmıştır. 40. Öte yandan davacının bedensel zararlarının hesaplanmasında esaslı unsurlardan birini oluşturan elde ettiği geliridir. Davacının gelirine ilişkin olarak davacı yan gelirin asgari ücretin üzerinde olduğunu iddia etmesi halinde, bu vakıanın ispat yükü kendi üzerinde olup sözkonusu iddianın ispat edilememesi halinde bedensel zarara uğrayanın gelirinin asgari ücret tutarından hesaplanması gerektiği hususu Yargıtay’ın yerleşik içtihadıdır (.... Karar). 41.Yine kaza tarihinde bedensel zarara uğrayan zarar görenin bordrolu olarak belirli bir işte çalıştığı hallerde kaza tarihindeki elde ettiği geliri ve kaza tarihinden sonra zararın hesaplanmasına yönelik aktüerya rapor tarihi arasında geçen dönemin bilinen dönem olduğu ve bu bakımdan farazi bir hesaplanmanın yapılamayacağından çalıştığı işletme/kurum kayıtlarının celbi ile zararın hesaplanması gerekmektedir. 42. Keza Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararında da bu hususa işaret edilmiş olduğunun anlaşılması karşısında Mahkememiz dosyası arasında bulunan ....'dan celp edilen kayıtlar karşılaştırılmak (kaza tarihinden fiilen çalışma süresi sonu Nisan 2015) suretiyle kaza tarihinden rapor tarihine kadar elde ettiği ücretin belirlenerek bu belirlemeye göre aktürya hesaplaması yapılması yönünde bilirkişi görevlendirilmesi yapılmıştır. 15.02.2026 tarihli Bilirkişi Ek Raporunda da belirtildiği üzere davacının 01.04.2018 tarihine kadar çalışması bulunduğu, bu tarihten sonra çalışması bulunmadığı, bu bakımdan 01.04.2018 tarihine kadar belirlene ücretleri üzerinden, bu tarihten sonra ise asgari ücret gelir elde ettiği kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. 43. .... kaldırma kararı gerekçesi dikkate alındığında kaldırma gerekçesinin davacının elde ettiği gelire yönelik olmadığı, ancak bilinen dönem hesaplama yöntemine yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Bu bakımdan Mahkememizce davacının bilinen dönem hesaplamasının kaldırma kararı gerekçesinde açıklanan yönde toplanan deliller neticesinde hesaplama yapılmıştır. 44. Davacının maddi zararlarının tazmini istemine yönelik yapılan değerlendirmede; 45. Davacı yan maddi zarar türleri olarak geçici ve sürekli çalışma gücü kaybı ile tedavi gideri zararlarının tazminini talep etmiş olduğu anlaşılmaktadır. 46. Geçici çalışma gücü kaybı zararına ilişkin olarak, Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda, davacı lehine 14.595,94.-TL geçici iş göremezlik zararı hesaplandığı, ancak 14.595,94 TL ....'nın rücuya tabi ödemesi bulunduğu, ödenen geçici iş göremezlik ödemesinin rücuya tabi kısmının tenzili sonrasında, davacının geçici iş göremezlik tazminatı alacağının bulunmadığı görülmekle, geçici çalışma gücü kaybı zararı talebinin reddi gerektiği kanaatine varılmıştır. 47. Davacı vekilinin tedavi gideri istemine yönelik yapılan değerlendirmede ise; Kanun Koyucu tarafından, trafik kazası nedeniyle sağlık hizmet sunucularınca verilen tedavi hizmet bedellerinin tamamının Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanması esasının getirilmesi amacıyla 25.02.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 13.02.2011 tarih, 6111 Sayılı Yasanın 59. maddesi ile 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98. maddesi değiştirilmiş, anılan değişiklik ile "Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın .... tarafından karşılanır. 48. 2918 Sayılı Yasanın 98. maddesi kapsamında kalan tedavi giderleri yönünden, eğer aktarım yapılmış ise, Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğu, yasa kapsamı dışında kalan giderlerden ise davalı sigorta şirketlerinin sorumlu tutulması gerekecektir. 