Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/13520 E. 2026/10640 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/13520
- Karar No
- 2026/10640
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3239 Esas, 2025/2081 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 25. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/63 Esas, 2020/202 Karar
Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir.
Davacılar vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 09.06.2026 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davalı Hazine vekili Avukat ... gelmiş, davacılar vekili duruşmaya katılmamıştır.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul İli, ... ilçesi, ... köyü, Mart 1315 tarihli ve 9 ve 17, Mart 1330 tarihli ve 4 ve 7 numarada kayıtlı ... namı ile maruf taşınmazın, müvekkillerinin murisi ... adına tapuda kayıtlı olduğunu, ancak Orman Yönetimi tarafından 1988 yılında ... Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan ve görevsizlikle ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilen dava sonucunda, mahkemece 15.06.2010 tarihli ve 2009/ 35... /202 Karar sayılı karar ile tapu kaydının iptaline, orman niteliğinde Hazine adına tesciline karar verildiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla taşınmazın değerinin tespit edilerek, 10.000 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 88... parsel sayılı taşınmazın kadastro müdürlüğünün beyannamesine istinaden 09.09.1996 tarihli ve 4066 yevmiye ile ihdasen ... ve ... Devlet Ormanı vasfı ile 25.253.078 m² olarak Hazine adına tescil edildiğini, taşınmazın halen devlet ormanı olarak Hazine adına tescilli olduğunu ve tapu kaydında 2/b şerhinin bulunmadığını, taşınmazın tapu kaydında 2/b şerhi bulunmamasının orman vasfında olması nedeniyle herhangi bir iade veyahut tazminat talebine konu olamayacağını, taşınmazın devlet ormanı olması nedeniyle özel mülkiyete konu edilmesinin mümkün olmadığını, 6292 sayılı Kanun'un uygulanmasına olanak olmadığını, kaldı ki dayanılan tapuların dava konusu taşınmazları kapsamadığı gibi davacının geçerli bir akdi halefiyetinin de bulunmadığını, diğer taraftan dava konusu Hazine adına tescilli olan taşınmazlar için 6292 sayılı Kanun hükümlerine göre iade kapsamında, Kanun'un yürürlüğe girmesinden itibaren 2 yıl içinde ilgilileri tarafından idareye başvurulması gerektiğini, bu Kanun'un davacı tarafından açılan tapu iptal davasında uygulanma olanağının bulunmadığını, yine 3402 sayılı Kanun'un 17 nci maddesi hükmüne göre orman sayılan bir yerin imar ve ihya yoluyla da kazanılmasının mümkün olmadığını ileri sürerek davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı yönünden reddedildiğini, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, Anayasa Mahkemesinin ve Yargıtay 'ın bir çok kararında davanın emsal nitelikteki bir çok kararda davaların kabul edildiğini, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan müracaatın öncelikle bu konuda iç mevzuat ve yerel mahkemeler tarafından davaların kabul edildiği gerekçesi ile davanın Türk Mahkemelerinde açılması yönünde karar verilmesi üzerine iş bu davanın açıldığını, Mahkeme kararına gerekçe oluştururken 221 sayılı Kanun'un tazminat ve diğer maddelerinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğinden hiç söz edilmediğini, 221 sayılı Kanun'un Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen maddeleri gereğince de bu kanuna dayanarak zaman aşımının dolduğu gerekçe gösterilerek davaları reddedilemeyeceğini, Anayasa Mahkemesi kararlarında mahkemeye erişim yönünden davaların incelenmesine karar verdiğini, davaların zaman yönünden reddedilemeyeceğinin karar altına alındığını, Anayasa Mahkemesinin son kararları kapsamında da davanın kabul edilmesinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı, Anayasa Mahkemesi kararları, Yargıtay kararları ve kanun karşısında yasal zorunluluk olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar tarafından 1942 yılında yapılan orman kadastro çalışmaları sonucunda düzenlenen, taşınmazların ... Devlet Ormanı olduğuna yönelik sınırlandırmaya ilişkin, Kadastro Komisyonu kararına ve ilan edilen tutanaklara yasada öngörülen 3 aylık süre içerisinde herhangi bir itirazda bulunulmadığı anlaşıldığından taşınmazların orman olduğuna yönelik sınırlandırma işleminin kesinleştiği ve davacılara ait tapu kayıtları hukuki değerini yitirdiği, kaldı ki 4785 sayılı Kanun gereğince de devletleştirilen ve iadeye tabi olmayan yerlerdeki eski tapu kayıtları hukuki değerini yitireceği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Dosyada bulunan bilgi ve belgelere göre; ... köyünde bulunan Mart 1315 tarihli ve 9 ve 17, Mart 1330 tarihli ve 4 ve 7 sıra numaralı tapuda kayıtlı taşınmazların davacının murisi ... adına kayıtlı iken, taşınmazların bulunduğu yerde 1942 yılında yapılan orman kadastro çalışmaları sırasında orman sınırları içerisine alınarak ... Devlet Ormanı olarak sınırlandırıldığı, sınırlandırmaya ilişkin belgelerin 17.02.1943 tarihinde söz konusu kanunda belirtilen şekilde usulüne uygun şekilde ilan ve tebliğ edildiği, dayanılan tapuların 1957 arazi kadastrosunda revizyon görmediği, Orman Yönetimince, ... mirasçıları aleyhine 29.06.1988 tarihinde tapu iptali ve tescil davası açıldığı, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/35 Esas, 2010/202 Karar sayılı kararıyla, tapu kayıtlarının iptali ile Devlet Ormanı vasfı ile Hazine adına tesciline karar verildiği, kararın Yargıtay denetiminden de geçerek 13.10.2012 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
3. Dava konusu taşınmazların 3116 sayılı Orman Kanunu hükümleri uyarınca yapılan orman kadastrosu çalışmaları nedeniyle Devlet Ormanı olarak sınırlandırılarak bu sınırlandırmaya ilişkin belgeler 17.02.1943 tarihinde sözkonusu kanunda belirtilen şekilde usulüne uygun şekilde ilan ve tebliğ edilmiştir.
4. 3116 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinde “sınırlandırmaya rızası bulunmayanların tebliğ tarihinden itibaren 3 ay içinde mahalli mahkemelere müracaatla itiraz edebilecekleri, bu süre içerisinde itiraz söz konusu olmazsa komisyon kararının kesinleşeceği” hususu hüküm altına alınmıştır.
5. Dosya kapsamından; davacılar tarafından 1942 yılında yapılan orman kadastro çalışmaları sonucunda düzenlenen, taşınmazların ... Devlet Ormanı olduğuna yönelik sınırlandırmaya ilişkin, Kadastro Komisyonu kararına ve ilan edilen tutanaklara yasada öngörülen 3 aylık süre içerisinde herhangi bir itirazda bulunulmadığı anlaşıldığından taşınmazların orman olduğuna yönelik sınırlandırma işlemi kesinleşmiş ve tapu kayıtları hukuki değerini yitirmiştir.
6. Davacı vekilince 221 sayılı Kanun'un iptal edildiği belirtilerek değerlendirme yapılması gerektiği ileri sürülmüşse de 2942 sayılı Kanun'un Geçici 4 üncü maddesiyle Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2016 tarihli, 2014/8-1084 Esas, 2016/158 Karar sayılı ve 25.05.2005 tarihli, 2005/288 Esas, 2005/352 Karar sayılı kararı ile bu kararda sözü edilen Anayasa Mahkemesinin 09.12.1989 tarihli, 1989/14 Esas, 1989/49 Karar sayılı kararı ve 12.12.1989 tarihli, 1989/11 Esas, 1989/48 Karar sayılı kararları nazara alındığında 221 sayılı Kanun'un iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2021/19 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararının yürürlük tarihi olan 04.05.2023 tarihinden çok önce 13.01.1963 tarihinde iki yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu ve davalı yararına kazanılmış hak oluştuğu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının kazanılmış hakları etkilemeyeceği açıktır.
7. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Aleyhine temyiz olunan davalı Hazine yararına 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 40.000,00 TL vekâlet ücretinin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.