Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5405 E. 2026/2180 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5405
Karar No
2026/2180
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2207 E., 2025/1752 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2019/470 E., 2022/943 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; Müvekkilinin avukat olduğunu, davalılardan ...'nın müvekkiline verdiği vekalet ile diğer davalı aleyhine açacağı dava ile ilgili müvekkilini görevlendirdiğini, davalı aleyhine İstanbul Anadolu 18. Aile Mahkemesinin 2019/25 Esas sayılı dosyası ile dava ikame edildiğini, dava derdest iken davalı ...'nın karşı taraf ile anlaştığından bahisle davadan feragat ettiğini beyan ettiğini, Avukatlık Kanunun amir hükmü ve Yargıtay içtihatları uyarınca müvekkilinin avukatlık ücretinin tamamına hak kazandığını ve davalıların vekalet ücretinden müşterek müteselsilen sorumlu olduklarını ileri sürerek dava konusu iştirak ve yoksulluk nafakası, manevi tazminat, ziynet eşyası ve edinilmiş mallara katılım alacaklarının tespiti ile dava tarihinden itibaren işleyecek fazliyleriyle birlikte ödenen 5.000,00 TL'nin mahsubu ile bu bedelin %10'unun vekalet ücreti olarak davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalılardan ...'nın sözleşme dışı talebi ile başlatılan İstanbul Anadolu 9. İcra Müdürlüğünün 2019/2837 Esas sayılı nafaka takibinin vekalet ücretinin dava tarihinden itibaren işleyecek faizleriyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş, bilahare vermiş olduğu ıslah dilekçesi ile talebini artırarak 107.555,00 TL’ye çıkartmıştır.

II. CEVAP 1. Davalı ... vekili; müvekkili ile davacı arasında vekalet ilişkisi bulunmadığından davalı ...'in davalı sıfatının bulunmadığını, davacı vekilinin davalıları temerrüde düşürmediğini, davalıların boşanma davasındaki duruşmada anlaşarak evliliklerinin devamı hususunda uzlaştıklarını beyan ettiklerini, bu tür davalarda fer'i nitelik arz eden maddi ve manevi tazminat taleplerinin görüşülmeye dahi başlanmadığını, davacının vekalet ücretinin peşin olarak ödendiğini, tarafların aralarında belli bir miktar vekalet ücreti kararlaştırmadıklarını, Yargıtay kararları çerçevesinde vekalet ücreti talebinde bulunulamayacağını savunarak davanın reddini dilemiştir. 2. Davalı ... vekili; davacı yanın belirsiz alacak davası niteliğindeki boşanma ve fer'ileri davasına dayanarak müvekkil adına talep ettiği fahiş manevi tazminat ve ziynet bedeli alacağı hakkında kazanılmış ve hak edilmiş gibi talepte bulunulması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 99.540,00 TL'nin davalı ... 'dan dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek kaydıyla tahsili ile davacıya ödenmesine, 8.015,00 TL karşı yan vekalet ücretine dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş; karara karşı, davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı ... 'nun diğer davalıya karşı açılan boşanma ve ferilerine ilişkin dava için davacı avukat ile anlaşma sağladığı ve yazılı avukatlık vekalet sözleşmesinin imzaladığı, açılan davalar kapsamında davalı ... 