27.08.2011 tarih ve 28038 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, “Trafik Kazaları Nedeniyle İlgililere Sunulan Sağlık Hizmet Bedellerinin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar” başlığı altındaki Yönetmeliğin İkinci Bölüm 4. Maddesinde; "Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları tedavinin gerektirdiği tüm sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Kurum tarafından Sağlık Uygulama Tebliğinde (SUT) yer alan hükümler doğrultusunda karşılanır" şeklinde düzenleme yapılmıştır. 49. Tedavi gideri yönünden; Davacı vekilinin tedavi giderlerine ilişkin talebinin ulaşım giderleri ve geçici süre ile bakıcı giderlerine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. 6111 sayılı Kanun'un 59. maddesi ile değişik KTK'nın 98. maddesi kapsamında sağlık hizmet bedellerinin .... tarafından karşılanması esas olmakla birlikte, doktor bilirkişi incelemesi ile davacının ...tarafından karşılanmayan tedavi giderinin 5.318,80 TL olduğu tespit edilmiş olup bu tutarın teminat kapsamında davalılardan tahsili gerekmiştir. 50. Davacının talep etmiş olduğu sürekli çalışma gücü kaybı zararı yönünden yapılan değerlendirmede; 51. Öncelikle sürekli çalışma gücü kaybının hesaplanmasında yukarıda yer verilen zararın belirlenmesine ilişkin somut uyuşmazlığa özgü kusur, çalışma gücü kaybı oranı ve gelir gibi ölçütlerin belirlenmesi dışında Yargıtay yerleşik içtihatları doğrultusunda sürekli çalışma gücü kaybına ilişkin tazminatın belirlenmesi kriterleri olan uygulanacak yaşam tablosu (TRH - 2010) ve hesaplama yöntemi (prograsif rant) dikkate alınarak bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 52. Bunun dışında 01.01.2022 tarihinde yürürlüğe giren 7349 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun hükmü uyarınca AGİ uygulaması kaldırılmış olmasının değerlendirilmesi gerekmektedir. 53. 7349 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile asgari ücretin yıllık brüt tutarı üzerinden hesaplanan ve çalışanların şahsi ve ailevi durumlarını, bakmakla yükümlü oldukları çocuk sayılarını dikkate alarak ödemeleri gereken gelir vergisinin azaltılmasına imkan tanıyan, ücretlilerin şahsi ve ailevi durumlarını dikkate aldığı için de vergide adaleti tesis etme fonksiyonu ağır basan asgari geçim indirimi müessesesinden vazgeçilerek yerine, ücretli olarak çalışan herkesin ücretleri üzerinden ödeyecekleri gelir vergisi ve damga vergisinden, asgari ücretin net tutarı üzerinden hesaplanan gelir vergisi ve asgari ücretin brüt tutarı üzerinden hesaplanan damga vergisinin mahsup edilmesi imkanı getirildi. Bir başka ifade ile tüm ücretlilerin eşit bir şekilde yararlanmalarına imkan veren gelir vergisi ve damga vergisi istisnası yasalaşırken, diğer taraftan da halihazırdaki gelir vergisi teşviki olan asgari geçim indirimi kaldırılmıştır. 54. 7349 Sayılı Kanun düzenlemesi ile birlikte 01.01.2022 tarihinden itibaren AGİ uygulaması kaldırılmış ve yerine tüm ücretlilerin elde ettikleri aylık net ücretleri (... prim kesintisi sonrası kalan ücretin gelir vergisi matrahı) üzerinden ödeyecekleri gelir vergisinden, aylık asgari ücretin net tutarı üzerinden hesaplanacak gelir vergisinin mahsup edilmesi imkanı ile ücretlerin brüt tutarı üzerinden hesaplanan binde 7,59 oranındaki damga vergisinden de aylık asgari ücretin brüt tutarına isabet eden damga vergisinin mahsup edilmesi imkanı getirilmiştir. Burada özellikle belirtmek gerekir ki ücretlilerin aylık ücretlerinden asgari ücretin aylık tutarı mahsup edildikten sonra gelir vergisi hesaplanmamakta yani matrahtan indirim usulü değil vergiden indirim usulü tercih edildiğinden öncelikle normal ödenmesi gereken gelir vergisi ve damga vergisi hesap edilmekte ve bu tutarlardan asgari ücrete isabet eden gelir vergisi ve damga vergisi tutarları indirilmektedir. 