Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5605 E. 2026/2485 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5605
Karar No
2026/2485
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi SAYISI: 2024/1419 E., 2025/1235 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Kastamonu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2023/280 E., 2024/293 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; müvekkillerinin murisi ... ile davalı arasında 2022 yılı mayıs ayında 1 79... -2-3 parsel, 2 00... parsel, 1 89... parsele kayıtlı tarla üzerinde bulunan müvekkillerinin murisi tarafından dikilen kavak ağaçlarının davalı tarafından kesimi ve satışı karşılığında 1.200.000,00 TL 'nin müvekkillerinin murisi ...'e ödenmesi hususunda anlaştıklarını, daha sonra murisin o dönemde temsilcisi olan müvekkillerinden ... ile davalı arasında ağaçların kalan kısmının kesilmemesi ve bu kısımlara ilişkin ödenen paranın iade edilmesinin kararlaştırılıp sözleşmenin tadil edilerek 1 79... parsel numaralı taşınmazdaki kavakların kesilip alınacağının, bunun dışında kalan taşınmazlardaki kavaklar içinse sözleşme iptal edilerek, müvekkili ...'ın iptal edilen kavak satış sözleşmesine ilişkin bölüme tekabül eden 750.000,00 TL'nin iadesinin kararlaştırıldığını, müvekkili ...'ın iadeyi yaptığını, ancak 2023 yılında davalının tadil sözleşmesi ile iptal edilen kavakları da kestiğini öğrendiklerini, kavak ağaçlarının sözleşmeye aykırılık sonucu kesilmesi ile müvekkillerinin zarara uğradığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 60.000,00 TL'nin haksız fiiil tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiş; 27.06.2024 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 750.000,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı asil; davacıların murisleri ... ile aralarında yazılı bir sözleşme yapılmadığını, parayı ödemesi ile birlikte kavak ağaçlarının kesim işlemi için yol açma, çalışma sahasının düzenlenmesi gibi işlemler için kepçe kiralayarak öncelikle bu işlerin hazırlığını bitirdikten sonra yaklaşık %60 kurumuş kavak ağaçlarının bulunduğu arazi üzerinde kesim yapmaya başladığını, dava dışı Z.K.'nın dava konusu taşınmaza gelerek taşınmazda hissesinin olduğunu söyleyerek kesimi durdurmasını istediğini, davacıların murisi ... ile yaptığı görüşmede ...'in dava dışı Z.K.'nın dediğini yapmasını söylediğini, bunun üzerine kesimi durdurduğunu, sözleşmeden davacıların murisinin caydığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında hangi parsellere ilişkin sözleşme yapıldığına ilişkin yazılı bir sözleşme sunulmadığı, sözlü olarak yapılan sözleşmenin davacılar ile değil davacıların murisi ve davalı arasında yapıldığı, davalı ile davacıların murisi arasındaki kavakların kesim ve satımı sözleşmesinin hesaplama usulünün ağaç sayısı olmadığı, metre ve ton hesabına göre olduğu, kesimin davacıların murisi ...'in gösterdiği alanda yapıldığı, davacılar ile davalı arasında bir sözleşme bulunmadığından keşif talep edilen alanın sözleşmede bulunup bulunmadığının ispatlanamadığı, dinlenen tanık beyanları ile müteveffanın isteği doğrultusunda ağaçların kesilerek davalıya satıldığını ve davacıların murisi ...'in parasını aldığını beyan ettikleri gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili istinaf isteminde bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tadil olunan sözleşmeye aykırı davranıldığının ispat yükünün davacılara ait olduğu, davacıların iddiasını yasal delillerle ispat edemediği, kesim yapılacak bölgenin muris tarafından sağlığında gösterildiği, sözleşme tarihi ile dava tarihi sonrası dönemde zemindeki değişiklikler nedeniyle keşif delilinin yargılamaya katkı sağlamayacak olduğu, Mahkemece ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; davalının tadil edilen sözleşmeye aykırı davrandığının dosya kapsamında mevcut olan whatsapp yazışmaları, murisin vefatından önce banka kanalı ile yapılan iadeler (dekontta yazılı açıklamalar), davacı ve davalı tarafın tanık beyanları, davalının ikrara dayalı beyanları, tapu kayıtları, krokiler ve hava fotoğrafları ile ispat edildiğini, müvekkili ...'ın iade açıklamasına "1 79... parsel dışındakiler için iade" edildiğinin yazdığını, whatsapp yazışmalarının delil başlangıcı niteliğinde olduğunu, gerek dava dilekçesi ile sunulan gerekse ıslah dilekçesinin ekinde sunulan krokiden; davalı ile menkul satışına ilişkin sözlü sözleşme yapılmadan önce, kavak ağaçlarının hangi taşınmazlarda bulunduğu, kavak ağaçlarının mevcut durumu gibi hususların açıkça anlaşıldığını, davalı ile menkul satışına ilişkin sözleşmenin akdedilmesinden ve sözleşmenin tadil edilmesinden sonraki dönemdeki krokiden ise; kesilen kavak ağaçlarının hangi taşınmazlardaki kavaklara ilişkin olduğu, geride kalan kavak ağaçları ve kesilmeyen kavak ağaçlarının hangi taşınmazlarda bulunduğu hususunun açıkça anlaşıldığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık, sözleşmeye aykırılık nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.

1.Kural olarak belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini, tarafların ispat etmesi gerekir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 'İspat yükü' başlıklı 6. maddesi uyarınca; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” Aynı yöndeki düzenleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190/1 maddesinde; "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre ispat yükü, ispatı gereken vakıalara dayanan tarafa ait olup, herkes iddiasını ispatla mükelleftir. Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacıların murisi ile davalı arasında yapılan sözlü sözleşmenin kapsadığı alan ve ağaç sayısının net olarak belirlenmemesi, davacı ... ile davalı arasında yapılan tadil sözleşmesine kadar kesimi tamamlanan ağaç sayısının ve alanın belirlenmemiş olması, sözleşme tarihi ile dava tarihi sonrası dönemde zemindeki değişiklikler nedeniyle keşif delilinin yargılamaya katkı sağlamayacak olması, sözleşmenin şartlarının davacılar tarafından yasal delillerle ispat edilemediğinin anlaşılmasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/5605, K. 2026/2485, T. 27.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-5605-e-2026-2485-k-02f298998c92