'nun feragati nedeniyle boşanma ve mal rejiminin tasfiyesine yönelik davasının red ile sonuçlandığı, davacı tarafından alındığı gerek dava dilekçesinde ve gerekse avukatlık vekalet sözleşmesinde ifade edilen 5.000,00 TL vekalet ücreti dışında vekalet ücretinin ödenmediği ve davanın iş sahibinin iradesi ile sona erdirildiği anlaşıldığı, şu halde, davalı iş sahibi, davacı avukatın takibinden mahrum bıraktığı davalar sebebiyle akdi ve kanuni vekalet ücretini ödemekle yükümlü olduğu, bu nedenle davalılardan ... vekilinin istinaf isteminin yerinde olmadığı, davalı ... vekili ise, davanın reddedilen kısmı üzerinden lehlerine vekalet ücretinin takdir edilmemiş olması sebebiyle istinaf yasa yoluna başvurduğu, dava dilekçesi le davacı avukat tarafından davalılar aleyhine belirsiz alacak davası olarak açılan davada alınan bilirkişi raporlarından sonra sunulan 23.03.2022 Tarihli bedel artırım dilekçesi ile davacı vekili "işbu nedenle bilirkişi raporu doğrultusunda davamızın kabulü ile akdi vekalet ücreti olan 99.540,00 TL'nin davalılardan ... 'dan tahsiline, kanuni (karşı) vekalet ücreti olan 8.015,00 TL'nin ise davalılardan müşterek ve müteselsil olarak tahsiline karar verilmesini" talep ettiğinin görüldüğü, bu şekilde davalılardan ... aleyhine açılan davanın değerinin 8.015,00 TL olduğu, davalı ... lehine vekalet ücreti takdir edilmemesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş; karar, davalı ... vekili tarafıdan temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili; istinaf dilekçesindeki hususları tekrar ederek davalı müvekkilin davasından feragati nedeniyle ortadan kalkan davada davacı yanın dava dilekçesinde talep ettiği boşanma ve fer'ilerine ilişkin hiçbir hususun değerlendirmeye alınmadığını, davalı müvekkilin evlilik birliğine devam etme kararı alması nedeniyle davadan feragat ettiği, dolayısıyla yargılaması yapılan ve boşanmaya ilişkin kabul ya da red kararının verildiği bir dava bulunmadığından, maddi, manevi tazminat ile ziynet alacağı ve mal rejiminin tasfiyesi davası görülmeden, dava dilekçesinde talepler bölümünde yer alıyor diye doğduğu iddia edilen ancak doğmamış bir alacak hakkında davacı yana akdi ve kanuni vekalet ücretinin ödenmesine ilişkin karar verilmesi hukuken mümkün olmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, avukatlık vekalet sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Davacı; vekil olarak takip ettiği boşanma davasının taraflarının sulh olmaları nedeni ile Avukatlık Kanunun 165. maddesi uyarınca vekalet ücretinin ödenmesinden müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını ileri sürmüş olup Mahkemece de avukatın takip ettiği davanın sulh yolu ile sonuçlandırılması nedeniyle davalıların borçlu olduğu kabul edilmiştir. Ne var ki; boşanma davasının özelliği gereği tarafların boşanmaya zorlanması mümkün değildir. Aksine yasa gereği hakimin tarafları evlilik birliğini devam ettirmeye davet etmesi gerekir. Boşanma davalarında aslolan öncelikle tarafların barışmaları ve aile birliğinin devam etmesidir. Davanın boşanma davası oluşu, Anayasa'nın aile birliğinin korunmasına ilişkin hükümleri, aile birliğinin esas olup, TMK 166. maddesi gereğince hakimin gerektiğinde boşanmanın mali sonuçları konusunda müdahale edebileceği gibi, gerekli gördüğü değişiklikleri yapabileceği, yine TMK'nın 182. maddesinde hakime takdir yetkileri verilmiş olması sözleşmede tarafları boşanmaya teşvik eden hükümlerin yer almaması gerektiği, bütün bu hususlar değerlendirildiğinde taraflar arasındaki sözleşmenin davalıları bağlayıcı olmayacağı kabul edilmelidir. Bu nedenlerle davalı ...'nın boşanma davasından feragat etmesi nedeniyle davacı avukatın sadece maktu vekalet ücreti talep edebileceği göz önüne alınarak buna göre değerlendirme yapılıp hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde sözleşmede yazılı ücretin kabulüne yönelik hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırı olup kararın bozulmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/5405, K. 2026/2180, T. 15.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-5405-e-2026-2180-k-f44eba8f0ee4