55. Görüldüğü gibi Asgari Geçim İndirimine ilişkin düzenleme çalışan kişilere yönelik bir düzenleme olup bu anlamda Yargıtay'ın pasif dönem ve çalışmayan kişiler için (ev hanımı) yerleşmiş içtihatlarının uygulanmasının devam ettirilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Zira Yargıtay içtihatları gereğince çalışmayanların ve pasif dönemde bir çalışma karşılığı olmayan ücretlerde AGİ’siz asgari ücret uygulamasında olduğu gibi, asgari geçim indiriminin çalışma karşılığı olduğu ve çalışanların ücretinden yapılan gelir vergisi ve damga vergisinden yapılan indirim uygulaması olduğu nazara alınarak vergi istisnasından yararlandırılamayacağı kabul edilmelidir. 56. Buna göre pasif devre zarar hesabında, hesaplamaya esas alınan asgari ücretin, bir çalışmanın karşılığı değil, ekonomik değer taşıyan yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesinin karşılığı olduğu kabul edilmiştir. Bu sebeple de çalışmanın karşılığı olarak aktif hayata katılanlara ödenen asgari geçim indiriminin, ücretli bir çalışmanın söz konusu olmadığı pasif devre hesabında dikkate alınamayacağı, AGİ'siz asgari ücret dayanağında hesaplama yapılması gerektiği belirlenmiştir. Bu kapsamda, mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesinde pasif dönem tazminat hesabından uygulanacak (AGİ hariç) asgari ücret miktarları tespit edilerek hesaplama yapılmış olup; mahkememizce bu hesaba itibar edilmiştir. 57. Mahkememizce davacının sürekli çalışma gücü kaybı zararının hesaplanmasında iki alternatifli bir hesaplama yapılması yönünde görevlendirme yapılmış, buna göre; a. birinci alternatif olarak kaldırılan hükme esas alınan 19/01/2021 tarihli rapor verileri esas alınıp, 01/01/2022 tarihinde yürürlüğe giren 7349 sayılı Kanun düzenlemesi nazara alınarak pasif dönemin vergi istisnasız (AGİ hariç) net asgari ücret üzerinden hesaplanması istenmiş, bu alternatife göre yapılan hesaplama TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant tekniğine göre 584.814,84 TL zarar; bundan ilk peşin sermaye değerinin rücua tabi kısmı olan 81.300,80 TL'nin tenzili ile 503.514,04 TL tazminat; davalı ... tarafından yargılama sırasında yapılan 300.000,00 TL ödemenin güncellenmeksizin mahsubu ile 203.514,04 TL bakiye tazminat belirlenmiştir. b. İkinci alternatif hesaplama, güncel verilere göre yapılmış olup yapılan alternatif hesaplamalarda ise 3.347.868,60 TL ilâ 4.656.458,87 TL arasında değişen (AGİ dahil edilip edilmemesine göre Kök ve Ek rapordaki sonuçlar) bakiye tutarların hesaplandığı görülmüştür. 58. Burada öncelikle belirtilmesi gereken husus Mahkememizce birinci alternatif hesaplamanın hükme esas alındığıdır. Zira kaldırma kararı öncesinde alınan 15/01/2020 tarihli rapor, 19/01/2021 tarihli ek rapor ve 03/09/2021 tarihli ikinci ek rapor dosyada mevcut olup, kaldırılan kararda 19/01/2021 tarihli ek rapor hükme esas alınmıştır. 59. .... kaldırma kararında; (i) davacının kaza tarihinden rapor tarihine kadarki maaş bordrolarının getirtilerek bilinen dönem hesabının geliri üzerinden hesaplama yapılması, (ii) ...'nın rücu davasına ve sigorta şirketlerinin bu kapsamda yaptıkları ödemelere ilişkin itirazların gözetilerek, rücua tabi ödemelerin tazminattan, sigorta şirketlerince yapılan ödemelerin ise ispatı hâlinde bakiye poliçe limitinden mahsubu gerektiği belirtilmiştir. 