Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2025/3724 E. 2026/6188 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/3724
- Karar No
- 2026/6188
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1565 Esas, 2020/1841 Karar SUÇLAR : Zimmet, icrai davranışla görevi kötüye kullanma, resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Bölge Adliye Mahkemesince verilen Kararın ve ek Kararın temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde; Temyiz incelemesi yapılan bu dosya ile Dairemizin 2024/3431 Esas sırasında kayıtlı dosya arasında fiili ve hukuki bağlantı bulunduğu gözetilerek dosyaların birlikte yapılan incelemesinde; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre zimmet suçundan doğrudan zarar görmeyen ...'un bu suç açısından kamu davasına katılma ve temyiz hakkının bulunmadığı, usulsüz olarak verilen katılma kararının da hükmü temyiz hakkı vermeyeceği kabul edilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 260/2. maddesine göre zimmet suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Adalet Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve vekili tarafından 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7417 sayılı Kanun) yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden sonra davaya katılma talebinde bulunulması ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun 18/2. maddesi hükmü uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı anlaşılmıştır. Sanık hakkında zimmet suçundan kurulan hükmün ve temyiz talebinin reddine dair ek Kararın temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Afyonkarahisar 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.01.2020 tarihli ve 2017/244 Esas, 2020/58 sayılı Kararı ile sanık hakkında zincirleme nitelikli zimmet suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 247/1-2, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/1- 2- 3. madde ve fıkraları gereği hak yoksunlukları uygulanmasına karar verilmiştir. B. İstinaf 1)Katılanlar ..., ..., Hazine ve Halk Bankası vekilleri ile sanık müdafiinin istinaf başvuruları üzerine Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 13.11.2020 tarihli ve 2020/1565 Esas, 2020/1841 sayılı Kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. 2)Konya Bölge Adliye Mahkemesinin 23.12.2020 tarihli ve 2020/1565 Esas, 2020/1841 sayılı ek Kararı ile sanık ... müdafiinin müvekkili hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma ile resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik istinaf başvurularının esastan reddi kararına ilişkin temyiz talebinin reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Katılan ... Vekilinin Temyiz İstemi 5271 sayılı Kanun'un 233. ve devamı maddeleri uyarınca davaya katılma ve sair haklarını kullanma imkanı tanınmadan hüküm kurulmuş olması ve sair nedenlerle kurulan mahkumiyet hükmünün bozulması gerektiğine, 2)Katılan ... Vekilinin Temyiz İstemi Sanık hakkında takdiri indirim nedenlerinin uygulanması ve alt sınırdan ceza verilmiş olması nedenleriyle sanık aleyhine hükmün bozulması istemine, 3)Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Sanığın eyleminin basit zimmet suçunu oluşturduğu ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması gerekirken fazla ceza tayin edilmiş olması nedeniyle hükmün bozulması gerektiğine, İlişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma ile resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik istinaf başvurularının esastan reddi kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz talebinin reddine dair ek Karar yönünden 5271 sayılı Kanun'un 286/2-g maddesinde yer verilen; “On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile 5271 sayılı Kanun'un 286/3. maddesinde belirtilen suçlar ve aynı Kanun'un 296/1. maddesinin ilgili bölümünde yer alan; “... temyiz edilemeyecek bir hüküm temyiz edilmiş [ise] …, hükmü temyiz olunan bölge adliye veya ilk derece mahkemesi bir karar ile temyiz istemini reddeder” şeklindeki hüküm birlikte değerlendirildiğinde sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görülmemiştir. 2.Sanık hakkında zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurularının esastan reddi kararı yönünden Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; UYAP sistemi üzerinden yapılan sorgulamada 31.01.2019 tarihli iddianame ile açılan Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/130 Esas, 2020/58 Karar sayılı dosyasında sanığın zincirleme basit zimmet suçundan mahkumiyetine karar verildiği, bu kararın temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 2024/3431 Esasına kaydedildiği ve bu dosya ile birlikte incelendiği, suç ve iddianame tarihlerine göre eylemlerin kül halinde zincirleme nitelikli zimmet suçunu oluşturabileceği gözetilerek, davaların birleştirilmesi ve 5237 sayılı Kanun'un 3/1 ve 61/1. maddeleri ile hukuki kesinti, zincirleme suç ve mahsup hükümleri de nazara alınmak suretiyle sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Kabule göre de; 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işleyen sanık hakkında aynı Kanun'un 53/5. madde ve fıkra hükmü gereğince hak yoksunluğuna hükmolunmaması, Sanığın adli sicil kaydında yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının 5271 sayılı Kanun'un 231/11. maddesi uyarınca ele alınması için mahkemelerine ihbarda bulunulması gerektiğinin gözetilmemesi, Hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR 1.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle, ... vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun'un 298/1. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, 2.Değerlendirme ve gerekçe bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenle ek Kararda hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun'un 296/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİ İLE EK KARARIN ONANMASINA, 3.Değerlendirme ve gerekçe bölümünün (2) numaralı bendinde sanık müdafiinin ve katılan ... vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Kararın 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi gereği Afyonkarahisar 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,29.04.2026 tarihinde karar verildi.