Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3537 E. 2026/2170 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3537
Karar No
2026/2170
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/386 E., 2025/915 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 35. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/478 E., 2023/456 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar/birleşen davada davalılar vekili tarafından duruşmasız, davalı/birleşen davada davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 14.04.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ...'nın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl davada davacılar vekili; müvekkilleri hakkında açılan dava ve takiplerde davalı avukattan hukuki yardım almak üzere sözleşme yaptıklarını, ilerleyen süreçte müvekkilinin uyuşmazlığın diğer tarafları ile uzlaşmak istediğini, talimatına rağmen avukatın uzlaşmaya engel olduğunu, güven ve sadakat ilişkisinin zedelendiğini, davalıyı haklı olarak azlettiğini, aleyhine davalı tarafından vekalet ücret alacağına ilişkin iki adet icra takibi başlatıldığını belirterek, Ankara 7. İcra Dairesinin 2020/5551 E. ve Ankara 2. İcra Dairesinin 2020/7467 E. sayılı dosyalarında borçlu olmadığının tespitine, toplam alacak üzerinden %20’den aşağı olmamak üzere icra tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

2. Birleşen davada davacı vekili; asıl davaya konu icra takiplerine ilişkin munzam zarara hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Asıl davada davalı asil; davacının sözleşme gereği yapması gereken ödemeleri yapmadığını, sözleşme konusu tüm edimlerin kendisi tarafından yerine getirildiğini, davacıların icra takiplerinde borca itiraz etmediklerini, bu menfi tespit davasının kötü niyetli olarak açıldığını, davacıların iddialarının gerçeğe aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Birleşen davada davalılar vekili; paranın değer kaybetmesi, enflasyon ortamının var olması ile davacının kusuru arasında bir ilişki bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl davanın kısmen kabulü ile, davacının Ankara 7. İcra Müdürlüğünün 2020/5551 E. sayılı dosyasındaki 7.670,00 TL'lik asıl alacaktan ve Ankara 2. İcra Müdürlüğünün 2020/7647 E, sayılı dosyasındaki 50.457,35 TL'lik asıl alacaktan kaynaklı borcunun olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin davanın reddine, şartları oluşmadığından taraflar aleyhine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına, birleşen Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/128 E. sayılı davasının reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; menfi tespit davasına konu icra takiplerinin azilden önce başlatılmış olmasına göre taraflar arasındaki ücret sözleşmesine göre yapılan değerlendirme ve hesaplamaya istinaden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmaması, birleşen dava yönünden, borçlunun temerrüdü ile aşkın zarar arasında nedensellik bağının bulunmaması, geç ödeme ile maruz kalınan zarar ve zararı doğuran vakıaların dosya kapsamında yasal çerçevede ispatlanmamış olması ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, tarafların istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar/ birleşen davada davalılar vekili; sadece asıl dava yönünden kararı temyiz ettiklerini, azlin haklı olduğunu, davalı avukatın sulhe yanaşmadığını, sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığını, talimata uymadığını, istenebilir aşamaya gelmeyen vekalet ücretinin talep edildiğini ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı/ birleşen davada davacı vekili; zarara uğraması nedeniyle munzam zarara hükmedilmesi gerektiğini, icra dosyasında borcun kabul edildiği ve itiraz edilmediği hususlarının dikkate alınmadığını, "avukata talimattır" belgesinin değerlendirilmediğini ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl davada taraflar arasındaki vekalet ilişkisinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takipleri nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti, birleşen davada ise, vekalet ilişkisinden kaynaklanan ve takibe konulan alacaklar nedeniyle munzam zararın tazmini istemine ilişkindir. 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un (HMK) 297/2 maddesi gereği hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. HMK'nın 298/2 hükmünde ise gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı öngörülmüştür. Mahkemece, hükme esas alınan 10.04.2023 tarihli bilirkişi raporunda alternatifli değerlendirme yapılmış olup, I. İhtimalde ödeme tarihinden takip tarihine kadar işlemiş yasal faiz talep edilebileceği kabul edilerek davacının 7.670,00 TL'lik asıl alacaktan kaynaklı borcunun olmadığı; 2. İhtimalde ise işlemiş yasal faiz talep edemeyeceği kabul edilerek davacının 11.042,65 TL'lik asıl alacaktan kaynaklı borcunun olmadığı şeklinde görüş bildirilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde "... davacılar temerrüde düşürülmediğinden davalının faiz talep edemeyeceği anlaşılmakla bilirkişi raporundaki ayrıntısı açıklanan olasılık hükme esas alınmıştır." şeklinde, 10.04.2023 tarihli bilirkişi raporundaki "II.İHTİMAL"deki hesaplama dikkate alınarak hüküm kurulduğu belirtilmişse de, aynı bilirkişi raporundaki "I.İHTİMAL" olan ödeme tarihinden takip tarihine kadar işlemiş yasal faiz talep edilebileceği kabul edilerek yapılan hesaplama gereği, Ankara 7. İcra Dairesi'nin 2020/5551 E. sayılı dosyasında davacının 7.670,00 TL'lik asıl alacaktan kaynaklı borcunun olmadığının tespitine karar verildiği, bu şekilde hüküm ve gerekçe arasında çelişki yaratıldığı, hükmün bu haliyle infaz edilebilir nitelikte olmadığı anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozma nedenine göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 3. Bozma sebebine göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin karşılıklı alınıp birbirlerine verilmesine, Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/3537, K. 2026/2170, T. 14.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-3537-e-2026-2170-k-7f15ae2e6e58