Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/4265 E. 2026/3967 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/4265
- Karar No
- 2026/3967
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/459 E., 2025/1038 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/341 E., 2022/203 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun (2547 sayılı Kanun) 33/a maddesi uyarınca, 18.02.2012 tarihinde ... Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümüne atandığını, bir dönem davalı Üniversite kadrosunda çalışan müvekkilinin aynı Kanunun 35. maddesi doğrultusunda 30.01.2013 tarihinde doktora yapmak üzere ...... Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisat Anabilim Dalına görevlendirildiğini ve kadrosunun geçici olarak ...... Üniversitesine aktarıldığını, doktorasını başarı ile bitiren müvekkilinin 01.04.2019 tarihinde kadrodan ayrıldığını ve 15.04.2021 tarihinde ... Üniversitesine naklen atama ile dönüp araştırma görevlisi kadrosuna atandığını, çalıştığı süre boyunca ihtiyaç bulunmadığı gerekçesiyle öğretim üyeliği kadrosunun açılmadığını, bu nedenle müvekkilinin 21.12.2020 tarihli ve 31341 sayılı Resmi Gazete'de ... Üniversitesi tarafından yayınlanan Dr. Öğr. Üyesi kadrosuna başvurduğunu ve ilgili kadroya atanmaya hak kazandığını, akabinde davalı Üniversiteye karşı varsa mecburi hizmet yükümlülüğünün kadrosunu kazandığı ... Üniversitesine devredilmesini talep ettiğini ve bu talebinin 25.03.2021 tarihli evrakla uygun görüldüğünü, ancak söz konusu mecburi hizmetin devredilmesi hususunun YÖK tarafından uygun görülmediğini, müvekkilinin kazanmış olduğu kadroya geçiş yapabilmek için davalı Üniversitenin mecburi hizmet yükümlülüğünden kaynaklı olduğunu iddia ettiği ödemeler toplamı 219.860,00 TL'yi davalı Üniversiteye yatırmak zorunda kaldığını, davalı Üniversite Rektörlüğünün 10.06.2021 tarihli yazısı ekinde sunulan hesaplama tablosunda çıkartılan borcun tamamının müvekkiline ...... Üniversitesi tarafından yapılan maaş ödemeleri olduğunun açıkça görüldüğünü, müvekkilinin 17.09.2021 tarihi itibarıyla davalı Üniversitedeki görevinden ayrılarak 20.09.2021 tarihinde ... Üniversitesindeki ilgili kadroda çalışmaya başladığını, müvekkilinin sorumlu olacağı kısmın eğitim ve öğretim için yapılan masraflar olduğunu, araştırma görevlisi kadrosunda olmanın karşılığı olan maaş ödemelerinin bunun dışında kaldığını, müvekkilinin fiili çalışma karşılığı yapılan maaş ödemelerinin iadesinin talep edilmesinin angarya yasağına aykırı olduğunu, maaş ödemeleri dışında kalan eğitim ve öğretim giderlerinin hesaplamaya esas alınması gerektiğini ileri sürerek; taraflar arasında imzalanan ... Noterliğinin 18.01.2012 tarihli ve 1872 yevmiye numaralı taahhüt ve kefalet senedi dolayısıyla müvekkilinin davalı Üniversiteye karşı 219.860,00 TL borçlu bulunmadığının tespitini, müvekkilinden haksız olarak tahsil edilen 219.860,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faiziyle iadesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Üniversite vekili; davacının 18.01.2013 tarihli ve ... yevmiye numaralı Taahhütname ve Kefaletname senedini imzalayarak 4 yıl süre ile... Üniversitesinde görevlendirildiğini, işbu senedin lisansüstü eğitimini tamamlamak için imzalanan taahhüt senedi olmayıp Kurumdan istifa etmek için kayıtsız ve şartsız para borcu ikrarını içeren re'sen düzenleme biçimindeki noter senedi olduğunu, dolayısıyla ilam niteliğinde bir belge olduğunu, 2547 sayılı Kanunun 35. maddesi ile öğretim elemanı yetiştirilerek, gelişmekte olan üniversitelere katkı sağlanmasının amaçlandığını ancak müvekkili Üniversitede göreve başladığı tarihten itibaren davacının