60. İstinaf kanun yoluna yalnızca davacı ile davalı sigorta şirketlerinin başvurduğu, davalı gerçek kişiler ..., ... ve ...'nun kaldırılan 02/02/2022 tarihli hükmü istinaf etmedikleri; kaldırma kararının, sigorta şirketlerinin gelire ve mahsuplara yönelik istinaf itirazlarının kabulüne dayandığı gözetilmiştir. Davacı istinaf itirazlarının ise maddi tazminat hesaplamasına ve tutarına yönelik olmadığı yalnızca usule yönelik ıslah ve bedel artırım dilekçelerinin kabulüne dair olduğu değerlendirilmiştir. 61. Usuli kazanılmış hak ilkesi (....Karar sayılı kararı) uyarınca; kaldırma/bozma üzerine yeniden yapılan yargılamada, kanun yoluna başvuran taraf aleyhine, başvurmayan taraf lehine olacak şekilde ilk hükümden daha ağır bir sonuç doğurulamaz. Bu çerçevede; istinaf etmeyen davalı gerçek kişiler yönünden kaldırılan hükümle bağlılık (5.318,80 TL tedavi gideri, 1.070,82 TL geçici iş göremezlik, 437.027,43 TL sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam 443.417,05 TL) korunmuş; istinaf eden davalı sigorta şirketleri yönünden ise, kaldırılan hükme esas alınan 19/01/2021 tarihli rapor verileri üzerine kurulu, 2. ek rapordaki birinci alternatif hesaplama hükme esas alınmıştır. Davacının güncel ücret verilerine göre hesaplama yapılması yönündeki talebi; sigorta şirketlerinin kazanılmış haklarını ihlal edeceği ve istinaf etmeyen davalılar yönünden de ilk hükümden daha ağır sorumluluk doğuracağı gerekçesiyle kabul edilmemiş; 16/08/2025 ve 15/02/2026 tarihli ek raporların birinci alternatif hesaplamaları, gerekçeli, denetime elverişli, .... kaldırma kararındaki gerekçelere ve yerleşik içtihada uygun bulunarak hükme esas alınmıştır. 62. Sigorta şirketlerinin limit sorumluluğu yönünden; ....kaldırma kararı ve mahkememizin 20/11/2025 tarihli ara kararı doğrultusunda, ...tarafından açılan rücu davası ve buna bağlı icra takibinde davalı ... Sigorta'nın 68.582,90 TL (56.910,56 TL peşin sermaye değeri + 11.672,34 TL geçici iş göremezlik rücusu), davalı ...'nın 29.392,67 TL (24.390,24 TL peşin sermaye değeri + 5.002,43 TL geçici iş göremezlik rücusu) tutarındaki rücu alacağından sorumlu tutulup ödeme yaptıkları anlaşıldığından; sürekli çalışma gücü kaybı zararı yönünden davalı ... Sigorta'nın sorumluluğu bakiye (290.000,00 - 68.582,90) 221.417,10 TL, davalı ...'nın sorumluluğu bakiye (290.000,00 - 29.392,67) 260.607,33 TL poliçe teminat tutarı ile; tedavi gideri yönünden ise her iki sigorta şirketinin sorumluluğu 290.000,00 TL poliçe teminat tutarı ile sınırlandırılmıştır. 63. Faiz yönünden; olay haksız fiil niteliğinde olup ticari iş sayılamayacağından avans/mevduat faizi talebi yerinde görülmemiş; davalı gerçek kişiler bakımından haksız fiil tarihi olan 13/03/2015 tarihinden, davalı sigorta şirketleri bakımından ise KTK m. 99 ve Genel Şartlar B.2. maddesi uyarınca dava öncesi başvuruya bağlı başvurunun tebliğ edildiği tarihten itibaren 8 iş gün sonrası temerrüt tarihleri olan, ... Sigorta için 21/05/2018, ... için 07/06/2018 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmiştir. 64. Davacı yanın ıslah ve bedel artırım yönündeki ileri sürdüğü itirazların ele alınarak değerlendirilmesi gerekmekmiştir. 65. Davacı vekili, kaldırma kararı öncesindeki yargılama aşamasında sunduğu 03/02/2021 (UYAP havale) tarihli ıslah dilekçesi ile; alınan bilirkişi ek raporu doğrultusunda, dava dilekçesinde 2.500,00 TL olarak talep edilen maddi tazminatı 522.217,83 TL artırarak 524.717,83 TL'ye yükseltmiş (5.318,80 TL tedavi ve bakıcı gideri, 1.070,82 TL geçici iş göremezlik, 518.328,23 TL sürekli iş göremezlik); ayrıca dava dilekçesinin sonuç kısmındaki "davalıların kusurları oranında sorumluluğu" ibaresini, maddi ve manevi tazminat alacağının tüm davalılardan (sigorta şirketleri yönünden yalnızca maddi tazminat bakımından ve poliçe limitleri dâhilinde) müştereken ve müteselsilen tahsili şeklinde ıslah etmiştir. 