Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1498 E. 2026/1554 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1498
Karar No
2026/1554
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1498 - 2026/1554 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1498 KARAR NO : 2026/1554 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 30/12/2025 NUMARASI : 2024/219 E. - 2025/509 K.

DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Hükümsüzlük

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/12/2025 tarih ve 2024/219 E. - 2025/509 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili şirketin 2008/06061, 2008/06065, 2012/17388, 2012/17392, 2011/73059 sayılı "..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ... nezdinde gerçekleştirdiği 2019/137445 sayılı başvuruya itirazlarının YİDK tarafından reddedildiğini, “...” ibaresinin üniversitelerin yüksek lisans programının adı olduğunu, müvekkilinin "..." ibaresini bu amaç ile kullanmadığını, davalının da “...” ibaresini yüksek lisans programı adı altında kullanmadığını, bu sebeple tarafların "..." ibaresini ayırt edici şekilde marka vasfını haiz kullanımlarından dolayı benzerlik meydana geldiğini, başvurunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, 2021-M-4343 sayılı YİDK kararının iptaline ve 2019/137445 sayılı "..." ibareli markanın tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili, verilen Kurum kararlarının usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı Şahıs vekili, müvekkilinin ... Okullarıyla 2018-2019 tarihlerinde eğitim - öğretim faaliyetlerine başladığını, “...” ve “...” ibareli ve esas unsurlu markalarına, yaptığı yatırım, harcadığı sermaye ve emek ile ayırt edicilik kazandırdığını, “...” ibaresinin bir eğitim öğretim modeli olduğunu, kimsenin tekeline bırakılamayacağını, müvekkili markasının Türkçe açılımının "..." olduğunu, ancak davaya mesnet gösterilen davacı markalarının “...” ibarelerinin baş harfleri ile oluşturulduğunu, dolayısıyla markaların farklı anlamlar taşıdıklarını, markaların kullanım alanlarının tamamen farklı olduğunu, markada yer alan “...” ibaresinin müvekkili markalarının tescil edildiği sınıflarda ayırt ediciliğe sahip olduğunu, davacı yanın işbu davaya mesnet gösterdiği markalarının kullanılmaması nedeniyle İstanbul Anadolu 2. Fikri Haklar Hukuk Mahkemesi 2019/133 Esas sayılı dosyası ile kullanmama nedeniyle iptal davası ikame edildiğini, davacının Kurum nezdinde ileri sürdüğü itirazlarında mesnet markaların kullanımlarını ispatlayamadığını, eldeki davada da kullanım ispatı taleplerinin olduğunu, müvekkilinin daha evvelden tescilli markaları nedeniyle kazanılmış hakkının bulunduğunu ve kötü niyetli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, 2008/06061 sayılı "... ..." ibareli markanın tescili kapsamındaki 41. Sınıf hizmetler, 2012/17388 sayılı "..." ibareli ve 2012/17392 sayılı "..." ibareli markaların ise tescilleri kapsamındaki 16 ve 41. Sınıf mal ve hizmetlerin tamamı bakımından kullanmama nedeniyle iptaline karar verildiği ; 2008/06065 sayılı ve ibareli markanın 41.sınıftaki “Spor, kültür ve eğlence hizmetleri. Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri. Fotoğrafçılık hizmetleri. Tercüme hizmetleri." yönünden kısmen; 2011/73059 sayılı ve "..." ibareli markanın ise 16. sınıfta tescilli olduğu “Kağıt, karton (mukavva) ve bunlardan yapılmış ürünler (Kırtasiye amaçlı ürünler hariç). Plastik malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri. Matbaa ve ciltleme malzemeleri. Basılı evraklar; takvimler, posterler, fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar, (pullar). Kırtasiye, büro, eğitim ve öğretim malzemeleri (mobilyalar ve cihazlar hariç). Büro makineleri. Badana ve boya için fırçalar ve rulolar.” ve 41. sınıfta tescilli olduğu “Spor, kültür ve eğlence hizmetleri. Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri. Fotoğrafçılık hizmetleri. Tercüme hizmetleri.” açısından kısmen kullanmama nedeniyle iptallerine karar verildiği, davalı yanın 25/09/2024 tarihli dilekçesindeki açıklamalarına istinaden hükümsüzlük istemi yönünden de davacı yanın dayanak markalarının SMK m. 25/7 kapsamında ciddi kullanıma konu edilip edilmediğinin tespitinin gerektiği, her ne kadar YİDK karar tarihi itibariyle 2008/06061, 2008/06065, 2012/17388, 2012/17392, 2011/73059 sayılı markaların kullanmama nedeniyle iptali istemli İstanbul Anadolu 2. FSHHM’nin 2019/133E ve 2021/101K sayılı dava dosyası derdest ise de anılan dosya sonucunda yapılan ve Yargıtay onamasından geçerek kesinleştiği yorumu yapılabilecek kararın sonuçları itibariyle, davacı tarafça işbu davadaki hükümsüzlük talebine konu SMK m. 6/1 incelemesi bakımında dikkate alınacağı, davacı yanın kısmi iptale konu markaları açısından ise davalı tarafça 25.09.2024 tarihli ıslah dilekçesi kapsamında öne sürülen kullanmama def’inin de ayrıca değerlendirilmesinin icap ettiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/6092 Esas 2024/7534 Karar sayılı ilamına konu Bölge Adliye Mahkemesi kararında da davacı tarafa ait markalardan bir kısmının ilk derece mahkeme kararlarının aksi yönde olacak şekilde “Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme hizmetleri”ni de kapsayan bir kısım mal ve hizmetlerde kullanılmakta olduğunun açıkça hüküm altına alındığı ve aksi yönlü ilk derece mahkemesi kararının kaldırıldığı, davacı yanın “...” esas unsurlu markaları, işlem dosyasına sunulan delillerin incelenmesinde yalnızca 41.sınıftaki “Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri.” alt grubu yönünden kullanımı ispatlandığı kanaatine varılmakla, anılan hizmetler ile başvuru kapsamında aynı alt sınıfta yer alan hizmetler aynı tür olduğu, başvurudaki sair hizmetler bakımından işlem dosyası bakımından aynı ya da benzer sair herhangi bir hizmet bulunmadığı, hükümsüzlük talebi açısından ise 2008/06061 sayılı , 2012/17388 sayılı ve 2012 17392 sayılı markaların her birinin tescilleri kapsamındaki mal ve hizmetlerin tamamı yönünden iptal edilmiş olunmaları ve iptal kararının Yargıtay onamasından da geçmiş olmasından kaynaklı iptal kararının 26.04.2019 tarihinden (iptal davasının açıldığı tarih) itibaren geçerli olacak olması nedeniyle, hükümsüzlük talebini içerir işbu dava açısından SMK m.6/1 incelemesinde esas alınmalarının artık mümkün olmayacağı, taraf markalarının, işaretler arasındaki benzerlik ile birlikte davacı yanın hükümsüzlük talebi açısından dikkate alınabilir nitelikteki markaları olan 2011/73059 sayılı ve 2008/06065 sayılı markaları ve bu markaların iptali yönünde kurulan hüküm sonrasında markaların kapsamında kalan hizmetlerden kullanımı ispatlanan 41. sınıftaki "Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri." bakımından, dava konusu markada kapsamında aynı ya da benzer nitelikteki tek hizmet grubu olan “Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri.” arasında SMK m. 6/1 koşullarının meydana geleceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, ... YİDK'nun 2021-M-4343 sayılı kararının "41. Sınıf sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idari hizmetleri" bakımından iptaline, dava konusu edilen 2019/137445 sayılı markanın "41. Sınıf sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idari hizmetleri" bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya dair istemlerin reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı şahıs vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacının markalarının ciddi biçimde kullanılmadığını, emsal dosyalarda verilen kararların da bu yönde olduğunu (Ankara 4. FSHHM 2020/132, 2021/205 Esas), yine Ankara 1. FSHHM'nin 2020/148 Esas sayılı dosyasında düzenlenen bilirkişi raporunun da bu yönde olduğunu, benzerlik incelemesine dahi geçilmeden itirazın reddine karar verilmesinin gerektiğini, davacının piyasa oluşturmayan kendi müşterilerine yönelik faaliyetlerinin ciddi kullanım kabul edilemeyeceğini, mahkemece kullanım ispatı bakımından yeterli sayılan kullanımların "..." bünyesinde yürütülen faaliyetlere ilişkin olduğunu, kurum içi konferansların markasal kullanım olarak kabul edilemeyeceğini, "..." ibaresinin ilgili sektörde yaygın kullanımı bulunan, ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğunu, 41.sınıf hizmetlerin tüketici kitlesinin dikkat düzeyinin yüksek olduğu da gözetildiğinde taraf markaları arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markalarının benzer olmadığını, aralarında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, ... ibaresinin yaygın kullanılan tasviri bir ibare olduğunu, ayırt edicilik vasfını taşımadığını, başvuru markasının bütünsel olarak davacı markalarından farklılaştığını, 41.sınıf hizmetlerin tüketici kitlesinin dikkat düzeyinin yüksek olduğu da gözetildiğinde taraf markaları arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili kurum kararlarının iptali, hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dairemizin, işbu dava hakkında verilen 19/04/2024 tarih, 2022/506 Esas, 2024/767 Karar sayılı kaldırma kararında, davacı tarafından itiraza mesnet markaların bir kısmının dava dışı ... A.