görev süresinin çoğunluğunu başka Üniversitelerde doldurduğunu ve müvekkili Üniversiteye beklenen katkıyı sunacak yeterlilikte bir zaman diliminde çalışma imkanı bulmadığını, davacının herhangi bir gerekçe ve makul sebep göstermeden imzaladığı kayıtsız-şartsız borç ikrarı içeren re'sen düzenlenen borç senedine aykırı hareket ederek mecburi hizmet yükümlülüğünü tamamlamadan müvekkili Üniversitedeki görevinden ayrıldığını ve bir başka eğitim kurumunda göreve başladığını, davacının müvekkili Üniversiteye sunduğu 02.03.2021 tarihli dilekçesi ile kefalet senedine dayanan borcunu tekraren ikrar ettiğini ve ödeme iradesi ile hesaplanacak bedelin tarafına bildirilmesini talep ettiğini, mecburi hizmet yükümlülüğünün sözleşmelerin şartı olduğunu ve karşılıksız bir çalıştırma niteliğinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının davalı Üniversitenin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat bölümüne 28.02.2012 tarihinde atandığı, daha sonra 30.01.2013 tarihinde 2547 sayılı Kanunun 35. maddesi doğrultusunda doktora yapmak üzere ........ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisat Anabilim Dalına görevlendirildiği, bilahare kadrosunun aktarıldığı, doktorasını tamamlayan davacının 01.04.2019 tarihinde ...... Üniversitesindeki görevinden ayrıldığı, 15.04.2021 tarihinde ... Üniversitesine naklen atama ile dönerek araştırma görevlisi kadrosuna atandığı, davacının Resmi Gazetede yayınlanan ... Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Yönetim ve Çalışma Sosyolojisi Anabilim Dalı Dr.Öğretim üyesi kadrosuna başvurarak ilgili kadroya atanmaya hak kazandığı, mecburi hizmet yükümlülüğünün ... Üniversitesine aktarılmasını talep ettiği, talebinin ... Üniversitesi tarafından uygun görüldüğü ancak YÖK'ün 07.04.2021 tarihli toplantısında mecburi hizmetin devredilmesinin uygun görülmediği, bu durumda davacı tarafça mecburi hizmet yükümlülüğü karşılığında 219.860,00 TL'nin davalı Üniversiteye ödendiği, davacının tüm çalışma dönemi boyunca farklı üniversitelere yapılan görevlendirmelerindeki çalışmalarının mecburi hizmet hesabına aktarılmadığı, bu dönemlerde hiç çalışmamış gibi gösterilerek buna göre borç çıkarıldığı, davacının mecburi hizmet süresi içinde farklı üniversitelerde görevlendirmelerle ve fiili olarak davalı Üniversitede çalıştığı, sırf istifa edebilmek amacıyla ödeme yaptığı, sözleşmenin tarafı olan idarenin baskın olduğu, bu haliyle karşı tarafın şartlarını ağırlaştırması ve dürüstlük kuralına aykırı olması nedeniyle de genel işlem koşulu mahiyetinde olduğu ve anılan sözleşme hükmünün 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 21. maddesine aykırı olması nedeniyle aynı Kanunun 22. maddesi gereğince geçersiz olduğu, davalı Üniversitenin mecburi hizmet süresi tamamlanmadığı için davacının bu kapsamda çalıştığı aylar da dahil olmak üzere senet konusu alacağı talep edemeyeceği gerekçesiyle; davanın kabulü ile davacının.....Noterliğinin 18.01.2013 tarihli ve 1872 yevmiye numaralı taahhüt ve kefalet senedi nedeni ile davalı ... Üniversitesine borçlu olmadığının tespitine, 219.860,00 TL'nin ödeme tarihi olan 18.08.