Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3502 E. 2026/2300 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3502
- Karar No
- 2026/2300
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2021/142 E., 2023/231 K.
Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili ile davalı şirket arasında 15-16 yıl öncesine ait elektrik aboneliği sözleşmesi bulunduğunu, 2005-2006 yıllarına ait borca ilişkin başlatılan takibin kesinleştiğini, söz konusu borç ödenemediğinden borcun yapılandırıldığı 2011 tarihine kadar elektriğin de kullanılamadığını, yapılandırmadan sonra ise davalı şirket ile yeniden abonelik sözleşmesi imzalandığını, bu süre zarfında kullanılmaması nedeniyle eskiyen sulama sisteminin yenilenip 15.07.2011 tarihinden itibaren elektrik kullanılmaya başlandığını, ancak davalı şirket çalışanları tarafından 14.07.2012 tarihinde gerçeğe aykırı olarak kaçak elektrik kullanıldığına dair tutanak düzenlendiğini, sonrasında davalı şirketin normal tüketim bedeli olan 4.247,30 TL, kaçak elektrik tüketim bedeli olan 206.828,30 TL ve yapılandırmaya konu 4.439,46 TL ve 2.032,30 TL borç mükerrer olarak takibe konu edildiğini ileri sürerek; başlatılan takip nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tesbiti ile davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; yapılandırmaya rağmen davacının 20 12... yıllarına ait taksitleri ödemediğini, 14.07.2012 tarihinde yapılan kontrolde ise akım trafosu ve gerilim uçları boşa çıkartılmak sureti ile sayacın çalışmasının engellendiğinin tespit edildiğini, ilgili mevzuat uyarınca elektriğin verildiği 15.07.2011 tarihi esas alınarak kaçak elektrik faturası tanzim edildiğini, ödenmeyen taksitler ile kaçak faturasının tahsili için davacı aleyhine takip başlatıldığını savunarak, davanın reddi ile davacı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir. III. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Mahkemenin 16.06.2016 tarihli kararıyla; davanın kısmen kabulüne, davacının icra takibine konu 233.591,71 TL borcun 188.582,09 TL kısmından borçlu bulunmadığının, 45.009,62 TL kısmından borçlu bulunduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, koşulları gerçekleşmediğinden tarafların tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş; karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. 2. Dairece verilen 19.06.2018 tarihli ilamla; tarafların sair temyiz itirazları incelenmeksizin, "...Eldeki davada; kaçak elektrik tutanağının tanzim edildiği 14.07.2012 tarihi itibariyle "Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği" ile bu yönetmelik uyarınca alınan 622 sayılı karar hükümleri esas alınarak değerlendirme yapılması bir zorunluluktur. Hal böyle olunca, Mahkemece; yeniden elektrik ve elektronik mühendislerinden oluşturulacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulundan "Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği" ile bu yönetmelik uyarınca alınan 622 sayılı karar hükümlerini değerlendiren rapor aldırılması ve ulaşılacak sonuca göre uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekir." gerekçesiyle, karar bozulmuştur. 3. Bozmaya uyan Mahkemece verilen 17.07.2020 tarihli kararla; alınan bilirkişi raporunda, davacının borçlu bulunduğu tutarın 4.647,57 TL olarak hesaplandığı, rapora itiraz eden davalının ek rapor talebi ile ilgili olarak delil avansını süresinde yatırmadığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile davacının 227.793,79 TL'den davalıya borçlu olmadığının tespitine, koşulları oluşmadığından davacı ve davalının tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş; karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. 4. Dairece verilen 18.02.2021 tarihli ilamla; taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra; "(2)Somut olayda; davalı şirketin, davacı köy tüzel kişiliğinden icra yoluyla talep ettiği asıl alacak; elektrik tüketim bedeli, yapılandırma borcu ve normal elektrik tüketim bedeli olmak üzere üç ayrı kalemden oluştuğu halde, mahkemece yapılandırma borcu hakkındaki talebi değerlendirilmeksizin sadece kaçak elektrik tüketim bedeli ile 20 11... yıllarına ait elektrik tüketimi talepleri hakkında yazılı şekilde karar verilmiş olması, HMK'nın 297/2 maddesine aykırıdır. (3)...Mahkemece yapılacak iş; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, 6100 sayılı HMK'nın 324. maddesi kapsamında bilirkişi raporu alınması için gerekli delil avansını yatırması için davalı şirkete usulüne uygun süre vermek, verilen kesin süre içerisinde delil avansının yatırılmaması halinde davalı ... talep ettiği delilin ikamesinden vazgeçmiş sayarak dosyadaki diğer delilleri değerlendirmek, aksi halde ise davalı şirketin