66. Davacı vekili 20/10/2021 tarihli bedel artırım dilekçesi ile; .... Mahkemesi'nin iptal kararı sonrasında alınan ikinci ek bilirkişi raporunda hesaplanan 718.138,56 TL maddi tazminat üzerinden, .... tarafından bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin (159.434,55 TL) yarısı olan 79.717,27 TL'nin ıslah edilmeyen kısımdan (193.420,73 TL) düşülmesi suretiyle bulunan 113.703,46 TL yönünden dava değerini artırmış; böylece toplam maddi tazminat talebi 638.421,29 TL'ye ulaşmıştır. Mahkememizin kaldırılan 02/02/2022 tarihli kararında bu dilekçe ikinci ıslah mahiyetinde görülerek kabule şayan bulunmamış; davacı vekili istinaf başvurusunda, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, ıslah ve bedel artırımının ayrı kurumlar olduğunu ileri sürmüştür. 67. Davacı vekili, kaldırma kararı sonrasındaki yargılama aşamasında sunduğu bedel artırım dilekçesi ile; kaldırma kararı doğrultusunda alınan son bilirkişi (2.) ek raporunda güncel ücret verileri üzerinden yapılan hesaplamayı esas alarak, daha önce talep edilen tutarlara ek olarak dava değerini 3.906.192,47 TL daha artırmış; böylece toplam maddi tazminat talebi 4.544.613,76 TL'ye ulaşmıştır. Davacı vekili yargılama boyunca, alacağın kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen (sigorta şirketleri yönünden poliçe limitleri dâhilinde) tahsilini talep etmiş; son celsede bedel artırım dilekçesini tekrarla davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. 68. Öncelikle davacının dava dilekçesinin içerik ve açıklama kısmında ya da sonuç bölümünde davasını belirsiz alacak davası olarak nitelendirmemiş olduğu anlaşılmaktadır. Bunun yanında davacı 03/02/2021 (UYAP havale) tarihli ıslah dilekçesi ile hem dava dilekçesi ile talep etmiş olduğu tutarı hem de davalıların sorumluluk türününe ilişkin dava dilekçesinin sonuç kısmındaki "davalıların kusurları oranında sorumluluğu" ibaresini ıslah etmiştir. 69. Burada öncelikle medeni usul hukukuna hakim olan ilkelerden tasarruf ilkesi, taraflarca getirilme ilkesi ve taleple bağlılık ilkesine kısaca değinmekte fayda görülmektedir. 70. Özel hukuk, taraflara kendi hakları üzerinde tasarruf yetkisi ve imkanı vermiştir. Uyuşmazlıktan önce başlayan özel hukuktan kaynaklanan bu tasarruf yetkisi, uyuşmazlığın yargı organına yansıtıldığı ve onun önünde görüldüğü anda da devam eder. Medeni usul hukukumuz ise kural olarak tasarruf ilkesi benimsenmiştir. Bu anlamda HMK'nin 24. maddesinde düzenlenen tasarruf ilkesi tarafların yargılamanın başlangıcını, konusunu ve sona ermesini belirleyebilmeleri, dava konusu üzerinde serbestçe tasarruf edebilmeleri anlamına gelmektedir (....). Tasarruf ilkesi davanın taraflarına dava konusuna ve yargılamanın seyrine etki etme imkanı vermektedir. 71. Tasarruf ilkesinin yansıması olarak taraf iradesine öncelik verilmesi ve taraf talebinin esas alınması, davanın açılması ya da sona erdirilmesi ile sınırlı olmayıp yargılama süresince gerçekleştirilen taraflara ait usul işlemlerinin hemen hemen bütününde, kamu düzeni oluşturan haller dışında, kendisini gösterir. Hakimin taraf dilekçesiyle olan bağlılığı, medeni usul hukukundaki taraf iradesine bağlılıkla açıklanmaktadır. (....). 72. Taleple bağlılık ilkesi ise, tasarruf ilkesinin özel bir görünümünü oluşturmakta olup hâkimin, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği anlamına gelmektedir (HMK m. 26). Mahkemenin tarafların dilekçeleriyle olan bağlılığının sonucu, tarafın talep etmediği bir konuda karar veremeyecek olmasıdır. Bu durum dava dilekçesindeki taleple sınırlı olmayıp yargılama süresince tarafların yapmış oldukları hukuki işlemlerin bütünü yönünden geçerlidir. 