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacıya mecburi hizmet çalışması karşılığında yapılan maaş ve katkı payı ödemelerinin iadesi halinde Anayasa'nın 18. maddesinde zorla çalıştırma yasağı ile birlikte düzenlenen angarya yasağına aykırı olarak ücret ödenmeksizin çalışmış olunacağı, ödemeye dayanak olan Taahhüt ve Kefalet Senedinde aksi yönde yer alan düzenlemenin ise zorla çalıştırma ve angarya yasağının ihlâli niteliğinde olduğu, bu taahhüt senedi angarya yasağının ihlali niteliğinde ve kişilik hakkını, hakkın özünü yok edecek derecede kısıtlayıcı bir tasarruf olup 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 23/2 maddesi ve Anayasa'nın 18. maddesine aykırı olduğundan geçersiz olduğu, bu nedenle davalı vekilinin senedin kayıtsız şartsız bir borç ikrarı olduğuna yönelik istinaf sebebinin yerinde görülmediği gerekçesiyle; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; davacının 2547 sayılı Kanunun 35. maddesi uyarınca görevlendirildiğini, eğitimi süresince düzenli olarak maaş aldığını ve kadrosunun devam ettiğini, talep edilen meblağın davacının çalışmasının karşılığı değil, taahhüdünü yerine getirmemesi sonucu doğan ve Kanunun amacına uygun olarak belirlenen kamu zararının tazmini niteliğinde olduğunu, davacı tarafından imzalanan ..... Noterliğinin 18.01.2013 tarihli ve 1872 yevmiye numaralı Taahhütname ve Kefalet Senedi, kayıtsız ve şartsız para borcu ikrarını içeren re'sen düzenleme biçimindeki noter senedi olduğunu, bu belgenin, mahkeme ilamı hükmünde olması nedeniyle, davacının kamu kaynağı ile yetiştirilmiş ve taahhüdünü bizzat ihlal ederek bir başka kuruma geçiş yapabilmek için borcu ödediğini, taahhüdünü ihlal eden bir tarafın dürüstlük kuralına aykırı şekilde, bu ihlalin sonuçlarını doğuran senedin geçersizliğini ileri sürmesi ve başarı sağlamasının kabul edilemez olduğunu, davacının borcunu ödeme iradesini daha önce müvekkili Üniversiteye sunduğu 02.03.2021 tarihli dilekçesi ile de ikrar ettiğini, 2547 sayılı Kanunun 35. maddesi ile amaçlananın müvekkili Kurumun eleman ihtiyacının karşılanması olduğunu, temyiz edilen karar ile bu yükümlülük hükümsüz kılınarak, kamu kaynaklarının amaç dışı kullanımına ve kamu hizmetinin aksamasına yol açıldığını ifade ederek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 2547 sayılı Kanunun 35. ve 39. maddeleri uyarınca imzalanan taahhütname senedinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti ve ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir. Davalı Üniversitede Araştırma Görevlisi olarak görev yapan davacı ...'in, 30.01.2013 tarihinde 2547 sayılı Kanunun 35. maddesi doğrultusunda doktora yapmak üzere ...... Üniversitesinde 4 yıl süreyle görevlendirilmeden önce, ...... Noterliğinin 18.01.2013 tarihli ve ... yevmiye numaralı Resen Taahhütname ve Kefaletname senedini imzaladığını, doktorasını tamamlayan davacının 01.04.2019 tarihinde ....... Üniversitesindeki görevinden ayrıldığı, 15.04.2021 tarihinde ... Üniversitesine naklen atama ile dönerek araştırma görevlisi kadrosuna atandığı anlaşılmıştır. Davacı ...'in, ... Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanlığına yazdığı 02.03.2021 tarihli dilekçesiyle; 2547 sayılı Kanunun 35. maddesi kapsamında oluşan hizmet süresinden, ... Üniversitesinde çalıştığı dönem düşülerek eksik kalan mecburi hizmet süresinin hesaplanması ve söz konusu süreyle orantılı olarak hesaplanacak tutarın 16.09.2021 tarihi baz alınarak tarafına bildirilmesini istediği, davalı Üniversitenin E-51557456-202.05-16807 sayılı ve 27.05.2021 tarihli yazısıyla; 16.09.2021 tarihi itibarıyla kişinin Üniversitelerinde çalıştığı sürenin 30 ay, toplam hizmet yükümlülüğünün ise 76 ay olduğu, gerekli mahsuplaşmalar sonucunda kişinin yerine getirmesi gereken zorunlu hizmet yükümlülüğünden kaynaklı iade tutarının 219.860,00 TL olduğu sonuca varıldığı bildirilmiştir. Davacının 18.08.2021 tarihinde "B.Ü. tarafından hesaplanan mecburi hizmet yükümlülüğünden kaynaklı iade tutarıdır.