Ş.'ye devredildiği, taraf teşkilinin kamu düzenine ilişkin olduğu belirtilerek, HMK'nın 125. maddesi uyarınca işlem yapılması ve taraf teşkilinin sağlanması gereğine değinilmiştir. Bu doğrultuda mahkemece taraf teşkili sağlandığı halde, ... A.Ş.'nin gerekçeli karar başlığında "ihbar olunan" olarak gösterilmesinin, mahallinde her zaman düzeltilmesi mümkün bir maddi hataya dayalı olduğu anlaşılmış ve bu hususa işaret edilmesi gerekli görülmüştür. Öte yandan, davaya yasal cevap süresi içerisinde cevap vermemiş olan davalının, süresinden sonra vereceği cevap dilekçesi ile kullanmama def'inde bulunabilmesinin mümkün olmadığı da Dairemizin yukarıda anılan kararında açıklanmıştır. Ne var ki davalı vekili 25/09/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile kullanmama def'i ileri sürmüş, mahkemece de bu def'i dikkate alınmıştır. Usul işleminin ıslahla düzeltilmesi öncelikle geçerli bir hukuki işlemin varlığını gerektirdiğinden, yapılmamış hükmünde sayılan bir usul işleminin ıslahla düzeltilmesi de düşünülemez. Kullanmama def'i, hukuki niteliği itibariyle, maddi hukuktan kaynaklanan bir def'i olup, usul hukuku anlamında ise bir savunma aracıdır. Savunma aracı olmasının doğal sonucu olarak, ileri sürülmesi belli süre ve şartlara tabi olmasını gerekli kılmaktadır. Davaya yasal süresi içinde cevap veren, ancak kullanmama def'ini ileri sürmeyen davalı tarafın verdiği cevap dilekçesini ıslah ederek kullanmama def'ini ileri sürmesi mümkündür (Bkz. Hukuki mahiyeti itibariyle def'i niteliğindeki "zamanaşımı" hakkında verilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06.04.2011 gün ve 2010/9-629 E., 2011/70 K. sayılı ilamı ile 12.06.2013 gün ve 2012/10-1633 E., 2013/825 K. Sayılı ilamları, ). Ne var ki, yasal süresi içinde davaya cevap vermeyen ve cevap dilekçesi verme biçimindeki usul işlemini yapmayan davalı tarafın, yapılmamış bir usul işlemi için ıslah yoluna başvurması ve bu yolla kullanmama def'ini ileri sürmesi kabul edilemez (Bkz. Hukuki mahiyeti itibariyle def'i niteliğindeki "zamanaşımı" hakkında verilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07.06.2017 gün ve 2017/17-1093 E., 2017/1090 K. sayılı ilamı). Ancak, mahkemece verilen karar, davacı tarafça istinaf edilmediğinden, Dairemizce bu husus, kaldırma sebebi yapılmamış, eleştirilmekle yetinilmiştir. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira redde mesnet markaların asli unsuru olan "..." ibaresinin dava konusu başvuruda da asli unsur olarak kullanıldığı, tali nitelikteki sair kelime ve şekil unsurlarının markadaki vurguyu "..." ibaresinden uzaklaştırmadığı ve başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlanmadığı, davacının işbu dosyaya sunduğu kullanım delilleri arasında İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/133 Esas sayılı dosyasında düzenlenen bilirkişi raporuna da dayanıldığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının mesnet markalarının kullanılmaması nedeniyle kısmen iptaline ilişkin İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/133 Esas, 2021/101 Karar sayılı sayılı dosyası hakkında verilen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23/10/2024 tarih, 2023/6092 Esas, 2024/7534 Karar sayılı kararı da dikkate alınarak mesnet markaların kullanıldığı anlaşılan hizmetlerle sınırlı olarak inceleme yapılmak suretiyle dava konusu markanın kapsamındaki "41. Sınıf sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idari hizmetleri" yönünden SMK'nın 6/1.maddesi anlamında emtia benzerliği şartının gerçekleştiğinin kabul edilmesinin de yerinde olduğu anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00'şer-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 17/09/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/09/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1498, K. 2026/1554, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1498-e-2026-1554-k-19305ccbb63a