73. Buna karşın yargılamanın sevk ve idaresi doğrudan hakime ait olup bu durum tasarruf ilkesinin istisnasını oluşturmaktadır. Bunun yanında "yargılama giderlerine hükmedilmesi", "hakimin davayı aydınlatma ödevi", "disiplin para cezalarına hükmedilmesi" "hukuki sebeple bağlı olmama" tasarruf ilkesinin diğer istisnalarını oluşturmaktadır. 74. Somut uyuşmazlığı ele alacak olursak, davacı yanın bedensel zararların tazmini istemine ilişkin dava kısmi dava olarak açılmış, tazminat hesaplama raporu akabinde davacı yan 03/02/2021 (UYAP havale) tarihli dilekçesinde talep konusunu "bilirkişi raporu ile tespit edilen 522.217,83.-TL alacağının ıslahı ile tahsiline karar verilmesi" olarak belirtmiş, yine açıklamalar bölümünde tazminat hesaplamasının bilirkişi tarafından yapıldığı ve bedensel zararının hesaplandığını, davaya esas değerin "aşağıdaki miktarlarda ıslah ediyoruz" dedikten sonra sonuç bölümünde "maddi tazminat alacağımızın 522.217,83.-TL olarak ıslahını" talep ettiklerini ifade etmişler. 75. Görüldüğü gibi davacı yan tazminat istemli davasını HMK m. 107 uyarınca belirsiz alacak davası olarak açmadığı gibi, iddia ettiği biçimde belirsiz alacak davası açmış olması halinde dahi esasen maddenin ikinci fıkrası (HMK m. 107/2) uyarınca "talep artırım" isteminde bulunabilecekken, bu tasarrufta bulunmayıp dava dilekçesindeki talep sonucunun tazminat alacağı tutarına ilişkin kısmı HMK m. 176 vd. uyarınca kısmen "ıslah" etmiştir. 76. Davacı yanın yapmış olduğu usuli işlem bu anlamda 03/02/2021 (UYAP havale) tarihli dilekçesinden de açıkça anlaşılacağı üzere talep sonucunu değiştirmeye yönelik "kısmi nitelikte ıslah" işlemi olup bu anlamda iradenin bu yönde olduğunun kabulü gerekmektedir. 77. Bu halde ise davacı yan davasını bedel yönünden kısmen ıslah etmekle artık dava değerinin belirlenmesi olarak nitelendirdiği ıslah tarihinden sonraki tarihli 20.10.2021 (UYAP havale) tarihli ve 26.06.2026 (UYAP havale) tarihli dilekçeleri ile dava değerini artırması mümkün değildir. Zira sözkonusu dilekçelerin dava değerinin artırılması olarak nitelendirmenin hem davanın belirsiz alacak davası olarak nitelendirilemeyecek (davacı tarafından kısmi dava olarak açılması nedeni ile) olması hem de ıslah dilekçesi ile dava değeri belirlenmiş olduğundan imkanı kalmadığı değerlendirilmiştir. 78. Anılan gerekçelerle davacının 03/02/2021 (UYAP havale) tarihli dilekçesinin ıslah istemi olarak değerlendirilmesi sonucu HMK m. 176/2 uyarınca davada ancak bir kez ıslah yoluna gidilebileceği nazara alınarak davacı yanın 20.10.2021 (UYAP havale) tarihli ve 26.06.2026 (UYAP havale) tarihli dilekçeleri ikinci ıslah dilekçesi olarak nitelendirilmiş hukuki sonuç yüklenememiş ve davacının talebi 03/02/2021 (UYAP havale) tarihli ıslah dilekçesindeki tutarlar üzerinden değerlendirilmiştir. 79. Davacının manevi tazminat istemleri yönünden, Türk Borçlar Kanunu'nun 56/II. maddesi uyarınca Hakim, ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebilir. Buna göre haksız fiil sonucu ölüm halinde ölenin yakınlarına hakimin adalete uygun, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek, zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesini sağlayacak oranda, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar manevi tazminata hükmetmelidir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. 80. Somut olayda, davaya konu trafik kazasında davalı sürücü ...'in %75 oranında kusurlu olması ve davalı sürücü ...'nun %25 kusurlu ve davacının ise kusursuz olması, kaza nedeniyle davacının maluyet oranı, tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, olayın meydana geliş şekli ile günün ekonomik koşulları ve hakkaniyet ilkesi nazara alınarak, 60.000,00.-TL manevi tazminatın 13.