Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/15494 E. 2026/8329 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/15494
Karar No
2026/8329
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/49 Esas, 2025/218 Karar KARAR : Kısmen kabul

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin asıl ve birleştirilen davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleştirilen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1.Davacı vekili asıl davada dava dilekçesinde özetle; ... ili, ..., ... Mahallesi 520 (yeni 35 23... ) parsel sayılı taşınmaza fiilen el atıldığından tazminat bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.

2. Davacı vekili birleştirilen davada dava dilekçesinde özetle; bozma sonrası ıslah yapılamayacağından 145.322,50 TL'nin davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 24.02.2015 tarihli ve 2012/606 Esas, 2015/19 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; aynı taşınmazın başka paydaşlarınca açılıp sonuçlanan tazminat dosyasında 2005 yılı Mart ayına göre belirlenen değerinin değerlendirme tarihi olan dava tarihine endekslemesi ile bedel belirlenmişse de geçen süre ve o süre zarfında taşınmazın bulunduğu çevrenin sosyo-ekonomik ve gelişmişlik durumu göz önüne alındığında emsal değerlendirmesi inandırıcı bulunmadığından, taraflara dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, dava konusu taşınmazın, değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere olan mesafesini de gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu ile mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi doğru olmadığı gibi, dava konusu taşınmaza 04.11.1983 tarihinden sonra el atıldığı ve bu döneme ilişkin el atmalarda nispi harç ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 26.12.2017 tarihli ve 2016/301 Esas, 2017/668 Karar sayılı kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; uyulan bozma kararı uyarınca yapılan inceleme sonucunda davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden hükmün onanmasına karar verilmiştir.

3. Dairemizin onama ilamına karşı süresi içinde, davalı idare vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

4. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; davalı idare vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 22.11.2018 tarihli ve 2018/4931 Esas, 2018/21784 Karar sayılı kararının kaldırılmasına karar verildikten sonra yapılan incelemede; yargılama sırasında davacının taşınmazdaki hissesinin ... isimli şahsa satış yoluyla devredildiği ve davacı ...'nin taraf sıfatının kalmadığı gibi, dava dışı Uğur Kılıç isimli şahıs tarafından davacının payını devralan ...'ye karşı ... 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/177 Esas sayılı dosyasında ön alım hakkından kaynaklı tapu iptal ve tescil istemli dava açıldığı ve halen derdest olduğu, bu durumda; ... 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/177 Esas sayılı dosyasında açılan tapu iptal ve tescil davasının sonucu el atmadan kaynaklanan tazminat davasının sonucunu etkileyebileceğinden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 165 inci maddesi uyarınca bu dava bekletici mesele yapılarak sonucuna göre yeni malik yönünden 6100 sayılı Kanun'un 125/2 nci maddesi uyarınca işlem yapılarak karar verilmesi gerektiğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar Mahkemenin 15.02.2024 tarihli ve 2021/562 Esas, 2024/63 Karar sayılı kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.

E. Üçüncü Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; taşınmazın, parsel sorgu sisteminde yapılan inceleme ve UYAP ile oluşturulan elektronik ortamda tapu kaydının incelenmesinde temyiz dilekçesinde ileri sürüldüğü gibi taşınmazın yeni ada parsel numarası almış olduğu ve toplam alanın da değişmiş olduğu anlaşıldığından, dava konusu taşınmazın kadastro krokisi ve tapu kaydı ilgili tapu ve kadastro müdürlüklerinden getirtilip, fen bilirkişisi ve bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi ve davalı idare harçtan muaf olmadığı hâlde, yazılı şekilde harçtan muaf olduğu kabul edilerek hüküm kurulması hatalı olduğundan kararın bozulmasına karar verilmiştir.

F. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 2012 değerine hükmedilmesinin hakkaniyete ve denkleştirici adalet kuralına aykırı olduğunu, yargılamanın çok uzun sürmüş olması nedeniyle enflasyonun dikkate alınarak güncel değerin belirlenmesi gerektiğini, mülkyet hakkının ihlal edilmiş olduğunu, kamu alacakları için öngörülen en yüksek faize hükmedilmesi gerektiğini, usuli kazanılmış hakkın ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; yüksek bedele hükmedildiğini, ön alım hakkına ilişkin davayla ilgili şerhin tapuda sürdüğü tescile engel teşkil edeceğini ve kamu zararına neden olunacağını ileri sürmüştür.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

3. Bedele, talep gibi Anayasa’nın 46/son maddesi gereğince dava tarihinden itibaren kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirir.

4.Davacı payı üzerindeki ihtiyati tedbir şerhine ilişkin dava dosyasının ön alım hakkı ile ilgili olduğu davanın retle sonuçlanıp kesinleştiği, ilgili dosyanın taraflarının talebi üzerine şerhin kaldırabileceği ve davalı idarenin, belirtilen dosyada taraf olmadığı anlaşıldığından, tapu kaydında yer alan takyidatların hüküm altına alınan bedele yansıtılması gerektiği hâlde, bu hususta hüküm kurulmaması bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2. Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının a) (1) numaralı bendinde yer alan “yasal” kelimesinin çıkartılması, yerine “Anayasa’nın 46/son maddesi gereğince kamu alacakları için öngörülen en yüksek” ibaresinin yazılması,

b) Ayrı bir bent olarak “ Tapu kaydındaki takyidatların hüküm altına alınan bedele yansıtılmasına” cümlesinin eklenmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının istenildiğinde iadesine,

05.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/15494, K. 2026/8329, T. 05.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-15494-e-2026-8329-k-12aae723b332