Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/271 E. 2026/2486 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/271
- Karar No
- 2026/2486
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/35 E., 2025/372 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı ... vekili; müvekkili ile davalı Kurum arasında ile tıbbi genetik branşını da kapsayan sağlık hizmeti satın alma sözleşmesinin imzalandığını, davalı Kurum tarafından Nisan, Mayıs, Ağustos ve Kasım 2008 dönem faturalarında örnekleme yöntemi ile kesintiler yapıldığını belirterek; 926.489,95 TL alacaktan şimdilik 10.000,00 TL'nin evrak teslim tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, davacı şirket 667 sayılı KHK hükümlerine göre kapatılarak mal varlığı Vakıflar Genel Müdürlüğüne devredildiğinden, dava 659 sayılı KHK hükümleri doğrultusunda Vakıflar Genel Müdürlüğüne izafeten ... tarafından takip edilmiş; davacı vekili 19.03.2018 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 48.828,24 TL'ye yükselterek, evrak teslim tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 13.08.2025 tarihli dilekçesi ile dava değerini 269.954,77 TL olarak arttırdığını beyan etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; alacağın zamanaşımına uğradığını, davacı tarafından dava dışı hastalara yapılan ileri tetkiklerin gereksiz olduğunu, davacı tarafça reeskont faizi talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 07.06.2018 tarihli kararıyla; 667 sayılı KHK hükümlerine göre kapatılarak mal varlığı Vakıflar Genel Müdürlüğüne devredilen şirket ile davalı Kurum arasında sağlık hizmeti satın alma sözleşmesi bulunduğu, uyuşmazlığın sözleşmeden kaynaklandığı, zamanaşımı süresinin 10 yıl olması nedeniyle davalının zamanaşımı def'ine itibar edilmediği, örnekleme sonucunda seçilen 17 vaka üzerinde yaptığı incelemede sözleşmeye aykırılık nedeniyle %99,44 oranında kesinti yapıldığı, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda örnekleme yöntemi ile seçilen 17 dava dışı hastadan T.A. ve H.K. isimli hastaların tetkiklerinin gerekli bulunduğu, diğer 15 hasta için ise gerekmediği halde ileri genetik tetkikler uygulandığı, yapılan tetkiklerin gereksiz bulunduğu, davalı Kurumun örnekleme yöntemi ile yapmış olduğu 877.661,71 TL kesintinin yerinde olduğu, davacının tacir olduğu, davaya konu sağlık hizmeti bedellerinin ticari faaliyeti kapsamında kaldığından kabul edilen alacağa avans faiz isteminin yerinde olduğu gerekçesiyle; davanın kabulü ile 48.828,24 TL'nin; 10.000,00 TL'lik kısmının dava tarihinden, bakiye kısmının ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf isteminde bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 20.12.2019 tarihli kararıyla; Mahkeme kararında isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Dairece verilen 02.12.2020 tarihli ilamla; Mahkemece örnekleme yolu ile seçilen 17 dava dışı hastaya davacı hastane tarafından uygulanan genetik tetkiklerin yerinde olup olmadığının belirlenmesi amacıyla genetik alanında uzman 5 farklı bilirkişiden rapor alındığı, bu raporlarda dava dışı hastalar bakımından farklı görüşler ileri sürüldüğü, Mahkemece raporlardaki farklı görüşlerin bir araya getirilmesi ve örnekleme yolu ile yapılan kesintilerin hesaplanması konusunda avukat bilirkişiden rapor alındığı, raporda genetik alanında uzman 5 bilirkişiden 3'ünün dava dışı hastalardan T.A. ve H.K. için yapılan tetkiklerin gerekli olduğunu belirttiklerini, bu tespit dikkate alınarak örnekleme yolu ile yapılan hesaplama sonucunda davacıdan 48.828,24 TL fazla kesinti yapıldığının belirlendiği, Mahkemece bu rapor esas alınarak hüküm tesis edilmiş ise de avukat bilirkişi tarafından bilirkişilerin