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı gerçek kişilerden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. Manevi tazminat .... teminatı dışında kaldığından sigorta şirketleri bu kalemden sorumlu tutulmamıştır. 81. Manevi tazminatın reddedilen tutarlarına yönelik olarak vekalet ücretine hükmedilip hükmedilmeyeceğine ilişkin yapılan değerlendirmede, ..... Karar sayılı kararı 14.03.2025 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanmış olup sözkonusu karar ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 326. maddesinin (2) numaralı fıkrasının “manevi tazminat davaları” yönünden Anayasaya aykırı olduğu değerlendirilmiştir. Bu iptal neticesinde Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/2. maddesinde yapılan değişiklikle manevi tazminatın kısmen reddine karar verilmesi halinde reddedilen kısma ilişkin olarak karşı taraf yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekmiştir. 82. Yapılan açıklamalar neticesinde Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve hükme esas alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile, istinaf eden davalı sigorta şirketlerini de kapsayacak biçimde 5.318,80 TL tedavi gideri ve 203.514,04 TL sürekli çalışma gücü kaybı tazminatı olmak üzere toplam 208.832,84 TL'nin (sigorta şirketleri yönünden yukarıda belirtilen bakiye poliçe limitleri dâhilinde) davalılardan müteselsilen; istinaf etmeyen davalı gerçek kişiler yönünden usuli kazanılmış hak nedeniyle toplam 443.417,05 TL üzerinden 300.000,00 TL ödemenin mahsubu ile bakiye 143.417,05 TL'nin mükerrerlik oluşturmamak kaydıyla adı geçen davalılardan müteselsilen tahsiline; geçici çalışma gücü kaybı zararı talebinin reddine; manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 60.000,00 TL manevi tazminatın davalı gerçek kişilerden müteselsilen tahsiline ve fazlaya ilişkin istemlerin reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi'nin kaldırma kararı gerekçesinde belirtilen diğer hususlar da dikkate alınarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
VI. HÜKÜM 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 2-a. Geçici çalışma gücü kaybı zararı talebinin REDDİNE, b. Tedavi gideri zararı olarak 5.318,80.-TL tazminat ve sürekli çalışma gücü kaybı olarak 203.514,04.-TL tazminat olmak üzere toplam 208.832,84.-TL tazminatın (Tedavi Gideri yönünden ayrı ayrı ... A.Ş. ve ... Sigorta A.Ş.'nin 290.000,00.-TL; Sürekli Çalışma Gideri zararı yönünden ... A.Ş. 260.607,33.-TL, ... Sigorta A.Ş. 221.417,10.-TL poliçe teminat tutarı ile sınırlı olmak üzere), davalı ... Sigorta yönünden 21.05.2018 tarihinden, davalı ... yönünden 07.06.2018 tarihinden, diğer davalılar yönünden ise kaza tarihi olan 13.03.2015 tarihinden itibaren işleyeck yasal faizi ile davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 3- Fazlaya dair istemin REDDİNE, 4- Kararı İstinaf etmemiş olan davalılar ..., ... ve ... yönünden Tedavi gideri zararı olarak 5.318,80.-TL, geçici çalışma gücü kaybı zararı olarak 1.070,82.-TL ve sürekli çalışma gücü kaybı olarak 437.027,43.-TL olmak üzere toplam 443.417,05.-TL tazminattan yargılama sırasında ödenen 300.000,00.-TL’nin mahsubu ile 143.417,05.-TL tazminatın adı geçen davalılardan hükmün 2.b fıkrasında belirtilen tutarların tahsilinde mükerrerlik oluşturmamak üzere kaza tarihi olan 13.03.2015 tarihinden itibaren işleyeck yasal faizi ile davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine B-Manevi Tazminat 5-Davanın KISMEN KABULÜNE, 6-60.000,00.-TL manevi tazminatın davalılar ..., ... ve ...’dan olay tarihi olan 13.