(yasal haklarım saklıdır)" açıklamasıyla toplam 219.860,00 TL ödemeyi davalı Üniversitenin hesabına yaptığı ve 17.09.2021 tarihinde görevinden ayrıldığı görülmüştür. Türk hukukunda mecburi hizmet yükümlülüklerinin bir kısmı Anayasa'da bir kısmı ise kanunlarda düzenlenmiştir. Eğitilme ve yetiştirilme karşılığı olarak öngörülen mecburi hizmet yükümlülüğüne ilişkin olarak, 2547 sayılı Kanunun 35. maddesinde araştırma görevlilerinin yurt içinde bir diğer üniversitede görevlendirilmeleri düzenlenmiştir. Somut olayda; yukarıda açıklandığı üzere, davacının davalı Üniversiteye karşı mecburi hizmet yükümlülüğünü yerine getirmeden başka bir kurumda çalışmaya başladığı sabittir. 2547 sayılı Kanunun 35. maddesinde, mecburi hizmet yükümlülüğünün ihlali halinde öngörülen tek yaptırım, araştırma görevlisine başka bir yüksek öğretim kurumunda görev verilmemesidir. Davacının başka bir üniversitede çalışmak için mecburi hizmetle sorumlu olduğu kalan günlerin bedelini ödediği, bu konuda tarafların mutabık olduğu dosyadaki tüm bilgi ve belgelerden anlaşılmıştır. 2547 sayılı Kanunun 35. maddesindeki, başka bir yüksek öğretim kurumunda görev verilmemesi engelini aşabilmek için davacının bedel ödeyip, bilahare bedelin iadesini talep etmesi kanuna karşı hile niteliği taşıyor olup, bu durumun ahde vefa ilkesi, dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğu anlaşılmaktadır (Dairemizin 13.03.2025 tarihli ve 2024/1419 E., 2025/1582 K. sayılı ilamı da aynı yöndedir). Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi Kararının 6100 sayılı Kanunun 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.06.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Uyuşmazlık, 2547 sayılı Yasa'nın 35... . maddeleri uyarınca imzalanan yüklenme senedinden dolayı borçlu olmadığının tespiti ve ödemenin iadesi istemine ilişkindir. Davacı tarafından imzalanan noterde düzenlenen 18.01.2013 tarihli yüklenme senedine göre, doktora yapmak amacıyla yurt içinde başka bir Üniversitede görevlendirilmesi halinde, görevlendirildiği yerdeki öğrenim süresi kadar davalı Üniversite Rektörlüğünün göstereceği yer ve görevde hizmet yapma taahhüdünde bulunduğu, davalı Üniversitede mecburi hizmetini ifa etmek üzere göreve başladıktan sonra, mecburi hizmeti bitirmeden istifa ederek ayrılması halinde yapılan ödemelerin tümünü eksik kalan mecburi hizmet süresiyle orantılı olarak hesaplanacak tutarı, fiili geri ödeme tarihindeki ..... Bankası efektif satış kuru üzerinden hesap edilecek Türk Parası tutarını ödemeyi taahhüt ettiği, daha sonra ...... Üniversitesinde çalışmalarını tamamlayarak kendi Üniversitesi olan ... Üniversitesine dönerek araştırma görevlisi olarak mecburi hizmetinin bitimine 46 ay kala ... Üniversitesinde açılan öğretim görevlisi kadrosuna başvurusunun kabul edilmesinin ardından davalı Üniversite, Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı ve ... Üniversitesi arasında yazışmalar yapıldığı, bu yazışmalarda 2547 sayılı Kanunun 35. maddesi kapsamında yurt içinde görmüş olduğu lisans üstü eğitiminden doğan mecburi hizmet yükümlülüğünün devrine ilişkin ifadeler bulunduğu, ancak Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığının yasal düzenlemeye göre mecburi hizmet yükümlülüğünün davalı Üniversitede yerine getirilmesinin gerektiği yönünde görüş bildirilmesi üzerine, davacının 02.03.2021 tarihli dilekçesiyle davalı Üniversiteye başvurarak ... 