farklı görüşlerinin sıralandığı tabloda, bilirkişi çoğunluğuna göre 3 hasta için yapılan tetkiklerin gerekli olduğu belirtilmesine rağmen hesaplama kısmında 2 hasta için tetkiklerin gerekli olduğunun açıklandığı, farklı bilirkişi görüşlerinin bir araya getirilerek oluşturulan raporun denetime elverişli olmamakla beraber, rapor içerisinde de çelişkilerin mevcut olduğunu, raporun bu hali ile hükme esas alınamayacağı, Mahkemece, SUT hükümleri ve ilgili mevzuat hükümlerinde yetkin kesintilere konu genetik branşında uzman doktor, sosyal güvenlik uzmanı ve emekli Sayıştay uzman denetçisi kişilerden oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinden; tedavi kayıtları her hasta bazında tek tek değerlendirilmek suretiyle, rahatsızlıklarına göre davacı tarafından uygulanan tetkiklerin yerinde olup olmadığı tartışılarak, tarafların önceki rapora karşı yaptıkları itirazlar da karşılanmak suretiyle, tereddüde yer vermeyecek şekilde, ayrıntılı, açıklayıcı, hüküm kurmaya elverişli ve Yargıtay denetimine uygun bir rapor aldırılarak, varılacak sonuç dairesinde bir hüküm kurulması gerekirken, yetersiz bilirkişi raporları benimsenerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmeği gerekçesiyle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına, bozma kapsamına göre tarafların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmediğine karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; örnekleme yöntemi ile seçilen 17 dava dışı hastadan dava dışı T.A. ve dava dışı H.K. isimli hastaların tetkiklerinin gerekli bulunduğu, diğer 15 dava dışı hasta için ise gerekmediği halde ileri genetik tetkikler uygulandığı, yapılan tetkiklerin gereksiz bulunduğunun alınan bilirkişi raporları ile anlaşıldığı, davacının tacir olduğu, davaya konu sağlık hizmeti bedellerinin ticari faaliyeti kapsamında kaldığı, kabul edilen alacağa avans faiz işletilmesi isteminin yerinde olduğu, her ne kadar davacı vekili 13.08.2025 tarihli dilekçesi ile kısmi ıslah yoluyla dava değerini 269.954,77 TL olarak arttırmış ise de, eldeki davanın kısmi dava olarak açıldığı, davacı tarafın 19.03.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile ıslah hakkının kullandığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 176/2 maddesi uyarınca bir davada ancak bir kez ıslah yoluna başvurulabileceği nazara alınarak 2. kez ıslah olan ve usule uygun olmayan 13.08.2025 tarihli ıslah talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerektiği gerekçesiyle; davanın kabulü ile 48.828,24 TL'nin 10.000,00 TL'lik kısmının dava tarihinden, bakiye kısmının ise ıslah tarihi olan 19.03.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, usule uygun olan olmayan davacı vekilinin 13.08.2025 tarihli ıslah dilekçesi ile arttırılan kısım yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; müvekkili şirket hastanesi tarafından yapılan işlemlerin mevzuata uygun olduğunu, İlk Derece Mahkemesince davada daha önce ıslah yapıldığından ikinci sefer ıslah yapılamayacağı gerekçesiyle 13.08.2025 tarihli ıslah taleplerinin kabul edilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, faizin başlangıcı olarak kesinti tarihinin esas alınması gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili; müvekkili Kurum işleminin mevzuata uygun olduğunu, alınan bilirkişi raporunun hatalı hesaplamalar içerdiğini, 01.04.2024 tarihli bilirkişi raporuna itiraz edildiğini ve kesinti tablolarını 20.05.2024 tarihli dilekçe ile dosyaya sunduklarını, "yansıyanlı kesinti tutarları" hususunda bilirkişilerce yeterli inceleme yapılmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasındaki sağlık hizmeti satın alma sözleşmesi uyarınca davalı Kurum tarafından davacı sağlık hizmeti sunucusunun hak edişlerinden yapılan kesintiden kaynaklı alacak istemine ilişkindir. 