Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025/9401 E. 2026/5784 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/9401
Karar No
2026/5784
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1977 E., 2025/1908 K. DAVA TÜRÜ : Boşanma İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 10. Aile Mahkemesi SAYISI : 2025/93 E., 2025/472 K.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, maddi ve manevi tazminatlar ile tedbir ve iştirak nafakası miktarı, yoksulluk nafakası talebinin reddi yönünden; davalı erkek vekili tarafından ise kusur belirlemesi, kadın lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminat ile iştirak nafakası, erkeğin reddedilen tazminat talepleri ve vekâlet ücreti yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı erkek vekilinin tüm, davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre, kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir. Çocuğun üstün yararını belirlerken onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlâki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir. Anne ve babanın yararları, ahlâki değer yargıları, sosyal konumları gibi durumları çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulur.

İştirak nafakasının çocuğun üstün yararına ilişkin olması sebebiyle, bu hakkın; kamu düzenini yakından ilgilendirmesi ve gerek ulusal gerekse uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış bulunması karşısında, nafaka talep miktarının yargılama sırasında artırılmasına yönelik dilekçelerin, usule ilişkin kurallar dar yorumlanarak çocuğun üstün yararına aykırı olacak şekilde dikkate alınmaması Anayasa’nın 36. ve 41. maddeleri ile Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere aykırılık teşkil eder.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 182 nci maddesi gereğince boşanma veya ayrılık vukuunda çocuk kendisine tevdi edilmemiş taraf gücüne göre onun bakım ve eğitim giderlerine katılmakla yükümlüdür. Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder (TMK md. 328/1). Boşanmaya karar verildiğinde bu hususu hâkim görevi gereği kendiliğinden dikkate alması gerekmektedir. İştirak nafakası çocuğun üstün yararını yakından ilgilendirir. Bu sebeple talep edilmese dahi Mahkemece re'sen hükmedilebilir. Davacı kadın tarafından İlk Derece Mahkemesinde görülen yargılama sırasında 26.06.2025 tarihli "davanın esasına ilişkin beyanlarımız hakkında" konulu dilekçesi ile ortak çocuk yönünden iştirak nafakası talep miktarının artırıldığı anlaşılmaktadır. Boşanmaya karar verildiğinde, iştirak nafakasına Mahkemece re'sen hükmedilebileceği, yine yargılama aşamasında her zaman istenebileceği; sonradan istenmesi veya isteğin artırılmasının iddianın genişletilmesi niteliğinde bulunmadığı gibi dava tarihinde değil boşanma hükmünün kesinleşmesinden sonra hüküm ifade edecek olan iştirak nafakasının, artırım veya ilk kez istenmesi için ıslah talebinde bulunulmasına da gerek bulunmamaktadır. Açıklanan ilkelere göre somut olaya bakıldığında, tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre ortak çocuk yararına hükmedilen iştirak nafakası azdır. Mahkemece, 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi ve davacı kadın tarafından verilen 26.06.2025 tarihli" davanın esasına ilişkin beyanlarımız hakkında" konulu dilekçe dikkate alınarak daha uygun nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının iştirak nafakası miktarı yönünden ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının iştirak nafakası miktarı yönünden kadın yararına BOZULMASINA, 3.Davalı erkek vekilinin tüm, davacı kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı ...'a yükletilmesine, yatırılan harcın mahsubuna, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davacı ...'ya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/9401, K. 2026/5784, T. 01.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-hukuk-dairesi-2025-9401-e-2026-5784-k-74962bc22833