davacıdan talep ettiği alacak kalemleri hakkında yeniden konunun uzmanlarından oluşturulacak bilirkişi kurulundan, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor almak ve hasıl olacak sonuca göre davacı tarafın her bir talebi hakkında karar vermek olmalıdır. Kabule göre de; 6360 sayılı kanunun yürürlüğe girmesiyle davacı köyün tüzel kişiliği kaldırıldığından, aynı Kanunun geçici 1. maddesinin 13. fıkrası gereğince davaya konu köyün mahalle olarak katıldığı belediye tespit edilerek, ihbarda bulunulması ile davacı vekiline 6100 sayılı HMK’nın 77/1. maddesi uyarınca 6360 sayılı kanun gereğince değişen davacılık sıfatı bakımından vekaletname sunması için ihtaratlı kesin süre verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususların nazara alınmaması doğru bulunmamıştır." gerekçesiyle, karar bozulmuştur. 3. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı köy tüzel kişiliği her ne kadar kaçak kullanım iddiasını kabul etmemişse de; hem kaçak tespit tutanağı ve ilgili ilçe kaymakamlık sulama sistemi yenileme ihale dosyası, hem de bozma öncesi tanık beyanlarıyla sulama sisteminin yenilenmesinin akabinde aktif olarak elektrik kullanımının gerçekleştiğinin değerlendirildiği, dosyanın bozma ilamına uygun olarak bilirkişiye tevdii neticesinde alınan kök ve ek raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, davacının takip dosyasında 233.591,71 TL ve fer-i'lerinden dolayı 93.031,62 TL borcu olduğunun, 140.560,09 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı şirketin icra takibine konu alacağı, kötüniyetli olarak takibe koyduğunun ispatına ilişkin delil yokluğundan ve kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyan yönde kanaat bulunmadığından ve alacak likit olmadığından davacı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; karar, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; tanık ve abone temsilcisi olmaksızın tutanak tanzim edilerek müvekkilinin keyfi ve usulsüz bir şekilde borç altına sokulduğunu, hesaplamanın doğru olmadığını, sadece yaz ayları sulama döneminde kullanıldığı iddia edilen elektrik bedeline ilişkin hesaplamanın hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, mükerrer takip yapıldığını, bu süre içerisinde müvekkili borcunu ödeyemediği için elektriğin kesildiğini, tarımsal sulama yapan mezra sakinlerinin elektrikle çalışan pompalama sisteminin çalışmaması üzerine ağaçların kuruması nedeniyle davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili; davada davacı olarak görünen ... Köyü Tüzel kişiliğinin taraf sıfatı sona erdiğinden taraf sıfatının resen kaldırılması gerektiğini, bilirkişilerin mevzuata hakim olmadıklarını, kaçak kullanım tarihinde yürürlükte bulunan 622 sayılı Kurul kararının gözetilmesi gerektiğini, bilirkişi raporuna karşı sunulan itirazların tek tek değerlendirilmediğini, davacının müstakil trafolu abone olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık, kaçak elektrik kullanıldığı iddiasıyla tahakkuk ettirilen alacak ile yapılandırılmasına rağmen ödenmeyen tüketim bedelinin tahsili için başlatılan takip nedeniyle borçlu bulunulmadığının tespiti istemine ilişkindir.
1. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere, önceki karar ve bozma ilamı ile kazanılmış hak teşkil eden yönlerin ise yeniden incelenmesine imkan bulunmadığının ve taraf olmaktan çıkarılan köy tüzel kişiliğinin karar başlığında davacı olarak gösterilmiş olması mahallinde her zaman düzeltilmesi mümkün bir maddi hata niteliğinde olduğu anlaşılmakla; davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davalı şirket tarafından davacı köy tüzel kişiliği aleyhine 206.828,30 TL kaçak elektrik tüketim bedeli, 4.247,30 TL normal tüketim bedeli ve 2005-2006 yıllarına ait borca ilişkin olarak 2011 yılında yapılan yapılandırma sonucu ödenmeyen 4.439,46 TL ve 2.032,30 TL olmak üzere toplam 217.547,28 TL asıl alacak ile 1.057,97 TL işlemiş faiz, 12.700,42 TL gecikme zammı, 2.286,07 TL gecikme zammı KDV'si dahil toplam 233.591,71 TL üzerinden icra takibi başlatıldığı anlaşılmaktadır. Buna rağmen Mahkemece takip talebindeki her bir alacak kalemi yönünden infaza elverişli hüküm kurulmaması doğru görülmemiştir. 3. 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanuna dayanılarak hazırlanan ve 25... günlü Resmi Gazete'de yayımlanarak 01.03.2003 tarihinde yürürlüğe giren Elektrik Tarifeleri Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 13. maddesi hükmünde, gerçek veya tüzel kişiler tarafından, sayaca müdahale edilerek mevzuata aykırı bir şekilde tüketilmesi, kaçak elektrik enerjisi tüketimi olarak kabul edilmiş, 15. madde hükmünde de, kaçak ve usulsüz elektrik enerjisi kullanımına ilişkin tespit, süre, tüketim miktarı hesaplama, tahakkuk, ödeme yöntemleri ile diğer usul ve esasların dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından belirlenerek Kuruma sunulacağı ve kurul onayı ile uygulamaya konulacağı açıklanmıştır. Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği ve anılan Yönetmeliğin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları düzenleyen, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından yayımlanan 29.12.2005 günlü ve 622 sayılı kararının “C) Tüketim Miktarı Hesaplama” başlıklı bölümünde; “Kaçak elektrik enerjisi kullandığı tespit edilen kullanım yerinde tüketilen elektrik enerjisi miktarı; 1) Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 13. maddesinin (a) bendi çerçevesindeki tespitlerde; A) Tüm müşteriler için öncelikle ihtilafsız dönemlerdeki tüketimi doğru olarak kaydetmiş olan sayaç değerine göre, (Kaçak kullanım tespitinin yapıldığı tarihten geriye dönük olarak yapılan incelemeler sonucunda, tüketim değerlerinin düşmeye başladığı tarih tespit edilebiliyorsa, bu tarihten önceki dönem ihtilafsız dönem olarak kabul edilir.) b) Doğru tespit edilmiş tüketim değeri yoksa; 1) Meskenlerde, bağlantı gücü ve ortalama aylık çalışma saatine göre (buradaki bağlantı gücü, proje varsa projesinde belirtilen gücün kullanma faktörü olan 0,60’ı, projesi yok ise, basit yapılarda 3 (üç) kW, diğerlerinde 5 (beş) kW’ın altında olmamak üzere) yöresel özellikler ve benzer yapılar göz önüne alınarak, 2) Müstakil trafolularda (müşteri veya müşteri olmayan) ölçü noktasına bakılmaksızın, besleme transformatör veya transformatörlerinin toplam kurulu gücünün kullanma faktörü olarak alınan 0.60 ile çarpımı sonucu bulunan değer bağlantı gücü olarak kabul edilir ve ortalama aylık çalışma saatine göre, 3) Meskenler ve müstakil trafolular hariç olmak üzere diğer abone gruplarında, tespit edilen kurulu gücün kullanma faktörü olarak alınan 0.60 ile çarpımı sonucu bulunan değer bağlantı gücü olarak kabul edilir ve bu değer 3 kW’ın altında olmamak üzere ortalama aylık çalışma saatlerine göre hesaplanır. Bu tür hesaplamaların yapılamaması durumunda, tüketilen elektrik enerjisi miktarı aynı yörede bulunan benzer kullanım yerlerinin ortalama tüketimlerine göre hesaplanarak tespit edilir. Çalışma saatlerine ilişkin D) Ortalama Aylık Çalışma Saatleri: 1) Meskenlerde; 150 saat kabul edilir. 2) Tarımsal sulama abonelerinde; 400 saat olarak kabul edilir. 3) Sanayi abone grubundan enerji alanlar ile turistik tesisler, akaryakıt istasyonları, hastaneler, alışveriş merkezleri gibi vardiyalı hizmet veren müşterilerden, tek vardiyalı çalışanlar için 200 saat, iki vardiya çalışanlar için 400 saat, üç vardiya çalışanlar için 600 saat kabul edilir. Vardiya sayısının tespitinde dağıtım şirketi görevlilerinin tespiti ve şirket kayıtları, bunun mümkün olmaması halinde kamu kurum ve kuruluşları tarafından verilen resmi belgeler göz önüne alınır. Çalışma saatlerinin yukarıda belirtilenlerden daha fazla olmasının tespiti durumunda ise, tespit edilen saatler esas alınır. 4) Diğer abonelerde; 250 saat kabul edilir. "ifadelerini içermektedir. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Dairemizin 19.06.2018 tarihli bozma ilamında da belirtildiği üzere, talep edilen kaçak ve kaçak ek tahakkuk bedelinin yönetmelik ve yukarıda açıklanan 622 sayılı Kurul Kararının "Tüketim Miktarı Hesaplama" başlıklı bölümünde açıklanan yöntemle hesaplanması gerektiği kuşkusuzdur. Ne var ki, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, kurul kararında açıklanan süre ve bağlantı gücü yerine, sisteme entegre motor gücünün bağlantı gücü kabul edilerek ve yine tarımsal sulama dönemi esas alınarak kaçak elektrik ve ek tahakkuk bedeli hesaplanmıştır. Hal böyle olunca; Mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilerek, takibe konu toplam bedelin denetime elverişli olarak hesaplanması için rapor alınarak, davalının alacak miktarının yukarıda açıklandığı şekilde belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. Kabule göre; dava, niteliği itibariyle nispi harca tabi olup davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilen miktar üzerinden hesaplanan karar ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, hüküm fıkrasının (4) numaralı bendinde yer verilen karar ilam harcının eksik hesaplandığı anlaşılmaktadır. Harç kamu düzeni ile ilgili olup, temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın re’sen gözetilmesi gereken hususlardandır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davacı Belediyeye yükletilmesine, 1086 sayılı Kanunun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 16.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.