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 35. maddesi kapsamında oluşan toplam mecburi hizmet süresinden, ..... Üniversitesi'nde çalıştığı dönem düşülerek eksik kalan mecburi hizmet süresinin hesaplanmasını ve söz konusu süreyle orantılı olarak hesaplanacak tutarın 16/09/2021 tarihi baz alınarak tarafına bildirilmesini istediğini, geçmiş uygulamalarda doktora eğitimi süresince alınan maaşların %50 fazlasıyla birlikte hesaplanarak borç tutarının belirlenmesi işleminin yapıldığını, ancak söz konusu hesaplama yönteminin Üniversitenin verdiği taahhütnamenin ilgili maddelerine ve emredici hukuk kurallarına aykırı olduğunu, bu doğrultuda, mecburi hizmet borç tutarının (TL) olarak hesaplanırken taahhütname ve ilgili hukuk normlarının göz önünde bulundurulması ve buna göre bir hesaplama yapılmasını, ayrıca yapılan hesaplamanın tüm detaylarıyla tarafına bildirilmesini talep etmiş, bunun üzerine davalı Üniversitenin, davacının kalan süresini de gözeterek mecbur hizmetten doğan borcunu hesaplaması sonrasında, davacının 18/08/2021 tarihinde "B.Ü tarafından hesaplanan mecburi hizmet yükümlülüğünden kaynaklı iade tutarıdır. ( Yasal haklarım saklıdır.)" açıklamasıyla toplam 219,860,00 TL yi davalı Üniversiteye ödeyerek 17/09/2021 tarihinde davalı kurumdan ayrıldığı anlaşılmaktadır. Türk Hukukunda mecburi hizmet yükümlülüklerinin bir kısmı Anayasa'da bir kısmı ise kanunlarda düzenlenmiştir. Eğitim ve yetiştirme karşılığı olarak öngörülen mecburi hizmet yükümlülüğü 2547 sayılı Yasanın 33, 35. ve 39 maddelerinde düzenlenmiştir. 2547 sayılı Yasa'nın 35. maddesinde araştırma görevlilerinin yurtiçinde bir diğer Üniversitede görevlendirilmelerine ilişkin düzenleme mevcuttur.
2547 sayılı Yasa'nın 35. maddesinde "Yükseköğretim kurumları; kendilerinin ve yeni kurulmuş ve kurulacak diğer yükseköğretim kurumlarının ihtiyacı için yurt içinde ve dışında, kalkınma planı ilke ve hedeflerine ve Yükseköğretim Kurulunun belirteceği ihtiyaca ve esaslara göre öğretim elemanı yetiştirirler. Öğretim elemanı yetiştirilmesi amacıyla üniversitelerin araştırma görevlisi kadroları, araştırma veya doktora çalışmaları yaptırmak üzere başka bir üniversiteye, Yükseköğretim Kurulunca geçici olarak tahsis edilebilir. Bu şekilde doktora veya tıpta uzmanlık veya sanatta yeterlik payesi alanlar, bu eğitimin sonunda kadrolarıyla birlikte kendi üniversitelerine dönerler. Yurt içi veya yurt dışında yetiştirilen öğretim elemanları, genel hükümlere göre bağlı oldukları yükseköğretim kurumlarında mecburi hizmetlerini yerine getirmek zorundadırlar. Bu mecburi hizmet, eş durumu ve sağlık mazeretleri hariç olmak üzere başka yükseköğretim kurumlarında ve kamu kurum ve kuruluşlarında yerine getirilemez. Bu yükümlülüğü yerine getirmeyenlere, yükseköğretim kurumlarında görev verilmez. Özel kanunlarla getirilen mecburi hizmet çalışmaları bu hüküm dışındadır." şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Yine bu kanun maddesine dayanılarak çıkarılan Bir Üniversite Adına Bir Diğer Üniversitede ..... Eğitim Gören Araştırma Görevlileri Hakkında Yönetmeliğin 4/4 maddesinde ''Görevlendirme veya atama işlemlerinden önce adaylardan, kendilerine kadrosu tahsis edilen üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsünde 2547 sayılı Kanun'un 35. maddesi şartları içinde lisansüstü eğitim -öğretim süresi(tatiller dahil) kadar mecburi hizmeti yerine getirmek zorunda bulunduklarına dair bir taahhüt ve kefalet senedi alınır. Bu senette ilgili araştırma görevlisinin lisansüstü eğitim - öğretimlerini tamamlamasından sonra ne kadar süre sonra kadroyu tahsis den üniversiteye veya yüksek teknoloji enstitüsüne döneceğinin belirten bir hüküm de yer alır.'' hükmü düzenlenmiştir. Kanun'un 35. maddesinde mecburi hizmet yükümlülüğünün ihlali halinde öngörülen tek yaptırım araştırma görevlisine başka bir yüksek öğretim kurumunda görev verilmemesidir. Kanunda yer almamasına rağmen yönetmelikle araştırma görevlilerinden yüklenme senetleri alınacağı düzenlenmiştir.Kişi kendi iradesi ile kamuda çalışma özgürlüğünü kullanmış olup öngörülen tek yaptırımın araştırma görevlisine