Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2023/11836 E. 2024/7230 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/11836
Karar No
2024/7230
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2905 Esas, 2023/2136 Karar DAVA TARİHİ: 22.12.2011 KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesine dayanan tazminat istemli davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 11.06.2024 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davacılar vekili Avukat ..., davalı Hazine vekili Avukat ...... ve davalı ... vekili Avukat... gelmişlerdir. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacının dava konusu İstanbul ili,... ilçesi, ... Mahallesi 192 ada 8, 9, 10, 11, 12 parsel sayılı taşınmazları 01.06.1970 tarihinde satın alma suretiyle mülk edindiğini, anılan taşınmazların... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1977/7 Esas, 1999/44 Karar sayılı kararı ile tapularının orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verildiğinden bahisle tapularının iptali nedeniyle uğradığı zararın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü süre, husumet ve zamanaşımı itirazında bulunarak orman alanı içerisinde bulunan ve kesinleşmiş mahkeme kararı ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilen, doğal servet ve kaynak niteliğindeki ormanların, özel mülkiyet konusu olmasına yasal olanak olmadığı gibi kamu malı niteliğinde olan taşınmazlar hakkında, mülkiyet hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle Hazine aleyhine tazminat istemiyle açılan işbu davanın yasal dayanağının da bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; husumet itirazında bulunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 05.07.2019 tarihli ve 2018/304 Esas, 2019/212 Karar sayılı kararı ile davalı ... İdaresi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalı Hazine yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 10.12.2019 tarihli ve 2019/2366 Esas, 2019/2870 Karar sayılı kararı ile davacıların İstinaf başvurularının esastan reddi ve davalı ... İdaresi davada taraf olmadığından istinaf talebinin reddine davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle davalı Hazine hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile 8.000,00 TL'nin 10.04.2003 tapu iptal tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı Hazineden alınarak veraset ilamındaki hisseleri oranında davacılara verilmesine, ıslahla artırılan miktar yönünden vaki zamanaşımı nedeniyle davanın reddine, davalı ... İdaresi aleyhine yöneltilen bir dava olmadığından hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi ile 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince açılan tazminat davaları, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 107 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirsiz alacak davası niteliğinde olup, belirsiz alacak davasında zamanaşımının yalnızca dava açılan kısım için değil, tüm dava için kesildiği, davacının iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın, davanın başında belirtmiş olduğu alacak talebini 107 nci maddenin ikinci fıkrasına göre bilirkişi raporu ile tam ve kesin olarak belirlendiği anda arttırmasının mümkün olduğu ve yapılacak bu artırım bir ıslah olmadığı gibi, artırılan bu bölüm yönünden zamanaşımının gerçekleştiğinden de söz edilemeyeceği, eldeki davada davacı vekilince davanın 8.000 TL üzerinden zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı, alacağın belirli hale geldiği ve metrekare birim bedelinin 100 TL olarak belirlendiği 12.07.2012 tarihli ilk bilirkişi raporuna göre eksik harcın ikmal edildiğinden davacının iddianın genişletilmesi yasağı olmadan ve karşı tarafın rızasına ve ıslaha da gerek kalmaksızın talep sonucunu artırabileceği gözetilerek dosya kapsamına göre hüküm kurulması gerektiği gibi dava konusu taşınmazın değeri tespit edilirken öncelikle taşınmazın niteliğinin tespit edilmesi gerekli araştırma yapılarak arsa mı yoksa arazi mi olduğu tespit edilerek sonucuna göre seçilecek bilirkişi kurulu eşliğinde keşif yapılarak rapor denetlenmek suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi ve dava konusu taşınmazlar üzerinde bulunan takyidatın bedele yansıtılması gerektiğinin gözetilmemesi gerekçeleriyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Hazine hakkında açılan davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporuda hatalı inceleme ile metrekare birim fiyatının düşük belirlendiğini, dava konusu taşınmazın dava tarihindeki değerinin 24.02.2003 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın husumet, hak düşürücü süre ve zamanaşımından reddi gerektiğini, gerek talep artırım ve ıslah ile talep edilen alacağın zamanaaşımına uğradığını, davacı vekilince 20.06.2017 tarihinde bedel artırım talebinde bulunduğunu, ikinci defa yapılan değer artırım talebinin usul ve Kanuna aykırı olduğunu, faize ıslah tarihinden itibaren hükmedilmesi gerektiğini, ormanların özel mülkiyete konu olamayacağından 4731 sayılı Kanun'un yasal dayanağı bulunmadığını, şartlarının oluşmadığını, dava konusu taşınmazın arsa niteliğinde bulunmadığını, eksik ve hatalı inceleme ile bedelin yüksek belirlendiğini ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur. 3. Davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde özetle; haklarında davanın husumetten reddine karar verilmesi ve lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Kanun’un 317 nci maddesinin ikinci fıkrası, 319 uncu maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 4721 sayılı Kanun’un “Sorumluluk” başlıklı 1007 nci maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.” 3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 - 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı ilâmında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir. 4. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir. 5. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir. 6. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanun'nun (2942 sayılı Kanun) 11 inci maddesi, 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki taşınmazlara emsal kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, davacılar ve davalı ... İdaresi vekillerinin tüm, davalı Hazine vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 4. Her ne kadar davacının 20.06.2017 tarihli talep artırım dilekçesi ile talep ettiği miktar yönünden zamanaşımının gerçekleştiğinden söz edilemez ise de; 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesinden kaynaklanan tazminat davalarında, mülkiyet kaybının kesinleştiği tarihten itibaren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146 ncı maddesine (eski 125 inci madde) göre 10 yıllık genel zaman aşımı süresi içinde dava açılması gerekmektedir. 10 yıllık genel zamanaşımı süresi alacağın muaccel (istenebilir) hale geldiği gün işlemeye başlar ve 10 yıl sonra aynı gün dolar. Eldeki davada davacının mülkiyet hakkını mahkeme kararı ile kaybettiği 24.02.2003 tarihi itibarıyla zararın doğduğu ve bu tarihte tazminat alacağının muaccel (istenebilir) hale geldiği gözetildiğinde, zamanaşımı süresinin 24.02.2013 tarihinde dolmaktadır. 5. Buna göre; eldeki davanın açıldığı 22.12.2011 tarihi itibarıyla 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı, ne var ki davacılar vekilinin 14.06.2023 tarihli ıslah dilekçesi davalı Hazine vekiline 21.06.2023 tarihinde tebliğ edildiği ve davalı Hazine vekili tarafından 03.07.2023 tarihli dilekçeyle süresi içerisinde açıkça ıslaha karşı zamanaşımı savunmasını ileri sürdüğü gözetildiğinde davacılar vekili tarafından harcını ikmal ettiği talep artırım dilekçesinde belirttiği 1.471.425,00 TL dışındaki ıslah dilekçesi ile talep ettiği alacağı zamanaşımına uğramıştır. 6. Bu durumda; Mahkemece ıslah istemine karşı süresi içerisinde yapılan zamanaşımı savunması değerlendirilmeden, söz konusu ıslah istemine değer verilerek karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacılar ile davalı ... İşletmesi vekillerinin tüm, davalı Hazine vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davalı Hazine kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 21.09.2023 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı Hazineye ödenmesine, Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2023/11836, K. 2024/7230, T. 11.06.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2023-11836-e-2024-7230-k-b4b737848d34