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile adı geçen davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 7-Fazlaya yönelik istemlerin REDDİNE, Karar ve İlam Harcı 8-Maddi tazminat yönünden; kabul edilen 443.417,05 TL üzerinden 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (1) sayılı tarife uyarınca alınması gereken 30.289,82 TL nispi karar ve ilam harcından, davacı tarafından yatırılan 15.550,90.-TL peşin ve tamamlama harçlarının düşümü akabinde bakiye 14.738,92.-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına (davalı sigorta şirketlerinin harç sorumluluğunun, sorumlu oldukları 208.832,84 TL üzerinden hesaplanan 14.265,37 TL ile sınırlandırılmasına); fazla yatırılmış olması hâlinde fazla kısmın karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde davacıya iadesine, 9-Mahkememizin 13.05.2022 tarihli Harç Tahsil Müzekkeresi ile davalılardan tahsil edilen 28.469,22.-TL bakiye karar harcının, karar kesinleştikten sonra ve talep halinde yatırana iadesine, 10-Manevi tazminat yönünden; kabul edilen 60.000,00 TL üzerinden alınması gereken 4.098,60.-TL nispi karar ve ilam harcından, davacı tarafından peşin yatırılan 826,52.-TL harcın mahsubu ile bakiye 3.272,08.-TL harcın Mahkememizin 13.05.2022 tarihli Harç Tahsil Müzekkeresi ile tahsil edildiği görüldüğünden, başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Yargılama Giderleri ve Gider Avansı 11-Maddi ve manevi tazminat yönünden; davacı tarafından yatırılan peşin, ıslah, tamamlama harçları, başvuru harcı ve vekalet harcı toplamı 16.418,52.-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili (davalı sigorta şirketlerinin 7.732,50.-TL ile sınırlandırılması) ile davacıya ödenmesine, 12-Davacı tarafından kaldırma kararı öncesi ve sonrası ile istinaf aşamasında yapılan 6.300,00.-TL bilirkişi ücreti, 4.272,93.-TL posta ve tebligat gideri, 314,50.-TL adli tıp masrafı olmak üzere toplam 10.887,43.-TL yargılama giderinden red ve kabul oranına göre hesaplanan 10.445,46.-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine (davalı sigorta şirketlerinin sorumluluğunun 4.333,10.-TL ile sınırlandırılmasına), bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 13-Arta kalan gider avansının karar kesinleştiğinde YATIRANA İADESİNE, Vekalet Ücreti 14-Maddi tazminat yönünden; davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (....) 13. maddesi ve üçüncü kısmı uyarınca kabul edilen 443.417,05.-TL üzerinden hesaplanan 70.946,73.-TL nispi vekâlet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine (davalı sigorta şirketlerinin vekâlet ücreti sorumluluğunun, sorumlu oldukları 208.832,84.-TL üzerinden hesaplanan 33.413,25.-TL ile sınırlandırılmasına), 15-Maddi tazminat yönünden; reddedilen tutar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre hesaplanan nispi vekâlet ücreti, AAÜT'nin 13/2. maddesi uyarınca davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceğinden, kendilerini vekille temsil ettiren davalılar ..., ... Şirketi ve ... Sigorta A.Ş. için takdiren 45.000,00.-TL vekâlet ücretinin davacıdan tahsili ile adı geçen davalılara ödenmesine, 16-Manevi tazminat yönünden; davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, kabul edilen 60.000,00.-TL üzerinden hesaplanan nispi ücret maktu ücretin altında kaldığından, AAÜT'nin 10/2 ve 13. maddeleri uyarınca 45.000,00.-TL maktu vekâlet ücretinin davalılar ..., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
Dair davacı vekilinin, davalı .... vekilinin ve Davalı .... yüzüne karşı yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren .... ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile .... yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 25/06/2026
....
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"