Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5834 E. 2026/2354 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5834
Karar No
2026/2354
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1352 E., 2025/1930 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 37. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/157 E., 2025/213 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin 2008 yılı Temmuz ayına ilişkin davalı Kuruma MEDULA üzerinden gönderdiği 56.148 adet fatura toplamının 7.079.517,95 TL olduğunu, 3017 adet faturanın örnekleme yöntemiyle incelendiğini ve yapılan mutabakat sonrasında %7,9069 oranında 559.772,49 TL kesinti yapıldığını, davalı Kuruma ibraz edilen Temmuz 2008 dönemine ait faturalarda yapılan kesintilerin büyük çoğunluğunun davalı Kuruma sunulan bilgi ve belgelerin eksikliğine dayandırılmış olduğunu, yasal düzenlemelerde Kuruma böyle bir yetki verilmediğini belirterek, yapılan toplam 559.772,49 TL'lik kesintinin yapıldığı tarihten itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkili Kurum tarafından yapılan kesinti ve işlemlerin mevzuata uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin 28.02.2019 tarihli kararıyla; 29.01.2019 tarihli bilirkişi kök ve 30.11.2018 tarihli bilirkişi ek raporları doğrultusunda, davanın kısmen kabulü ile 129.660,16 TL'nin kesim tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 17.03.2021 tarihli kararıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporunda inceleme konusu faturaların ve eklerinin yeterince incelenmediği, kesinti sebeplerinin yeterli ve ayrıntılı olarak değerlendirilmediği, hasta bazında yapılan itirazların tek tek karşılanmadığı, kesinti yapılan faturalarda uygulanması gereken Sağlık Uygulama Tebliğinin ve ilgili hükümlerinin tartışılmadığı, davalı Kurum tarafından yapılan kesintilerin haklı olup olmadığının yasal mevzuat hükümleri ve taraf delilleri ile ilişkilendirilerek açıklanmadığı, bilirkişi raporunun yetersiz olduğu, Mahkemece dava konusu döneme ilişkin, incelemesi yapılan faturalar ve kesinti sebepleri tek tek incelenmek suretiyle kesinti sebeplerinin yerinde olup olmadığı hususunda taraf ve yargı denetimine elverişli, ayrıntılı ve açıklamalı bilirkişi heyeti raporu alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesinin 02.03.2022 tarihli kararıyla; kaldırma kararı doğrultusunda yeni bilirkişi heyetinden alınan denetime elverişli 05.05.2021 tarihli rapor doğrultusunda, davacı Üniversite hastanesinin Temmuz 2008 dönemi faturalarından yapılan toplam 58.124,54 TL örneklenmiş kesintinin yansımasının 559.772,49 TL olduğu, yapılan değerlendirmeler sonucunda yapılan örneklenmiş kesintilerden 4.319,11 TL'sinin yerinde kesinti olduğu, bu miktarın totale yansımasının 53.805,43 TL olduğu, yine yapılan kesintilerden 53.738,57 TL örneklenmiş kesintinin uygun olmadığı, bu miktarın totale yansımasının 506.033,93 TL olduğu ve davacı Üniversiteye iadesinin gerektiğinden bahisle; davanın kısmen kabulü ile 506.033,93 TL'nin kesinti tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 28.02.2024 tarihli kararıyla; davanın dayanağını oluşturan kesinti işleminin 2008 yılı Temmuz ayına ait değişik branşlarda, çok sayıda hasta için uygulanan tetkik ve tedaviye ilişkin olduğu, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunu düzenleyen heyette ise doktor bilirkişi olarak yalnızca göğüs hastalıkları uzmanının bulunduğu, bilirkişi heyetinin kesinti işlemine esas tetkik ve tedavi işlemlerinin uygulandığı uzmanlık alanlarından oluşturulmadığı ve raporun bu hali ile yetersiz olduğu, Mahkemece dava konusu kesinti işleminin dayanağı olan, branşları Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda tespit edilmiş olan uzmanlık alanlarından HMK'nın 267. maddesi gereğince oluşturulacak (tek sayıda) konusunda uzman yeni bir bilirkişi heyetinden, yukarıda yer alan hususların açıklığa kavuşturulduğu, taraf, mahkeme ve kanun yolu denetimine elverişli, tarafların hükme esas alınan bilirkişi raporuna yönelik itirazlarını da karşılayacak nitelikte rapor alınması sureti ile hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 3. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan 12.08.2024 tarihli bilirkişi raporu ve 24.12.2024 tarihli bilirkişi ek raporu doğrultusunda, davacı Üniversite hastanesinin mevzuat ve SUT hükümlerine uygun olarak yapılan işlemlerinden davalı Kurum tarafından yapılan kesintilerden 35.643,70 TL örneklenmiş kesintinin uygun olmadığı, bu miktarın totale yansımasının 367.772,44 TL olduğu, uygun olmayan 367.772,44 TL kesintinin yerinde olmadığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 367.772,44 TL kesintinin, kesinti tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf isteminde bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporunun kaldırma kararını karşılar mahiyette olduğu, Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; davalı Kurum tarafından mevzuata aykırı olarak kesinti yapıldığını, davanın tümden kabulü gerektiği, Mahkemece taleplerinin avans faiz olduğu göz ardı edilerek yasal faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olduğunu, müvekkili Kurum tarafından yapılan işlemin mevzuata uygun olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık, taraflar arasındaki sağlık hizmeti satın alma sözleşmesine aykırılık iddiası ile davalı Kurum tarafından yapılan kesintinin iadesi talebine ilişkindir. 1. Dava dosyasının incelenmesinde; taraflar arasında, davacı kamu üniversitesi sağlık hizmeti sunucusunun davalı Kurum sigortalılarına sağlık hizmeti sunmasına ilişkin sözleşme bulunduğu, davalı Kurum tarafından dava dışı hastalara uygulanan tetkik ve tedavi işlemleri ile tedavi sırasında kullanılan malzemelerin taraflar arasındaki sözleşme ile SUT hükümlerine aykırı olduğundan bahisle, davacının 2008 yılı Temmuz ayı faturasından 559.772,49 TL kesinti uygulandığı anlaşılmaktadır. Davaya konu uyuşmazlık, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun (5510 sayılı Kanun) 97. maddesinin (7.) fıkrasına dayanmakta olup, anılan fıkra; “(Değişik yedinci fıkra: 18.02.2009-5838/2 md.) Sağlık hizmeti sunucuları, sunmuş oldukları hizmetlere ilişkin bir ay içinde düzenledikleri fatura ve eki belgeleri izleyen ayın onbeşine kadar Kuruma teslim ederler. Fatura teslim tarihi; süresi içinde teslim edilen faturalar için teslim edildiği ayın onbeşinci günü, süresi içinde teslim edilmeyen faturalar için ise teslim edildiği ayı takip eden ayın onbeşinci günü olarak kabul edilir. Fatura bedelinin tamamı, fatura teslim tarihinden itibaren, altmış gün içinde, sağlık hizmet sunucularına avans olarak ödenir. Fatura ve eki belgeler, fatura teslim tarihinden itibaren üç ay içinde incelenerek avans hesabı kapatılır. İnceleme süresinin takip eden mali yıla sirayet etmesi durumunda, avans artıkları hakkında 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 35. Maddesindeki akreditiflere ilişkin hükümler uygulanır.” hükmünü içermektedir. Ne var ki 22.12.2022 tarihli ve 7429 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanuna eklenen geçici 90. maddesinde; ''Genel sağlık sigortası kapsamında yer alan kişilere, finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerine ilişkin olarak Kurum ile götürü bedel üzerinden hizmet alım sözleşmesi imzalayan kamu üniversitesi sağlık hizmeti sunucularının sözleşmeyi imzaladıkları mali yıldan önce düzenleyerek 97. maddenin yedinci fıkrasına göre Kuruma teslim ettikleri fatura ve eki belgelerin, belirlenen sürelerde inceleme sürecinin tamamlanamaması nedeniyle, ödenen avans tutarları bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden bir ay içerisinde başkaca bir işleme gerek kalmaksızın Kurumca giderleştirilir. Götürü bedel üzerinden hizmet alım sözleşmesi imzalamış kamu üniversitesi sağlık hizmeti sunucularınca sözleşme öncesinde incelenen fatura dönemine ait oluşan kesinti tutarlarına karşı açtıkları davalardan kesinleşmemiş olanlarının tamamından bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen süre içerisinde feragat ederler. Sağlık hizmeti sunucusu tarafından itiraza konu edilmemiş olsa da bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce incelenen fatura dönemine ait oluşan tutarlardan sağlık hizmet sunucusunun mahsup edilmeyen alacakları Kurum tarafından terkin edilir.'' hükmü getirilmiştir. Yine 5510 sayılı Kanuna 27.12.2023 tarihli ve 7491 sayılı Kanun ile eklenen geçici 99. maddede de; "2023 yılında götürü bedel üzerinden hizmet alımsözleşmesi yapılmış kamu üniversite sağlık hizmeti sunucularının Kuruma 31.12.2023 tarihine kadar bu sözleşme kapsamında verdikleri tedavi hizmetlerine ilişkin toplam tahakkuk tutarının götürü bedel sözleşme tutarından düşük olması durumunda, aradaki fark terkin edilir. Terkin edilen tutar, Bakanlık bütçesine bu amaçla tahsis edilecek ödenekten karşılanır." hükmünü içermektedir. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; yargılama sırasında yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun geçici 90. ve 99. maddeleri ile getirilen düzenlemelerin, devam etmekte olan davalarda da uygulanacak şekilde geçmişe yürütüldüğü gözetilerek bir değerlendirme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. 2. Bozma sebebine göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 3. Bozma sebebine göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/5834, K. 2026/2354, T. 20.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-5834-e-2026-2354-k-87ef94ce407c