başka bir yükseköğretim kurumunda görev verilmemesi olduğu dikkate alındığında kanunda yaptırım konusunda bir eksikliğin olduğu ortadır. Anayasa'nın 18. maddesinde zorla çalıştırma yasağı ile birlikte düzenlenen angarya yasağı açısından yüklenme senetlerindeki maaşın geri verileceği yönündeki düzenleme değerlendirildiğinde; angarya yasağı, Anayasa Mahkemesi kararlarında; kişinin emeğinin karşılığını almadan zorla çalıştırılması, bir maldan ya da kişinin çalışmasından karşılıksız yararlanma şeklinde tanımlanmıştır. (bkz. AYM, E; E:2011/150, K:2013/30, KT:14.02.2013) Araştırma görevlileri 2547 sayılı Kanun'un 35. maddesine göre yapılan görevlendirme kapsamında çalışırken her ne kadar maaş almakta iseler de; yüklenme senedindeki şartların ihlali halinde bu çalışma karşılığı alınan maaş ödemelerinin geri verilmesi yönündeki düzenleme ile başlangıçta angarya yasağı söz konusu değilken, taahhüdün ihlali halinde maaşların geri verilmesi halinde araştırma görevlisi ücret ödenmeksizin çalışmış olma durumunda olacağından senet maddesinde maaşların geri ödeneceği yönündeki düzenlemenin bu yönüyle de angarya yasağının ihlali olduğu kabul edilmelidir. Bu halde davacı, davalı kurumda hiç bir ücret almaksızın çalışmış olacaktır. Davacının aldığı ücret tamamen çalışma karşılığında aldığı maaşıdır. Nitekim dairemizin benzer, emsal nitelikte (3.HD 2020/4022 E., 2021/599 K.) bazı kararlarında yüklenme senedindeki mecburi hizmet yükümlülüğünün yerine getirilmemesi halinde araştırma görevlisi kadrosunda bulunmanın ve çalışmanın karşılığı olan maaşların geri verileceğine dair senet hükmünün geçersiz olduğu vurgulanmıştır. Yüklenme senedi hükmünün bu yönden geçersiz olduğuna ve 2547 sayılı Kanun'un 35. maddesinde, mecburi hizmet yükümlülüğünün ihlali halinde öngörülen tek yaptırım araştırma görevlisine başka bir yüksek öğretim kurumunda görev verilmemesi olduğuna göre, mecburi hizmet yükümlüğünü tamamlaması halinde, davalı kurumda doktor öğretim üyesi kadrosunun açılmaması durumunda akibeti belli olmayan araştırma görevlisi davacının, başka bir Üniversitede kadrolu doktor öğretim üyeliğine geçmeye çalışması Kanuna karşı hile oluşturmadığı gibi ahde vefa ilkesine, dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırılık teşkil etmez. Davacının mecburi hizmet süresi 76 aydır. Davacı bu sürenin 30 ayını çalışmıştır. Kalan süre 46 aydır. Görüldüğü üzere davacının amacı mecburi hizmet süresinden kaçmak değildir, davalı üniversitede kadro açılmama ihtimaline göre başka bir üniversitede bulmuş olduğu kadrolu öğretim görevliliğine geçmektir. Davalı üniversitenin istifayı kabul etmemesi halinde davacının başka bir üniversitede ve kamu kurum ve kuruluşlarında mecburi hizmeti yerine getirmesi mümkün değilken, davalının, davacıyı kendi üniversitesinde çalıştırma imkanı mevcutken üstelik Anayasada düzenlenen angarya yasağına rağmen, çalışmanın karşılığı olan maaşların geri verileceğine dair senet hükmünün geçersizliği Dairemizin bazı emsal kararlarında vurgulanmışken, yasal dayanağı olmayan yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen kefalet senedine geçerlilik tanıyarak mecburi hizmetten doğan borcu %50 fazlasıyla ödemek şartıyla Üniversiteden ayrılışının kabulü hali tam tersine davalı yönünden dürüslük ve iyi niyet kurallarına aykırılık oluşturur. Açıklanan bu gerekçeler karşısında kararın dayandığı bilgi ve belgelere, özellikle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, yerinde bulunmayan davalının bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesinin kararının ONAMASI görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun BOZMA kararına iştirak edilmemiştir.