Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/2153 E. 2024/9547 K. – Silahlı Terör
Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/2153
- Karar No
- 2024/9547
- Karar Tarihi
- Konu
- Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Isparta 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.09.2018 tarih ve 2018/6 Esas, 2018/293 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2.Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 14.11.2019 tarih, 2018/3070 Esas, 2019/1819 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 23.12.2021 tarih ve bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz istemi özetle, 1. 2011 yılından sonra örgüte müzahir kurumdan ayrıldığına ve örgütle bağlantısının olmadığına, 2. Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü "Yukarıda ayrıntılarıyla izah edilen gerekçe ve tartışılan delillere göre; sanığın amacını benimsediği silahlı terör örgütü FETÖ/PDY yapılanması içerisine dahil olduğu, örgüt ile organik bağ kurarak süreklilik gösteren faaliyetlerde bulunduğu, örgüt üyelerinin haberleşmelerde gizliliği sağlamak için kullandığı ... adlı internet proğramını kullandığı, örgüte müzahir olduğu için KHK ile kapatılan sendika ve örgüte müzahir dernek üyesi olduğu, ... çağrı tarihinde para yatırarak katılım hesabı açtığı, örgüte müzahir olduğu için kapatılan derneğe para yatırdığı, örgüte müzahir kurumlarda çalıştığı, örgütün düzenlediği ... ilişkin protestoya katıldığı, kendi ikrarıyla sabit olduğu üzere Özel İdare Parkında ki basın açıklamasına da katıldığı, sosyal medya hesabında örgüt lehine paylaşımlar yaptığı, çocuklarını örgüte müzahir olduğu için KHK ile kapatılan okullara okulların kapatıldığı tarihe kadar gönderdiği, örgüte müzahir internet haber sitelerinin kullanıldığı, hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçundan soruşturma ve kovuşturma bulunan 147 şüpheli ve sanıkla (4 kişinin mahrem imam olduğu) irtibatının bulunduğu, HTS raporu, banka kayıtları, SGK kayıtları, TEM raporu, dernek ve sendika üyelik kayıtları, dijital analiz raporu, sosyal medya araştırma raporu ile sabit olduğu, Her ne kadar sanığın örgütün gizli haberleşme programı olan ByLock'u kullandığına ilişkin bir tespit yapılamamış ise de örgütün özellikle gizliliğe önem verdiği ve delile ulaşmanın güç olduğu, örgütle yakın irtibatlı olan örgüt elemanlarının tedbir adı altında genellikle kendilerini gizlemeye çalıştıkları, dolayısıyla ByLock programının sanık tarafından kullanıldığının tespit edilememesinin sanığın örgüt üyeliğinin bulunmadığını göstermeyeceği, zira bir kısım aktif örgüt mensuplarının kendi adlarına olan GSM hatlarında ByLock programını kullanmadıklarının da bilindiği, örgütün gizliliğe önem vermesi, örgütün legal görünümlü illegal faaliyetlerde bulunarak devletin kadrolarını ele geçirmek şeklindeki amaçları doğrultusunda faaliyetlerde bulunduğu, sanığın da bunları bilerek ve örgütle organik bağ kurarak faaliyetlerde bulunduğu, böylece örgüt üyesi olduğu duraksamaya yer vermeyecek şekilde anlaşılmakla sübut bulan çeşitlilik ve süreklilik gösteren yukarıda ayrıntılarıyla izah edilip tartışılan eylem ve faaliyetlerinin sanığın atılı olan silahlı örgüt üyeliği suçunu oluşturacağı, zira silahlı örgüte üye olmanın örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade ettiği, sanığın silahlı terör örgütü (FETÖ/PDY) üyeliği suçundan, suçun işleniş biçimi dikkate alınarak TCK'nın 314/2 maddesi uyarınca takdiren alt sınırdan cezalandırılmasına, sanığın 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 3 üncü maddesinde sayılan silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği anlaşılmakla 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5/1 maddesi uyarınca cezasında yarı oranında artırım yapılmasına, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri göz önünde bulundurularak sanığın cezası TCK'nın 62 maddesi ile 1/6 oranında indirim yapılmasına, sanığın örgüt mensubu olduğu anlaşılmakla TCK'nın 58/9 uncu maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar vermek gerektiği yönünde vicdani kanaate ulaşılıp sanık hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (TC Anayasa m. 40,138, 141, AİHS ek 7 nolu protokol, CMK 33 vd. 231/2, 232) " B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmamıştır. IV. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, 1-Ayrıntıları Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 14.10.2019 tarihli ve 2019/3337 Esas, 2019/6048 sayılı kararında ve Dairemizin müstekar kararlarında açıklandığı üzere; silahlı terör örgütü üyeliği suçundan yargılanan, kovuşturma aşamasında kendisinin seçtiği bir müdafi bulunmadığı gibi CMK'nın 156 ncı maddesi uyarınca da re'sen müdafi görevlendirilmeyen sanığa Anayasa'nın 36 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddelerinde teminat altına alınan adil yargılanma ilkesinin zorunlu sonucu olarak CMK'nın 150 nci maddesinin 2 nci ve 3 üncü fıkraları uyarınca müdafi görevlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, savunma hakkının kısıtlanmasını netice verecek biçimde müdafi hazır bulundurulmaksızın mahkumiyet hükmü kurulmak suretiyle CMK'nın 150/3, 188/1, 197/1 ve 289/1-a-e maddelerine muhalefet edilmesi, 2- Çocuklarını örgütle iltisaklı okula göndermesini müsnet suç yönünden delil yahut örgütsel faaliyet olarak kabul edilemeyeceğinin gözetilmemesi, 3- Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, ByLock kullanıcısı olmayan, örgütün sohbet adı altında düzenlediği toplantılara katıldığına dair dosyaya yansıyan bir delil bulunmayan, faaliyetleri örgüt üyeliği suçu için öngörülen çeşitlilik ve yoğunluk boyutuna ulaşmayan sanık hakkında, örgütle irtibatının sempatizanlık düzeyini aşıp hiyerarşik yapıya girdiği her türlü şüpheden uzak kesin delil bulunmaması karşısında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar vermek gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 14.11.2019 tarih, 2018/3070 Esas, 2019/1819 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Isparta 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.09.2024 tarihinde karar verildi.