1. 667 sayılı KHK hükümlerine göre kapatılarak mal varlığı Vakıflar Genel Müdürlüğüne devredilen şirket ile davalı Kurum arasında sağlık hizmeti satın alma sözleşmesi bulunmasına,davanın kısmi dava olmasına, bir davada iki kez ıslah yapılmasının mümkün olmamasına, ıslah tarihi olan 19.03.2018 tarihi itibariyle alacağın zamanaşımına uğramadığının anlaşılmasına göre; davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Mahkemece bozma ilamı sonrasında alınan 26.09.2022 tarihli bilirkişi raporu ile davalı Kurumun örnekleme yöntemi ile seçilen 17 hastadan 9 dava dışı hasta yönünden 34,040,19 TL hatalı kesinti yapıldığı (esas kesinti tutarı), yansıyan hesap kesinti tutarının varsa faiz tutarının hesaplanması için bir hesap uzmanı bilirkişiye danışılmasının mütalaa edildiği, 23.12.2024 tarihli ek bilirkişi raporu ile fazla yapılan bedel olarak 32,385,20 TL şeklinde belirlenen bedelin yansıyanlı kesintiye tekabül eden miktarının belirlenmesi dosya içerisine alınan yansıyanlı hesap tabloları üzerinden değerlendirildiği, evrak mutabakat bilgileri üzerinden toplam tutarın 1.164.767,01 TL toplam kesintinin 386.710,00 TL, kesinti oranının ise %33,2006 olduğu, buna göre 32.385,20 TL fazla yapılmış analiz bedelinin yansımalı toplam tutarının 97.544,02 TL'ye (23385,20/33,2006* 100) tekabül edeceğinin mütalaa edildiği, Mahkemece yansıma hesabına yönelik itirazlar üzerine dosya yeniden bilirkişiye tevdi edilerek 10.08.2025 tarihli ek bilirkişi raporu ile her hasta yönünden fazla yapılan işlem bedeli toplam 31.910,70 TL olarak belirlenmiş ve fazla kesilen işlemler bedelleri örneklenen tutara bölünerek ayrı ayrı oran tespiti yapılmış ve toplam tutardaki payı ile fazla yansıyanlı kesinti bedelinin tespiti yapılmış, yansıyanlı kesintinin 269.954,77 TL olduğu mütalaa edildiği anlaşılmıştır. Mahkemece temyiz incelemesine konu olan kararda yukarıda belirtilen gerekçenin son paragrafının, bozma ilamına konu olan 07.06.2018 tarihli kararının gerekçesiyle büyük oranda aynı olduğu, sadece 13.08.2025 tarihli ikinci ıslah talebine yönelik ek değerlendirme yapıldığı, bozma ilamından sonra alınan hükme ve denetimine elverişli bilirkişi raporlarından ayrıldığının anlaşılmasına göre, yanılgılı gerekçeyle karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir. 3. Bundan ayrı, davacının dava dilekçesinde 926.489,95 TL alacaktan şimdilik 10.000,00 TL'nin evrak teslim tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ettiği, 19.03.2018 tarihli ıslah dilekçesiyle ise talebini 48.828,24 TL'ye yükselterek evrak teslim tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, Mahkemece davanın kabulü ile 48.828,24 TL'nin 10.000,00 TL'lik kısmının dava tarihinden bakiye kısmına ise ıslah tarihi olan 19.03.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine hükmedilmiş olması doğru olmayıp bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin 2. ve 4. fıkraları uyarınca, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve hüküm fıkrasının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR 1. Davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinin birinci satırında yer alan “Davanın KABULÜ ile 48.828,24 TL'nin 10.000,00 TL'lik kısmının dava tarihi olan 30.09.2011 tarihinden bakiyesine ise ıslah tarihi olan 19.03.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' çıkartılarak yerine “Davanın KABULÜ ile 48.828,24 TL'nin kesinti tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLMESİ, ayrıca hükmün gerekçesinin DEĞİŞTİRİLEREK ve DÜZELTİLEEK ONANMASINA, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.