Yargıtay · 5. Ceza Dairesi

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2022/4805 E. 2026/6211 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Ceza Dairesi
Esas No
2022/4805
Karar No
2026/6211
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/110 Esas, 2021/395 Karar... SUÇLAR : Rüşvet alma, icrai davranışla görevi kötüye kullanma, rüşvet verme, resmi belgede sahtecilik HÜKÜMLER : Sanıklardan ... hakkında rüşvet alma ve ... hakkında rüşvet verme suçlarından beraat, ... hakkında resmi belgede sahtecilik, ... hakkındaki icrai davranışla görevi kötüye kullanma isnadının sübutu halinde görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçunu oluşturacağı kabulüyle kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, onama, bozma

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/9. maddesinde, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 253/6. maddesine paralel bir şekilde "Derhal beraat kararı verilebilecek hallerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemeyeceği" hüküm altına alınmış olup, anılan maddenin gerekçesinde de "fiilin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen hallerde derhal beraat kararı verilebileceği"nin belirtilmesine, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.06.2016 tarihli ve 126–207 sayılı Kararı başta olmak üzere yerleşmiş uygulamasında "zamanaşımının gerçekleşmesi durumunda derhal beraat kararı verilmesini gerektiren haller hariç öncelikle beraat değil, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi, aksi halde, yani derhal beraat kararı verilmesini gerektiren hallerde ise zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmemesi gerektiği" görüşünün benimsenmesine, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.12.2012 tarihli ve 864-1861; 26.06.2012 tarihli ve 978-2 50... .01.2007 tarihli ve 254-5 sayılı Kararları başta olmak ve Özel Dairelerce de benimsenmiş olan birçok kararında da açıkça vurgulandığı gibi yargılama yapılmasına engel olup, davayı düşüren hallerden biri olan dava zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi durumunda, yerel mahkeme ya da Yargıtay tarafından resen zamanaşımı kuralı uygulanarak kamu davasının düşmesine karar verilmesinin zorunlu olmasına göre; eylemin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen bir hal başka bir deyişle derhal beraat kararı verilmesini gerektiren bir durum bulunmadığından zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle mahkemece re'sen ve diğer iddialardan önce davanın düşmesine karar verilmesi zorunluluğuna riayet edilerek, sanıklardan ... hakkında resmi belgede sahtecilik, ... hakkında görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçlarından zamanaşımı nedeniyle verilen düşme kararlarının temyizinde müdafiilerinin hukuki yararları bulunmadığından ayrıca Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle Hazine ve İçişleri Bakanlığının sanıklardan ... hakkında resmi belgede sahtecilik, ... hakkında görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama, İçişleri Bakanlığının ... hakkında rüşvet verme suçlarından açılan kamu davalarına 5271 sayılı Kanun'un 237. maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmediklerinden kamu davalarına katılma haklarının olmadığı anlaşıldığından, ... vekilinin sanık ... hakkında rüşvet verme suçundan kurulan beraat, Hazine ve ... vekilinin ... hakkında resmi belgede sahtecilik, ... hakkında görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçlarından zamanaşımı nedeniyle kurulan düşme hükümlerine yönelik temyiz istemlerinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi gereğince ayrı ayrı REDDİNE, 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesine göre rüşvet alma suçundan açılan kamu davasında katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan İçişleri Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve vekilinin bozma ilamına konu hüküm ile temyiz incelemesine konu hükmü temyiz etmesi karşısında, temyiz dilekçelerinin katılma iradesi içerdiği anlaşılmakla 3628 sayılı Kanun'un 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca İçişleri Bakanlığının başvuru tarihinde sanık ... hakkında rüşvet alma suçu bakımından müdahil sıfatını kazandığı gözetilerek, başvurularının kapsamına göre incelemenin; katılanlar vekillerinin sanık ... hakkında rüşvet alma, katılan ... vekilinin sanık ... hakkında rüşvet verme suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

Sanıkların üzerlerine atılı rüşvet verme ve rüşvet alma suçlarının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 252/1 ve 2. madde ve fıkralarında öngörülen cezalarının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-d maddesinde belirtilen 15 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 10.11.2010 tarihli sorgu ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği, zamanaşımını kesen başkaca bir sebebin de bulunmadığı anlaşıldığından, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321/1. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2022/4805, K. 2026/6211, T. 30.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-ceza-dairesi-2022-4805-e-2026-6211-k-c5e00ccc9bac